Haberler

Dünya ile yarışmaya ne dersiniz?

Basın İlan Kurumu (BİK) Genel Müdürü Mehmet Atalay, Sinop’ta gazetecilerle bir araya gelmiş.

Yazılı basın ile ilgili büyük fotoğrafa dikkat çekmiş genel müdür. Dünya sıralamasına giren ilk 10 gazeteden 5’inin Japonlara ait olduğunu söylemiş. Sıralamaya göre o gazeteler 14 milyon, 12 milyon, 5,5 milyon, 4,6 milyon, 4,5 milyon tiraja sahip. Daha sonra Almanya’dan, Çin’den, İngiltere’den, Amerika’dan vs. gazeteler sıralamaya dahil oluyor ve milyonlarca satıyor. Neyse. Sayın Atalay, Türkiye’deki sıkışmadan şikâyet ettikten sonra bir gerçeğin altını çiziyor ve tarihe not düşüyor: “Türkiye’de ise dünyada ilk 50 arasına bir milyona yaklaşan tirajı ile Zaman Gazetesi giriyor.”

Dünya Gazeteler Birliği’nin (WAN) açıkladığı rakamlara göre 123 milyon nüfusa sahip Japonya’da toplam gazete satışı 70,4 milyon. Nüfusu bize biraz daha yakın sayılabilecek (82 milyon) Almanya’da toplam gazete tirajı 22 milyon. 300 milyon insanın yaşadığı Amerika’da 48,3 milyon gazete alınıyor… Türkiye’de toplam tiraj 5 milyonun üzerine çıkmakta zorlanıyor.

Hal böyle olunca Türk basınının ellerini şakaklarına götürüp ‘Biz nerede hata yaptık?’ diye kafa yorması şart. Öteden beri arzu edilen seviyelere bir türlü gelinemeyişi kimi zaman ‘halkın okuma tembelliği’ne bağlandı; kimi zaman da gazete okuma alışkanlığının olmayışına. Şimdilerde ise teknolojik mazeretlerin arkasına saklanmayı deniyor basınımız. Oysa hangi formatta olursa olsun haber-analiz-yorum-izlenim ihtiyacı azalmıyor, artıyor; o ihtiyaç var oldukça gazetecilik yaşıyor…

Gazetelerin ömrünü ihtiyaçlar belirliyor; sosyal talepler, ferdi arayışlar… Gazeteler ne zaman toplumun gerisine düşerse, harakiri süreci o zaman başlar. Sadece gazeteler değil, her şey öyledir; siyaset, ticaret vs. Olduğu yerde onlarca seneden beri patinaj yapanlar ya da sürekli kan kaybedenler, meseleye bir de bu açıdan bakmak zorunda. Maşeri vicdandan yükselen talepler ile toplumun nabzını tutanlar arasında uçurumlar olmamalı. Toplumdaki hak ve hürriyet arayışı karşısında statükocu bir yaklaşım serdediliyorsa, çeyrek yüzyıl öncesinin zihniyeti ile insanlar kamplaşmaya davet ediliyorsa ve ideolojik saplantılar haberdeki hakkaniyeti, yorumdaki adaleti yerle bir ediyorsa ne tiraj düzelir bir ülkede ne imaj.

Zaman Gazetesi, dün 27. yaşına girdi hamdolsun. Çok zor dönemlerde çok çetin sınavlardan geçti bu gazete. Şükürler olsun ki adaletten, hakperestlikten, dürüstlükten ayrılmadı. Ayrılmayacak da. Eleştirirken bile hep yapıcı olmaya, yol gösterici kalmaya gayret etti; kırmaktan dökmekten kaçındı. Korkudan değildi nezaketi şüphesiz. İnsan haklarına azami derecede saygı gösterirken basın yasasının boşluklarından istifade etmeye kalkışmadı; çünkü her yazdığı kelimenin Mahkeme-i Kübra’da karşısına çıkacağını düşündü. Tabii ki zor bir meslek gazetecilik; farkında olmadan yanlışlar da yapılabiliyor. Kasıtlı yapılmayan her hata için tashih, tavzih; hatta tekzip hakkına saygı duydu. Zira inanıyordu ki onca kamplaşma ve çatışma karşısında dimdik durmak gerekiyor; bilgiyle, sevgiyle, akılla, adaletle…

Halk bu mütevazı gazeteyi bağrına bastı. On binlerden aldı, yüz binlere çıkardı. Şimdi milyonları zorluyor. Bir zamanlar yüz bin satacağı tahayyül bile edilemiyordu. Hem gazete çıkarma potansiyeli ve birikimi küçümseniyordu hem de okur kitlesinin bilgi düzeyi. İki algı da yanlıştı ve tarih huzurunda bu peşin hükümlerin bertaraf edilmesi gerekiyordu. Hamdolsun vefakâr insanımız, kendi ruhunun ikizi saydığı bu gazeteyi baş tacı etti ve ülkenin dört bir tarafında alınan, okunan, gündem oluşturan bir gazete haline getirdi.

‘Bu kadar ağır muhtevayı halk okumaz’ dediler; bu ülkenin kara sevdalıları o algıyı yerle bir etti. ‘Muhafazakâr kesim okusa bile asla yüz binin üstüne çıkmaz gazete’ dediler; bu güzel ülkenin düşünceye önem veren fertleri, o yanılgıyı da tarihe gömdü. Bu ülkenin tefekkür burçlarında kaliteli gazetelerin bayraklaşması gerekiyordu; o dalgalanma gazete çıkaranlarla o gazeteyi okuyanların kucaklaşmasını şart koşuyordu. O güzel manzaraya da şahit oldu tarih. Kimsenin tahayyül bile edemediği okur-gazete vuslatı hem ülkemizde, hem bölgemizde; hatta yeryüzünde konuşulur bir misal haline geldi.

Ve nihayet gazetemiz Zaman, yaz dönemindeki geçici düşüşü saymazsak, 1 milyon sınırını çoktan aştı. Şimdi okullar açıldı, tatil dönemi bitti. Her sene olduğu gibi bu mevsimde yüreklerimizi abone kampanyalarının heyecanı sardı. Şimdi her vilayette, her ilçede abone toplantıları düzenleniyor. Yazarlarımız, editörlerimiz, çalışanlarımız, o muazzam abone seferberliğine katkı sağlayabilmek için koşuşturuyor; ancak o heyecana yetişmek ne mümkün. Herkes biliyor ki kutuplaşmanın tekrar hortlatıldığı, gerginliklerin yeniden karabasanlar gibi ruhlarımızı esir almaya yeltendiği bugünlerde Zaman’a ihtiyaç her dönemdekinden daha fazladır.

Neden 1 milyon eşiğini de geride bırakmayalım, neden 1,5 milyona doğru sağlam ve sabırlı adımlar atmayalım? İnanın bu gazetenin milyonları zorlaması sadece bir gazetenin başarısı değil; bu ülkenin muvaffakiyetidir. Keşke bütün gazetelerimiz tatlı bir rekabet içinde daha geniş kitlelere ulaşsa. Toplam tirajda sınırlar aşılsa. İhtiyaç var böyle bir uyanışa. Dünya tiraj listesine bir bakın lütfen; İslam dünyasından ilk yüze giren bir tanecik gazete olması tesadüfe hamledilebilir mi!

Gazeteler bir ülkedeki tefekkür ufkunun en somut göstergesidir. Okumadan, düşünmeden, farklı yaklaşımlara tahammül göstermeden ne badireleri def etmek mümkündür ne de yeniden diriliş türküsü söylemek. Her sene abone kampanyamız önemlidir; ama bu seferki daha bir hayatî çizgiye erişti. Dünya gazete satış sıralamasında ilk 50’ye girmek yetmez; ilk 10’u zorlamak lazım ki düşünen, konuşan, tartışan, araştıran, yeni terkipler yapan insanlar yetişsin bu ülkede.

Uluslararası denetim olmadan asla

Gazete tirajları konusunda zaman zaman hararetli tartışmalar yaşanır. Kimin ne kadar doğru beyanda bulunduğunu kestirmek sanıldığı kadar kolay değil; zira gazeteyi basan, dağıtan ve satış rakamını açıklayan aynı şirket olunca rakamların sahih olup olmadığı tam anlaşılamıyor. O yüzden tirajın dış denetime tabi tutulması şart. Gazeteniz Zaman, 6 senedir dünyanın bu konudaki en muteber uluslararası şirketine (BPA) kendini denetletiyor. Dünya standartlarında denetime tabi olan ve şeffaf bir şekilde tiraj raporlarını dünya kamuoyuna duyuran başka gazetelerin de ortaya çıkması gerekiyor. Aksi takdirde hem bir yandan gazete satışı için canla başla çalışanların emeği zayi oluyor; hem de bazı tirajlar üzerindeki soru işareti her gün daha da büyüyor.

Gazeteler Brüksel’i terk etti

Hafta içinde Avrupa Birliği Raportörü Ria Oomen-Ruijten ve ekibi Türkiye’ye geldi. En üst düzey yetkililerle görüşen heyetin son uğrak yeri Zaman Gazetesi idi. Yazar ve yöneticilerimizle verimli bir toplantı yapan raportör ve beraberindekilerin AB konusunda Türkiye’den daha köklü adımlar beklediği anlaşılıyordu. Brüksel temsilcimiz Selçuk Gültaşlı ile konuşurken Türk basınına dair bir gerçekle yüz yüze geldim. Bir zamanlar en sıcak haberlerin takip edildiği Brüksel’de sadece bir gazetenin temsilcisi kalmıştı. Bu tabloyu nasıl okumak lazım: AB ilişkileri mi büsbütün zaafa uğradı yoksa gazetelerimiz dünya çapında yayın organı olmaktan mı vazgeçiyor? Düşünmeye değer bir tablo var karşımızda…

Today’s Zaman Türkiye’nin gururudur

Türkiye’nin çok güzel, çok harika bir gazetesi var: Today’s Zaman. O gazetenin (TZ) sesi dünyanın dört bir yanında yankılanıyor. Türkiye’de neler oluyor diye merak edenler İngilizce yayın yapan bu gazeteyi referans alıyor. Bir açıdan bakınca gerçekten Türkiye’nin, Türk medyasının medar-ı iftiharı. Ne var ki epey bir zamandan beri TZ hakkında negatif kampanya yapılıyor. Oysa çok iyi niyetli haberler, ufuk açıcı yazılar yayınlanıyor her gün. Bazı yazılar hoşumuza gitmemiş olabilir. Şahsen ben de doğru bulmadım bazı yorumları, başlıkları; ancak büyük fotoğrafı kaçırmamak lazım. Üç-beş gereksiz tweet’ten ya da muhtevasında sorun olmamakla beraber yanlış kullanılan başlıktan yola çıkarak Türkiye için fevkalade önem arz eden bir gazeteyi, üstelik okumadan ve kulaktan dolma iddiaları gerçek sanarak karalamak yanlış olur. Eleştiriler de eleştiriye tabidir; ancak edeple, hak-hukuk gözetilerek…

EKREM DUMANLI | ZAMAN – e.dumanli@zaman.com.tr

Ukrayna Haber

Ukrayna'nın, ilk Türkçe haber sitesi.

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu