Yunus Erdoğdu

Persona non grata!

 Dünya 5’ten büyüktür derken 10’ndan da büyük olduğu anlaşıldı.

“Persona non grata” (istenmeyen kişi), bu cümleyi ilk defa mesleğe başladığım ilk yıllarda yani yaklaşık 20 yıl önce Türkmenistan’da duymuştum. Rahmetli Türkmenbaşı (Saparmurat Niyazov) da bir elçiyi istenmeyen adam ilan etmiş 24 saat içerisinde ülkesini terk etmesini istemişti.

Türkmence gazetelerin, sür manşet Latince “Persona non grata” manşeti ile çıkınca şaşırmıştım.

AKP’li Reisicumhur Recep T. Erdoğan’da 10 ülkenin büyükelçisi için “istenmeyen kişi” işlemlerinin başlatılmasını istedi. Dün yaptığı bir açıklamada; Erdoğan: “Dışişleri Bakanımıza talimatı verdim, ‘Bu 10 büyükelçinin istenmeyen adam ilan edilmelerini hemen halledeceksiniz’ dedim” diye konuştu.

Anlaşılan o ki Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu artık Erdoğan’ın talimatlarını iplemiyor ya da ABD, Fransa, Almanya, Hollanda, İsveç, Norveç, Finlandiya, Danimarka, Kanada ve Yeni Zelanda, Reis’ten daha ağır basıyor.

Türkmenbaşı esaslı adamdı bir kanun hükmünde kararname (KHK) ile büyükelçinin işini bitirmişti. Haddi zatında büyükelçiler de güven mektuplarını bizatihi reisicumhurun kendisine sunmakta. Yani işin muhatabı resmiyette dışişleri bakanı olsa da kararı reisicumhurun kendisi alıyor. Türkmenbaşı gibi neden bir kararname imzalayıp işi bitirmiyor da meseleyi gündem değiştirme argümanına dönüştürüyor?

Muhalefet zaten her “milli” meselede olduğu gibi büyükelçiler, Twit attığında da saflarını, Erdoğan’dan yana almışlardı. Dolayısıyla muhalefetin bile karşı durmadığı bir durumda, Erdoğan neden, elçilerin sınır edilmesi işini başka merciye bırakıyor?

Reis kendisi değil mi? Yiyorsa çek işte fişi gönder dünyanın en büyük elçilerini…

Yer mi? Yemez! Kendi beslemesi medyası bile manşete taşımaya cesaret edemedi hadiseyi.

Çünkü gazeteciler bilir işini, Erdoğan’ın taksi durağında içtiği çayı manşet yapan Sabah, 10 ülke elçisinin “istenmeyen kişi” ilan edilmesini göremedi bile.

Avrupa’da öyle rastgele tükürürsen tükürdüğünü yalatırlar adama. O nedenle Avrupalılara tükürürken de dikkat edeceksin.

Dünya 5’ten büyüktür derken, 10’ndan da büyük olduğu, Türkiye’nin de devlet olmaktan uzak bir kişinin insafına terk edilmiş bir toprak parçası olduğu anlaşıldı.

Ne olmuştu?

18 Ekim’de iş insanı Osman Kavala’nın tutukluluğunun dördüncü yılı nedeniyle ABD, Fransa, Almanya, Hollanda, İsveç, Norveç, Finlandiya, Danimarka, Kanada ve Yeni Zelanda’nın imzaladığı ortak bir açıklama yayımlandı. Açıklama, ABD, Almanya ve Kanada başta olmak üzere bazı ülkelerin Ankara’daki büyükelçiliklerinin sosyal medya hesaplarında da paylaşıldı.

Açıklamada şu ifadeler yer aldı:

“Bugün, Osman Kavala’nın tutukluluğunun başlamasının 4. yıl dönümü. Daha önce verilen beraat kararının ardından farklı davaların birleştirilmesi ve yeni davaların açılması yoluyla davasında süregelen gecikmeler, demokrasiye, hukukun üstünlüğüne ve Türk yargı sisteminin şeffaflığına gölge düşürüyor.

“Kanada, Fransa, Finlandiya, Danimarka, Almanya, Hollanda, Yeni Zelanda, Norveç, İsveç ve Amerika Birleşik Devletleri büyükelçilikleri olarak birlikte, Türkiye’nin uluslararası yükümlülükleri ve iç hukukuyla uyumlu şekilde, bu davanın adil ve hızlı biçimde sonuçlandırılması gerektiği kanısındayız. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin bu husustaki kararları doğrultusunda Osman Kavala’nın derhal serbest bırakılmasının sağlanması için Türkiye’ye çağrıda bulunuyoruz.”

Açıklamanın ardından, 10 ülkenin Ankara büyükelçileri Dışişleri Bakanlığı’na çağrıldı. Salı günü büyükelçiler dışişleri bakanlığına gittikten sonra Bakanlık’tan yapılan açıklamada, “büyükelçilerin uyarıldığı” belirtildi.

21 Ekim’de de Erdoğan, Afrika seyahati dönüşü uçaktaki gazetecilerin sorularını yanıtlarken “Bakın şimdi AİHM (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi) bir karar almış. Bu Kavala denilen Soros artığıyla ilgili olarak Türkiye’yi adeta burada mahkum etmek istiyorlar. 10 tane büyükelçi bu açıklamayı niye yapar? Bu Soros artığını savunanlar, bunu nasıl bıraktırırız gayreti içindeler. Söyledim Dışişleri Bakanımıza, bizim bunları ülkemizde ağırlamak gibi bir lüksümüz olamaz.” demişti.

Ardından da Osman Kavala yazılı bir açıklama yaparak artık duruşmalara katılmayacağını ifade etti:

“Bana yöneltilen suçlamalar herhangi bir delile dayanmıyor olmasına rağmen dört yıldır tutukluyum. Cumhurbaşkanı’nın hüküm giymemiş ve yargılaması devam etmekte olan bir kişiye yönelik aşağılayıcı ve lekeleyici ifadeleri, insan haysiyetine saldırı niteliğindedir. Bunlar suçlu olduğum algısı yaratan ve yargıyı doğrudan etkileyen mesajlardır.

Osman Kavala

“Bu şartlar altında adil bir yargılama yapılmasına imkân kalmadığından, bundan sonra duruşmalara katılmamın ve savunma yapmamın anlamsız olacağına inanıyorum.

“Hukuk devletini savunan bir yurttaş olarak, yargının maruz kaldığı bu durumu meşrulaştırıcı bir edimde bulunmanın doğru olmadığını düşünüyorum.”

Muhabir: Yunus Erdoğdu | Kıyiv – yunuserdogdu@hotmail.com

Twitter: @erdogduy

Olay yerinden Canlı Yayınlar için : Twitter: @ukraynahaber

Facebook: facebook.com/erdogduy

İnstagram: instagram.com/ukraynahabercom/

Son Dakika için Telegram Haber Kanalımız:
https://t.me/ukraynahaber
Haber İhbar Hattı WhatsApp:

Ukrayna Haber

Ukrayna'nın, ilk Türkçe haber sitesi.

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu