Haberler

Ukrayna kendi Fethullah Gülen’ini bekliyor

Ukrayna’da, günlük “Den” (Gün) Gazetesi’nde, Sergey Laşenko imzalı çıkan haberde, Ukrayna’nın kendi Fethullah Gülen’ini bulup bulamayacağı sorgulandı. Den Gazetesi, Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) içerisinde, Ukraynaca, Rusça ve İngilizce olmak üzere 3 farklı dilde ayrı ayrı baskı özelliğine sahip olan tek gazete. İşte, Den Gazetesi’nde bir Ukraynalı gazeteci gözü ile Gülen’e bakışın anlatıldığı makalenin, www.ukraynahaber.com sitesi tarafından yapılan Türkçe tercümesi:  

Biz de kendi Fethullah Gülen’imizi görebilecek miyiz?

Fethullah Gülen adını ilk defa geçtiğimiz yıl, Ukrayna-Türkiye; “Devletleşme sürecinde bilim, eğitim ve entelektüel potansiyelin entegrasyon sorunları ” sempozyumunda duydum. 11 Eylül 2001’deki terör saldırıları ve Beslan’daki trajik olaylar sonrasında, İslam aydınları içerisinden ilk yorum da yine Gülen’den gelmişti. Gülen kendi demeçlerinde; “Bir masumun öldürülmesi bütün insanların öldürülmesine eşittir” diyor. Türk aydının fikirlerine göre din özünde; sosyal, moral ve ruhi şiddetten uzak.  

Fethullah Gülen, 1938 yılının Kasım Ayı’nda, Türkiye’nin doğusundaki, Erzurum yakınlarındaki Korucuk Köyü’nde doğdu. Babası köy imamıydı onun için 13 yaşında Arapçayı iyi bir seviyede biliyordu ve hafızdı. 26 yaşında kendi hareketini başlattı ve dini konularda başarılı sohbetler vermeye başladı. Genç yaştaki Gülen, sosyal adalet, yeni neslin eğitimi ve kişisel gelişim gibi konular üzerine eğildi. 1980 darbesinden sonra Gülen, bir isyancı ve devrimci olmamasına rağmen görevini bırakmak zorunda kaldı.

1988 yılında aktif bir şekilde “Yeni Ümit” dergisinde makaleler kaleme almaya başladı. Gülen’in, “Yeni Ümit” dergisine yazdığı ilk makalesinin adı; “Yeni Ümid’in Mütevâzi İkliminde” olması O’nun her zaman geleceğe ümitle baktığının göstergesiydi.

KALBİN ÖNCELİĞİ

Bir makale çerçevesinde ,Gülen fenomenini anlatmak oldukça güç. Gördüğümüz gibi, Gülen gazeteci kimliğiyle çok sonraları yazmaya başladı. Peki, nasıl bu kadar kısa zaman içerisinde, Türkiye’nin manevi atmosferinde bir parlak yıldız olmayı başardı? Fethullah Gülen’in öne çıkan yönleri olarak; insanlığa olan aşkı, ihlâs, ikna gücü, takdire şayan odaklanma kabiliyeti ve tutarlı davranışlarını sayabiliriz. Ukraynalı yazar ve şarkiyatçı Aleksandr Şokalo, Türk filozofunu şu şekilde tarif ediyor:

“Batı medeniyeti mantık sayesinde ün kazandı. Doğu ise moral ve ahlaki değerlerin beşiğidir. Ukraynalılarda da doğu halklarındaki gibi hayatın önde gelen prensiplerinde mantık değil, kalbin öncelikleri geliyor. Büyük Ukraynalı pedagog, Ukrayna bilim ve halk okulunun kurucusu, eğitim reformcusu Konstantin Uşinskiy kalbi değerlerin önceliğini, karakter oluşumunun tabanına koyuyor: ‘Akıl hayatının teorik devamlılığını yine akıl şekillendiriyor ama kalp ve iradenin pratikteki yaşamını ise karakterimiz oluşturuyor.’ Fethullah Gülen’in, samimiyet, sevgi, hayırseverlik gibi değerlerden beslenen eğitim metodu ve entelektüel barış hareketi bütün insanlık için geçerli değil midir? Dünya nimetlerinden elini ayağını çeken zahit, Ukraynalı düşünürler ve pedagoglar her hangi bir dini akımdan bağımsız şekilde gerçekleri anlattılar ve doğruları kalben yaşadılar. Bizim düşünürlerimizin asırlar önce ortaya koyduğu misyon ile günümüzdeki İslam düşünürü Gülen’in hizmeti birbirisini çağrıştırıyor”

Gülen’in portresini diğer ünlü insanların değerlendirmeleri tamamlıyor. Mesela Rus akademisyen Rostislav Rıbakov: “Günümüzde, Gülen gibi birisinin olması çok önemli. Şiddete karşı çıkıp bütün insanlığın manevi inkişafını istiyor. Gülen’in düşünceleri bütün dünyayı kuşatabilir… ”

Bir hayal edin, Gorbaçov döneminde Sovyetlerin çözülme arifesinde; Rusya, Ermenistan, Azerbaycan, Gürcistan ve Moldova’nın entelektüelleri, Gülen’in makalelerini idrak etmiş olsalardı hiç; Karabağ, Abhazya, Transdinyester, Çeçenistan’da kanlı ihtilaflar olur muydu?

İNANILMAZ BİR DİYALOG YETENEĞİ

Gülen’i manevi bir kimlik olarak tanımlayan, Aleksandr Şokalo; “Gülen’in içten ve samimi yaklaşımı onun inanılmaz diyalog yeteneğinin gelişmesine yol açtı. Netice itibariyle Müslüman Türk toplumunun diğer din temsilcileriyle geniş çaplı diyalog faaliyetlerine öncülük etti. Gülen’in, Katolik dünyasının lideri Papa II. John Paul, İsrail Sefared Hahambaşısı Eliyahu Bakshı Doron, Rum Ortodoks Patriği Bartholomeos, Ermeni Patriği Karekin ve diğer kanaat önderleri görüşmesi toplumda geniş yankı buldu.  Bu bir araya gelmeler farklı kesimlerin diyaloguna zemin oluşturdu. Bundan dolayı Gülen, farklı cemaat ve dini liderler arasında sayılan ve sevilen birisi oldu” diyor.

Şu anda Ukraynalı Ortodoksları bir araya getirecek birleştirici özelliğe sahip bir kişiye ihtiyacımız var. Ya da batının ve doğunun entelektüelleri arasında canlı verimli bir diyalogu kurmaya yardımcı birisi olsaydı. Ve onun sesine hem birbirleriyle kavgalı siyasiler, hem de dağınık sivil toplum kuruluşları kulak verselerdi. Yoksulların sesini zenginlerin işitmesinin zamanı gelmedi mi? Burada da aracısız bir iş yapmak mümkün değil. Ne can sıkıcı ki Ukrayna’da hala, Mahatma Gandi ölçüsünde birisi yokken daha 30 yıl önce hafife aldığımız, Türkiye’den böyle bir insan çıktı.  Ve bu insan günümüzde biz ile birlikte yaşayan: Fethullah Gülen.

Bu arada her zaman hür olan Türklerin önünde hiçbir zaman sömürge ve baskıdan kurtulma gibi bir meşgale olmadı. Sadece, çağdaşlaşma, ekonomiyi güçlendirme ve manevi gelişme ihtiyacı vardı. Gölgeden potansiyel güçlü bir devlet çıkmasında şüphesiz, Gülen’in de meziyetleri var. Sanıldığının aksine ekonomik gelişme ile halkın maneviyatı ve eğitimli olması yakından bağlı. Bu alanda Fethullah Gülen aktif bir şekilde çalıştı ve kendi misyonunu başarı ile tamamladı.

YENİ TİP OKULLAR

Türk filozofun gücü kendi fikirleriyle yüz binlerce kişiyi cezp ederek peşinden sürükleyebilmesinde. Bunu nasıl yaptı? Okullar vasıtasıyla. Nasıl bir bahçıvan yıllarını vererek meyve verecek bir bahçe yaparsa, Fethullah Gülen de kendi talebelerini tutarlı, kalıcı bilgi ve fikirleri yaymaya yönlendirdi. Daha 1966 yılında İzmir’de Gülen’in üzerinde çalıştığı bir modelden esinlenilerek yıllar sonra sosyo-eğitim açılımlar meydana geldi. Gülen’in projesi özel okulların kurulmasıydı (özellikle yatılı çünkü okul sonrası terbiyenin de etkili bir şekilde verilebilmesi için). Daha sonra eğitimciler ve sempatizan işadamlarıyla efektif bir işbirliği kuruldu. Zamanla böyle bir yaklaşım şaşırtıcı sonuçlar vermeye başladı. Bunu sadece Müslüman dünyasının aydınları söylemiyor. Rusya’daki Gülen okulları büyük takdir topluyor. Akademisyen Rıbakov’un okulların yetiştirdiği gençlerden edindiği intibalar ise şu şekilde: “Genç, aktif, son derece Avrupalaşmış – bu kelimenin pozitif manasında – çok iyi eğitimli ve mükemmel terbiyeliler. Ben ilk defa bu yeni nesil ile Türkiye’de de değil, Orta Asya cumhuriyetlerinde tanıştım. Sovyetler zamanında doğmuş birçok Kırgız ve Kazak gençler hayat yolculuğu biletlerini, Türk okullarından aldı…”

Ne gariptir ki, Fethullah Gülen, 65 kitap ve 7 bin makale yazmasına rağmen uzun zaman gölgede kaldı. Gülen, 2005 yılında tolerans ve özgürlük fikirlerinden dolayı UNESCO’dan bir ödül aldı. 2008 yılında Amerikan dergisi “Foreign Policy” dünya entelektüelleri listesinde birinci(!) oldu. Şimdi O’nun milyonlarca takipçisi var. Ve ne yazık ki Ukrayna’da bulunmuyorlar, olsalardı biz bu halde olmazdık. Tabi ki Gülen hareketinin özelliği İslam’ı temel alması aynı şekilde, Ukraynalılar da Hıristiyanlığın doğru esaslarından yola çıkarak buna yakın bir hareketi oluşturmayı deneyebilirler. Bilindiği üzere ikinci dünya savaşından sonra batının Hıristiyan demokratları maddi kaynakları tükenmiş Avrupa’yı batmaktan kurtardı. Hıristiyan demokratların oynadığı rol parçalanmış, İtalya ve Almanya’yı birleştirdi. Bu hadise batı ve doğu yol ayrımındaki Ukrayna içinde güncel bir konu değil mi? Ukrayna’da da Fethullah Gülen’le aynı yönde hedefleri olan enstitüler mevcut. Mesela, Lviv Ukrayna Katolik Üniversite’sinin çalışmaları övgüye layık. Ünlü Ortodoks şahsiyet Yevgeniy Sverstyuk’un bu yöndeki çabalarını da unutmak mümkün mü? Aslında bir zeminimiz var, sadece Türklerden ise efektif bir şekilde sosyal ağları oluşturmayı öğrenmemiz lazım çünkü Türklerin başarısının sırrı orada.  Şöyle ya da böyle Türk örneği Ukraynalılara bir ümit veriyor. Fethullah Gülen bizler içinde bir sembol olabilirdi. Çünkü akademisyen Rıbakov’un sözlerine göre Fethullah Gülen: “Dramatize etmeden, yavaş, sakin, tıpkı bir bahçıvan gibi kendi ülkesinin iç hayatını değiştirerek tanınmaz hale getirdi ve sonuçta hür insanlardan müteşekkil bir nesil yetiştirdi.” Anlaşılıyor ki bir zamanlar, Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu değişime aynı şekilde Ukrayna da muhtaç…   

Tercüme: Yunus Erdoğdu – yunuserdogdu@hotmail.com

MAKALENİN RUSÇASI İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ.

MAKALENİN İNGİLİZCESİ İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ.

MAKALENİN UKRAYNACASI İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ.


Ukrayna Haber

Ukrayna'nın, ilk Türkçe haber sitesi.

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu