Haberler

Türkiye’de hiç kurban kesme[z]dim

Zaman ne çabuk geçiyor, işte geldik yine bir Kurban Bayramına daha…

Bayram deyince geçenlerde bir televizyon programında, Ahmet Turan Alkan’a sorulan “Nerelisiniz?” sorusuna verdiği cevap geliyor aklıma.

Benim anne ile babamın köylerinin arası yürüme mesafesinde ama ben Türkiyeliyim eşim Türkmenistanlı kızım ise Ukrayna doğumlu o ileride kendisini nereli hissedecek acaba?

İşte “ben nereliyim” sorusunu Alkan; “Gerçekte kişinin nereli olduğunu biz; Bayram sabahı nerede olmak istiyorsun? Sorusuna verdiği cevaptan anlıyoruz” şeklinde cevaplıyor.

Şimdilerde ben “bayramda nerede olmak istersin” sorusunun cevabını pek kestiremiyorum…

20 yaşlarımda bu sorunun cevabı; Şereflikoçhisar’da dedemin evi idi. Memleketimdeki o tatlı bayram telaşını hiç unutamam…

Kurbanlıkların kesilmesi…

Bahçeye kazanın kurulması ve odun ateşinde ilk kavurmanın yapılması…

İki üç sofranın aynı anda yere serildiği ve açılan sofralarda bile yer bulmanın zor olduğu günler… her evin önü pazar yeri gibiydi…

Babaannemin yaptığı o kavurmanın tadı damağımda kaldı…

Büyüklerin etleri hemen pay etmesi ve et tabakları ile komşuların yolunu tutmamız…

Önce kurban kesmeyecek kadar fakirlerini evlerine giderdik kulağımıza fısıldayarak durumlarını söylerler ve karşı tarafa hiçbir şey hissettirmemizi isterlerdi.

Kurban’da yetimin, dulun, kimsesizlerin evi et görürdü…

Hepsi uzaklardaki bir hayal oldu…

Şimdilerde ise bayram deyince aklıma, Türkmenistan’da yaşadığım bayramlar geliyor…

İlk kurbanımı Türkmenistan’da kesmiştim… kormuştum… hatta tir tir titremiş ama çaktırmamıştım… o ne heyecandı…

Babam, annem ve kendisinin kurbanını kestikten sonra sıra benim koyunuma gelince yan çizmiş ve  “Kendin keseceksin evlat” demişti.

Elleriyle bilediği keskin bıçağı vermiş ve nereden nasıl keseceğimi iyice tarif etmişti…

Babam teşrik tekbirleri getirirken ben “Allah’ın rızası için” bıçağı çalmıştım…

Bir kurban kesince erkekliğin ne demek olduğunu daha iyi anladım…

Babama minnettarım, kurbanı kendisi de kesebilirdi ama kesmelisin artık sen de babasın demişti…

22 yaşındaydım ama bıçakla hiçbir canlıyı öldürmemiştim…  

İlk kurbanı kestikten sonra epey bir zaman kendime gelemedim insan öldürenleri hayal bile edemedim…

Çünkü Allah’ın emri ile bir hayvanının canını alırken bile halden hale girmiştim…

Amerikan filmlerinin bilinçaltına doldurduğu; şiddet, öfke, hırs, hepsi bir bıçak darbesi ile gidivermişti…

Öyle kolay değil “Ağa!” kendi ellerinle can almak…

Bence batı dünyasının savaşan şahinleri, uçaklardan masumlar üzerine bomba atmadan önce bir koyun kessin bak, bu dünyada bir daha savaş yaşanmaz…

Kiev’de olanlar bilirler, İstanbul Et Dünya’sında bir Ahmet Usta var… Ahmet Usta’ya mesleği icabı kasap diyoruz…

Bana sorsalar Kiev’deki en yumuşak kalpli adamları bir say deseler herhalde listenin üst sıralarında gelir…

Neyse kurbanın psikolojik etkilerini psikologa, toplumsal etkilerini sosyologlara bırakayım…

2005’ten beri Ukrayna’dayım…

Yağan karların içinde, soba kurulmuş çadırlar altında yapılan kurban organizasyonları da hatıralarımda yerine aldı…  

Şimdi sorsalar bu bayramda nerede olmak istersin diye sırf fantezi olsun diye memleketim diyebilirim ama demeyeceğim. Çünkü yaşananlar yaşandı geçti gitti şimdi bayramları farklı atmosferde yeniden yaşama ve idarak etme zamanı…

Müsadenizle Kiev’deki bir anımı daha anlatayım, Diyalog Avrasya ile et dağıtıyoruz… Belediyeden fakir ve düşkünlerin listesini aldık… Yaşlı bir emekliye et verdik. Kadın eti aldı ve mahcup bir şekilde; “Politikacılar üzerlerinde vaatler dolu olan kâğıtlar veriyor. Ben kâğıt mı yiyeceğim? Herkes nutuk atıyor, boş sözlere de karnım tok. Evde bir kız torumum var babası öldü onlara da 75 dolar aylığımla bakmaya çalışıyorum. Et yemeyeli epey zaman oldu. Bu nasıl bir bayram ki açları doyuruyor. Sizi en ihtiyacım olduğu anda, Allah gönderdi.” demişti.

Ukraynalı muhtaçlarında yüzlerinde bir tebessüme neden olabilmek için, bu bayram da memleket hasretime rağmen Kiev’de olmayı tercih ederim.

Öte yandan biz yurt dışında kurban keserken genelde işin maddi kısmı bizim çok sorun olmaz çünkü yaşadığımız ülkelerde kurbanlıklar her zaman Türkiye’den ucuz oluyor…

Ukrayna’da bu rakam yaklşaık; “140 dolar civarında” iken Türkiye’de ise bu rakam kat kat pahalı.

Ben hiç Türkiye’de kurban kesmedim. Her halde ailecek yurt dışında geçirdiğim 15 yıl içerisinde kestiğimiz kurbanlar sayesinde, Türkiye’ye bir küçük koyun sürüsü kazandırmışızdır.

Şimdi düşünüyorum geniş bir aileye bir veya iki kurban kesilse yeter. Eti hem dağıtılır hem de yenir…

Geniş bir ailede onlarca kişi kurban kesiyor bunun bir kısmını bu işi şeffaf bir şekilde yapan sivil toplum kuruluşları üzerinden dünya genlinde yapabilirler…

Böylece ülkemizdeki büyük ve küçükbaş hayvan sayısı çok azalmaz ve yıl içinde de uygun fiyata et yeme imkânı bulurlar…

Yurt dışında yaşan bizler de, sizlerin gönderdiği kurbanlarla, ekmeğimizi kazandığımız, içinde yaşadığımız toplumun, fakirlerinin karnını doyururuz, fakirini gözetiriz. Kurban’larımızla dünya genelinde bayram atmosferi oluştururuz.

Kurbanınız yağlı ve bereketli olsun…

İyi bayramlar…

 

Yunus Erdoğdu – yunuserdogdu@hotmail.com

Etiketler

Ukrayna Haber

Ukrayna'nın, ilk Türkçe haber sitesi.

Bir Cevap Yazın

İlgili Makaleler