Selim Keleş

Nostaljik konular – Ankara’nın bir köyünden hatıralar

İz bırakanlar

Geçmişten bir sürü şeyler paylaşıyoruz, iyi mi kötü mü diye düşünmeden.

İz bırakan insanlar var bunu anlatmadan geçmek veya küçümsemek çok yanlış diye düşünüyorum.

Yazılan şeyler bana yarar mı diye düşünmek biraz saçma tarihte var olan her şey saçma değil sosyal bir gerçekliktir.

Ben köyümü ve köylümü severim biz insanlar doğuştan fakir insanlarız hayatımızda olumlu veya olumsuz şeyler vardır.

Bizde tarih bilinci olmayınca ancak geride kalanlar bu anı olarak bu gün yazı hayatına geçiriyor bir gün ola ki bu yazılanlar birisi çıkar merak eder okur diye düşünüyorum.

Köyümüz (Ankara, Şereflikoçhisar’ın Kıyıevi Köyü) 1500 nüfuslu 150 hane bir de 3 kilometrede yaylası var yerleşik düzende 22 hane 120 nüfusu var.

Genelde topraklar verimsiz ahali hayvancılıkla geçinir, henüz bilinç oluşmamış bir toplumuz.

Teknik hiç yoktur, bir demirci vardır soğuk demirci. Aynıların Abdurrahman sonra oğlu Mustafa devam etti ben Abdurrahman amcayı hiç tanımadım. Anlatılanlara göre; eli yaba gibi uzun boylu iri yarı burnu uzun bir adammış. Kızgın demirin üstündeki ateşi eliyle silermiş. Çok tiryakiymiş. Hep tütün içermiş.

Bizler her ne kadar babamız olsa da annemize bağlıyızdır.

Abdurrahmanın annesi demiş yavrum böyle olmaz sen tütünü bırak ben sana kavurga (kavrulmuş buğday) yapayım sen kavur ye en azından faydası olur demiş.

Abdurrahman kabul etmiş ama tütün ucuz buğday pahalı Abdurrahman bir günde beş kilo buğday yemiş. Bakmış ki tütün daha ucuza geliyor… Bölge halkı fakir Abdurrahman annesi buğday yetiştirememiş. Olacak gibi değil, annesi demiş; “En iyisi sen tütüne devam et.”

Sorun böylelikle kapanmış…

Dedim ya, bizim köyler 1950 yıllarından sonra modern teknolojiyle tanışmaya başlamış.
Asıl 1960 yıllarından sonra Almanya’ya işçi gidişinden sonra alevlenmiş.

Bizim köyde Omar hoca vardır. Köylüye nazaran aydındır. Bir ekin makinesi almış sanırım Kadir Cömert oğluyla birlikte tabi halk olarak tırpan dururken ekin makinesini yadırgamış.

Bu makine atlarla çekilir giderken makine çalışınca gır gır ses çıkarır.

Çolak Gazi, bakmış makine çalışıyor… Çolak Gazi, fakir.. topraktan dökülen başakları topluyor, bu makineler ekinin başaklarını kırıyor ürün toprakta kalıyor.
Başlamış Çolak Gazi söylenmeye; “De he gır gır.. ilahi Omar Hoca avradını diyerek..” küfre başlamış.

Sonra bu Omar Hoca, Koca Veli ile köyün ilk kamyonunu aldı şoförü de Rahmetlik Kasım Abi idi.
Sonra o da bitti.

Sonra Omar Hoca felç oldu. Allah rahmet eylesin.

Buradan yayla komşumuzdu iyi insandı.

Bizde din adamları kıymetlidir, doğru-yanlış demeden bir hocanın sözü geçerlidir.

Babam abilerimle uğraşmış…

Abim demiş ki: “Yav herkes motor alıyor, bizde alalım” o zaman ki maddi durumumuz en az iki traktör almaya müsait.

Babam, “Olacak iş değil, Gideyim Musa Hoca’ya danışayım hoca alın derse alalım” demiş.

Gitmiş, hocaya sormuş.

Hoca: “Düdü -dürzi, atın-eşeğin boku bitti de, şimdi motor boku mu kaldı” demiş.

Babam da motor almaktan vazgeçmiş. Dürzîlik İslamiyet’te küçük bir mezheptir. Bu mezhepte ne cennet ne de cehennem yoktur. Buların felsefesinde insan vardır o kadar. Şimdilik Lübnan’da vardırlar liderleri de Velid Canbolat’tır. Eski sedir ormanların yerinde yaşarlar ve zengindirler. Antrparantez bilgi olsun diye yazdım.

Sonra bu Musa Hoca ile bir ortaklık yaptık. Abilerim babam gece gündüz çalıştılar.. taş kırdılar.. çeper yaptılar.. onun arazisine kavak diktiler.

Babam sürekli suladı, büyüttü kavaklar yıllar sonra büyüdü. Bir kavak bile kesemeden, Musa Hoca usulca babamı kovdu, “burası benim tapulu malım” dedi.

Yazılı bir anlaşma olmayınca babam bir şey yapamadı.

Yıllarca verilen emek de boşuna gitti.

İşte bunlar bizim bölgede (Ankara’nın köylerinde) olan olaylar.

Konu uzun, şimdilik noktalayacağım.
Selim Keleş

Etiketler
Daha Fazla Göster

Ukrayna Haber

Ukrayna'nın, ilk Türkçe haber sitesi.

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu