29 Mayıs 2017
SON HABERLER:

Anket

Sizce erken seçimlerde hangi parti oy kaybeder?





Sonuçlar


Serhat Kılıç
Serhat Kılıç

Serhat Kılıç (67)

Basketbol: Formanın hakkını verenler ve verdirenler

Fenerbahçe basketbol takımı Avrupa Ligi (Euro League) finalinde destan yazarak 23 sayı farktan geri gelerek kupaya uzanıyordu. Lakin adını bile anarak prim yaptırmayacağımız bir hakem adeta kupayı gasp etmiş ve CSKA Moskova’nın milyarder petrol zengini mafyalarına hediye etmiştir. Düşünün ki son periyotta tarihe geçen geri dönüşü gerçekleştiren ve son saniyelere 2 sayı önde giren Fenerbahçe kupanın bir kulbundan tutmuştu. Lakin malum hakem hücum eden Teodosiç’in net topla yürümesini görmezden gelip maçı uzatmaya götüren “hileli baskete” izin verdi. Aynı hakem maçın kırılma anı olacak Fenerbahçe hücumunda Sloukas’ın adeta futbol faulü ile yere indirilmesine bile ayakla müdahale çaldı. Saha kenarından Fenerbahçe’li basketbolcu Kalinic’e fiziki müdahalede bulunan Rus Petrol Şirketi Ceo’sunu salon dışına atıp teknik faul çalmadı...

Fenerbahçe basketbol takımının çalınan şampiyonluğu sonrası koç Obradoviç’in "Biz şampiyonluğu hak ettik. Ancak bir kişi bizim şampiyon olmamızı istemedi. Anlaşıldı mı?" sözleri durumu çok iyi anlatıyordu. Anlamamak zor değildi tabiki; Malum hakem “petrol şirketi sahibi mafyanın istediği yönde kararlar verdi.”

Diğer yanda Yunan basınında ise tüm bu tabloyu özetleyen karikatür çizimi yer almış:



Yinede formanın hakkını veren oyuncular ve formanın hakkını verdiren koç Obradoviç’e sonsuz teşekkür ederek helal olsun demek boynumuzun borcudur.

Futbol: Forma kendisine büyük gelenler

Fenerbahçe futbol takımı tarihinin en geniş imkanlı, en derin, en pahalı ve güçlü kadrosunu kurarak girdi sezona. Camia bir anda enerji yüklemesi yaptı. Taraftar, sportif direktör olarak göreve getirilen ve iş bitiriciliği ile yıldız transferleri kulübe kazandıran Terraneo’nun takımın başına getirdiği Vitor Pareira’nın “hücum oynayacağız” güzellemeleri ile  oldukça yüksek bir özgüven ile giriş yaptı sezona. Kağıt üzerinde ligin en iyi savunma bekleri, stoperleri, kanat oyuncuları ve forvetleri olan Fenerbahçe, bence özellikle Sow’un ayrılması ve yerinin doldurulamaması ile Pareira’yı değişikliğe götürdü. Nitekim Pareira da yaptığı açıklamalarda ligi daha iyi tanıdığını ve Sow’un gidişinin planlarını bozduğundan yakınarak görevde kalmak istediğini belirtmekten kendisini alamadı. Açık söylemek gerekirse Pareira giden şampiyonluğun tek sorumlusu diyemem, ancak yönetimden sonra en büyük sorumlusudur. İyi şeyler yapmıştır fakat eksileri artısına göre daha ağır bastığı için şampiyonluk gitmiştir.

  1. Pareira ligi daha iyi tanıdığını ikna etmesine rağmen Souza ve Mehmet Topal’lı iki ön libero tercihi takımı sezon boyu merkez oyunundan mahrum bırakmıştır.
  2. Diego ve Ozan’ın yanlış biçimde oynatılması da orta sahanın hızlı oynama ve hücumda üretme yetisini köreltmiştir.
  3. Önce Persie ardından da Fernandao krizlerini yönetememiş, bu durumun saha içine yansımasına engel olamayarak takımın skor kısırlığı çıtasını yükseltmiştir.
  4. Oyun içi taktik hamleler ve değişikliklerinde oldukça kötü bir hoca performansı göstermiş ve adeta kolay kazanabileceği maçları bile koparamadığı için kritik puan kayıpları yaşatmıştır.
  5. Bursaspor, Galatasaray, Osmanlıspor, Başakşehir, Konyaspor, Akhisar ve Antalya gibi ilk on içinde yer alan, biraz kalbur üstü futbol oynayan,zorluk derecesi yüksek final maçlarının hiç birisini kazanamamış ve büyük hoca vasfının yetersiz olduğunu göstermiştir.
  6. En önemlisi ise sezon başında tabiri caizse gereksiz derecede fazla cesur şablonundan, gereksiz derecede korkak şablona geçerek savunma-hücum dengesini sağlayamamıştır.


Yazamadığımız bir çok alt ve yan etkenin yanında bu saha içi ve dışı temel etkenlerde iyi yönetim gösteremeyen Pareira sınıfı geçememiş ve takımını şampiyonluktan etmiştir.

Dün oynanan Gençlerbirliği maçının da bu sebeple değerlendirmeye değer bir yanı yoktur. Şimdiki tartışma hangi hoca ile sezona girileceği yönünde olacaktır. Açıkçası bu yönetim tarzı ile hocalar gelse de istediklerini tam ortaya koyamazlar. O yüzden bunu aşabilecek Löw, Pellegrini ve Lucescu dışında vasat bir hoca gelecekse Pareira ile devam edilsin yeridir...

@serhat5407 | SERHAT KILIÇ - serhat_kilic_as@hotmail.com

Fenerbahçe futbol takımı, sezon sonlarına kadar öyle ya da böyle taşıdığı bir şampiyonluk yarışını Başakşehir'e 2-1 yenilerek bir kez daha kaybetti.

Diğer bir ifadeyle, spor literatürü içinde yer alan "loser", yani kaybeden olmaya devam etti. Bu alışılagelmiş sonucu iki açıdan değerlendirmek gerekirse:

KÜÇÜK RESİM
Saha içi taktiksel ve mental olarak aynı sorunları yaşadı durdu Fenerbahçe. Oyuncuların maçlara yeterince psikolojik hazırlık yapmadığından tutun, Vitor Pareira'nın sene başından bu yana ısrar ettiği hantal, aheste, etkisiz orta saha ve oyun şablonuna kadar birçok etken sıralayabiliriz. Dünkü maçta bunun bir turnusol kâğıdı gibiydi. Bu sebeple küçük resim içerisinde daha fazla kaybolmaya gerek görmüyorum...

BÜYÜK RESİM
3 Temmuz süreci ve devamın da kanıtladığı üzere Fenerbahçe sadece ülkenin değil, dünyanın en fazla potansiyeli olan kulüplerinden. Taraftarının bu derece direkt katkıda bulunduğu kulüp azdır. Bu imkânlara sahip bir kulüp yönetiminin ise böylesine bir potansiyeli harcadığı da! Lafı uzatmadan özetle sıralamak gerekirse: 100. yılda şampiyonluk getiren ve Şampiyonlar Ligi'nde yarı final kapısına takımı taşıyan Zico için " Ona bu şansı ben verdim ve ben gönderdim", 3 Temmuz sürecinde camiada başkanlık ve teknik direktörlük dahil her şey olan, o şartlarda yalnız başına kalmışken UEFA'da finalin kapısından dönen Aykut Kocaman için "Onu ben getirdim, ben olduğum sürece bu kulübe gelemez", " Alex'i ben getirdim, ben tuttum, ben gönderdim", "Ersun Yanal şampiyon yapmadı, ben oyuncuların parasını ödedim, şampiyon olduk", " İsmail Kartal'ı ben teknik direktör yaptım" gibi yüzlerce çarpık ve yanlış ifadelerinin sahibi Aziz Başkan, evet en potansiyel sahibi kulübü kaprisleri ve belli başlı çıkarları ile böyle "loser", durumuna getiren şahsınız ve yönetim kurulunuzdur.

Kongre üyeleriniz ile gerçek dışı yapay gündemlerinizi haykırma günleriniz gelmiş demektir...

Avutmaya ve avunmaya devam ediniz...

SERHAT KILIÇ | UKRAYNA HABER - serhat_kilic_as@hotmail.com @serhat5407

Futbolun saha içini değil saha dışını konuşarak başlıyoruz tekrar. Neden mi? Çünkü Trabzon’da bir Fenerbahçe maçı daha var. Yıllardır dile getiriyorum Trabzon şehrindeki Fenerbahçe maçları 5 yıl süreyle tarafsız sahada, hatta Trabzonspor seyircisi olmadan oynanmalı.

Bu olay bir değil, iki değil, üç değil... İki yıl önce yarıda kalan maç var... Geçen yıl koskoca bir camianın takım otobüsüne silahlı saldırı ve bulunamayan failleri var...

Tüm bunlar ortadayken bu olayları sözde şike davasına bağlayan pişkinler var. Fenerbahçe teknik direktörüne kaya parçası atıldığında, takım otobüsü balkonlardan saksı yağmuruna tutulduğunda ve kurşun hedefi olduğunda 3 Temmuz yaşanmamıştı.

Tüm bunların yanında yasa ve kanunları uygulamak yerine amigo gibi görev yaptığı ilin taraftarına, nüfusuna şirin gözükmek için çırpınan valiler var. Valilik ve emniyet birimlerinin dün sahaya giren ve hakemi şiddetli biçimde darp eden taraftarı engellemesi çok basit bir olayken, seyirci kalması inanılmazdı. Bu şehrin valisi 4 Nisan 2015’te Fenerbahçe otobüsü kurşunlandığında, kurşun değil taş diyerek olayı geçiştirmeye çalışmıştı. Dünkü olaydaki görev ihmaline nasıl bir kılıf bulacağını ise merak ediyorum.

Olayın diğer bir boyutu ise maç genel anlamda sorunsuz geçerken olayların her sene olduğu gibi aynı yerden patlak vermesi. Mehmet Topal oyundan çıkarken alkışlanmış, Fenerbahçe gol bulunca taraftar tarafından alkışlanmış, hatta bir taraftar oyundan çıkarken Nani’nin formasını almıştı. Kaldı ki maçın son anları oynanırken tekrar ismini vermek istemediğim Trabzonspor taraftar gurubunun yer aldığı tribün olayları çıkardı. Özellikle bu tribüne önlem alınmaması işte olayların en önemli çıkış noktası.
Kısaca, bu olayı artık üç beş kendini bilmez münferit holigana bağlamak anlamsız kalacaktır. Daha önce de belirttiğim gibi Trabzon’daki Fenerbahçe maçları 5 yıl süre ile tarafsız sahada oynanmalı,artık masum ve sporsever Trabzonspor taraftarı da bu vandallardan paçasını kurtarmalıdır.

SAHA DIŞI TRİBÜN VANDALLARINDAN SAHA İÇİNE...
Maçın kolay geçeceğini umarken, maç öncesi Fenerbahçe teknik direktörü Vitor Pareira’nın “kazanmaktan başka düşüncemiz yok” açıklamasını işitiyordum. Lakin Topal ve Souza ile başlayıp Konya maçındaki orta saha kurgusu soru işaretleri bırakıyordu. Diğer taraftan Galatasaray maçı ile Nani’yi forvet arkası merkezde görevlendirmeye başlayan Pareira doğruyu yapıyordu. Sırtı ve yüzü dönük oynayabilen, oyun kurabilen, asist ve gol atabilen özellikleri ile Diego ve Ozan’dan çok daha mantıklı bir hamle o bölge için Nani. Attığı golden ziyade hazırladığı pozisyonlar bunun göstergesi. Yine de Souza kaynaklı kısırlık ve ileri gidememe hastalığı ile maça başlayan Fenerbahçe sol kanat organizasyonları ile önce Hasan Ali sonra Nani ile gol hazırladı ve maçı erkenden kopardı. Burada önemli iki unsur söz konusuydu: Birincisi Nani ile birlikte kanatlarda oynayan Volkan ve Alper’in de gol bölgesine girmesi ile skor üretmesi, ikincisi ise sahada reaksiyon verecek bir rakibin olmaması. Diğer bir ifade ile galibiyetteki en temel etken Trabzonspor’un sahada ne savunma ne de hücum adına hiç bir varlık göstermemesi ve teslim olmasıydı.

Sonuç olarak Fenerbahçe, Beşiktaş’ın puan kaybı ile “çıkmadık candan ümit kesilmez” misali ile ümit taşımaya devam etti. Son virajda kim savrulup kim sağlam kalacak göreceğiz.

SERHAT KILIÇ | UKRAYNA HABER - serhat_kilic_as@hotmail.com @serhat5407

Fenerbahçe, ezeli rakibi Galatasaray’a karşı hiç bu kadar rahat oynamamıştır, özellikle de deplasmanda. Maçın ilk saniyelerinden son saniyelerine kadar öylesine net pozisyonlar bulup kaçırdı ki, golü bulamadı ve artık şampiyonluk yarışından koptu. Diğer bir ifade ile belirtmek gerekirse, Fenerbahçe artık dağılma sürecine girmiştir.

Maça doğru hamleleri yaparak başladı Pareira, Nani’yi top tutma özelliği ile serbest bırakarak oyun kurucu rolünde forvet arkasında kullandı. Alper, Nani, Volkan, Nani öylesine boş alanlar buldu ki kendileri bile bu kadar geniş alan bulacağını beklememiştir. Buna karşın Galatasaray ise ligin en kötü takımı görüntüüsünde idi. Ne savunmada ne hücumda maç boyu bir aksiyonunu göremedik ev sahibi ekibin. Böylesine bir derbide böylesine aciz bir oyunu bir daha Fenerbahçe’ye sunmazlar sanırım, bundan dolayı en azından ezeli rakibimizi şampiyonluktan ettik diye seviniyorlardır.

Sene başından beri olmaz denilen Topal ve Souza ikilisinin bile çok rahat top yaptığı, ikili mücadeleleri hiç olmadığı kadar rahat kazandığı, inanılmayacak derecede maçın başından sonuna rahat rahat ileri top taşıdıkları bir orta saha düşünün. Galatasaray’ın en çok topla buluşan oyuncusunun kalecisi Muslera olurken, onca pozisyona rağmen net kurtarışı olmadığını düşünün. Demek oluyor ki bir düzine pozisyonu bulmasına rağmen isabet konusunda sıkıntısını sene başından bu yana çözememiş bir teknik ekip ve takımından bahsediyoruz.

PSİKOLOJİK ETKENLER

Kaçan pozisyonlar ve kolay puan kayıpları ile büyük olasılıkla giden şampiyonlukta beceriksizlikten önce psikolojik faktörlerin etkili olduğu kanısındayım. Oynamadığı için maç önü toplantıısnda takım hocasına tepki verdiği gerekçesi ile kadro dışı bırakılan ve muhtemelen Fenerbahçe ile bağları kopan Caner Erkin krizi… Oyuna girip bu boş ve rahat alanlarda bile etkili olmamasına rağmen önce Nani, sonra da boş kaleye topu yuvarlamadığı için isyan eden takım arkadaşı Gökhan ile kavgaya tutuşan Diego krizi… Bunlar gösteriyor ki uzun yıllardan bu yana çekilen menejer eksikliği takım içi krizi derinleştirmiş. Tekin ekip-oyuncular, oyuncular-oyuncular, yönetim-teknik ekip arasında bölünmeler olduğu aşikâr. Buna rağmen her krizi soyunma odası ve tesislere inerek çözeceğini zanneden ve hep kaybeden bir başkan… Aykut Kocaman, Alex De Souza, Ersun Yanal, Van Persie ve en son Caner olmak üzere insan yönetiminde hep iflas eden ihtiraslı bir yönetim anlayışı… Aldığı tüm hissi radikal kararlarda hep zararlı çıkan, hiç karlı çıkamayna bir idari eskimişlik. İşte Volkan Şen’in, Nani’nin, Persie’nin, Fernandao’nun, Diego’nun kaçan gollerindeki beceriksizliğin arkasında yatan psikolojik faktörler bunlardır. Gökhan Gönül’ün maç sonu belirttiği gibi şampiyon olunamaması halinde fatura ağır olacaktır, evet! Lakin bu faturayı ihtirasları ile başkasına çıkaracak bir yönetim ve kongre üyeleri olduğu sürece bu kara delik büyümeye devam edecektir…

Sonuç olarak bu maçta kaçan goller Fenerbahçe’nin son ümit damlalarını da tüketme noktasına getirdi. Yani kaçan balık büyük oldu…

DENGE Mİ KURALLAR MI?

Maçı genel olarak izleyenler iyi maç yönettiğini düşünür Mete Kalkavan’ın dün. Lakin ekibi ile verip vermediği kararlar sonuca etki etmiştir. Henüz maçın başında Gökhan’ın dizine basan (Kırmızı kart olması gerekirdi), sonrasında Volkan’ı arkadan iterken çelme ile tahrik eden Podolski’ye kart gösteremedi. Sneijder iki çok sert faul yaparken maçı kartsız tamamladı. Nani’nin rakibine yaptığı faulü durdurmada acele ederek Galatasaray’ın tehlikeli akınını kesti. Yardımcısı Podolski’nin akınını ofsayt gerekçesi ile keserek çok net bir pozisyonu engelledi. Denge kuracağım düşüncesi ile kartları cebinde saklamanın iyi maç yönetmek anlamına gelmediğini bilmeli Mete Kalkavan ve ekibi.

SERHAT KILIÇ | UKRAYNA HABER - serhat_kilic_as@hotmail.com @serhat5407

 

Geçen hafta kaybedilen iç saha puanından sonra Fenerbahçe'nin şampiyonluk şansını neredeyse yitirdiğini düşünürken Beşiktaş'ın Kasımpaşa yenilgisi bir anda ihtimalleri altüst etti.

Fenerbahçe'nin iki galibiyeti liderliği getirecek ve şampiyonluk ibresi aniden terse dönecekti. Lakin artık emin olarak söylüyorum ki Fenerbahçe takımının önündeki en büyük engel teknik direktörü Vitor Pareira bir kez daha sahneye çıktı, Fenerbahçe, Aykut Kocaman'ın Konya Spor'una 2-1 yenilerek şansını hemen hemen yitirdi. Bu Fenerbahçe takımının bu korkak teknik direktör ve her geçen gün geriye giden performansı ile bir iki haftaya havlu atacağının sinyallerini veriyor.

Sezon başından bu yana Pareira'nın iyi yaptığı işler olduğunu düşünmekle beraber hep eleştirdik. Gelinen noktada sağlaması yapıldığında aslında hiç bir kazandırdığı olmadığını anlamış olduk. Ligin en düz ve kapasitesi düşük takımı Konya Spor takımını böyle imkânlara sahip Fenerbahçe'nin ardından lig üçüncüsü konumuna getiren Aykut Kocaman'ı kutlamak gerekir. Hatırlatmak gerekirse Fenerbahçe yönetimi önce kendisini ardından Ersun Yanal'ın emeklerini yok sayan açıklamaları ile göndermişti. Bu da yetmezmiş gibi "biz parayı verdik oyuncular oynadı" diyerek teknik direktör faktörünü hiçe sayan anlayışın bir kez daha iflas ettiğini görmeleri için ne gerekiyor? Gelelim teknik direktör faktörünün takıma kaybettirdiklerine.

  1. Sezon başından bu yana iki ön libero yani dört stoperde ısrar ederek hücum gücünü yok etti.
  2. Nani gibi gol özelliği olan, ligin ilk devresinde bunu başarıyla oynayan Nani'yi ve Bursa Spor'da forvete girerek goller atan Volkan Şen'i forvet bölgesinden hep uzak tutup çizgiye hapsetti.
  3. Hücum yapmayı sadece kanat oyuncularının bireysel çabalarına indirgedi ve gün geçtikçe daha kısır bir takım haline getirdi Fenerbahçe'yi.
  4. Merkez hücumları adına ne bir tercih değişikliği ne de varyasyon farklılıkları denedi.
  5. Caner gibi bir sol beki bir türlü kazanamadı.
  6. Kanatlardan yüzlerce orta denemesi yaparken gol bölgesine Diego ve kanat oyuncusu sokmayı hiç denemedi.
  7. Kazanma ihtiyacı olan bir takım rakip sahaya yerleşmiş iken Ozan ve Alper gibi daha defansif hamleler yaparak kendi takımına darbe vurdu.
  8. Daha da önemlisi savunmayı iyi yapıyoruz yalanı ile avuttu durdu.


Kime savunma yaptı diye sormazlar mı?

Shaktar'dan üç gol yedi elendi, BJK'den önce üç gol yedi, sonra iç saha maçında sayısız pozisyon verdi. Galatasaray'a karşı savunma yaparken Olcan'dan kafa golü yiyerek puan kaptırdı. Braga'dan dört gol yedi dağıldı. Akhisar'dan iki gol yedi puan kaybetti. Antalyaspor'dan dört gol yedi ve ağır yenilgi aldı. Celtik'ten iki gol yedi...

Diğer bir ifade ile hafif konsantre ve iyi analiz yapmış, önde basan takımlardan hep gol ve goller yedi! Tüm bu olanlar ortada iken istikrar adına gönderilmeyen Pareira'nın varlığı, Fenerbahçe takımı tarihinin en geniş ve imkânlı kadrosu kurulmuş iken şampiyonluk yolundan dışarı atma noktasına getirmiştir. Fenerbahçe yönetimi radikal kararlarını ilk kez fayda sağlayacak şekilde almalı ve Pareira ile Galatasaray maçına çıkmamalıdır.

SERHAT KILIÇ | UKRAYNA HABER - serhat_kilic_as@hotmail.com @serhat5407

Bir milli maç arasından sonra daha puan kaybetti Fenerbahçe. Sahasında Osmanlı Spor ile golsüz berabere kalarak şampiyonluk şansını yüzde 30 seviyesine indirdi. Olumlu yönleri ve kazandırdıkları olsa da Pareira bir maçı daha kayıp hanesine ekleyen yanlışlıklarda başrol oynadı diyebiliriz aslında. Resme büyük olarak baktığımızda Pareira’nın kazandırdıklarından çok kazandıramadıkları çok daha fazla. Dün akşam puan kaybı ile noktalanan Osmanlı Spor maçı da bunun bir örneği niteliğindeydi.


Maç öncesi açıklamasında rakibin tehlikeli yönlerinden, yani çok hızlı kontra atağa çıkmasından ürktüğünü belli ediyordu Vitor Pareira. Yalnızca iki forvet özellikli oyuncu (Volkan Şen ve Persie) ile çıkarak korkak ve abartılı çekingenlikle başladı maça. Sezon başından beri bir türlü kazandıramadığı orta saha hücumlarını, Lawal, Musa ve Mehmet Güven üçlüsüne yapamayacağı zaten belliydi. Josef’ten hücum üretkenliği ve girişkenliği bekleyerek geçti bütün sezon zaten. Bir iki maç haricinde tuttuğuna da şahit olamadık ya neyse… Koskocaman ilk yarıda bir hücum, maç boyunca kaleyi bulan yalnızca iki şut… Merkez sorununu iyi tespit eden Osmanlı teknik kadrosuna karşı elinde iki kozu kalıyordu Pareira’nın. Bekleri ve kanat oyuncularının kenarlardan geliştireceği akınlar ya da bireysel beceriler. Bireysel beceriler kısmı verilen arada tatile gidip gününü gün eden oyunculardan beklenemezdi zaten! Kanat akınlarını da Gökhan ve Hasan’a Umar ve N’Diaye ile baskı kurarak bertaraf etti Osmanlı Spor takımı. Böyle olunca Fenerbahçe ilk yarıyı etkili olamadan tamamladı.

İLK KEZ DOĞRUYU BULDU DERKEN…
İkinci yarıda herkes Josef çıkar Diego girer temennisinde ise de, Pareira’nın Josef değişikliğine gideceğinden umutsuzdu. Bu sefer olumlu yönde herkesi yanılttı Pareira ve Molde maçından sonra ilk kez Ozan’ı ön liberoya doğru, bir geri pozisyona çekerek Diego’nun arkasına aldı. Sezon başından bu yana en doğru orta saha şablonuna bürünen takım baskıyı kurmayı başarmıştı ki, Pareira korkak başladığı maçta, doğru düzene dönmüşken inanılmaz gereksiz ve çabuk bir karar aldı. Nani ve Fernandao’yu oyuna dâhil edip Ozan’ı çıkararak maçın başında istemediğini belirterek altını çizdiği “git-gel” oyununa itti takımı. Bu gel-git oyununda dahi yanlış dizilişte karar kıldı. Persie ve Fernandao’yu ceza alanına yaklaştırıp 4-4-2 ile gol arayacağına, bu iki oyuncuyu birbirinden ve rakip kaleden uzaklaştırdı. Takım ne oynadığını bilmeyen karmakarışık bir hal aldı. Mehmet Topal’ın canla başla mücadele etmesi ile yalancı bir baskı kurdu fakat ne doğru düzgün pozisyona girdi, ne de umutlarını muhafaza edebilecek bir sonla maçı bitirebildi.

GÜZELLEMELERLE GELEN DAĞILMA SÜRECİ
Bir takımın pozizyon vermemesi olumlu bir özelliktir. Lakin sezon boyunca bununla avunmak Fenerbahçe gibi bir takım için yıkılışa gidişin göstergesidir. Taraftarın ve camianın çoğunluğu bu uyarıyı yaparak bu günlere geldi. Teknik kadro ve yönetim üç kulvarda gidiyoruz diyerek pozisyon vermeme güzellemeleri ile hem avundu hem avuttu. Ne taktik anlamda detaylarda teknik kadro, ne de genel anlamda yönetim gerekli hamleleri yapamadı. Aziz Yıldırım, Mahmut Uslu, İlhan Ekşioğlu önderliğindeki yönetim anlayışının maksimum çizgideki çözüm arayışı tabiri yerindeyse “Aziz Silin” ve Samandıra ziyaretleri. Sportif Direktör Terrameo ile yolların ayrılmasına sebep olan da bu eski usul yönetim anlayışı.

Evet, Braga ile başlayan “dağılma süreci” Osmanlı maçı ile “yıkılma sürecine” geçiş evresine dönüşmüştür. Konya Spor ve Galatasaray deplasmanlarını peş peşe oynayacak olan Fenerbahçe için yıkılma günleri çok yakındır. Bu iki maçı alarak tekrar havaya girebilirlerse ne ala… Fakat çok zor olan bu ihtimal gerçekleşmezse, Aziz Yıldırım ve yönetiminin “kürek, boks, amatör sporlar, son kale, sivil ihtilal, paralel vb.” gibi sözlerle camiayı avutacağı günler yakındır!

SERHAT KILIÇ | UKRAYNA HABER - serhat_kilic_as@hotmail.com @serhat5407

En çok kullanılan sosyal medya etikedidir (hashtag) #uefamafia. Her ülkeden sosyal medya kullanıcıları bu yakıştırmayı yaparlar Avrupa Futbolu’nu yöneten uluslararası oluşum için.

Son olarak yolsuzluklarla gündeme gelmiş ve eski başkan Platini men cezası almıştır. Lobiciliğin en önemli unsurlardan olduğu bir yapı için adaletten bahsetmek mümkün değildir ayrıca…

Evinde gol yemeden kazanarak Braga deplasmanına giden Fenerbahçe bir kez daha #Uefamafia kurbanı oldu. Dengeli ve kontrollü başladığı maçta net ofsayt golü ile geri düştü. Ayak ve vücut olarak önde olan Braga’lı oyuncuyu görmezden gelen hakem ekibi seriyi eşit duruma getirerek başladı maça. Orta sahadaki ikili mücadelede kendisini yere bırakan Mehmet Topal’a verdiği sarı kart ve tavırları ile kendini belli ettli Hırvat hakem İvan Bebek ve ekibi. İçerisine Cüneyt Çakır kaçmış gibiydi. (Türkiye liginde skandal kararlara imza atmasına rağmen lobi gücü ile maçlar alan Cüney Çakır’dan bahsediyorum.) İvan Bebek tacı yanlış kullanan kendi arkadaşına sinirlenerek topa vuran Souza’ya da sarı göstererek kötü niyetli olduğunu ayan beyan ortaya koyuyordu. Zira daha önce daha sert tepki veren Pareira’yı uyarırken çok daha hafif bir itiraz ile Fenerbahçe Teknik Direktörü’nü de tribüne gönderdi. Fenebahçe bu şoku da yumuşatarak Nani’nin harika deparı ve ortası, Alper’in de çok güzel volesi ile tur kapısını aralayan golü bularak hakeme reaksiyon vermeyi başardı. İkinci yarıya da çok iyi başlayıp pozisyona da girdi ve ağırlığını tamamen hissettiriyordu ki Nani çok net pozisyonda pas vermek yerine kaleye vurdu ve topu dışarı gönderdi. Dönüşünde ise İvan Bebek sahneye çıktı ve inanılmaz derecede skandal bir karara imza attı. Ellerini tamamen topta sakınan ve göğsüne kapayan Mehmet Topal’a çarpan topta penaltı çaldı ve Fenerbahçe takımını 10 kişi bıraktı. İşte burada duygusallık reaksiyonları öne çıktı ve hakem amacına ulaşarak Fenerbahçe takımının dağılmasını sağladı. Sinirler iyice gerilmişti, fakat tur avantajı halen Fenerbahçe’de takımında idi. Pareira eksik kalmasına rağmen kalitesi ile kapatabileceği fiziksel açığa zihinsel geri çekilmeyi de ekledi. Oyuna Kadlec’i alarak çok büüyk bir hataya imza attı. Hâlbuki Ozan ve Raul Meireles ile orta saha direncinin yanında pas yapma özelliğini takıma geri getireceğine İvan Bebek isimli hakemin ekmeğine yağ sürdü ve art arda yenilen gollerle Fenerbahçe Avrupa’dan büyük bir haksızlık sonucu elenmiş oldu.


2002 Dünya Kupası’nda milli takımımıza karşı Brezilya maçında sergilenen hakem skandalından sonra aklımda yer eden ikinci maçı izledim dün akşam. O maçtan sonra bir Türk takımına yapılmış en art niyetli ve en sert haksızlıktır İvan Bebek ve ekibince yapılanlar. Volkan Şen’de sinirlerine hâkim olamayarak kırmızı kart görmüş ve hakeme fiziksel müdahalede bulunmuştur bu sebeple. Volkan’ın haklı ve gerekli tepkisi ölçüsünü aşmadan bitmiştir, fakat bu hadise de göstermiştir ki duygusal reaksiyonlarımızı olumlu sonuçlar doğuracak şekilde kullanamazken, olumsuz geri dönütlerle karşı karşıya kalacak şekilde kullanıyoruz.

Ayrıca futbolu ile gündeme gelmesi pek mümkün olmayan Salih Dursun’u kahraman ve o maçın hakemi Deniz Ateş Bitnel’i rezil ilan edenler, Volkan Şen’i hain Hırvat hakem İvan Bebek’i de cesur bir kahraman ilan edebilirler.

Son olarak Fenerbahçe oyuncuları ve yönetimi söylemdeki tepkilerini hakem hakkında resmi şikâyet başvurusu ve soruşturma talebi ile somutlaştırmalıdır. Böylesine bir futbol katliamınının “hata” kavramı ile açıklanması pek mümkün değildir!

SERHAT KILIÇ | UKRAYNA HABER - serhat_kilic_as@hotmail.com

Twitter: @serhat5407


Avrupa'da Fenerbahçe haftasını geride bıraktık. Kadın voleybol ve basketbolda, Avrupa kupası maçlarını kazanan camia erkek basketbol ve futbol heyecanı için TV karşısına geçti.

Liderlik maçına çıkan basketbol takımı tek ayakla sakat sakat oynayan fedakar oyuncuları ile Obradovic önderliğinde Kuban'ı yenmeyi başardı. Öncelikle son dört maç kala çeyrek finale çıkarak alkışı bir kez daha hak etti.

PLANLARI BRAGA İŞLETTİ
Futbol maçında ise kağıt üzerinin çizildiği bir maçı geride bıraktık. Dortmund, Manchester, Liverpool, Sevilla, Leverkusen gibi takımlar arasından Braga'nın gelmesi tabii ki bir avantajdır, lakin son 15 maçını kaybetmemiş ve Porto'yu geçtiğimiz hafta yenmiş sistem takımı olan Braga rakibi Fenerbahçe ve izleyenleri şaşırttı ve şaşırtıcı olduğu kadar da zorladı. Lokomotif Moskova maçındaki gibi önde basan, saldırgan oynayan, Josef'i forvete sokan oyun planı işlemedi. Braga Lokomotif Moskova'nın aksine Portekiz ekolünü sahaya iyi yansıtan bir oyun sergiledi. Öncelikle top rakipteyken alanı çok daraltarak rakibine kaleye yaklaşma şansını tanımadı.

Elindeki teknik oyuncuları ile de topu daha iyi kullanarak çok net olmasa da deplasmanda rakibinden daha etkili oldu. Risk Aldı Golü Buldu Bunların karşısında ise Fenerbahçe uzun oynamak zorunda kaldı. Volkan ve Alper'in birebir oyunları üzerinden zorlama hücumlar geliştirmek zorunda kaldı. Ayrıca Şener ve Caner'den de sıkışan oyunu açacak oyun girişkenliği ve kalitesi gelmedi. Böyle olunca da bek oyuncuları da tıpkı orta saha ve hücum oyuncuları gibi fazlası ile top kaybı yaptı. Maç golsüz beraberliğe gidiyor denildiği anda Pareira Persie de oyunda iken Nani ve Fernandao'yu oyuna dâhil ederek risk çıtasını yükseltti. İşte bu riski alırken diğer değişiklik ile dengeyi sağlayacak hamleyi yaptı ve Raul Meireles'i de oyuna alarak daha çok top tuttu ve dönen topları almaya başladı Fenerbahçe. Bunun sonucunda ise Persie ve Fernandao'nun rakip defansı kenarlara sürükleyip ilk kez bir orta saha oyuncusu merkezden dikine top sürerek kaleye doğru top sürdü. Mehmet Topal bu inisiyatif ve girişkenliğine Avrupa kalitesinde birinci sınıf bir bitiricilik ekledi ve attığı gol ile az da olsa tur şansını takımına getirdi.

Deplasmanda Anlam Kazanmalı 1-0 iç saha galibiyeti deplasmanda atılan bir golle anlam kazanacaktır. 82. dakikadaki gole kadar oyun planı tutan Braga takımına karşı planları tutmayan Pareira etkili ve farklı alternatifler geliştirmeli. Çünkü Braga'ya karşı deplasmanda oynamanın doğru alternatifler ile daha kolay olabileceği kanısındayım.

SERHAT KILIÇ | UKRAYNA HABER - serhat_kilic_as@hotmail.com @serhat5407


Son 4 maçın 3'ünü kaybedip sonuncusunda 2-0 öndeyken Kadıköy'de rakibi Akhisar'a puan kaybetti Fenerbahçe.

Bu psikolojik şans bunalımı yanında zemin demeye dilimizin varmadığı bir tarlada oynanacaktı maç. Bir önceki maçını zemin dolayısı ile Balıkesir Stadı'nda oynayan Akhisar yönetimi fırsata dönüştürmek istediği için maçı başka stadyuma almak istemedi.

Peki ya TFF?

Sporcu sağlığını tehdit eden bu zeminde futbol oynanmasına nasıl izin verdi?

Kum ve toprak ile doldurulmuş delik deşik bir zeminde oynayacaklarının farkında olan Pareira maç öncesi teknik oyunun mümkün olmayacağını ama bunun mücadele etmeye engel teşkil etmeyeceğini belirtti. Buna göre taktik uygulayacaklarını da ekledi demeçlerine. Bu şartlarda gerekeni yaptı ve UEFA mücadelesi veren rakibini 3-0 gibi net skorla mağlup etti. Başarılı Rotasyonlar Fenerbahçe Nani, Markoviç, Alves, Gökhan ve Caner'den yoksun gitti Manisa'ya. Teknik direktör Pareira'nın en başarılı olduğu konulardan birisi her oyuncusunu her daim hazır tutması ve oynatması. Bu sayede eksiklerin yerine şans bulan oyuncular görevini yapmanın da ötesinde maça skor olarak etki eden isimler oldu.

Kadlec savunmada hamleli dikkatli hatasız oynadı.

Hasan Ali bütün takım oyununun merkez istasyonu oldu.

Fenerbahçe tüm ataklarını Hasan ile başlattı ki yayıncı kuruluşun ısı haritasında en sıcak bölge Fenerbahçe takımının sol kenarıydı. Şener ise attığı harika gol ve yaptığı asist ile kilit açan oyuncu oldu. Aslında zemin şartları nedeniyle Pareira'nın Fernandao ve Ozan ile başlayıp Diego ve Persie'yi kenarda oturacağı beklentisi içindeydim. Fakat Pareira oturan düzeninden geri adım atamadı. Fenerbahçe hücumda gene tıkanıklık yaşasa da rakibini de uyuttu. Duran toplar ve uzaktan şut ile gol arayacağı bekleniyordu.

Nitekim önce Diego denedi sonra Şener'in golü ile kilidi kırmış oldu. Golde Fenerbahçe rakibini sola çekerek oyunun yönünü aniden değiştirerek atağına genişlik ve derinlik kattı ve skoru elde etti. Sonrasında savunma futbolundaki pratiği başarı ile uyguladı. Bu kez başarılı olduğu nokta özellikle Alper ve Volkan'ın hareketli, hızlı ve delici oyunları ile daha hızlı rakip kaleye gitmesiydi. Çok mu gitti hayır, ama gittiğinde golleri buldu ve rahat bir galibiyet elde etti. Saha şartlarına rağmen mücadele ederek kazandı.

SERHAT KILIÇ | UKRAYNA HABER - serhat_kilic_as@hotmail.com @serhat5407

Avrupa Ligi'nde Moskova deplasmanından beraberlikle dönerek, ilk maçtaki 2-0 galibiyetin avantajı ile ilk 16'ya kaldı Fenerbahçe. Hasan Ali'yi Caner'in yerine oynatması dışında başka bir kadro değişikliğine gitmedi Vitor Pareira.

İçerdeki ezici oyun üstünlüğünün aynı şekilde deplasmanda gösterilmesini beklemek iyimserlik olurdu, yine de bu kadar da tutuk ve etkisiz bir oyun beklemiyordum.

Maça baskıyı ikinci bölgede ve geride yaparak başladı Fenerbahçe ve doğru olan da buydu. Buna rağmen Mehmet Topal, Souza ve Ozan üçlüsünden oluşan orta saha hemen hemen her deplasmanda olduğu gibi oyunu açma ve pas yaparak topa sahip olma konusunda çok yetersiz kaldı. Böyle olunca Nani ve Volkan Şen'in bireysel çabalarıyla hücum bölgesine top taşımaya çalıştı Fenerbahçe takımı. Nani topla ve kendi ile mücadele etmeye devam ederken Volkan ise son hamleye kadar mükemmel işler yaparken topu Persie'ye aktarma konusunda sınıfta kaldı.

Duran Top Karmaşası Vitor Pareira'nın anlamadığım duran top taktiği inadı Fenerbahçe için pahalıya mal oluyordu. İlk devre biterken kullanılan kornerlerdeki paslaşma ısrarı topu kaleciye kadar götürünce maçın başından beri pas hatası yapan Fabiano hatasını tekrarladı ve Fenerbahçe devreye yenik girdi. Topal, Josef, Kjaer, Altes hatta Nani ve Persie gibi hava topları ile skor üretecek çok oyuncusu olan bir takımın her korner atışını böyle kullanması çok ilginç.

İkinci yarıda Persie, Ozan, Hasan Ali ve Volkan rakip savunma üzerine biraz olsun dikine gitmeyi deneyince rakibin iki ön libero oyuncusu kart gördü. Bu arada Fenerbahçe takımı savunma oyunu oynarken bile inanılmaz iki pozisyon verdi, bu pozisyonların golle sonuçlanmamasına teşekkür etmeli oyuncular ki maçın kırılma anları anlamına geliyordu.

İçine Mustafa Denizli kaçan, Pareira takımın rakibe karşı dikine gidebilecek, topu ileri taşıyabilecek ve asist yapabilecek iki oyuncusu Alper ve Caner varken Pareira orta sahaya bir stoper daha aldı. Kjaer, Alves, Kadlec, Mehmet Topal ve Souza ile adeta 5 stoper gibi katı defans mantığında çare aradı Pareira.

Tribünleri boş, futbol ekolü ve kültüründen uzak, kadrosu Fernandes dışında Türkiye ligindeki Mersin ve Sivas kadrolarından daha geride diyebileceğimiz bir rakip Lokomotif Moskova...

Bu ekibe karşı bile bu kadar etkisiz görüntü önümüzdeki turlar için soru işareti oluşturuyor. Paslaşma inadından vazgeçerek, direkt ortayla kullanılan kornerden gelen Mehmet Topal'ın şans golü turu getirdi getirmesine, ancak bundan sonraki aşamada bir kaç takım haricinde Şampiyonlar Ligi kalitesinde takımların olduğu Avrupa Ligi için bu mantık ile başarılı olmak oldukça iyimser bir temenni olacaktır.

SERHAT KILIÇ | UKRAYNA HABER - serhat_kilic_as@hotmail.com @serhat5407

JPAGE_CURRENT_OF_TOTAL

Yunus Erdoğdu

Ben, ezelden beri mülteciyim.

Ben, ezelden beri mülteciyim.

Yaklaşık yedi asır evvel Anadolu coğrafyasına iltica eden, Türkmen milleti...

Hits:405Devamı...

Referandum, sonuçlarına güvenir misiniz?

Referandum, sonuçlarına güvenir misiniz?

Toplumda, güven bunalımı var. İnsan, güvene en çok; fitnenin arttığı,...

Hits:2397Devamı...

İsmail Bahar

Nisan bahar türküsüdür

Nisan bahar türküsüdür

Nisan bitmek üzere, gec kaldığımı biliyorum ‘bahar’ demeye... Mart’ın 1’ini, 21...

Hits:2492Devamı...

Kayısı çiçeği

Kayısı çiçeği

Bahar vakti kar yağar mı?En azından hiç beklemeyiz yağacağını.Cenâb-ı Hakk’ın...

Hits:30417Devamı...

Şükrettin Aslanoğlu

Kutlu Doğumun Ya Rasulallah!

Kutlu Doğumun Ya Rasulallah!

Sensizliğin en büyük yaramız olduğu mevsimlerdeyiz Ya RasulAllah…Merhemimiz sen ol...

Hits:1518Devamı...

Kapkara bir gecede dolunay gibi

Kapkara bir gecede dolunay gibi

Şaban-ı Muazzam’ın 15. gecesi... Adlandırıldığı şekliyle Beraat Gecesi, Beraat Kandili...Karanlığı...

Hits:25535Devamı...

Kerem Aslan

Myanmar’a yardım! [2]

Myanmar’a yardım! [2]

Myanmar, Myanmar Birliği Cumhuriyeti, Burma, Birmanya Kasırgalar, yokluklar,yoksulluklar... Bazen bu sıkıntılarla, bazen...

Hits:363Devamı...

Myanmar’a yardım! [1]

Myanmar’a yardım! [1]

Myanmar önceden beri hep yardıma ihtiyacıyla tanıdığım, bildiğim bir ülke...

Hits:355Devamı...

Bilişim

[FOTO GALERİ] Kodak sahneye Ektra akıllı telefon kamera ile çıkıyor

[FOTO GALERİ] Kodak sahneye Ektra akıllı telefon kamera ile çıkıyor

Söz konusu fotoğraf makineleri olduğunda, birçoğumuz için Kodak markasının ayrı...

Hits:394Devamı...

Whatsapp, Ukrayna'da da çöktü!

Whatsapp, Ukrayna'da da çöktü!

Dünyada bir milyardan fazla kullanıcıya sahip akıllı telefon uygulaması Whatsapp'de...

Hits:14978Devamı...

Otomobil

Tam cadılık: yerli dedikleri Cadillac çıktı

Tam cadılık: yerli dedikleri Cadillac çıktı

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, yerli otomobilin prototipinin...

Hits:253968Devamı...

[FOTO GALERİ] Türkler, Ukraynalılardan 20 yılsonra Lexus ile tanışacak

[FOTO GALERİ] Türkler, Ukraynalılardan 20 yılsonra Lexus ile tanışacak

Japon otomotiv devi Toyota’nın 1989’da kurduğu lüks segment markası Lexus,...

Hits:355204Devamı...

Flag Counter



Alexa Certified Traffic Ranking for http://ukraynahaber.com/

TÜRK BASINI
Birgün
Cumhuriyet
Yeni Asya