Ukrayna Savaşı Sayılarla
Ukrayna Savaşı Sayılarla
Ukrayna'daki savaşın birinci yılında Rusya'nın kayıpları.
Medya

Hocaefendi ile konuşmak suçmuş gibi gösterilemez!

Fethullah Gülen Hocaefendi’nin onursal başkanlığını yaptığı Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı, yolsuzluk ve rüşvet operasyonunun ardından yaşanan gelişmelerle ilgili önemli açıklamalarda bulundu.

Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı (GYV), bir basın toplantısı düzenleyerek son dönemde yaşanan gelişmeleri değerlendirdi. Hizmet Hareketine yönelik ağır itham ve suçlamalara  tepki gösteren GYV Başkanı Mustafa Yeşil, “Almak değil vermek üzerine kurulmuş bir çete gördünüz mü?” diye sordu. Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Haşhaşiler benzetmesiyle ilgili,  “Hizmet 50 yıllık süre içinde hesabını halka veren gönüllü teşkilattır. Haşhaşiler gibi karanlık tarihe geçmiş, uyuşturucu kaçakçılığı olan ve Nizamülmülk’ün öldürülmesi ile sonuçlanan bir yapı ile Hizmet’in benzetilmesi kabul edilemez.” ifadesini kullandı.

Beşiktaş Conrad Otel’te düzenlenen basın toplantısında konuşan GYV Başkanı Mustafa Yeşil, 17 Aralık’ta meydana gelen yolsuzluk operasyonlarının direkt olarak camia ile ilişkilendirilmesinin kabul edilemez olduğunu söyledi. Çete, örgüt ve paralel yapılanma diyerek milyonların gönül verdiği Hizmet hareketinin töhmet altında bırakıldığını, camiaya iftira atıldığını belirten Yeşil, “Hizmet’in görünen insanlarını suçlamak için hukuk çerçevesinde kalarak bir delil ortaya sunmanız gerekir. Aksi takdirde yapacağınız her iş, McCarthy dönemini hatırlatır.” dedi. Yeşil, önceki akşam internete düşen Hocaefendi’nin ses kayıtlarının illegal bir şekilde dinlendiğini, içerikte hiçbir suç unsuru olmadığını ve devletin mutlaka dinleme yapanları bulması gerektiğini kaydetti. Mustafa Yeşil’in açıklamaları özetle şöyle:

HAŞHAŞİLER BENZETMESİNE SERT TEPKİ

“8-10 yıla yakın vesayetçi dönemin ardından AK Parti, demokrasi adına ciddi adımlar attı. İnanç ve fikir özgürlüklerinin altının çizilmesi, vesayete karşı mücadele, AK Parti’yi desteklememizin en önemli sebepleri arasında yer alıyor. Dershanelerin kapatılması, lağvedilmesi kamuoyunda, bu ilkelerle kazanılmış hamle, mesafe ve değerlerin kaybedilmesi endişesine yol açtı. Bu bir sektörü kaybetmek değil, demokratik kazanımlarla ilgisi olmayan ‘acaba geriye mi gidiyoruz’ endişesini taşıyan bir yaklaşımdır. Hizmet, bugüne kadar tepkilerini demokratik çerçevelerde, sivil bir kuruluş olmanın ilkeleri içinde kalarak göstermiştir.

Operasyonlarla birlikte zarar ve dış ayak vurgusu yapıldı. Cemaatin alternatif arayış içine girdiği, Erdoğan’sız bir AK Parti istediği asla hakikate dayanmamaktadır. 17 Aralık’ta meydana gelen yolsuzluk operasyonlarının direkt olarak camia ile ilişkilendirilmesi kabul edilemez. Zaman zaman yolsuzluklar olmuştur. Daha önceki dönemlerde de olmuştur. Yolsuzlukların ortaya çıkışı ile birlikte söylem son derece inciticidir. Zira Hizmet bugüne kadar sivil çerçevesi içinde kalma hassasiyeti gösterdi. 50 yıllık Hizmet’in gerek eğitim gerek insani yardım ve yurtiçi ve yurtdışı katma değerle birlikte belli çevrelerin ithamları 8 yıl yargılama konusu yapıldı. Beraatle sonuçlandı.

Hizmet, 50 yılda hesabını halka veren bir gönüllü teşkilattır. Attığı her adımı milyonların önünde atmıştır. Hizmet, uyuşturucu kaçakçılığı yapan, toplumu tehlikeye sokan illetli bir yapı diye tarihe geçen Haşhaşilerle telif edilemez. Hizmet için silahlar, uyuşturucular koyalım, örgüt listesine alalım iddiaları tutmadı. İki polis bir jandarma ile terör örgütü ilan ederiz iddialarının olduğu süreçte, en ufak bir kaygımızın olmadığının altını çizeriz. 160 ülkede 2 binden fazla kurum kuruluşla gayret ve emeğin içindeyiz.

Ülkede hepimizin sorumluluğu, medyamızın sorumluluğu çoktur. İdarecilerin sorumlulukları fevkalade önemlidir. Her söz ülkenin bütünlüğünü korumalı. Aksi durumda, kendi bindiğimiz gemiyi batırmaktan farkı yoktur.

HUKUKU ASKIYA ALMAK YANLIŞ

Yolsuzluk operasyonundan sonra yargıya müdahale, emniyet ve yargı mensuplarının yerinin değiştirilmesi, siyasi dilin kutuplaşması, kamplaştırması bizim açımızdan endişe vericidir. Bu üslup, fırsat bekleyenlere altın tepsi içinde fırsat sunmaktır. Ötekileştirmeden, gönül gönüle söylemlerle yeni bir dönemi inşa edemezsek yarın bir araya gelemeyiz. Kontrolsüz mihrakların hedefi oluruz.

Ne olursa olsun, bu ülkede hukukun üstünlüğü konusunda ittifak etmek zorundayız. Yargının hatalarını yargıyla çözmek zorundayız. Hukuku askıya aldığınız ülkede ifade özgürlüğünüz gider. Mahrumiyet, can güvenliğiniz gider. Toplumsal uzlaşı ve barış tehlikeye girer. Hukuk çerçevesinde kalmak şartıyla, devlet içinde ‘ur’ telakki edilen bir yapı varsa bütün delilleriyle üzerine gidilmeli. Ancak elde bir delil, belge olmadan bir kitleyi itham etmek, milyonlarca seveni olan bir hareketi çeteyle örgütle suçlamak ve yine yapılan bütün çalışmaları görmezden gelerek yanlış tarihi referans vermek tehlikeli ve endişe vericidir.

Yargılamalarda hiçbir şey kusursuz olmuş denemez. Vesayetin yıkılmasında önemli rol alan yargının bugün çete ve cunta şeklinde adlandırılmasını anlamak mümkün değil. AK Parti’nin geçmiş dönemlerde referans ettiği ve üzerinde durduğu hukukun üstünlüğü, AB normları konusunda bu savrulmanın önüne geçilmesi gerekir. Hukuk çerçevesi içinde kalmak zorundayız. 17 Aralık yolsuzluk operasyonu ile birlikte yolsuzluklar üzerine gidilmedikçe konuşulanlar, gündem saptırması olarak algılanacaktır. Hukuk, yolsuzluk yapanların üstüne gidecektir.

GÜLEN’LE KONUŞMAK SUÇ GİBİ GÖSTERİLİYOR

Dinlemelerle ilgili olarak uluslararası alanda devletin güvenlik güçleri tarafından yapılmamışsa bunlar ancak devlet aracılığı ile bulunabilir.   Bank Asya gündeme getirildi. Karışıklığın içinde bir bankanın iradi ve kasıtlı olarak batırılmak istenmesine karşılık Sayın Gülen’e itibar ederek değişik yollarla fikirlerini beyan eden insanların fikirlerini almak kadar doğal ne olabilir.

Hocaefendi’nin zaman zaman dostlarının telefonu vasıtası ile duygu ve düşüncelerini aldığı zamanlar olmuştur. Gülen ile konuşmak suçmuş, paylaşmak büyük bir cürümmüş, örgüt işiymiş havasında yansıtma anlayışı zihniyet açısından nerelere kadar savrulduğumuzu ortaya koyuyor.

İRTİCA YERİNE CAMİA SUÇLAMASI

Geçmiş dönemde irtica merkeze alınarak toplumumuzda meydana getirilen huzursuzluk bugün kaygı ve endişeyle izlediğimiz camia ile yapılmak isteniyor. Bu, milyonlarca seveni dışında ülke açısından da ciddi bir yıpratma çalışmasıdır. Camianın içinde örgüt, çete, paralel yapı olduğu tamamen iftiradır. Bunu söyleyenlerin, en azından hukuki olarak bilgi-belge ortaya koymaları gerekmez miydi? Dosya dosya yargıya intikal eden konularla ilgili kaygılarınızı ifade ederken yargıya uğramamış konuları nasıl seslendirebiliyorsunuz? Bunlar ciddi sorumluluk oluşturan, ülkenin geleceğini riske eden yaklaşım ve değerlendirmelerdir. Bu ülkenin en zirvesinde olan insandan sokağında olan insanına kadar herkesin bilinçli ve şuurlu katkı yapacak bir üslupta olmasını arzu ediyoruz.

Hukukun üstünlüğü noktasında kararlı yürüyüş tek kurtuluş noktamızdır. Milletin sorumluluğunu üstlenen insanların bunu yapacağı kanaatindeyiz. Kim bu noktada bir adım atarsa Hizmet 10 adım atmaya hazırdır. Elverir ki, kırılan ilişkilerin tamiri, ülkenin kayıplarının telafisi söz konusu olsun.”

Ses kayıtları psikolojik harekâtı gösteriyor

GYV Başkanı Mustafa Yeşil, basın toplantısında, gazetecilerin sorularını cevapladı. Hizmet Hareketi’ne yönelik ‘çete’ ithamına sert tepki gösteren Yeşil, Türk okullarına atıf yaptı. “160 ülkede okul açan bir çete gördünüz mü?” diye soran Yeşil, milyonlarca insanın aşındırıcı ve yıpratıcı bu söylemle muhatap edilmesinin yanlışlığına dikkat çekti. Devletin illegal dinleme yapanları mutlaka bulmasını isteyen Yeşil, ses kayıtlarının Hizmet’e karşı psikolojik harekât olduğunu vurguladı. “Bir algı oluşumu sağlanmaktadır. Şimdi Sayın Gülen, bu çetenin başı denilecek. İş dünyasından, siyasetten onunla görüşenlere de çete üyesi denilecek. Gülen ile oturmak kalkmak suçmuş algısı yaratma gayreti görüyoruz.” uyarısında bulundu.

GYV yöneticilerine basın toplantısında yöneltilen sorular ve cevapları şöyle:

– Size göre Türkiye’de ne oluyor?

Unutmamak lazım ki bu ülke, çok yakın bir zamanda AK Parti iktidarı altında Ergenekon ve Balyoz soruşturma sürecini yaşadı. O davalarda bu kadar büyük bir krizin yaşanmadığını görüyoruz. Eğer normal hukuk eksiğiyle -biz mükemmel demiyoruz- kusuruyla hukuk işleyebilseydi ben zannediyorum, bu baş döndüren süreci yaşama durumunda olmayacaktık. Hukuk kendi kriterleri içerisinde işlerken herhangi bir müdahale söz konusu olmadan Emniyet vazifesini yapsaydı, yargı bununla alakalı çalışmalarını yapabilseydi, hukuk askıya alınmamış olsaydı bugün hepimiz kendimizi bu kadar güvensiz, kaygılı hissetmeyecektik.

– Dediniz ki, ‘örgüt ve çeteyle itham edilmesi endişeye sevk ediyor’. Bunu biraz açar mısınız?

Hizmet bütün gücünü hukuktan, legal olmaktan ve şeffafiyetten alır. Siz gönüllü bir kuruluşsunuz, kimseye bir şey vaat etmiyorsunuz. İnsanlara hizmet etmeyi vaat ediyorsunuz. Hareket’in temeli almak üzerine değil, vermek üzerine işler. Vermek üzerine çalışan bir çete gördünüz mü hiç? Siz cehaletle mücadele eden, onun için 160 ülkede okul açan, bu ülkenin 81 vilayetinde 600’e yakın eğitim kurumları açan bir çete gördünüz mü? Peki, bu mevcut yapıya çete denilemeyecekse o zaman çete neye deniliyor, bunun hukuken ortaya konulması gerekir. Aksi halde siz bunu yuvarlak konuşup kastettiğimiz şu zümredir, şu kişiler demezseniz milyonlarca insan sizin çete kavramınızın yıpratıcı ve fevkalade aşındırıcı söylemiyle muhatap olur.

– Dün akşam internete 4 ayrı ses kaydı düştü. Bugüne kadar internete düşen ses kayıtlarını Hizmet Hareketi’nin yaptığı söylendi. Dünkü ses kayıtlarına bakıldığında Hizmet Hareketi’ne aynı şeyin yapıldığı görülüyor. Suç duyurusunda bulunacak mısınız?

Hizmet’in değişik zaman ve zeminlerde maruz kaldığı itham ve iftiralar olmuştur. Yargıya intikal edenler beraatle neticelenmiştir. Özellikle siyaset alanında ortaya çıkan kaset skandallarının Hizmet’le ilgili en ufak bir ilgi ve ilintisinin olması makuliyet, mantıkilik açısından söz konusu değil. Çünkü kasetler siyasetçiler etrafında dönüyor. Hizmet, siyasi parti kurmama, bir partiye angaje olmama veya bir partinin içinde veya dışında olmama mevzuunu deklare etmiştir. Siyasetçiler etrafında cereyan eden skandallardan Hizmet’in ne gibi bir hedefi, gayesi olabilir ki? Fakat maalesef bu algı üzerinden yıpratma, Hizmet’i etkisizleştirme gayretleri dün de olmuştur, bugün de olmuştur. Bu kasetlere veya ses kayıtlarına bakınca muhtemelen şu anda Hizmet’e karşı bu manada bir psikolojik harekât yürütülmektedir. Ve bir algı oluşumu sağlanmaktadır. Şimdi çete denecek; dolayısıyla Sayın Gülen bu çetenin başı ve insanlar onunla konuşuyorlar, görüşüyorlar, denilecek. Halbuki, Sayın Gülen’le konuşma ve görüşmeyi gazetecilerin içerisinde birçok arkadaş yapmıştır. Aynı şekilde siyasi alanda birçok insan gelip gitmiştir. İş dünyasından birçok insan gelip gitmiştir. Gülen’le oturmak kalkmak suçmuş, onunla oturup kalkanlar da suçluymuş algısı oluşturma gayretini görüyoruz. Bu, fevkalade kötü ve fevkalade yakışıksız. Bunu ya devlet gücünde bir yapı veya değişik güvenlik güçleri yapmıştır. Bunu devlet mutlaka bulmalı ve üzerine gidilmelidir.

28 Şubat’taki iftiralar tekrarlanıyor

GYV’nin basın toplantısında, yolsuzluk operasyonu sonrasında yaşananlara Hizmet Hareketi’ nin bakışı soruldu. “Hakimlere, savcılara talimat edildiği iddiaları var, böyle bir yapı var mı içinizde?” sorusuna vakfın Başkan Yardımcısı Cemal Uşak şu karşılığı verdi: “Bugünlerde yaşadıklarımız olsa olsa Camia’nın hizmet etme ortamıyla birtakım endişelerinden dolayı reaksiyon göstermesidir. Bunu da demokratik haklar çerçevesi içerisinde ortaya koymasıdır. Talihsiz bir döneme tanıklık ediyoruz. 28 Şubat sürecinde vakfımızın onursal başkanı Fethullah Gülen hakkında hukuk tarihinde emsali görülmemiş, tek kişilik silahsız terör örgütü davası açıldı. Böyle bir davanın iddianamesinde dile getirilen o isnatlar maalesef bugünlerde o günlerin mağdurları tarafından benzer isnat, iftiralar tekrarlanmaktadır. 17 Aralık öncesi paralel yapılanma, örgüt dendiği zaman hiç Camia’ya işaret edildiğini hatırlayanınız var mı? Paralel yapılanma dendiği zaman Sayın Başbakan 3 yıl önce KCK yapılanmasına işaret etmişti. Örgüt dendiği zaman da PKK örgütünü anlamaktaydı. Acı bir tecellidir ki, birileri bu iki kavramı kullandığı zaman Hizmet Hareketi’ne ve camiasına işaret etmektedir. Varsa böyle bir şey hukukun gereğini yapması lazım. Fethullah Gülen’i seven, Hizmet Hareketi’ne gönülden bağlı olan hakim, savcı, yargıç üst bürokraside insanlar yahut ordumuzda mensuplar olabilir. Böyle bir yönlendirme varsa bunu ortaya çıkaracak olan da hukuktur. Sabun kendini temizler, yeter ki o sabunun kullanılmasına izin verilsin. Hukukun işlemesine izin verilsin.”

Ukrayna Haber

Ukrayna'nın, ilk Türkçe haber sitesi.

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu
Ukrayna Savaşı Sayılarla
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

BU HABERLER YAZILIRKEN NE MİLYARDER SERMAYE SAHİPLERİNDEN, NE DE ÇIKAR ÇEVRELERİNDEN DESTEK ALMIYORUZ… LÜTFEN REKLAM ENGELLEYİCİYİ DEVRE DIŞI BIRAKARAK SİTEMİZDEKİ GERÇEK HABERCİLİĞE DESTEK OLUNUZ... BU REKLAMLARA TIKLAYARAK GAZETECİLERİN BAĞIMSIZ OLMASINA YARDIMCI OLUNUZ... BAŞKA GELİRİMİZ YOK. DESTEĞİNİZ İÇİN, TEŞEKKÜR EDERİZ. PAYPAL: [email protected]