Blog

Karanlık Nuri’nin çok kimlikli ve karanlık yolculuğu…

Kimler kimlerle beraber?

Asıl adı Nuri Gökhan Bozkır… 24’üncü Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök’ün devre arkadaşı Emekli Albay Niyazi Bozkır’ın asker üniformasına çocuk yaştan beri tutkun oğlu.

Baba Albay Niyazi Bozkır’ın, “Oğlumla ilgili ne denilirse denilsin, o bir kahramandır. Özel Kuvvetlerin gözde personeli de bazılarının hedefidir” dediği oğlu üniversite sınavlarında İTÜ’yü kazanmasına rağmen subay olmayı seçti.

1996 yılında Kara Harp Okulundan mezun oldu.

Gayri nizami harp kursuna katıldı. Başarılarından dolayı 44 takdirname, 2 şerit rozeti bulunduğu ortaya çıktı.

Uzun bir süre Özel Kuvvetler Komutanlığı’nda tim komutanı olarak görev yaptı.

2005 yılında, adı ilk kez kamuoyunda ‘sauna çetesi davası’ olarak bilinen davada da geçince TSK’dan Özel Kuvvetler Komutanlığı’nda yüzbaşı rütbesiyle görev yaparken ihraç edildi.

TİM komutanı Bozkır’ın İhraç süreci Geyşan Sauna Merkezi sahibi Zeliha Tüfekçi’nin kendisine baskı yapıldığını ileri sürerek savcılığa başvurması ile başladı.

Tüfekçi, aralarında asker ve polislerin olduğu bir bazı insanların, saunalarından birini gasp edip buraya yerleştirdikleri gizli kameralarla siyasetçi Abdülkadir Aksu ve bürokratlara şantaj yaptığını ihbar etmişti.

Ankara Cumhuriyet Savcısı Mustafa Kelkit’in talimatı ile Ankara Emniyeti Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından operasyon için düğmeye basıldı.

Ankara polisi gizli kameralarla siyasetçilere şantaj yapıldığının şikâyete konu olması üzerine çalışmalara başladıklarında soruşturmanın seyrinin nerelere uzanacağı konusunda bir bilgiler yoktu.

Beş ay yürütülen çok gizli çalışma sonrası Eski Emniyet Genel Müdür Vekili Ertuğrul Çakır, özel kuvvetlerde görevli Yüzbaşı Nuri Bozkır ve çete lideri olarak adlandırılan Kasım Zengin arasında bir ilişkinin olduğu bu ilişkinin sanat camiasına uzandığı tespit edildi.

Emniyet çetenin iki bakan ve 7’si AKP’li, 7’si CHP’li 14 vekili yakın takibe alarak özel istihbarat topladığı bakanlardan birisinin adının Ali Babacan olduğunu tespit etti.

Soruşturmanın detayından birbirinden ilginç bağlantı ve deliller vardı.

Avrupa’nın ikinci büyük askeri garnizonu olarak bilinen Etimesgut’a yönelik krokili, görüntülü ihtilal ve işgal senaryoları, kullandığı arabadan, ilişkide olduğu insanlara kadar çetelesi tutulan vekiller dosyaya girdi.

15-Sosyetenin Emre Köroğlu kod adı ile tanıdığı Kasım Zengin, Sosyete medyumu olarak tanındığı için operasyona Küre Operasyonu ortaya çıkan çeteye de operasyon merkezi olan masaj salonlarına atıf yapılarak Sauna Çetesi ya da Geyşa Çetesi adı verildi.

Operasyon için düğmeye basıldı.

Ankara polisinin gerçekleştirdiği operasyon sonucu Sauna Çetesi liderlerinden olduğu iddia edilen Kasım Zengin ile güvenlik şirketi sahibi Mustafa Aksoy’un ev ve işyerlerinde ÖKK faaliyetlerinin anlatıldığı 2 CD ile Aksoy’un bürosundan aynı içerikli 1 CD ele geçirildi.

Gözaltına alınan kişiler arasında bulunan Yüzbaşı Gökhan Nuri Bozkır’ın, “Gayri nizami harp eğitimi” sırasında verilen çalışma ve eğitim bilgilerine ilişkin devletin gizli kalması gereken bilgilerini görüntüleyip dışarıya sızdırdığı yazıldı gazetelerde…

Operasyonda ÖKK ve askerlerin adını geçmesi üzerine Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Bşk Tuğgeneral Turgut Arıbal, Askerî Yargıtay Bşk,Tuğgeneral Ahmet Alkış, Ankara Adli Yargı Adalet Komisyonu Bşk. Yılmaz Uğurlu’yu ziyaret ederek operasyonla ilgili geniş bilgi alma gereği duydu.

Mahkeme sürecinde gizli tanık ifadelerinde Nuri Bozkır’ın Albay Levent Göktaş’ın talebesi olduğu, Korkut Eken’in Levent Göktaş’a onun da Nuri Bozkır’a emir verdiği, onun da yerine getirdiği iddia edildi.

Tanık ifadeleriyle Nuri Bozkır’ın “Sauna yapılanması”na dahil olanlara gayri nizami harp eğitimi verdiği, eğitim sırasında Türkiye’de bir yapılanma olduğunu, darbe yapılacağını, bir an önce harekete geçilmesi gerektiğini söylediği geçti kayıtlara…

Kasım Zengin ve Mustafa Aksoy’un ev ve iş yerlerinde gerçekleştirilen aramalarda, ele geçirilen Özel Kuvvetler Komutanlığı’nın faaliyetlerinin anlatıldığı CD’ler soruşturmayı yapan ekibi Bozkır’a yönlendirdi.

Nitekim CD’lerin Özel Kuvvetler Komutanlığı’nda (ÖKK) görevli Yüzbaşı Gökhan Nuri Bozkır tarafından kopyalandığının ortaya çıkması üzerine Genelkurmay Askeri Savcılığı da Bozkır ve Aksoy hakkında 3 aydan 14 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı.

Genelkurmay Askeri Mahkemesi’nin ilk işi yargılama dosyası ile gizlilik kararı vermek oldu. BU karar ile dosyanın içeriği kamuoyundan saklandı. Artık konu basının gündemine gelmediği için unutulmaya terk edildi.

Yargılamalar devam ederken ÖKK personeli Gökhan Bozkır’ın avukatlığını yapan emekli Albay Levent Göktaş Ergenekon’dan tutuklanınca dosyadan çekildi.

Küre Operasyonu kapsamında ele geçen CD’lerin “Nizamı harbe ilişkin kurgudan ibaret ödev CD’leri” olduğunu söyleyen Bozkır, bunların Kasım Zengin’in eline nasıl geçtiğini ise bilmediğini söyledi.

Yargılamalar devam ederken Yüzbaşı Nuri Bozkır’ın Kasım Zengin’e verdiği belgeler arasında yer alan MİT’e ait kimlik materyalinin teşkilatın bir önceki kimliğiyle aynı olduğu iddia edildi.

Zengin’in fotoğrafının yer aldığı ancak Erdal Özkan adına hazırlanmış “ay-yıldızlı” MİT kimlik kartının bir yıl öncesine kadar MİT görevlilerince resmi kimlik kartı olarak kullanıldığı öne sürüldü.

Yüzbaşı Nuri Gökhan Bozkır, mahkemede Sauna çetesinde yer almadığını Musul’da tim komutanı olarak görev yaptığını devamında ise “PKK’nın üst düzey yöneticilerinden Şemdin Sakık’ın Türkiye’ye getirilmesi dahil üstün görevlerde bulundum.” dedi.

Mahkeme heyeti üstün görevlerin neler olduğunu sormadığı gibi ilk duruşma da tahliye kararı verdi.

“Sauna çetesi” bağlantılı “gizlilik” kararı verilen ve basına kapalı süren davada yargılanan Özel Kuvvetler Komutanlığı’nda (ÖKK) görevli yüzbaşı Nuri Gökhan Bozkır YAŞ kararı ile ASKERİ SAVCILIK talebiyle TSK’den ilişkisi kesilerek, ordudan atıldı.

Bozkır tutuksuz devam eden yargılama sonunda “gizli askeri bilgileri açıklama” suçundan 6 yıl hapis cezası verildi.

Verilen bu 6 yıllık hapis cezası, bir yıl sonra Askeri Yargıtay tarafından ’esastan’ bozuldu.

Sonra ne mi oldu dersiniz…

Ordudan atılan yargılaması yılan hikayesine dönen Bozkır, ticarete başladı.

Kırgızistan’da bulunan, uluslararası düzeyde silah, patlayıcı ve bomba satışı yapan “DNS” (Domain Name Services) Defence şirketinin sahibi olarak Uluslararası bir iş adamı oldu.

Ne işi yaptığını yılar sonra “Gürcistan, İran, Afganistan, Bosna Hersek ve Azerbaycan gibi çatışmalı ülkelere, ekipman, yiyecek ve insani yardım malzemeleri tedarik ediyordum” dedi.

Yakın çevresine başarısını yurtdışındaki bağlantılarım olmasa iş yapma şansım yok diye açıkladı.

Müşterileri arasında kimler yoktu ki…Türkiye’nin bir şekilde taraf olduğu ve ilgi duyduğu her çatışma bölgesinde adı geçti.

2012’de Suriye’deki iç savaşın başlaması üzerine Türkmen grupların saha komutanı Halil Harmid’e silah tedarik etmeye başladı.

2012-2015 yılları arasında silah ve mühimmat kutularının üstüne yiyecek ve sebze yükleyerek Türkmenlere 49 defa silah sevkiyatı yaptı.

8 Eylül 2015’in Eylül ayında, Urfa Akçakale’de soğan kamuflajıyla IŞİD’e bomba yapımında kullanılan infilaklı fitil taşıyan bir TIR ele geçirildi.

Olayı daha da ilginç hale getiren, sanıklardan birisinin Sauna Çetesi davasında ismi geçen, TSK’dan ihraç, Özel Kuvvetler’ci Nuri Gökhan Bozkır olmasıydı.

Bozkır, patlayıcı yüklü tırı durduran görevlilere kendini “ÖKK’cı binbaşı” olarak tanıtmıştı.

9 şüpheli hakkında “IŞİD’e silah sağlama” iddiasıyla işlem yapıldı.

Soğan kamuflajıyla IŞİD’e taşınan patlayıcılarla ilgili açılan davanın sanıklarından Doğan Güneş, birlikte yargılandığı Üsteğmen Ahmet Yasin Güneş’in MİT’e çalıştığını ve emniyet ile de ilişkileri olduğunu ileri sürdü.

Yapılan soruşturma ve alınan ifadeler sonrası ortaya bütün dikkatler silah sevkiyatını yönlendiren Gökhan Nuri Bozkır üzerine toplandı.

Bozkır Özel Kuvvetler Komutanlığı’ndan ihraç edilmiş olmasına rağmen kendisini emekli binbaşı olarak tanıttığı, Şanlıurfa ve İstanbul’a yapılan kayıt dışı sevkiyatları bizzat yönettiği netleşti.

Ortaya çıkan bilgiler Bozkır’ın sahadan kopmadığını sahada aktif faaliyet gösterdiğinin deliliydi. Aslında ortada çıkan başka şeylerde vardı. Bozkır, çok kimlikli bir isimdi.

Bozkır, Türkiye’nin gerekirse rejim muhaliflerine destek için TSK savaşa sokmak arzusunda olduğu Suriye iç savaşında girişilen operasyonlar için oldukça özel bir isimdi…

Görünüşte resmi görevi yoktu. Ve uluslararası ticaret yapan bir isimdi. Ortaya çıkması halinde kimse Türkiye’yi itham edemezdi.

Bozkır’ın Suriye kırsalında Esed rejimine karşı savaşacak birliklerin eğitiminde görev almasında kendi düşüncesiydi(!) Tabi buna inanırsanız.

Bütün bu önemli bilgilerin ışığında soğan kamuflajlı patlayıcı yüklü TIR’ların uluslararası camiaya mesaj vermek için yapılan yargılamaları devam ederken Nuri Bozkır ortalıktan kayboldu.

Nerede olduğunu bilmesi gerekenler biliyordu.

Bozkır arkasında bir çok soru işareti bırakarak Türkiye’yi terk etti. Ama derin kavganın tarafları için bir savaşta ilk feda edilecek isim olduğunu biliyordu. Zaman zaman Kaşif Kozinoğlu’nun akıbetini aklına getiriyordu da diyebiliriz.

18 Aralık 2002’de, saat 20.30 sıralarında, Çankaya Portakal Çiçeği Sokağı’ndaki evinin park yerinde, otomobilinden indiği sırada öldürülen Doç Dr. Hablemitoğlu’nun yıllardır karanlıkta kalan dosyasının seyri verilen bir ifade ile değişti.

Ergenekon Operasyonu’nu yürüten dönemin İstanbul Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz’ün talimatı ile gözaltına alınan “ERGENEKON’un Çöküşü” ve “Kod Adı Darbe” kitaplarının yazarı Zihni Çakır 15 Temmuz çatı davası’nda da tanık oldu.

Bazı isimlerin kadrolu tanık olduğunu ispatlarcasına 15 Temmuz Darbe davalarında bol bol isim verdi. ETÖ davalarının ne kadar büyük bir kumpas olduğunu anlattı.

TAMDA AKP VE ERGENEKON ARASINDA KILIÇ SESLERİNİN duyulduğu günlerde yazar Zihni Çakır’ın ifadesinde Hablemitoğlu suikastının failine dair yer alan bu bilgi önce ailenin sonra ise savcılığın dikkatlerini o yöne çekti.

Gazeteci Zihni Çakır ifadesinde, muvazzaf T.M. adlı devlet görevlisinin Necip Hablemitoğlu’nu öldürdüğünü ve silahı Mogan gölüne attığını ileri sürmesi üzerine aile ilk olarak T.M adlı kişiden şikayetçi oldu.

Fakat mahkeme Çakır’ın cinayeti işlediği dediği kişinin 2016’da muvazzaf devlet görevlisi olması ve cinayetin işlendiği tarihlerde Kazakistan’da görevli olduğuna dair şifahi bilgilendirmeyle yetinerek ailenin talebini ret etti.

Bunun üzerine Hablemitoğlu ailesi suikastı soruşturmasını yürüten savcıdan gazeteci Çakır’ın ifadesinin alınmasını talep etti.

Savcılık bilgisine başvurduğu ve adı geçen failden nasıl haberdar olduğunu sorması üzerine Çakır, ‘Nuri Gökhan B’den öğrendim bunları’ şeklinde yanıt vermesi dosyanın seyrini değiştirdi.

Savcılık Gökhan Nuri Bozkır’ı ifadesini almak için ararken ortaya çıkan bilgiler ailesinin avukatı Ersan Barkın ve ailenin ısrarı Hablemitoğlu cinayetinde 17 yıl sonra sır perdesi aralanmasını sağladı.

Çünkü eski Yüzbaşı Nuri Gökhan Bozkır ile ilgili yürütülen soruşturmada önemli ayrıntılara ulaşıldı. INTERPOL tarafından kırmızı bültenle aranan Bozkır’ın, 2015 yılında Türkiye’den firar ettiği öğrenildi.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, 2016 yılında cinayetin işlendiği günün 6 ay öncesi ve sonrasına ait Hablemitoğlu’nun HTS kayıtları, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumundan istendi.

Özellikle olay anı ve öncesinde Hablemitoğlu’nun takip edilip edilmediğini netleştirmek için savcılık, kendisinin ve eşi Şengül Hablemitoğlu’nun sinyal verdiği baz istasyonlarını kullanan diğer abonelere ait telefon numaralarının tespit edilmesi için talimat vermişti.

Savcılık, yaptığı araştırmalar sonucunda, cinayetin kilit ismi olacak Nuri Gökhan Bozkır’a ulaştı.

Bozkır’ın telefonun, cinayet günü 18 Aralık’ta sabahın ilk saatlerinde evinin Hablemitoğlu’nun evinin sokağında sinyal verdiği, ancak bir süre sonra hattın çıkarıldığı tespit etti.

Savcılık, tanığın ‘Cinayet silahını Mogan’a attı’ beyanı üzerine burada da bir inceleme yaptı.

Bozkır’ın telefonunun cinayet günü Mogan’da da sinyal verdiği ortaya çıktı.

Bozkır’ın akşam saatlerinde Mogan Gölü civarında kendinden alt rütbeli birisinin telefonuna hattını taktığı ve bu hattın sinyal verdiği öğrenildi.

Bütün bu çalışmanın sonunda Ankara 5. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından Nuri Gökhan Bozkır hakkında ‘suç işleme amacıyla kurulan örgüte üye olmak’ ve ‘tasarlayarak adam öldürme’ suçundan tutuklama kararı verildi.

Ankara Cumhuriyet Savcısı Zafer Ergün’ün yakalama kararı ve Interpol’ün kırmızı bülten çıkartması sonrası 10 Temmuz 2019 tarihinde Ukrayna’nın başkenti Kiev’de düzenlenen operasyonla gözaltına alındı.

Savcılığının, Ukrayna’da yakalanan Nuri Gökhan Bozkır’ın izini sürmesi bu gelişme ile başladı. Hablemitoğlu suikastının faili olduğu gerekçesiyle hakkında kırmızı bülten çıkarıldı.

Hablemitoğlu suikastının kilit şüphelisi Eski Özel Kuvvetler mensubu Bozkır, 3 ay cezaevinde kaldıktan sonra Ukrayna mahkemesi tarafından elektronik kelepçeyle ev hapsine çıkarıldı.

Kıyiv Şevçenko Mahkemesi, Ukrayna yasalarına göre ev hapsinin toplam süresi en fazla 6 ay olabileceği için 3 ay sonra Bozkır’ın ev hapsinin kaldırılmasına karar verdi.

Temmuz 2019’da Ukrayna’nın başkenti Kıyiv’de yakalan Nuri Gökhan Bozkır’ın iade süreci başladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Ukrayna ziyaretinde Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy’den eski yüzbaşı Nuri Gökhan Bozkır’ın iadesini istemesi dikkat çekti.

İç kamuoyu Erdoğan’ın Hablemitoğlu’nun katili istiyor diye düşünürken yanılıyordu. Çünkü aslında Erdoğan çok kimlikli ve çok kullanışlı bir saha adamını istiyordu.

IŞİD’e silah sevkiyatı hakkında bilgilere ve belgelere sahip olan Bozkır’ı Türkiye ekibi gözden çıkarmış gibi duruyor.

Çünkü saha adamları ile ilgili sessizliklerini koruyorlar. Ve kimse 18 yıldır çözülmeyen cinayetin bir profesyonel hatta kadrolu tanık ifadesi ile nasıl çözüldüğünü sorgulana gereği duymuyor.

18 yıl sonra HTS kayıtlarından çözülen bir cinayet neden yıllardır cinayetle ilgisi olmayan insanların üzerinde bir çamur olarak bırakıldı hiç kimse sormuyor.

Derin ve karanlık kadroların saha adamı Eski ÖKK personeli Bozkır’ın Türkiye’ye iadesinin Erdoğan tarafından bizzat istenmesinin sebebinin tırlarla taşınan silahlarla ilgisi olabilir mi acaba…

Türkiye onun iadesi için gayret ederken Bozkır’da Ukrayna Devlet Göç İdaresi’ne baş vurarak Türkiye’ye iade edilmemek için iltica başvurusunda bulundu.

Fakat İltica talebinin 4 Mart 2020 tarihinde reddedilmesi üzerine Bozkır, 17 Nisan’da Kıyiv Bölge İdare Mahkemesi’ne başvurarak karara itiraz etti. Kiev Bölge İdare Mahkemesi yapılan itirazı kabul etmedi.

Bunun üzerine Bozkır temyize başvurdu.

Fakat Türkiye’de yapılması gereken her şeyi yapıyor mahkemeye belge yağdırıyordu. Bu arada Kiev Altıncı Temyiz İdare Mahkemesi Bozkır’ın itirazını reddetti.

Bozkır Ukrayna Yüksek Mahkemesi’ne son bir itiraz hakkını yapmadan önce bir ROK hareketi yaparak Ukrayna basını zerinden bir birçok merkeze mesajını verdi.

Gürcistan, İran, Afganistan, Bosna Hersek ve Azerbaycan, Suriye gibi çatışmalı ülkelere, ekipman, yiyecek ve insani yardım malzemeleri tedarik eden Bozkır’ın söyleyecek çok sözü vardı.

Eski ÖKK’cı Yüzbaşı Bozkır, Türkiye’nin yasadışı silah ticaretini Ukrayna basınına anlattı.

Ukrayna ziyaretinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bizzat Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy’den istediği Özel Kuvvetler Komutanlığı’nda (ÖKK) görevli eski yüzbaşı Nuri Gökhan Bozkır, Türkiye’ye iadesini istedi.…

Eski ÖKK’cı Yüzbaşı Bozkır, Türkiye’nin yasadışı silah ticaretini Ukrayna basınına anlattı

2012’den 2015’e kadar Doğu Avrupa ve Orta Asya’dan Türkiye adına resmi şekilde silah satın aldığını açıklayan Bozkır, eski Varşova Paktı ve Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) ülkelerinden gelen silahları Suriye’ye götürdüğü söyledi.

Konteynırların fotoğraflarını paylaşan ve gözümle görmesem inanmazdım diyen Bozkır, silahların paralarının, Katar üzerinden dolar olarak konteynırlarla, Türkiye’ye getirildiği yedi konteynır dolusu doların askeri üsse taşıdığını anlattı.

Türkiye’ye kaçırılma korkusu yaşayan Bozkır anlattıklarına bakılırsa çok şey biliyordu. Ve Ukrayna basını üzerinden yıllardır sahada temsil ettiği ve beraber iş yaptığı kadrolara mesajını verdi.

Nuri Gökhan Bozkır röportajda ayrıca “kendisi gibi tehlikeli tanıkların “kalp krizi” sonucu öldüğünü buna örnek olarak hapiste “ölen” eski bir subay arkadaşından bahsederek” Kaşif Kozinoğlu gibi öldürüleceğini ima etti.

Bütün bunlar olurken ne oldu derseniz Ergenekon, Erdoğan arasındaki kılıç sesleri kesildi.

Bozkır’ın hamleleri ve kıyısından gösterdiği belgeler sonrası bakalım gelişmeler nasıl seyredecek. Sonuç ne olursa olsun derin işbirliği abdest tazeledi. Herkes kartını gösterdi şimdilik uzlaşı tekrar sağlandı.

Erdoğan Bozkır’ın iadesini istedi. Bu talep iç kamuoyunda Erdoğan Ergenekon kartını açmaya hazırlanıyor yorumuna sebep oldu.

Ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, katıldığı NTV canlı yayınında “MİT, Necip Hablemitoğlu suikastının katil zanlısını Ukrayna’da yakaladı. Şu anda Türk yargısına hesap veriyor” açıklamasını yaptı.

Bozkır’ın Türkiye getirilmesi aslında derin ittifaktaki çatlağı ve Erdoğan’ın yeni yol haritasını göstermesi bakımından önemli…

Şimdi “Erdoğan MİT, Necip Hablemitoğlu suikastının katil zanlısını Ukrayna’da yakaladı.” dedi. Oysa Türkiye yıllardır bu ve benzeri haberleri ezberledi.

Eski ÖKK personeli “çok kimlikli” eski yüzbaşı Gökhan Nuri Bozkır bakalım ne anlatacak operasyon nasıl derinleşecek…

BURADA CAN ALICI NOKTA Gökhan Nuri Bozkır gibi “kriminal ve karanlık ve para zaafı zirve yapmış olan bir kişinin” Ukrayna’da bulunduğu sırada yaptığı açıklamalara büyük ilgi gösteren bazı gazetecilerin bu tuzağa düştüklerini görmek olabilir.

Denklem karışık, aktörler karanlık ve derin olunca yazı biraz uzun oldu…😎

LobiRapor/LokmnHokim

Ukrayna Haber

Ukrayna'nın, ilk Türkçe haber sitesi.

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu