Yunus Erdoğdu

Dünya birlik günü ne zaman?

Halkların “el birliği” nasıl olur?

Evvel zaman içinde; Batı Ukrayna Halk Cumhuriyeti ile Ukrayna Halk Cumhuriyeti hükümetleri ve ordu komutanları arasında bölgesel çıkarlara dayanan bir çatışma vardı.

Zamanla, akil adamlar savaşarak birlik olmayacağını anladı. Uzun bir müzakere süreci sonunda doğu ve batı Ukrayna 22 Ocak 1919’da anlaşarak birleşti. Birleşti birleşmesine ama Sovyetler birliği dönemi başladı.

Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB)’de bir cumhuriyet olan, Ukrayna henüz bağımsızlığını kazanmamıştı…

Belki de dünya tarihinin en uzun insanların el ele tutarak oluşturduğu “canlı zincir” 21 Ocak 1990 Pazar günü halka halka büyüdü.

“Ukrayna Dalgası” girişimiyle, milyonlarca insanın el ele tutuşmasıyla “canlı zincir” ortaya çıktı. Ülkenin batısındaki; Ivano-Frankivsk’den (Lviv üzerinden) Kıyiv’e uzandı ve Ukrayna’nın bağımsızlığına doğru atılan bir adım oldu.

El ele tutuşan insanların oluşturduğu zincirin uzunluğu 770 kilometreyi aştı.

Bana bu yazıyı yazdıran şu el ele tutuşan insanların fotoğrafı oldu. Bugün Ukrayna’nın toprak bütünlüğü, Rusya’nın Kırım’ı geçici işgali ve yine Moskof’un fitnesiyle Donbas’ta ki ayrılıkçılar nedeniyle muvakkaten bölünmüş durumda.

Tarihte el ele tutuşup bir canlı zincir kuran, Ukrain milletinin evlatları yeninden elbirliği yapacaktır.

Peki, elbirliği, ağızbirliği nasıl olacak?

Kardeşinle, akrabanla, komşunla, hemşehrinle ayrım yapmadan bütün bir dünya ile kucaklaşabilir misin?

Komşularla sıfır problem derken sıfır komşu bırakan bir siyasi iktidarla bu iş zor, bu girişimin motoru sivil inisiyatif olmak zorunda.

DÜNYANIN BİR BİRLİK GÜNÜNE İHTİYACI VAR
Dünyadaki 8 milyar insanın el ele tutuşmasına çok ihtiyaç var. Hayal edin; doğu -batı, güney-kuzey, bütün halklar el tutuşmuş canlı bir zincir oluşturmuş.

Silahlar susmuş, zulüm bitmiş bir anlığına ne güzel olur.

Dünyada böyle bir manzara ancak; bölücüleri, faşistleri, ırkçıları, silah tüccarlarını, koltuğuna yapışan dikta rejimlerini rahatsız eder.

Böyle bir manzaradan rahatsız olanlar, kendini vicdanını insanlığını gözden geçirsin. Bu dünyada el ele tutamadığın insanlarla, ahirette nasıl birlik ve beraberlik içinde olacaksın?

Sırat köprüsü bu dünyada geçilir. Mutluluk zirvesine ancak; hasetlik, cimrilik, kıskançlık köprüsünden geçenler ulaşır.

Hangi ırktan gelirsek gelelim insan olabilecek miyiz? Asıl mesele bu.

Nedir bizi hayvanlardan, bitkilerden daha üstün kılan?

Bize bahşedilen iradenin hakkını insanlığın faydası için verme zamanı gelmedi mi?

Ümidimizi kıran şeyler neden bizi iyiye doğru teşvik etmiyor?

Geleceğimiz, çocuklarımız da mı bize ümit vermiyor?

Çiftçi toprağa attığı tohumdan, koyun-kuzusundan, öğretmen-öğrencisinden, komutan-askerinden, ana-baba evladından, ağabey- abla kardeşinden, ümit keser mi?

Kötülere biat edip, “çok iyi makamlara” gelebilecekken, kendisini Meriç’e, Ege Denizine atan yurt dışında seralar kuran gönül erlerinin aktiviteleri de mi size ümit vermiyor?

Sözlükte; vefa, ümit, azim, irade, kararlılık, gayret, niyet bu kavramlar neden var?

Ümitsiz bir toplum, hedefsiz bir gemi gibidir; hiç bir güç, hiçbir rüzgâr yardım edemez.

Alevi, Şii, Sünni, Ermeni, Türk, Kürt, Arap, Laik, Seküler, Müslüman, Hıristiyan… Ötekileştirilen her kesim birbirini suçlamayı bıraksa araya fitne tohumu atanlar da ortaya çıkar.

Ümit kaynağı yok diyenlere; “Biz buradayız! Daha ölmedik! Ayağımız hala aynı yere basıyor.” demek lazım.

Meseleyi sadece belli bir coğrafyada rahatlamak olarak ele almayın. Kanada, Danimarka, Finlandiya, İsveç, Yeni Zellanda gibi birçok gelişmiş ülkenin vatandaşları mutlu huzurlu çatışmadan yaşıyor.

Biz ise bu devletlerin liderlerinin mütevazılık capsleri ile huzuru arıyoruz.

Bahar her yere geldiğinde bahardır. Hakiki mutluluk sen güldüğünde değil herkes güldüğünde mutluluktur.

Güzel günler gelecek hiç şüpheniz olmasın.

Dünyanın bir köşesinde insanlığın kaderi ve geleceği için gözyaşı döken ve ıstırap çeken varsa ümit vardır. Bütün mumlar söndüğünde kalan son mum ümittir.

Hz. İsa (aleyhisselam) şehir şehir gezip insanlara öğüt veriyor.

Bir beldede insanlar, merakla Hz. İsa’yı bekliyor.

Hz İsa, geliyor ve “Size Rab’bin rızası için tek bir buyruk veriyorum: Birbirinizi sevin.” diyor ve susuyor.

Bekleyen kalabalık hayretle, “Başka bir mesaj sözün yok mu?” diye merakla soruyor.

Hz. İsa, yine sadece “Birbirinizi sevin” diyor. Halk bir türlü anlayamıyor sevgideki sırrı, bunca yolu sadece bir çift söz için mi geldi diyor?

Hodri meydan, birbirimizi çıkar sağlamak için değil, karşılıksız sevelim.

Bakalım dünyada tek bir sorun kalıyor mu? Başka bir şeye gerek var mı görelim!

Bizim işimiz birbirimizi sevmek, içimizdeki sevgi tohumunu sulamak…

Ta ki sevgi ağacı fidan olacak, çiçek açacak, sevgi meyvelerini verecek ki çocuklarımız o meyveleri toplayacak.

Ümidini başkalarının yok oluşuna bağlayanlar da var.

Unutmayın farkına varmadan yanan son mumu da söndürebilir ve sosuz karanlıkta kalabilirsiniz…

İnadına; ümit, sevgi, kardeşlik, adalet, insanlık, el birliği, ağız birliği diyelim…

Muhabir: Yunus Erdoğdu | Kıyiv – yunuserdogdu@hotmail.com

Twitter: @erdogduy

Olay yerinden Canlı Yayınlar için : Twitter: @ukraynahaber

Facebook: facebook.com/erdogduy

İnstagram: instagram.com/ukraynahabercom/

Son Dakika için Telegram Haber Kanalımız:
https://t.me/ukraynahaber
Haber İhbar Hattı WhatsApp:

Ukrayna Haber

Ukrayna'nın, ilk Türkçe haber sitesi.

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu