Kitap

Türkiye ile Ukrayna arasındaki edebiyat bağları

Türkiye ile Ukrayna arasındaki edebiyat alanındaki ilişkiler, özellikle de, kültürler arası iletişimin göstergesi olan sanatsal çeviriler, yüzyıldan daha fazla bir geçmişe sahip. Bu konudaki gelişme dinamiği, siyasi, toplumsal ve ekonomik unsurlar tarafından belirlenmektedir ve bu dinamik, Türk ve Ukrayna halklarının hayatlarındaki önemli tarihsel değişimlerle bağlantılıdır. Bu alanda, başlangıç aşamasında, süreli yayınlar büyük rol oynamışlardır. Türkçeden yapılan farklı edebiyat türlerindeki (şiir, öykü, roman, oyun) eserler ilk başlarda dergilerde ayrı ayrı yayımlanmışlar, farklı eserler antolojilerde, derleme kitaplarda yayımlanmış, daha sonraysa müstakil birer eser olarak piyasaya çıkmıştır. Diğer taraftan, Türk okuru, yavaş bir ivmeyle de olsa, Ukrayna edebiyatıyla tanışmaktadır. İlişkilerin etkinleşmesinin önemli bir unsuru, uluslararası resmi ve özel organizasyonların, kültür platformunun etkinlik göstermesi, muhtelif bakanlık ve kuruluşların teşvikte bulunması, yayın programlarının ve bağışların verilmesidir. Bu çalışmada, edebi çevirilerin geçmişten bugüne kadarki seyri hem yazarlar ve onların eserleri, hem de tercüme yapan kişiler ekseninde ortaya konmuştur.

Çeviri işini sadece linguistik, tarihi-kültürel ve psiko-linguistik açılardan değerlendirmek, yanlış olur. Zira, “Çevirinin yapılması esnasında sadece kelime ve gramer sistemlerinin değil, iletişimsel-pragmatik, dilsel-etnik ve sosyokültürel olguların ve o iki dili kullanan iki farklı kişinin mantalitelerinin çatışması meydana gelmektedir.”

Bu nedenle, bir çevirinin başarısı, sadece çevirmenin çok yönlü hazırlanmış olmasıyla mümkün olur: “Dillerin derinlemesine bilinmesi, geniş bir edebiyat bilgisinin olması, felsefe ve tarih alanında çok geniş bilgi sahibi olmak, bütün bunlar, çevirinin yetkin bir şekilde yapılabilmesi için gerekli olan hususlardır.”

Ukrayna-Türkiye Edebiyat İlişkilerinin Gelişiminin Tarihsel Seyri

Ukrayna’da Türkiye’nin ve Türk kültürünün öğrenilmesine ve Türkçeden yapılan çevirilere duyulan ilginin uzun bir tarihsel geçmişi vardır. Türk folkloruna ve sözlü halk edebiyatı ürünlerine ilişkin ilk çalışmalar ve Türk edebiyatından çeviriler ve yeniden yorumlamalar Ukrayna’da, 19. yüzyıl sonlarında ve 20. yüzyıl başlarında ortaya çıktı. M. Dragomanov’un Ukrayna Dilinde Türkçe Fıkralar (1886), A. Krımskıy’ın Türk Halk Edebiyatı Eserlerinin ve Türkçe Şarkıların Çevirisi (1890) adlı eserleri bu alandaki ilk çalışmalardır.Ukrayna’da Türkoloji’nin gelişimi, Ukrayna Halk Cumhuriyeti’nin (1917-1920 yılları arasında var olan Ukrayna devleti) bağımsızlığının ilanından sonra ve 1918 yılında, doğubilimci, Slavbilimci, yazar ve çevirmen A. Krımskıy’ın (1871-1945) adıyla bağlantılı olan Ukrayna Bilimler Akademisi’nin kuruluşuyla gerçekleşmiştir. A. Krımskıy, dünyada Türkoloji, İslam araştırmaları ve Arap araştırmaları alanlarındaki çalışmalarıyla önemli bir yere sahiptir. İsmi, UNESCO Genel Kurulu’nun XVI. Oturumu’nda onayladığı, dünyanın önde gelen kültür adamları listesinde yer almaktadır. Bu önde gelen bilim adamı ve düşünür, 60 civarında Doğu ve Avrupa diline vakıftı ve Ukrayna’ya Müslüman dünyasını gerçek anlamda tanıtmayı başarmıştı. Ukrayna Bilimler Akademisi’nin Doğu Bilimi Enstitüsü’nün А. Krımskıy’ın adını taşıması, bu nedenle, son derece doğrudur. Türkiye, Türk tarihi ve kültürü ve Türk – Ukrayna ilişkileri, her zaman A. Krımskıy’ın ilgi alanları arasında yer almıştı. Ukrayna Bilimler Akademisi’nin Türkoloji Komisyonu’nun başkanlığını yürüten A. Krımskıy, Türkiye Tarihi (1924), Türkiye Tarihine Giriş (1926), Türkiy e ve Türk Edebiyatı Tarihi (1927), Türkler, Türkler’in Dili ve Edebiyatı (1930) adlı bilimsel eserlerin, çok sayıda bilimsel makalenin yazarı ve Doğu üslubunda yazılmış orijinal ve tercüme şiir derlemesinden oluşan Palmiye Dalları (1901, 1908, 1922) adlı eserin sahibidir.Ukrayna’da Doğu bilimi araştırmalarına önemli bir katkıyı da, Türkçeden Ukraynacaya çeviriler yapmış olan V. Dubrovskıy yapmıştır. Onun 1920’li yılların sonu ve 1930’lu yılların başlarında yaptığı çeviriler arasında, Ömer Seyfettin’in dergilerde yayımlanan çeviri öyküleri (1929 yılında Shidnıy Svit (Doğu Dünyası) dergisinde ve 1930 yılında Ukrayna’nın Çervonıy Şlyah, Olena Selivanova, Aktual`ni napryamky` suchasnoyi lingvisty`ky`, Fitosociocentr, Ky`yiv 1999, s. 61.

Viktor Koptilov, Aktual`ni py`tannya ukrayins`kogo xudozhn`ogo perekladu, Ky`yivs`ky`j universy`tet, Ky`yiv 1971, s. 129-130.

(Kızıl Yol) dergisinin Türk-Ukrayna özel sayısında yayımlanmış olan öyküler), Refik Halid’in “Yatık Emine” adlı hikâyesi (1930 yılında Kızıl Yol dergisinde yayımlanmış, 1931 yılındaysa, ayrı bir kitap olarak, V. Dubrovskıy’ın önsözüyle yayımlanmıştır), Ömer Seyfettin’in hikâyelerinin Hikayeler adıyla önsöz ve yorumlarla yayımlanması (1932) sayılabilir. V. Dubrovskıy, toplamda, bu Türk yazarına ait 14 eserin çevirisini gerçekleştirmiştir. 1933 yılında, V. Dubrovskıy’ın Türkçeden yaptığı ve hacim olarak en büyük çevirisi olan, Yakup Kadri’nin Nurbaba adlı romanının (1933) çevirisi yayımlanmıştır. Ukraynalı okurlar, Türk ulusal kurtuluş mücadelesine ilişkin eserlerle, bu dönemde tanıştılar. Ateşten Gömlek: (Türk Kurtuluş Savaşı’na ilişkin hikâye), doğrudan doğruya bu olaylarda yer almış olan Halide Edip tarafından yazılmıştır. 1920’li yıllarda, ulusal kurtuluş mücadeleleri teması, Ukrayna’da da son derece ilgi gören, güncel bir temaydı. Bu nedenle, bu eser, Ukrayna’da 1927 (V. Sofronov’un çevirisi) ve 1932 (M. Balıtskıy’ın çevirisi) olmak üzere, iki kez yayımlandı. 1920’li yıllarda, Türkoloji’nin gelişimi, devlet tarafından desteklendi ki bu durum, Türkiye’yle Sovyetler Birliği arasındaki ilişkilerin gerçekleşmesinin bir sonucuydu ve bilindiği üzere, Ukrayna da, 1921 yılından beri, Sovyetler Birliği’nin parçasıydı. 1918 yılında, Kiev’de Yakındoğu Enstitüsü kuruldu. Bu enstitü, yedi yıl sonra Ukrayna Doğubilimleri Enstitüsü’ne dönüşecek, 1926 yılının ocak ayındaysa, Ukrayna Doğubilimleri Derneği’ne (Harkov), yani Ukrayna’da Doğu’nun tarihi, kültürü ve yaşantısını araştıran tarihçilerin, ekonomistlerin, sanat uzmanlarının, etnografların, filologların, edebiyat uzmanlarının bir araya geldiği ilk birliğe dönüşecekti. Bu dernek, 1927-1931 yılları arasında, Shidnıy Svit adlı bir dergi yayımlamıştır (Bu derginin son sayısı, Kızıl Doğu adıyla yayımlanmıştır). Bu derneğin amacı, bilimsel araştırmalar yapılmasını sağlamak, kadroların yetiştirilmesini, doğuyla ilgili literatürün yayımlanmasını ve Ukrayna ile Doğu ülkeleri arasında bilimsel ve kültürel bağların genişletilmesini sağlamaktı. İsmini belirttiğimiz bu derginin dışında, Türk yazarlarının (Ahmet Haşim, Mehmet Emin, Suat Derviş, vb.) eserleri ve Ukraynalı yazarların Türkiye ile ilgili eserleri ayrıca, aylık toplumsal, siyasi, edebi ve bilimsel çalışmaların yer aldığı Çervonıy Şlyah adlı dergide (1923-1936) yayımlanmıştır. İlginç bir husus, 1930 yılında, bu derginin Türkiye-Ukrayna özel sayısının yayımlanmış olmasıdır.Ukraynalı yazarlar tarafından tercüme edilen Türk yazarların eserleri ayrıca, iki haftada bir yayımlanan resimli Vsesvit dergisinde de (1925-1934) yayımlanmıştır. Bu dergi, daha kuruluşundan uzun bir süre önce, Ukrayna ulusal mücadelesinin güçlendiği bir dönem olan 1919 yılında, Ukrayna’da yabancı edebiyat eserlerinin ele alınacağı bir dergi olarak tasarlanmıştı.Önemli bir husus şudur ki gerek bu dergilerde gerekse ayrı olarak hazırlanan derlemelerde, sadece çeviri eserler değil, aynı zamanda, Türkiye’yi ziyaret etmiş olan Ukraynalı yazarların Türkiye’yle ve Türk kültürüyle ilgili izlenim yazıları da yayımlanmaktaydı (Örneğin M. Trublayini, Kilka Godın u Stambuli (İstanbul’da Birkaç Saat), Vsesvit dergisi, 1929, No 29; Kost Kotko, Sontse Poza Minaretamı (Minarelerin Ötesindeki Güneş) adlı derleme eseri (1928), Şçodennık Kilkoh Mist (Birkaç Kentin Günlüğü) (1930), vb.). Türkiye’ye bu tür bilimsel ve sanatsal amaçlı seyahatler, Ukrayna Doğubilimleri Derneği’nin desteğiyle gerçekleşmekteydi. Bu çerçevede, 1928 yılında P. Tıçına, L. Pervomayskıy, M. Trublayini ve Kost Kotko, Türkiye’yi ziyaret ettiler. Bu ziyaretlerinin nedeni, Türkiye’deki hayatı tanımak ve kültür adamlarıyla ilişkiler kurmaktı. O dönemde, en yetenekli Ukraynalı şairlerden biri olan P. Tıçına, Türkiye’ye, Türk edebiyatına ve diline ilgi duyuyordu ve bu seyahate katılmadan önce, Nazım Hikmet’in şiirlerini çevirmiş bulunuyordu. P. Tıçına, Nazım Hikmet’le görüşmeyi istiyordu. Ne var ki, Nazım Hikmet’in o dönemde cezaevinde olması nedeniyle, bu görüşme gerçekleşemedi. P. Tıçına’nın amacı, Ukrayna’da Türk şiiri antolojisi yayımlamaya yönelik materyaller toplamaktı. Türkiye, P. Tıçına’yı çok etkiledi: P. Tıçına, bu seyahatten sonra da, Türkçe’den çeviriler yapmaya (Mehmet Emin, Halide Edip, Nazım Hikmet, Yakup Kadri, Refik Halit, Ömer Seyfettin, Suat Derviş, Orhan Hançerlioğlu) devam etti ve Türkiye’yle ilgili kendi şiirlerini kaleme aldı (“Bosfor” (Boğaziçi), “De krayina Tureççına” (Türkiye adlı ülkenin olduğu yerde) vb). Onun mektupları ve günlük notları, bir hayli ilginçtir. Ne var ki bunlar, bugüne kadar, Ukraynalı Türkologların dikkatinden uzak kalmıştır.Türkiye’deyse, 1927 yılında Hayat dergisinde, Ukrayna edebiyatının önde gelen ismi olan Taras Şevçenko’nun Zapovit (Vasiyetname) adlı eserinin çevirisi yayımlandı. Zapovit, Ukrayna halkının kurtuluş mücadelesinin bir marşı sayılabilir. Bu eser, Ukrayna toplumuna ve kültürüne büyük etkide bulunmuştur. Bu eser, günümüzde dünyada yaklaşık 150 dile çevrilmiş bulunuyor. Türkçe çevirisiyse, bu eserin dünyadaki en eski çevirilerinden biridir. Fazla bilinmeyen bu çeviriyi yapan kişinin soyadının ne olduğu, araştırmacılar arasında hala bir tartışma konusudur. Zapovit’in daha sonraki çevirileri ise, F. Erdinç ve N. Cumalı tarafından yapılmıştır.

Taras Şevçenko’nun Zapovit adlı eseri Türkçeye ayrıca Ukraynalı çevirmenler tarafından da çevrilmiştir (A. Krımskıy, O. Tkaçenko, vb). Türkiye’de 1946 yılından bu yana, kökeni ve dünya görüşü itibariyle Ukraynalı olan, Ukrayna tarihi, gelenekleri, yaşayışı ve folkloru konusunda uzman olan, dünyaca ünlü yazar Mıkola Gogol’un eserleri tercüme edilmektedir. Her ne kadar M. Gogol eserlerini Rusça olarak kaleme almış olsa da, eserlerinde belirleyici olan, Ukrayna temasıdır. M. Gogol, Ukrayna mentalitesini, başka hiç kimsenin yapamadığı kadar açığa çıkarmıştır (“Taras Bulba”, “Mırgorod öyküleri”, “Dıkanka yakınlarında bir köyde akşamlar”, vb). Türkiye’de M. Gogol’un eserleri; S. Lünel, M. Özgül, E. Altay, M. C. Anday, H.A. Ediz, N. I. Tanul ve D. Tunçtan gibi çok sayıda çevirmenin çevirileriyle Türk okurlarına sunulmuştur.

Sovyetler Birliği’nde ideolojik alanda getirilen yasaklamalar, aralarında önde gelen Doğubilimci ve çevirmen A. Krımskıy ve V. Dubrovskıy’ın de bulunduğu Ukraynalı bilim adamları ve yazarlara yönelik baskılar, Ukrayna’yla Türkiye arasındaki kültürel etkileşimlerin onlarca yıl boyunca zayıflamasına neden oldu. İki ülke arasında edebiyat alanındaki ilişkiler, 1950’li yıllarda yeniden kuruldu. 1958 yılında, Vsesvit dergisi, bir tercüme dergisi olarak yeniden yayına başladı. Bu gelişme, Ukrayna Yazarlar 5 Iry’na Pokrovs`ka, “Specy`fika perekladiv “Zapovitu” Tarasa Shevchenka turecz`koyu movoyu”, Shevchenkoznavchi studiyi, Vy`p. 18, Ky`yiv 2014, s. 424.6 Birsen Karaca, “Türkiye’de Ukraynaca Edebiyatı”, X. Uluslararası KIBATEK Türk Edebiyatı Şöleni Bildirileri, Ky`yiv 2005, s. 28.

Birliği’nin, özellikle de şair ve bilim adamı M. Rılskıy’ın inisiyatifiyle gerçekleşmiştir. M. Rılskıy de bizzat Türkçeden Nazım Hikmet’in şiirlerini çevirerek güzel çevirilere imza atmış ve Mıstetsvo Perekladu (Çeviri sanatı) (1975) adlı kitabı yazmıştı. Vsesvit (Bütün Dünya) dergisi, Türk edebiyatının popülerleşmesi konusunda çok şey yapmıştır. 1950’li yılların sonlarından itibaren, bu derginin sayfalarında, Nazım Hikmet’in (çev. F. İsayev, V. Zubar, O. Parhomenko, G. Halımonenko), Orhan Veli (çev. O. Ganusets, I. Svitlıçnıy), Melih Cevdet Anday, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Bedri Rahmi Eyüboğlu, İsmail Uyaroğlu, Oktay Rıfat, Talat Sait Halman, Necdet Evliyagil, Can Yücel, Ümit Yaşar (çev. M. Miroşnıçenko) gibi şairlerin şiirleri, F. Erdinç (çev. O. Ganusets), Aziz Nesin (çev. G. Halımonenko, çev. O. Ganusets), Reşat Nuri Güntekin (çev. G. Halımonenko), Necati Cumalı (“Susuz Yaz” adlı öyküsü. çev. O. Tkaçenko), Ömer Polat (Saragöl adlı romanı. çev. G. Halımonenko) adlı yazarların hikâye ve romanları; Türk yazarların tiyatro eserleri (Nazım Hikmet’in piyesleri. çev. G. Begiçeva); Türk sözlü halk edebiyatı eserleri (Türk bilmeceleri, atasözleri, deyimleri. çev. G. Halımonenko) yayımlanmıştır. Türk yazarların eserleri ayrıca, çeşitli derlemeler, antolojiler halinde de yayımlanmıştır: Türk Yazarların Hikayeleri (çev. I. Şçerbına, 1955), Dağların Ardında Ne Var? adlı antoloji (çev. G. Halımonenko, 1982), Türk Atasözleri ve Deyimleri (çev. G. Halımonenko, 1985), Türk Halk Masalları (derleyen: G. Halımonenko, 1987). I. Svitlıçnıy’ın Kurşun ve Kafiye İçin Kalb (1990) adlı kitabında, Orhan Veli’nin önde gelen şiirlerinin sanatsal yorumu sunulmuştur. Ayrıca, ayrı eserler olarak, şu kitaplar yayımlanmıştır: Nazım Hikmet’in Şiirleri (çev. M. Bajan, 1951), Nazım Hikmet’in Tiyatro Eserleri (çev. A. Hıjnyak, 1954; çev. G. Begiçeva, 1955; çev. M. Gonta ve M. Ekka, 1956), Sabahattin Ali’nin İçimizdeki Şeytan adlı romanı (çev. D. Grınko, 1956), Orhan Hançerlioğlu’nun Büyük Balıklar adlı romanı (çev. H. Kuzyayev, 1958; bu çeviri, aynı yıl, daha önce, Vsesvit dergisinde yayımlanmıştır), Sabahattin Ali’nin Küçük Hasan adlı hikâyesi (1959), Orhan Hançerlioğlu’nun Ali adlı hikâyesi (çev. O. Ganusets, 1962), F. Erdinç’in hikâyeleri (çev. O. Ganusets, 1962), Cengiz Tuncer’in Hacizli Toprak adlı romanı (çev. O. Ganusets, 1964), Aziz Nesin’in Ölmüş Eşek ve diğer hikâyeleri (çev. G. Halımonenko, 1970), Reşat Nuri Güntekin’in Ye ş i l G e c e (çev. G. Halımonenko, 1971) ve Çalıkuşu (çev. G. Halımonenko, 1973) adlı romanları, Nazım Hikmet’in Romantika adlı romanı (çev. O. Ganusets, 1975), Aziz Nesin’in Hikâye Derlemesi(çev. O. Ganusets, 1979), Nazım Hikmet’in Şiirleri (çev. G. Halımonenko, 1981), Ömer Polat’ın Saragöl adlı romanı (çev. G. Halımonenko, 1982), Suat Derviş’in Fosforlu Cevriye adlı romanı (çev. G. Halımonenko, 1982). Bunların arasında, onlarca yıl boyunca en fazla bilineni, R. N. Güntekin’in Çalıkuşu adlı romanı olmuştur. Bu roman, popülerlik konusunda, yerini başka hiç bir esere kaptırmamış ve birkaç kez tercüme edilmiştir (1986, 1991, 2011). Bu roman, Ukraynalı okuyucuyu Türkiye’yle, Türk toplumundan sıradan kişilerle ve Türkiye’nin din adamları dışındaki üst zümresiyle tanıştırmıştır. Romanın ana kahramanı, köyde öğretmenlik yapan genç kadın Feride, Ukraynalı okuyucuların olağanüstü ilgisini çekmiş ve Ukraynalı okur, Feride’nin duygularını paylaşmış ve ona büyük sevgi duymuştur. Bu eserin son derece popüler olmasında, eserin televizyon dizisine uyarlanmış olmasının da payı vardır. Çalıkuşu dizisi, Ukrayna televizyonlarında defalarca gösterilmiştir. Ayrıca, bu romanı, bir Türkolog, filoloji doktoru, profesör ve Türk Edebiyatı Tarihi, Türk Dili ve diğer pek çok bilimsel esere ve edebi çeviriye imza atmış olan, Türkçeden en başarılı çeviriler yapanlardan biri olan G. Halımonenko tercüme etmişti.

Ukrayna’yla Türkiye Arasındaki Edebiyat İlişkilerinin Günümüzdeki Durumu

Ukrayna’nın uluslararası alana bağımsız bir ülke olarak çıktığı 1990’lı yıllarda, Doğu’nun en gelişmiş ülkelerinden biri olan Türkiye’yle kültürel ilişkiler de dâhil olmak üzere, ikili ilişkiler canlandı. Bu duruma, bilgi akışının serbest hale gelmesinin ve kültürel değerlerin değiş tokuşuna duyulan ilginin etkisi oldu. Ukrayna, “Diyalog Avrasya” adlı kültürel platformda etkin bir şekilde varlık göstermektedir. 1998 yılında ünlü Kırgız yazar ve toplumsal mücadele adamı Cengiz Aytmatov’un inisiyatifiyle ve ulusal gazeteci ve yazar kuruluşları tarafından kurulan bu platform, uluslararası işbirliğinin ve karşılıklı anlayışın derinleştirilmesini, devletlerarasında ilişkiler kurulmasını, kültürlerin karşılıklı olarak birbirlerini zenginleştirmesini amaç edinmiş olan pek çok ülkenin entelektüel elidini birleştirmiştir. Bu kuruluşun girişimiyle, yüzden fazla kitabın Türkçeye tercümesi ve Türkçeden başka dillere tercümesi gerçekleştirilmiştir. Bu kuruluşun gerek Kiev’de, gerekse dünyanın diğer önde gelen başkentlerinde, temsilcilikleri açılmıştır. Ukrayna’daki kültür platformu, farklı ülkelerin önde gelen edebiyatçılarının sanatsal eserlerinin popülerleştirilmesi ve sempozyumların, konferansların, sergilerin ve konserlerin düzenlenmesiyle uğraşmaktadır. Kuruluş, Avrupa ve Asya’daki farklı ülkelerin gazetecilerinin, edebiyatçılarının ve bilim adamlarının ortak mekânı haline gelen “DA” adlı bir dergi çıkarmakta, 2011 yılından bu yana ise, Ukrayna’da da yayın hayatına başlayan ve Ukraynaca olarak yayımlanan DA-Ukrayina dergisini yayımlamaktadır.

“Diyalog Avrasya”nın faaliyetleri sayesinde, P. Zagrebelnıy’ın Roksolana adlı romanının Türkçeye çevirisi gerçekleşmiştir (Bundan önce, Ukraynacadan Türkçeye çevrilmiş olan tek roman, M. Stelmah’ın, sosyalist realizm akımına bağlı kalarak yazdığı ve 1920’li yılların Ukrayna köy hayatını anlatan İnsan Kanı Akmaz adlı romanıydı (çev. P. Tok, 1979)). P. Zagrebelnıy’ın Roksolana adlı romanının çevirisi, yazarı bizzat tanıyan ve çeviri üzerinde beş yıl boyunca çalışan Ömer Dermenci gerçekleştirmiştir. Kitap, 2005 yılında, 5 bin adet basılarak piyasaya çıkmış ve daha sonra, birkaç kez yeni baskıları yapılmıştır. Kitabın tanıtımı, 2006 yılında, İstanbul’da Topkapı Sarayı’nda, Türkiye ve Ukrayna’nın kültür bakanlıklarının desteğiyle gerçekleşmiştir. Bu etkinliğe, her iki ülkenin önde gelen aydınları, gazeteciler, diplomatlar ve devlet memurları katılmıştır. Ö. Dermenci, Ukrayna romanına yönelik ilgi konusunda, şöyle yazmaktadır: “Türk okurunun ilgisini her şeyden önce, bizim en yakın komşumuzun bize olan bakışı çekmektedir. Zira Türkiye’de Ukrayna’nın ayrı bir etnik ve ulusal toprak parçası olarak kabul edilmesi, ancak Ukrayna’nın bağımsızlık ilanından sonra söz konusu olmuştur. Yeri gelmişken belirtelim, P. Zagrebelnıy’ın romanındaki bazı sanatsal karakterler, Türkler için özellikle ilginçtir: Ukraynalı 7 Yuriy Bondar, “Vy`davny`cha komunikaciya u parady`gmi ukrayins`ko-turecz`ky`x vidnosy`n”, Visny`k Kny`zhkovoyi palaty`, No. 12, Kny`zhkova palata Ukrayiny`, Ky`yiv 2014, s. 46. yazar, kişilerin psikolojik durumlarını, sıradan bir Türk okurunun aklından bile geçmeyecek şekilde tasvir etmiştir. Mesela, padişahların manevi dünyasıyla ilgili tasvirler, böyledir. Veya padişah, Sava Nehri’nin Tuna Nehri’ne dökülüşünü seyrederken, Hürrem’le evlenmeyi düşünüyor.” (“Ömer Dermenci: Jinoçe Sultanuvannya v Tureççıni…”, O. Kulçınskıy, “Ukrayinska Pravda”, 17.02.2011). Yine bu platformun desteğiyle, günümüz Ukrayna yazarlarından P. Volvaç’ın Kankalar adlı romanı, Ömer Dermenci’nin Türkçeye çevirisiyle yayımlanmıştır. O, “Bu çeviri, Ukrayna için benzersiz bir reklam niteliği taşıyacaktır” şeklinde değerlendirmede bulunmaktadır. Volvaç’ın “Kankalar” adlı eseri, herşeyden önce, Türkler’e hem bizim onlarla bozkırlara dayanan, “Doğulu” akrabalığımızı gösterecek – bu yazarın Güneydoğu Ukrayna fikrinin yaratıcısı olarak görülmesi, sebepsiz değildir- hem de, Zaporojye gibi sanayileşmiş bir bölgede bile mevcut olan Ukrayna karakterindeki “Türki” unsurları gösterecektir. Bunun yanısıra, kendimizi olduğumuzdan iyi göstermemiz yeter artık. Nasıl ki Türkiye’den Orhan Pamuk bize bütün Doğu-Batı hattındaki tarihsel ve dünya görüşüne ilişkin değişimlerin paralel gidişatını gösteriyorsa, Volvaç’ın da aynı hususu Türkler’e göstermesi gerekmektedir. Zira, Türk yazarları henüz Ukraynaca’ya vakıf durumda değildir.” (“Shidnıy Front” Ukrayinskıh perekladiv”, O. Kulçınskıy, Litaktsent, 21.01. 2010).Ö. Dermenci ayrıca Türkçeye, S. Rudanskıy’ın yazdığı, bir halk şarkısı haline gelmiş olan ve Rudanskıy S.V.: Dünya Halklarının Dillerinden Çeviriler (2003) adlı antolojiye dahil edilen “Rüzgar, Ukrayna’ya Es” adlı şiiri ve V. Sergiyçuk’un Ukrayna Dünyaya Ne Verdi (2008) adlı monografisini çevirmiştir. Ö. Dermenci hâlihazırda, I. Korsak’ın 19. yüzyıl Ukrayna tarihine ilişkin olan ve başlıca kahramanları tarihte gerçekten yaşamış kişiler olan ve ana fikri Ukrayna’nın bağımsızlığı olan Ataman Çayka adlı romanını Türkçeye çevirmeye hazırlanmaktadır. Ö. Dermenci’nin Türk-Ukrayna ilişkilerinin gelişimine katkısı, onun yaptığı çevirilerden ibaret değildir. Dermenci, bunlardan başka, eğitim faaliyetinde bulunmuş (Kiev Ulusal Taras Şevçenko Üniversitesi Doğu Dilleri Bölümü’nde öğretim görevlisi olarak görev yapmış ve Çeviri Pratiği: Ukraynaca ve Türkçe Çeviri (2007) adlı kitabı yazmıştır.) ve sözlük yazarlığı da yapmıştır ( Ukraynaca-Türkçe, Türkçe-Ukraynaca Sözlük (2002), Ukraynaca-Türkçe, Türkçe-Ukraynaca Sözlük (genişletilmiş ve düzeltilmiş ikinci basımı: 2007) adlı ilk Ukraynaca-Türkçe sözlüğü hazırlayan kişidir). Yine Platform’un himayesi ve teşvikleriyle, Türk yazarların eserlerinin Ukraynacaya çevrilip basılması gerçekleşmektedir. Bu çerçevede, Harun Tokak’ın Onlar Sabahı Bekleyemediler (çev. I. Pruşkovska) adlı eseri Ukrayna’da yayımlanmıştır. Son yıllarda, çok sayıda ortaklaşa kültürel etkinlik gerçekleştirilmiştir. 2011 yılının Ekim ayında, Türk kültür platformu “Diyalog Avrasya” tarafından Ukraynalı yazarlar A. Kurkov, M. Matios, Y. Vınnıçuk, P. Volvaç, Y. Şçerbak, M. Roşko ve E. Polojiy, çağdaş tanıtmaları için İstanbul’a davet edilmişlerdir. Bu vesileyle bir yuvarlak masa toplantısı düzenlenmiş ve P. Volvaç’ın Kankalaradlı romanının Türkçe çevirisinin prezentasyonu yapılmıştır.

Yeri gelmişken belirtelim, bu buluşmanın katılımcılarından biri olan A. Kurkov’un Buz Üstünde Piknik adlı romanı da Türkçeye çevrilmiş bulunuyor (2000). İlginç olan bir nokta, bu çevirinin Almancadan yapılmış olmasıdır. Zira A. Kurkov Almanya’da geniş bir üne sahiptir. Türkiye’deyse, yanlış bir şekilde, Rus edebiyatçısı olarak görülmüştür. 2003 yılında Türkiye’nin Kiev Büyükelçiliği’nin ve Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi’nin (TİKA) girişimiyle Kiev Ulusal Taras Şevçenko Üniversitesi’nde kurulan Türk Enformasyon ve Araştırma Merkezi, Türk kültürünün Ukrayna’da popülerleştirilmesine yönelik olarak faaliyet göstermektedir. Kiev Ulusal Taras Şevçenko Üniversitesi Filoloji Enstitüsü Türkoloji Kürsüsü’nden Doçent Tudora Arnaut, 2009 yılında, Kobzar adlı eserin bir bölümünü Türkçeye çevirmiştir. Çeviriler üzerinde çalışma, bir yıl sürmüştür. Derlemede, 40 eser yer almaktadır. En önde gelen şiirlerin yanı sıra, Kafkas ve Katerına adlı manzum eserler de bu derlemede yer almıştır. Çevirmen, bu şiirleri, kronolojiye göre düzenlemiştir. Kitap, T. Arnaut’un önsözü ve “Taras Şevçenko’nun Hayatı ve Eserleri” adlı makaleyle yayımlanmıştır. KOBZAR (Seçmeler), 2009 yılında, Ankara’da 1000 adet basılarak okuyucunun karşısına çıkmıştır. Kobzar’ın çevirisinin önsözünde T. Arnaut, şöyle demektedir: “Yeni Lisans yapmak üzere Türkiye’ye geldiğim günlerde yeni açılan Ukrayna’nın Ankara Büyükelçiliğinde tercümanlık yaparken Ukrayna klasiklerinin Türkiye’de tanınmadığını gördüm. Bu beni üzmüştü. Zira, bu ülke yer altı ve yer üstü zenginlikleri kadar kültür, sanat, tarih ve edebiyat değerleri ile bilinmiyordu.” 2013 yılında, Kiev Ulusal Taras Şevçenko Üniversitesi Filoloji Enstitüsü Türkoloji Kürsüsü’nden Doçent I. Pokrovska’nın genel redaksiyonuyla, Laleler Kokularını Hediye Ettiler, Bülbüllerse Şarkılarını adlı derleme yayımlanmıştır. Söz konusu derlemede, 20. ve 21. yüzyıl Türk şairlerinin (C.S. Tarancı, E. Cansever, F. N. Çamlıbel, H. F. Ozansoy, Y. K. Beyatlı, A. Behramoğlu, Orhan Veli Kanık, Aziz Nesin) şiirlerinin çevirileri yer almaktadır ve bu şiirlerin çoğu, ilk kez bu vesileyle Ukraynacaya çevrilmiştir. Bu, Kiev Ulusal Taras Şevçenko Üniversitesi Filoloji Enstitüsü hoca ve öğrencilerinin ortak projesidir. Bu derlemede, şiirleri tercüme edilen sanatçılar hakkında kısa bilgi yer almakta ve şiirler, hem orijinal halleriyle, hem de Ukraynaca çevirileriyle yer almaktadır. 2005 yılında, Türkiye Hükümeti’nin dünyaya Türk edebiyatının zenginliklerini tanıtma projesi faaliyete geçti. Bu proje çerçevesinde, son sekiz yıl boyunca, Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteğiyle, Türk yazarlarının eserlerinin dünyanın farklı dillerine çevirilerinde sürekli bir artış görülmüştür. Türk edebiyatına (O. Pamuk, E. Şafak, H. A. Toptaş ve diğerleri) yönelik en yoğun ilgi, Almanya’da, Bulgaristan’da, Arap ülkelerinde ve İngilizce konuşan ülkelerde görülmektedir. Ukrayna’da günümüzde en fazla bilinen Türk edebiyatçısı, 2006 yılında Nobel Edebiyat 8 T. Şevçenko, Taras Şevçenko. Kobzar (Seçmeler), Ukraynacadan çev. Tudora Arnaut, Lazer Ofset Matbaası, Ankara 2009, s. 3. Ödülü almış olan Orhan Pamuk’tur. Pamuk’un Ukraynalıların en dikkatini çeken yönü, eserlerinde Batı Avrupa’nın güçlü roman geleneğiyle Doğu’nun dünya görüşünü, felsefesini ve renklerini birleştirmiş olmasıdır. Pamuk, 2004’te Ukrayna’ya gelmiş ve Ukrayna Yazarlar Birliği ile bir araya gelmişti. Sonradan bir söyleşisinde de açıkça belirteceği üzere, Pamuk o dönemde Ukrayna hakkında fazla bilgi sahibi değildi: “… doğal bir şekilde bir araya gelmiş olan önyargılar, totalitarizm sonrası dönemi yaşayan bir ülke, yolsuzluklar, yeniçeriler, Hürrem Sultan…” (“Orhan Pamuk: “Ya duje skromna lyudına…”, “Dzerkalo Tıjnya”, 2004, No. 25 (500), 26 Haziran, S. 19).Orhan Pamuk’un romanları, 2005 yılından itibaren, Vsesvit dergisinde yayımlanmaya başladı: Benim Adım Kırmızı (çev. O. Kulçinskıy), Babamın Bavulu (çev. G. Rog), Beyaz Kale (çev. G. Rog). Ayrıca, Suçasnist adlı dergide, Orhan Pamuk’un Yeni Hayat adlı romanı (çev. O. Kulçınskıy) yayımlanmıştır. Orhan Pamuk’un romanlarının büyük çoğunluğu, O. Kulçınskıy tarafından çevrilmiş ve Folio Yayınevi (Harkov’da) tarafından yayımlanmıştır: Kar (çev. O. Kulçınskıy, 2006), Benim Adım Kırmızı (çev. O. Kulçınskıy ve G. Rog, 2009), Beyaz Kale (çev. G. Rog, 2011), Kara Kitap (çev. O. Kulçınskıy, 2012). Folio Yayınevi tarafından ayrıca, Bilge Karasu’nun Göçmüş Kediler Bahçesi (çev. O. Kulçınskıy, 2010) ve Reşat Nuri Güntekin’in Çalıkuşu (çev. V. Verhoven, 2011) adlı eserleri yayımlanmıştır. 2011 yılında, R. N. Güntekin’in Eski Hastalık ve Ye ş i l G e c e adlı romanları, 2015 yılındaysa, Y. Grıgorenko’nun çevirisiyle,Yaprak Dökümü, ve Damga adlı romanları yayımlanmıştır. Şiir alanındaki ilgi çekici çeviri eserler arasında, M. Miroşnıçenko’nun Işıklı Ortada adlı şiirsel antolojisinden Türk Sayfası’nda, Orhan Veli, İsmail Uyaroğlu, Oktay Rıfat, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Can Yücel, Ümit Yaşar Oğuzcan, Yekta Güngör Özden, Necdet Evliyagil, Talat Sait Halman gibi Türk şairlerinin eserleri sunulmuştur. 2011 yılında, Spoluçnık-VI adlı edebiyat eserleri almanağında da, Orhan Veli’nin şiirlerinin Ukraynaca çevirileri (çev. M. Ridil, I. Vıklyuk, L. Petrık, D. Liçenko, O. Pışnyoh) yer almıştır. Çağdaş Türk tiyatro eserleri ile tanışma konusunda da ilk adımlar atılmaktadır (Sovyetler Birliği döneminde, sadece Nazım Hikmet’in piyesleri tercüme edilmişti). Tuncer Cücenoğlu’nun en ünlü piyesi olan Çığ (Lavına) Ukraynacaya çevrilmiş (çev. O. Kuçma, Kurbasivski Çitanya 2011, No 6-1) ve Türkiye Cumhuriyeti Kiev Büyükelçiliği Kültür ve Tanıtma Müşavirliği’nin desteğiyle, 2014 yılında, Lviv İli Yuriy Drogobiç Akademik Müzikal – Drama Tiyatrosu’nda sahnelenmiştir. Çığ oyununun yazarı, Ukrayna’ya ilgi duyduğunu, şu sözleriyle dile getirmektedir: “Sizin engin bir kültürünüz var. Ukrayna, son derece önemli bir ülke ve biz, bunu daha iyi idrak edebilmek için, sizin edebiyatınızı tanımayı arzuluyoruz.” (Litaktsent, 15.04. 2010). Tuncer Cücenoğlu’nun oyunlarının (Çığ, Matruşka, Helikopter (çev. O. Kuçma) Çıkmaz Sokak (çev. N.Lisova); Che Guevera (çev. D. Pasiçnık)) Ukraynaca çevirileri ayrıca, http://www.tuncercucenoglu.com adresinde, isteyenler tarafından serbestçe okunabilir. Kitap alanındaki son gelişmelerden biri de, A. Perker’in Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteğiyle çevrilip yayımlanan Sufle adlı romanıdır (çev. O. Çıçınska, 2015).Süreli yayın organlarında Türk edebiyatına ve Türkçeden yapılan edebi çevirilere gösterilen yoğun ilgi, kendisini belli etmektedir. Litaktsent, Den, Vsesvit, Tıjden, Ukrayinska Pravda, Dzerkalo Tıjniya ve diğer yayın organları, sayfalarında, Türk yazarlarla ve çevirmenlerle yapılan söyleşilere, edebi süreçlere ve çevirilere ilişkin makalelere, çevirilerle ilgili eleştiri yazılarına ve yeni yayımlanan eserlerle ilgili duyurular yayımlanmaktadır: “Türk Atılımı – Başarının Sırrı”, “Ukrayna’da Entelektüel Eserlerde Uzun Zamandır Böyle Satış Rekoru Kıran Eser Görülmemişti”, “Ukrayna’da Çevirmenliğin “Doğu Cephesi” , “Orhan Pamuk’un “Macnuizm’i” (O. Kulçınskıy), “Tuncer Cücenoğlu: Futbol Önemlidir, Fakat Edebiyat Sonsuz Bir Hazinedir” (O. Kuçma), “Orhan Veli Kanık – 58 Yıllık Sessizlik” (D. Pasiçnık), “Orhan Pamuk’un ‘Kar’ Romanının Ukraynaca Çevirisine İlşikin Notlar” (İ. Drıga), “Olmayan Kitapçık” (K. Botanova), “Eleştirisiz Eleştiri” O. Kulçınskıy ,), “Yedi Çuval Dolusu Karabuğday Yünü” (G. Halımonenko), “Kaydaş’ın Ailesi” (K. Botanova), “ ‘Olmayan Kitapçık’ adlı Makaleye Cevap” (V. Şovkun), “ ‘Kar’ …var! Peki, polemik nerede?” (D. Drozdovskıy), “Türkiye’de Ukrayna Edebiyatı”, “Yazarlar Birliği, Türk Meslekdaşlarıyla İşbirliği Kararı Aldı”, “Pavlo Volvaç: ‘Ukrayna Şiirleri, Böyle Sınırları Olan Kime Lazım?’”, “Roksolana (Hürrem) Türkler İçin Ne Anlam Taşıyor?” (Türk Öğretim Görevlisi Ö. Dermenci’yle Söyleşi), “Çok satan ipekli-pamuklu eserler: Andriy Kurkov, popüler Türk yazar Orhan Pamuk’un eserlerinin Ukraynacaya çevrilip yayımlanmasını değerlendirdi.” (O. Kulçınskıy), “Ömer Dermenci: Bir ülkenin resmi diliyle konuşmak, o ülkenin halkına ve o halkın kurduğu devlete saygı göstergesidir.” (Klara Gudzık), “Ömer Dermenci: Türkiye’de kadınların sultanlığını başlatan ve sona erdirenler, Ukraynalı kadınlardır.” (O. Kulçınskıy), “Türkiye’yi Tanımaya Değer” (O. Kulçınskıy), vb. Kültürel ve insani işbirliğinin geliştirilmesi yönünde önemli bir adım, 9-15 Eylül 2013 tarihlerinde Türkiye’de düzenlenen Ukrayna Kültür Günleri olmuştur. O dönemde, 2014 yılında da Ukrayna’da Türk Kültür Günleri’nin düzenlenmesinin planlanmasına karşılık, o dönemde Ukrayna’da baş gösteren karışık durumdan ötürü, bu etkinlikler ertelenmiştir. Fakat buna karşılık, işbirliği devam etmektedir. 2015’in Eylül ayında, Ukrayna Ulusal Yazarlar Birliği Başkanı M. Sıdorjevskıy ve birliğin Başkan Vekili ve Kiev Şubesi Başkanı V. Danılenko, Ukrayna-Türk Kültür Merkezi “Syayvo”nun Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Demir’le bir araya gelmişlerdir. Bu görüşme çerçevesinde, antoloji değişimi konusu görüşülmüş, özellikle Gökhan Demir, Türk çevirmenlerin çağdaş Ukrayna öyküleri antolojisi üzerinde çalışmakta olduklarını belirtmiş ve belli bazı Ukraynalı ve Türk yazarların eserlerinin tercüme edilmesini teklif etmiştir. Görüşme esnasında, Ukrayna Ulusal Yazarlar Birliği ile Ukrayna-Türk Kültür Merkezi “Syayvo” arasında, edebiyat konferansları ve seminerlerinin, ortak basım faaliyetlerinin, edebi eser değişiminin ve edebi çevirilerle uğraşan çevirmenlerin profesyonel düzeyinin yükseltilmesinin öngörüldüğü bir protokol zaptı imzalanmıştır. Ukraynalı çevirmenlerin, ilginç sanatsal planları bulunmaktadır. Nitekim, G. Halımonenko ve O. Kulçınskıy, Halide Edip’in Sinekli Bakkal romanının çevirisini hazırlamaktadırlar. O. Kuçma ise, Türk tiyatro eserlerinin antolojisini hazırlamayı planlıyor. “Alemak” Yayınevi de, Hande Altaylı’nın Aşka Şeytan Karışır, Tuna Kiremitçi’nin Dualar Kalıcıdır, Ahmet Ümit’in İstanbul Hatırası, Ömer Seyfettin’in Seçme Hikayeler’i gibi, Türk yazarların eserlerinin çevirisini planlamaktadır.

Sonuç

Gördüğümüz üzere, Türkiye’de Ukraynalı yazarların eserlerinin çevirisi, pek fazla değildir. Bunlar, asıl olarak, T. Şevçenko, M. Gogol, M. Stelmah, P. Zagrebelnıy, A. Kurkov, P. Volvaç ile sınırlıdır. Kayda değer bir husus, Ukraynalı çevirmenlerin de Türkçe çevirilerde yer almalarıdır. Ukrayna edebiyatı Türkiye’de ancak son zamanlarda ve büyük ölçüde Ömer Dermenci’nin çabalarıyla popüler hale gelmiştir. Daha önce, uzunca bir zaman, Ukrayna edebiyatı, Türkiye’de fazla bir ilgi görmemişti, zira Ukrayna ve Ukrayna kültürü, Rusya’nın ve Rus edebiyatının parçası olarak algılanmaktaydı. Bundan başka, Türkiye’de Ukraynacayı gereken ölçüde bilen, uzman çevirmenler yoktu; dolayısıyla, Türk tarafında, Ukrayna edebiyatına yeterli ilgi mevcut değildi. Ukrayna, pek çok nedenden ötürü, kaliteli ve rekabet edebilir düzeyde olan sanatsal eserlerin Türk kitap piyasasına girmesine maddi destek vermemiştir. Bundan ötürü, Avrupa’da Ukrayna edebiyatına büyük ilgi gösterilmesine karşılık, Türkçeye çağdaş Ukrayna yazarlarından sadece birkaç eser tercüme edilmiştir. Bununla birlikte, P. Zagrebelnıy’ın Roksolana romanına yönelik ilgi ve bu romanın çevirisinin Türkiye’de birkaç baskı yapmış olması, bu konuda iyimser olmaya imkan vermektedir. Eğer Türk okuru 1920’li yılların modern Ukrayna edebiyatıyla veya 1960’lı yılların yazarlarının eserleriyle tanışabilseydi, iyi olurdu. Zira bu dönemler, Ukrayna edebiyatının parlak dönemleridir ve çevirmenler, Türk okurunun ilgisini çekecek eserler bulabilirdi.Ukrayna’da Türk edebiyatına yönelik ilgi, kendini tanımlama, genel bir kültürel alanla bütünleşme ve evrensel manevi değerlere yönelme söylemlerinin egemen olduğu, ulusal ve kültürel açıdan yeniden doğuşun yaşandığı dönemlerle (1920’li yıllar, 1990’lı yıllar ve 21. yüzyılın başları) örtüşmektedir. Türkoloji alanına, Ukrayna-Türk edebiyat ilişkilerinin güçlenmesine ve tercüme alanına farklı boyutlarda, şu kişilerin katkısı olmuştur: A. Krımskıy, V. Dubrovskıy, O. Ganusets, G. Halımonenko. Türkçeden çeviri yapan yeni nesil Ukraynalı çevirmenler arasındaysa, O. Kulçınskıy, O. Kuçma, G. Rog bulunmaktadır. Sovyetler Birliği döneminde en çok Nazım Hikmet’le Aziz Nesin’in eserleri tercüme edilmişti ve en fazla beğeniyi, Reşat Nuri Güntekin kazanmıştı. Son yıllarda Orhan Pamuk epey beğeni kazanmıştır. Bunun yanı sıra, çağdaş Türk yazarlarının başka eserleri de yayımlanmıştır (A. Perker).Türk edebiyatının güzel örnekleri, kendi romantik tahayyülleriyle, duygusallıklarıyla ve mizah anlayışlarıyla Türklere pek çok açıdan yakın olan Ukraynalıların da ilgisini çekmektedir. Ustaca yapılan çeviriler, Türklerin kültürünü, dünya görüşünü ve hayat anlayışını, Avrupalıları sıra dışılığı ve gizemiyle etkisi altına alan bu Doğu’nun en ilginç ülkelerinden birine yönelik heyecanlı bir seyahat haline getirmektedirler.

Mariana BONDAR

Kaynak: Marmara Türkiyat Araştırmaları Dergisi • Cilt 1I, Sayı 1, Bahar 2015, ISSN: 2148-6743, ss. 141-153DOI: 10.16985/MTAD.2015118792

BİBLİYOGRAFYA

Bondar, Yuriy, “Vy`davny`cha komunikaciya u parady`gmi ukrayins`ko-turecz`ky`x vidnosy`n”, Visny`k Kny`zhkovoyi palaty`, No. 12, Kny`zhkova palata Ukrayiny`, Ky`yiv 2014, s. 45-47.

Franko, Ivan, “Deshho pro shtuku perekladannya”, Zibrannya tvoriv: u 50 t. T. 39, Naukova dumka, Ky`yiv 1980, s. 7-20.

Karaca, Birsen, “Türkiyede Ukraynaca Edebiyatı”, X. Uluslararası KIBATEK Türk Edebiyatı Şöleni Bildirileri, Ky`yiv 2005, s. 25-29.

Koptilov, Viktor, “Aktual`ni py`tannya ukrayins`kogo xudozhn`ogo perekladu”, Ky`yivs`ky`j universy`tet, Ky`yiv 1971, 131 s.

Pokrovs`ka, Iry’na, “Specy`fika perekladiv “Zapovitu” Tarasa Shevchenka turecz`koyu movoyu”, Shevchenkoznavchi studiyi, Vy`p. 18, Ky`yiv 2014, s. 422-427.

Selivanova, Olena, “Aktual`ni napryamky` suchasnoyi lingvisty`ky`”, Fitosociocentr, Ky`yiv 1999, 148 s.

Slobodyanyuk, Nataliya, “Kognity`vny`j aspekt zistavnogo analizu nacional`no-kul`turnoyi leksy`ky` (na materiali perekladu romanu P. Kulisha “Chorna rada”)”, Naukovi praci [Chornomors`kogo derzhavnogo universy`tetu imeni Petra Mogy`ly`], Ser.: Filologiya. Movoznavstvo, T. 98, Vy`p. 85, My`kolayiv 2009, s. 90-94.

Şevçenko, Taras, “Kobzar (Seçmeler)”, Ukraynacadan çev. Tudora Arnaut, Lazer Ofset Matbaası, Ankara 2009

Ukrayna Haber

Ukrayna'nın, ilk Türkçe haber sitesi.

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu