Haberler

Türkiye-ABD iletişiminin kalitesi?

Washington- ABD’nin başkentinde siyasetin nabzını tutan ve iki ülke arasındaki ilişkileri çok yakından izleyen Amerikalı bir siyasetçi, Türkiye’nin önemini şu sözlerle ifade ediyor: “İran, Irak, Suriye, Mısır, Libya, enerji, Orta Asya, Kafkaslar, Balkanlar ve daha birçok konuyu etkileyecek konumda. Çin bir kenara konursa Türkiye dünyanın en merkezi ülkesi.”

Amerikan kamuoyunun Türkiye’ye bakışını tam yansıtmasa da en azından ABD Başkanı Obama ve ilk döneminde Dışişlerini emanet ettiği Hillary Clinton’ın ülkemize yukarıdaki çerçevede baktıklarına kuşku yok. Türkiye’nin BM’deki oylamada İran’a yaptırımlara ‘hayır’ oyu vermesi ve İsrail’le aramızın açılmasına rağmen Türk-Amerikan ilişkileri bunlardan fazla yara almadan ilerledi. Kuşkusuz bunda Türkiye’nin Kürecik’e yerleştirilen NATO radar sistemini kabul etmesi çok büyük rol oynadı. O kadar ki, BM’de İran lehine kullanılan oyun da etkisiyle bir yıl öncesine kadar herkes Türkiye’nin eksen değiştirmesinden bahsederken, Kürecik’e ‘evet’ dendikten sonra Türk-Amerikan ilişkilerinin altın döneminden söz edilmeye başlandı.

Obama’nın ikinci kez seçilmesi ve kritik yerlere getirdiği isimlerin Türkiye’ye olumlu bakışa sahip olmaları, Washington’daki bir Türk uzmana göre tarihi fırsat: “Türkiye açısından bu kadar olumlu kadro bir daha işbaşına gelir mi kestiremiyorum. Ama bu olumlu tabloyu, diplomatik ilişkilerden ekonomik münasebetlere ne kadar değerlendirdiğimiz soru işareti.”

Tabii Amerika şu sıralar ciddi iç problemler yaşayan ve dünyanın her köşesiyle ilgilenmek durumunda olan küresel bir güç. Bazılarının sandığı gibi Washington’da herkes sabah akşam Türkiye’yi konuşmuyor. Obama’ya rağmen Türkiye’deki Amerikan karşıtı hava nasıl fazla değişmediyse Amerikan kamuoyu ve medyasındaki Türkiye algısı da maalesef çok pozitif değil. Özellikle Türkiye’nin otoriter bir İslami yönetime kaydığına dair algı gittikçe daha güçleniyor. Marjinal sol bir örgüt tarafından yapılmış olsa da Ankara’daki elçiliğe yapılan saldırı kamuoyundaki olumsuz Türkiye algısını pekiştirecek bir hadise.

Ankara’nın, dış politika gündeminde önemli yer tutan konularda, seçim derdini atlatan Obama’dan birçok beklentisine rağmen Washington yönetiminin önceliğinde iç politika var. İkili ilişkileri de iyi bilen Amerikalı bir siyasetçiye göre 6 ay boyunca Obama 3 konuya odaklanacak: “Bütçe, göçmenler, bireysel silahlanma. Obama ancak bu alanlarda başarılı olursa güçlü başkan imajını arkasına alıp dış politikaya ağırlık vermeye başlayabilir.”

Bu şart gerçekleşse de Obama yönetiminin dış politika önceliği de Ortadoğu değil, Asya Pasifik. Öncelikte ikinci sırada yer alan Ortadoğu’da ise 3 önemli gündem var. İran, Suriye ve Mısır. Birçok uzmana göre bu konular içinde bu yılın en önemli konusu Suriye. Ama çok gerçekçi, aşırı temkinli ve asla doğrudan müdahaleyi içermeyen yöntemlerle yetinmeyi düşünen bir yaklaşım bu.

İlişkilerdeki olumlu iklime ve her seviyedeki sık temaslara rağmen ortaya çıkan bazı emareler, iki başkent arasındaki iletişimin kalitesine dair soru işaretleri doğuruyor. Ankara’da, seçim sonrası Obama’nın Suriye konusunda Türkiye’nin sıkışmışlığını da giderecek somut adımlar atacağına dönük ciddi beklenti vardı. Ama Washington’da kimse böyle bir havanın olmadığını söylüyor. Bazıları Türkiye’nin Suriye konusundaki ruh halini, Bush yönetiminin Irak konusundaki tutumuna benzetiyor. Tabii bu bakış açısı farklılığının hem insani hem stratejik maliyeti büyük.

İki başkentin Irak’a bakışında da belirgin farklar var. Türkiye’ye göre Irak’taki her türlü sorunun temel nedeni olan Maliki, Washington’a göre gerçekçi bir gözle çalışılabilecek bir isim. Türkiye ve Arapların soğuk tavrıyla Maliki’yi İran’a itmesinden şikâyetçi. Erbil’le ilişkilere bakış da farklı. Şimdiye kadar Ankara’yı Irak Kürtleri ile diyaloğa teşvik eden ABD, ilginç biçimde Türkiye’nin özellikle Bağdat’ı bypass eden Erbil politikalarından rahatsız.

Ankara’daki bir beklenti de seçim sonrası Obama’nın daha fazla ağırlığını koyarak hem Filistin meselesinin çözümü hem de İsrail’e baskı yapıp barış için Türkiye’nin şartlarının kabulü için devreye gireceğiydi. Çünkü Obama-Netanyahu hattındaki sorun ile geleneksel ABD-İsrail ilişkisini yansıtmıyordu. Nitekim Gazze bombardımanı ve BM’deki Filistin oylamasında Obama’nın tutumu ciddi hayal kırıklığına yol açmış durumda.

Özetle ilişkilerde iklim, potansiyel ve temasların sıklığı olumlu ama özellikle 1915’in yüzüncü yıldönümü yaklaşırken iletişimin kalitesini gözden geçirmekte fayda var.

ABDÜLHAMİT BİLİCİ | ZAMAN a.bilici@zaman.com.tr http://twitter.com/ahamitbilici

Daha Fazla Göster

Ukrayna Haber

Ukrayna'nın, ilk Türkçe haber sitesi.

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu