Al Monarda

Aynadaki insaniyet

Zindanları inleten masumların ahını göğe taşıyalım, zira birlik olursak ulaşırız göğe ve içtenlikle yürek verdiğimizde, göğün Sahibine.

Bir ayna kaç yüzü birden gösterebilir insana. Yüzün çokluğuna takılma baktığımızda görebileceklerimizi hesapla. Ya bir ayna kaç yüreği yansıtabilir hayata?

Aynalayan bir insan oldukça.. Şimdilerde kimin aynası olabiliyoruz dersiniz hayatlarımızda?

Kimi yansıtabiliyoruz, baktığımızda görebiliyoruz yahut ona kendisini gösterebiliyoruz?

Anladım, belki bireysel empati hepimizin karı değil ya toplumsal yansımalar?

Her karışına malı, canı, makamı yok sayma nutukları attığımız vatan millet uğruna sarf ettiklerimiz?

Haksızca yapılan hangi iş adalet terazisinde kuvvetin dengi rahmeti dengeleyebilir?

Eğer bir yerde güç sahibi rahmetle muamele etmeyi şiar edinmemişse o terazi tartamaz hiçbir kefeyi. Bazen düşünüyor insan ister istemez değil ama istiyor ve bile isteye düşünüyor; benim insanlığım dünyadaki hangi kan ve canla yoğrulmuş bir başka kişinin olamaz muadili?

Tüm ezberleri kenara koyalım hadi, seçemediğimiz ırklar, aileler üzerinden beylik laflar etmeyi de boş verelim.

İrade edip almadıklarımız, çabalayıp kazanmadıklarımız ne kadar bizimdir ki!

Öyleyse samimiyetin gerçek buutuyla hesaplayalım üstünlüğün hangi ölçülerle hayatlara girebileceğini. Ve bir kalbe kaç acı perçinlendiğinde daha insan olabildiğini.

Tarih yazdı, edebiyat yazdı, renkler boyadı ve daha nice tuvaller çizdi insanın acısına ve aldanmışlığına dair tüm sahneleri. İnsanlık acıdan öte yol olmadığını defaatle tecrübe etti.

Adı bazen firavun bazen Nemrut bazense sıradan bir idareciydi. Oysa hepsi Afrika’nın sırtı güneşten kapkara kesilmiş beden işçisi kadar insan, bir Hintli avarenin kalp atışı kadar canlıydı. Öyle değil mi?

Ey İnsanoğlu insan, dön yine sor kendine öyle mi, yoksa değil mi?

Öyleyse şayet şimdi hakiki samimiyetler geliştir kendine ve tüm varlığa. Uyuma yanı başında inleyen bir can duyduğunda, ülkende bir bebek soğuk zindanda gözlerini yumuyorsa!

Sen, ben, herkes bedelini ödemeye cesaret bile edemediklerimiz yüzünden bedel fırsatı bile tanınmayacak o büyük güne nasıl da hazırlıksızız değil mi?

Defaatle takındığımız “üç maymun” zulmünden ne kadar erken kurtarabilirsek dostlarımızı işte o zaman umuda çıkaracağız yarınlarımızı.

Değiştirebileceğimiz şimdiler varken boş zanlara yormayalım ne ruhumuzu ne bedenimizi.. Zindanları inleten masumların ahını göğe taşıyalım, zira birlik olursak ulaşırız göğe ve içtenlikle yürek verdiğimizde, göğün Sahibine.

Ve döndürelim aynaları önce kendimize, yüzümüzden öte yaratılmış gönlümüze. Kaç yürek sığar dersin bir aynanın izdüşümüne?

Diyeyim öyleyse, aynandaki içtenlik kadar yüreği sığdırabilirsin kalbine. Ve aynalaşan kalbinle görebilir, gösterebilirsin hakikati kardeşine, milletine, evrene.. Haydi kolay gele!

Al Monarda

Ukrayna Haber

Ukrayna'nın, ilk Türkçe haber sitesi.

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu