AnalizHaberler

[ANALİZ] Avrasya satrancında Kırım hamlesi

Ukrayna’da yaklaşık yüz kişinin hayatını kaybettiği, Batı yanlılarının yönetimi ele geçirdiği olayların ardından Rusya, Kırım’da karşı bir hamle yaptı. AB ve ABD’nin sert tepki gösterdiği sürecin sonucu merakla bekleniyor.

Ukrayna’nın başkenti Kiev’de üç ay önce Avrupa Birliği (AB) yanlılarının başlattığı eylemler şubat sonunda başarıya ulaşmış ve iktidar el değiştirmişti. Bu hadiseye Rusya ‘darbe’, Batı ise ‘devrim’ dedi. Neticede ülkedeki AB sevdalılarının 2015’teki cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadar sabredemeyişi küresel bir krizi tetiklemiş oldu.

Yaklaşık yüz kişinin hayatını kaybettiği gösterilerde muhalifler cumhurbaşkanlığı, meclis başkanlığı ve başbakanlık dâhil olmak üzere bütün kilit makamları hızlı bir şekilde ele geçirmişti. Eski Ukrayna Başbakanı Yuliya Timoşenko serbest bırakılmış, eski Ukrayna Cumhurbaşkanı Viktor Yanukoviç ise ülkesini terk etmek zorunda kalmıştı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Soçi’deki 2014 Kış Olimpiyatları meşguliyetini fırsat bilen AB ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Ukrayna’da istediğini almanın keyfini sürüyordu. Halk ise devrim ateşiyle bir günde 13 şehirde Lenin heykelini devirmişti. Sokaklarda Lenin heykeli devirme furyası devam ederken, zafer sarhoşluğundaki iktidar ise en son yapması gerekeni, Rusçanın resmiyetini kaldıran ‘dil reformunu’ onaylamıştı parlamentoda. Ülkede Rusça konuşan halkı endişeye sevk edecek fitil ateşlenmişti.

Rusya’ya duyarlı insanlar, ‘İlk icraatları buysa…’ diyerek Lenin çevresinde yeninden kenetlenmeye başladı. Hükümet tam Kırım Özerk Cumhuriyeti’ne el atmıştı ki Rusya müdahil oldu. 28 Şubat sabahı Rus zırhlıları Simferopol’ün (Akmescit) girişine dayandı. Yerel halkın da desteğiyle Kırım’daki bütün stratejik noktalarda Rus bayrağı dalgalanıverdi. Ülkede roller bir anda değişti. Dün eli silahlı Batı yanlıları Kiev’de devlet kurumlarını basıp Rusya endişelerini dile getirirken, şimdi aynı hadiseler Kırım’da başlıyor, AB ve ABD endişe ediyordu. Rusya meseleyi kendince tereyağından kıl çeker gibi halletti. Böylece filmin bütün başrol oyuncuları sahneye tam manasıyla çıkmış oldu.

Kim bu eli silahlılar?

Başta AB ve ABD olmak üzere diplomatik görüşmeler başladı. Kırım’daki eli silahlı kişileri kimse sahiplenmiyordu. Moskova, Kırım’da askerî üslerin dışında Rus askerinin bulunmadığını, iddiaların provokasyon olduğunu söylüyordu. Fiiliyatta ise pasaportları, kimlikleri alınmış, rütbe ve nişanları sökülmüş yüzü maskeli gençler Kırım’ı işgal etmişti. Anne ve babasının bile orada olduğundan bihaber bu askerlere verilen talimat ise esir düşseler dahi kim olduklarını söylememeleriydi.

Şu an ülkede devrimle birlikte bir meşruiyet tartışması devam ediyor. Ukrayna’nın yeni iktidarı, Kırım Parlamentosu’nun aldığı kararları geçerli saymıyor. Kırım ise yeni iktidarı yasal saymayarak cumhurbaşkanı olarak Yanukoviç’i tanıdığını belirtiyor. Putin ise Ukrayna’da yaşananların anayasaya aykırı olduğunu ifade etmiş, silah zoruyla yönetimi gasp etme niteliğindeki hadiseyi gayrimeşru bulmuştu. Yeni iktidarı tanımayan Putin, meşru başkanın Viktor Yanukoviç olduğunu öne sürüyor. Ülkedeki vaziyeti fırsat bilen Putin, Ukraynalıların güvenliğini korumak için gerekli adımları atacağını ifade ediyor.

Benzer endişeleri farklı şekilde dile getiren AB ve ABD de Ukrayna’nın toprak bütünlüğünün korunması için gerekli tedbirleri alacaklarını ifade ediyor. Obama, Kırım’da alınan referandum kararının ülke anayasasına ve uluslararası hukuka aykırı olduğunu söylüyor. İstisnasız bütün taraflar, muhatabının haksız olduğunu iddia ediyor.

1994’te Rusya, ABD ve İngiltere, toprak bütünlüğünü koruyacakları vaadiyle Ukrayna’nın elindeki bütün nükleer silahları almıştı. Ukrayna, 20 yıl sonra güvenliğinin kefillerinden Rusya tarafından silahlı bir tehditle karşı karşıya kaldı. Bu nedenle AB ve ABD doğrudan inisiyatif alma durumunda kalıyor. Kırım’da büyük devletlerin hesaplaşmasında arada kalan Tatarlar ise endişeli. Bu da Türkiye’nin hadiselere kayıtsız kalmasını engelliyor. Bütün bu gelişmeler, sadece Avrupa’yı değil, dünyayı saracak bir savaşın çıkması ihtimalini ortaya çıkartıyor.

28 Şubat’ta Kırım’da yaşananlar, Rus-ya’nın, Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne müdahalesi olarak yorumlanıyor. Pratikte olanlar ise Kırım’ın işgalinden başka bir şey değil. Rusya’nın Kırım’daki tutumu, blöf ve tahrikin ötesine geçti. Ukrayna ordusunu kışlaya sıkıştırdı. Silah depolarını ele geçirdi. Köprüler, yollar, limanlar, havalimanları bütün stratejik noktalar tutuldu. Ayrıca Rusya yanlıları ülkenin güneyi ve doğusunda bölünme algısını oluşturmak için Odesa, Harkiv, Donetsk, Lugansk ve diğer doğu şehirlerinde çeşitli protestolar düzenliyor.

Rusya’nın öncelikli hedefi, Ukrayna’yı kendi jeopolitik etki alanında tutmak. Diğer bir hedefi ise ülkede kargaşa ortamı oluşturup tanımadığı Ukrayna hükümetini zor duruma düşürmek.

En baştan beri NATO ile sınır olmaya karşı çıkan Rusya, aynı etnik kökten ve mezhepten olan Ukrayna’nın kontrolünden çıkmasını kabul edemiyor. Bu hadisenin Bağımsız Devletler Topluluğu’na üye Türk dilli halklar ve Müslüman grupları da cesaretlendirmesinden endişe ediyor. Bu ise büyük Rusya hayallerinin başlamadan bitmesi demek.

ABD Başkanı Obama, Kırım’daki askerî hareketlilik sonrasında Kongre’den Ukray-na’ya yardımda bulunulmasını istedi. ABD Kongresi, bu talebi geri çevirmedi, 1 milyar dolarlık krediyi onayladı. Ukrayna bu parayı en başta 25 Mayıs’taki erken cumhurbaşkanlığı seçimlerinin güvenli bir şekilde gerçekleşmesi için harcayacak.

Birbirlerini anlıyorlar mı?

Rusya ile askerî ve ticarî görüşmelerin askıya alındığını daha önceden duyuran ABD, diğer taraftan Rusya’yı vize kısıtlaması ve ekonomik yaptırımlarla tehdit ediyor. Bazı Rus vatandaşlarının bireysel hesaplarını dondurup şirketlerine karşı yasal yaptırımlarda da bulunacak olan ABD, haziranda Rusya’nın ev sahipliği yapacağı G-8 zirvesini boykot etmeyi de planlıyor. Rusya ise Batı’nın bu söylemlerinin bir müddet sonra Suriye’deki gibi unutulmasını umuyor.

Sorunun gitgide derinleşmesinde en önemli faktör, tarafların birbirleriyle görüşmesine rağmen çıkarları gereği anlaşamamaları. Bu çerçevede Alman Şansölyesi Angela Merkel ile Obama’nın uzlaştığı konulardan biri, Putin’i ikna etmenin zorluğu. Putin de aynı şekilde karşı tarafın kendilerini anlamadığını dile getiriyor. Ukrayna’daki son gelişmeleri içeren iki telefon görüşmesinde Obama ile Putin 2,5 saat konuştu. Bütün çabalara rağmen krizin kilit noktasındaki Putin’in endişelerinin giderilemediği görülüyor. Obama, Rusya’nın uluslararası hukuka aykırı davrandığını ve bu eyleminin cezasız kalmayacağını dile getiriyor.

Bütün meşruiyet tartışmalarına rağmen Kırım’da 16 Mart’ta referanduma gidilecek. Referandumda Rusça, Ukraynaca ve Tatarca olarak halka “Kırım’ın Rusya Federasyonu’na katılmasını destekliyor musunuz?” sorusu yöneltilecek. Kırım sakinleri bundan sonra Ukrayna ile mi yoksa Rusya ile mi yola devam edeceklerini kararlaştıracak. Sandıktan Rusya çıkarsa Ukrayna ile Kırım arasında nasıl bir ilişki varsa, referandum sonrasında da Rusya Federasyonu ile de benzer bir ilişki kurulacak. Kırım, Rusya’nın bir parçası olacak.

Kırım referandumda Rusya’ya bağlanırsa, Ruslar hayalini kurdukları Kırım’a, sabırsız muhaliflerin attığı yanlış adımlarla beklediklerinden daha önce ulaşmış olur. Ukrayna ise yüzünü Avrupa Birliği ve NATO’ya döner. Genişlemek isteyen Avrupa Birliği üye olarak görmek istediği Ukrayna’yı çok hızlı bir şekilde üyeliğe kabul eder.

En kötü senaryo ise Kiev, referandum kararını yasal olmadığı gerekçesiyle kabul etmez, Batı’nın desteğiyle Rusya’ya savaş ilan edebilir. Ukrayna’da eğitim almış eli silah tutan bir milyona yakın gönüllü, Rusya’yı Batı cephesinde zor durumda bırakabilir ve Rusya doğusundaki askerleri de savaşa dâhil edebilir. Bu durumda ise Çin, Rusya sahasındaki doğalgaz ve petrol kaynakları için harekete geçebilir. Bu derece büyük bir savaş ihtimali oldukça düşük. Çünkü kimse Avrupa sınırında bir savaş istemiyor. Ayrıca savaş demek Rus doğalgazına ihtiyaç duyan başta Almanya olmak üzere Avrupa ekonomisinin çökmesi demek.

Görülen o ki Ukrayna’daki kırılganlık ve gerginlik, 16 Mart’ta Kırım’ın statüsünü belirleyeceği referandum ve 25 Mayıs’ta cumhurbaşkanlığı seçimi bitimine kadar devam edecek. Sürecin kanlı mı yoksa kansız mı olacağını Rusya’nın tavrının yanı sıra faili meçhul provokasyonlar belirleyecek. Sadece Kırım’da silahların gölgesinde gezen halklar değil, bütün dünya endişeyle sürecin bitmesini bekleyecek.

YUNUS ERDOĞDU | KİEV

Ukrayna Haber

Ukrayna'nın, ilk Türkçe haber sitesi.

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu