Haberler

Venezüella’da ki Osmanlılar

Reklam

Venezüella’nın başşehri Caracas’ın Belediye Başkanı Ivonne Attas Hanımefendi 1997’de İstanbul’a geldi. O yıl ülkelerinde Cumhurbaşkanı seçimi yapılacaktı, onun adı da adaylar arasında geçiyordu. Onu İstanbul’a, dedeleri, Osmanlı’nın gayrimüslim vatandaşlarından olan Kıraç Belediye Başkanı Sonnur Yalnızoğlu davet etmişti. Ivonne Attas, Türkiye’yi ve onun insanlarını çok sevmişti. Gazetelerde de yayımlanan beyanatında “Türk insanının misafirperverliğini hep duyardım, hakikaten anlatıldığı kadar varmış. İnsanlarınızın cana yakınlığına ve İstanbul’un tarihî güzelliğine hayran kaldım.” demişti.

Ivonna Attas, ülkesine döndükten birkaç gün sonra, Prof. Dr. Osman Özsoy Osmanlı Arşivlerinde rastladığı bir belgeden bahsetti. Belge, Balkan Harpleri sırasında Venezüella’da bulunan Osmanlı vatandaşları tarafından yazılmıştı. Bu belgeyi, bir-iki sene sonra Venezüella’ya giden eğitim gönüllüleri yanlarında götürdü ve oradaki Osmanlı torunlarına gösterdi. Osmanlı zamanında oralara kadar giden ve camiler açarak inançlarını günümüze kadar koruyan bu insanlar, dedelerinin Osmanlı’ya yazdığı bu mektupları görmekten çok memnun oldular.

Aslı Arapça olan ve hiçbir yorum gerektirmeyecek kadar yazarlarının ızdırabını yansıtan bu belgeler, oralara giden Osmanlı vatandaşlarının devlete bağlılıklarının ne derece sağlam olduğunu göstermektedir. Osmanlı topraklarından binlerce kilometre uzakta, haberleşmenin zorlukla sağlandığı o günün şartlarında Güney Amerika’ya göç etmiş olsalar da, o insanların Osmanlı’ya hâlâ ne kadar derin bir bağlılık ve sevda duyduğunun vesikasıdır bu mektuplar.

Başbakanlık Osmanlı Arşivleri, Yıldız Esas Evrakı, dosya 86/35, sıra 3457 (Sene 1330, Miladî 1912)’de kayıtlı bir dilekçede şunlar yazılı:

“İlyas ve Tannus Şahin Ebu Zahir, Tüccar;
Lâtin Amerika’daki Venezüella Cumhuriyeti’nden 14 Kasım 1912,
Değerli Sadrazam Kamil Paşa Hazretleri’ne, varlığının devamı duasıyla;

Efendim, Osmanlı Devleti’mizin düştüğü hâllerden dolayı yüreğim vatan sevdası ile yanıyor. Bu mektubu yazarken ellerim titriyor. Ama devletimizin ve Osmanlı askerimizin Balkan ülkelerinde düşmanı yeneceğinden umudumu hiç kaybetmedim. Size kendimi tanıtmaktan şeref duyuyorum. Ben bir Osmanlıyım. Sizden bana ve diğer Osmanlı kardeşlerime vatanımız için izin vermenizi rica ediyorum. Biz yaklaşık üç bin kişiyiz. Müsaade ederseniz aynı daveti Amerika’da yaşayan diğer Osmanlılara da ulaştırmak istiyoruz ki, böylelikle sayımız 20 bine ulaşacaktır. Şunu da ifade etmeliyim ki, cepheye gelişimiz asla Osmanlı Devleti’ne yük getirmeyecektir. Çünkü maddî durumumuz bu yolculuğun külfetini kaldıracak niteliktedir ve durumu müsait olmayan Osmanlıların da vatana avdetlerinin bedelini ben ve kardeşlerim karşılayacağız. Muhterem Vezirim, gelen haberlerden Osmanlı askerlerinin yenildiği ve düşmanların galip geldiği haberlerini alınca burada yaşayan Osmanlıların ne kadar çok gözyaşı döktüğünü tahmin edemezsiniz. Muhterem Efendim, ben ve kardeşlerimi cepheye kabul ederseniz bundan büyük şeref duyarız.
Duacınız Tannus Şahin Ebu Zahir”


Aynı dönemde yazılmış bir başka mektup ise şu şekilde:


“Latin Amerika Cumhuriyeti’nden 4 Kasım 1912,
Değerli Vatansever Sadrazam Kamil Paşa Hazretlerine, varlığınızın devamı duasıyla;

Size, büyük Sultanımız 5. Mehmed ve saltanatın büyük veliahtı Yusuf İzzettin Efendi’ye hürmetlerimi arz ediyorum. Telgraflarla bize gelen haberlerden Osmanlı Devleti’mizin Balkanlarda düşman tehdidi altına girdiğini öğreniyoruz, bu bizi ziyadesiyle üzmektedir. Sonra Fransız Gazetesi Le Temps’a verdiğiniz röportajda gördüğümüz üzere demokrat sultanımızın ölüm döşeğinde olmasına karşılık sizin bakanlıktaki görevinizi layıkıyla yerine getirmeniz buradaki Osmanlılara cesaret verdi ve millî hislerini uyandırdı. Sokaklara çıkıp ‘Yaşasın Sultanımız, Yaşasın Kâmil Paşa’ diye bağırdılar. Buradaki Osmanlılarda bu hisler hep vardı. Çünkü Avrupalıların gözünün bizim topraklarımızda olduğunu iyi bilmektedirler. Bunun için, buradaki ve hattâ Amerika’daki Osmanlılar gönüllü askerî taburlar teşkil etmek istiyor. Bu gönüllü askerlerin sayısı en az üç bin olacaktır. Osmanlı asker kardeşlerimizle birlikte vatanı korumak için cepheye gitmek ve ölmek istiyoruz. Hepsi işini gücünü bıraktı ve yola çıkmak için hazırlıklara başladı. Eğer siz ve Sultanımız 5. Mehmet izin verirse vatanı korumak için adam toplamak istiyoruz. Üstelik sadece Venezüella’dan değil, bütün Lâtin Amerika’dan. Size söz veriyoruz, sayımız 20 binden az olmayacak. Bunun yanında Osmanlı Devleti’ni bu ülkedeki bütün gazetelerde de müdafaa ediyoruz. Şimdi biz Osmanlıların ne yapması lazım?

Çok büyük bir donanma vücuda getirilmeli,

Milletin bilgili ve memleketini sevmesi için ilkokula gitme mecburî olmalı,

Eğitim bütün ülkeye yaygınlaştırılmalı, hattâ çöllerdeki bedevilere bile ulaştırılmalı,

Askerî okul zorunlu hâle getirilmeli,

Yeni toplarla donatılmış üsler inşa edilmeli,

Her Osmanlı şehrinde usta askerî birlikler oluşturulmalı,

Halkın vatansever olması için Osmanlı Devleti içindeki bütün milletlere eşit haklar verilmeli,

Dinî cehaletin önüne geçilmeli,

Basın hürriyeti desteklenmeli.

Biz Osmanlılar Japonları kendimize örnek almalıyız. Çünkü Japonlar, bugünlerde ilk sıralarda yer alıyor. Vezir Hazretleri; vatan sevgisiyle sana yalvarıyorum, sen bilginle Osmanlı Devleti’nin bugünkü hâlini değiştirebilirsin. Böyle giderse Avrupa ülkeleri Osmanlı topraklarını işgal edecek. İyi eğitim veren fakültelerin açılması gerekiyor. Bu şekilde Osmanlılar bilhassa tıp, ziraat, ilâhiyat ve sanayi sahasında kendilerini yetiştirebilir. Bu şekilde devlet hastalıktan kurtulur. Sağlıklı bir yapıya kavuşur. Japonlar bu şekilde ilerleme kaydetti.

Muhterem Vezirim; umudumuz sensin. Osmanlı saltanatını korumak için oraya gelmeye ve Osmanlı askerlerinin yanında yer almaya hazırız. Eğer savaşta ölürsek ve devletimiz ayakta kalırsa ve bu şekilde topraklarımızı korumuş olursak, bu bizim için büyük bir şeref olur. Bize lâzım olan tek şey sizin ve Sultanımızın izni. Muhterem Efendim; yola çıkmak için sizden acilen cevap bekliyoruz. Lütfen bir cevabı bize çok görmeyiniz. Bu size mektubu yolladığımız zarfın üzerinde adresleri yazılı olan Osmanlı tüccarlarından İlyas ve Tannus Şahin Ebu Zahir, savaşmak için İstanbul’a gidecek bütün gençlerin masraflarını karşılamayı taahhüt ediyorlar. Tannus Bey buradaki gazetelerde ‘Osmanlıların dostu yok, Avrupalılar devleti yutmak istiyor, sadece süngü ve topları onlara dost’ şeklinde yazdı. Son olarak Allah’tan Osmanlı Devleti’mizin ve askerlerimizin zaferini ve önceden sahip olduğu bütün şehirlerde Osmanlı bayrağının dalgalanmasını diliyoruz.”

ABDULLAH AYMAZ | SIZINTI – EYLÜL 2013

Reklam
Reklam

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close