Haberler

Senin balığın kaç santim?

Greenpeace deniz hayatını koruma adına ilginç bir kampanya başlatmış ve soruyor; Senin ki kaç santim? İşin açıkçası ben Greenpeace Türkiye’nin iç işlerine, özellikle nükleer ve madenlerimizi kullanmamamıza karşı çıkan kampanyalarına elimden geldiği kadar uzak duruyorum.

Bu Greenpeace gerçekte kime ve neye hizmet ettiği konusunda herkeste olduğu gibi benim de ciddi şüphelerim var.

Mesela nükleer santral, hemen sınırımızdaki, Ermenistan’da nükleer enerji var ve çok eski bir Sovyet teknolojisi sesleri çıkmıyor…

Bağlı oldukları Hollanda’da da bu nükleer santral işin ilklerinden ama Türkiye’ye gelince sen nükleer enerji ile işin olmasın dur orada…

Ne hikmetse biz yapınca çevre kirleniyormuş…

Diğer gelişmiş ülkeler yapmış çevremizi kuşatmış zaten şu saatten sonra ha bir eksik ha bir fazla ve yapamaya da devam ediyorlar. Sen önce git onları bir kapat hele biz de açmayalım.  

Altın çıkarlım. Yav kardeşim her geçen gün fiyatları artıyor biraz ülkemiz ekonomisine katkısı olsun.

Yok, olmaz efendim! Siyanür var!

Yahu bu altın denen metal dünyada her yerde çıkarılırken nasıl çıkarılıyorsa biz de öyle çıkartıyoruzdur diye düşünüyorum. Siyanür kullanılıyor onlara olur ama bize olmaz.

Peki, bu dünyada “batı” ve “doğu” halkları farklı atmosferde mi nefes alıyor? Yoksa hepimiz aynı dünyada solumuyor muyuz? Dünya kaynaklarını nüfusuna oranla en fazla tüketen ABD: O zaman ya hep beraber dursunlar. Yapmak isteyene de mani olmasınlar…

Ama şimdi sağdan yaklaşıyorlar, balıkları koruyalım diyorlar…

Bir balık sever olarak işte ona varım dedim…

Kampanyalarına destek verdim. Çevreyi kirletmeyelim ona da varım ama ülkemin geri bırakılmasına HAYIR! Kusura bakmayın durun orada.

Bu kampanyanın altından da bir hinlik çıkarsa o zaman görürler kaç santimi…

Benim derdim yavru balıklar sofralara getirilip türlerinin tükenmesini önlemek…

Balıkçıları da düşünmek lazım balıkçılar da ağlarını denizlere salarken kendi geleceklerini…

Benim derdim torunlarımın da evlerini kokutma pahasına da olsa bir hamsi tava yemeleri…

Anadolu toprakların büyük düşünürü; “Mevlana” ne güzel demiş; “Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol”… Eğer Greenpeace’in bu kampanyasından farklı bir davranış hissedersem dediğim gibi yapacağımı bilirim…

Öte yandan bu yazıyı hemen Çernobil’in yanı başında yazıyorum. Biliyor muydunuz Ukrayna’da o vakadan sonra hiçbir santral kapatılmadı… Hatta yenileri yapılıyor… Ve Türkiye kısa zaman içerisinde Ukrayna’da elektrik alacak…

Peki, Greenpeace balık konusunda ne diyor; “Böyle devam ederse dünyadaki balık stokları 2050’de tükenecek. Büyük balıkların yüzde 90’ı çoktan yakalandı. Toplam balık stoklarının yüzde 60’ı çoktan bitti. Balıkların bittiği gün deniz yaşamı da bitecek. Oysa hala zaman var. Büyük balıkların yüzde 10’u hala hayatta, balıkların yüzde 40’ı hala denizlerdeki ekosistemi beslemeye devam ediyor. Bugün yavru balık avını durdurabilirsek yarın her şeyi düzeltebiliriz. Eyleme katılın! Tarım Bakanlığı’ndan yavru balık satışını engellemesini ve yasal balık boylarını düzenlemesini isteyin. Denizlerden vazgeçmeyin!”

Bence hazır bu yazıyı okumuşken bugün kılçığı bile içerdiği kalsiyum ve fosfor nedeniyle kemiklerimize faydası olan balık yemeniz için bir neden olsun.

Eğer bu çağrıyı samimi buluyorsanız… Buyurun katılın… İncelemek ve katılmak için buraya tıklayabilirsiniz…

Bir hatırlatma bakın büyük balıklardan olan köpekbalığı aç kaldığı için son günlerde Mısır sahillerindeki Alman ve Rus turistleri yemeye başladı…

Bir an önce sadece Türkiye değil bütün dünya ülkeleri hatta BM oturup bu balıkların avlanmasına ilişkin yasal ölçüleri belirlesin…

Ya değilse yakında büyük balıklar ava giden küçük balıkçıları yiyecek…

Yunus Erdoğdu I yunuserdogdu@hotmail.com

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kontrol et

Close
Close