Haberler

Başbakan Erdoğan, İslam dünyasına Kırım’dan seslendi

Ukrayna’da temaslarda bulunan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, onur konuğu olduğu 9. Yalta Avrupa Stratejisi (YES) Toplantısı’nda İslam dünyasına seslendi.

Kırım Özerk Cumhuriyeti’nin Yalta Şehrine 3 kilometre mesafedeki tarihi Livadiya Sarayı’nda konuşma yapan Başbakan Erdoğan, Ortadoğu’da başlayan dönüşüm sürecini ve ABD büyükelçiliklerine yapılan saldırıları değerlendirdi.

Erdoğan, İslam, dünyasına hitaben Hz. Muhammed’e hakaret içeren filimle ilgili olarak, İslam dünyasına ”sağduyu” çağrısında bulundu.

Konuşmasında Cuma gününe de atıfta bulunan Erdoğan; “Bu cuma gününde ibadet yapıp bizim yüce değerler adına toplandığımız Cuma Namaz’larında şiddete, teröre ve masum insanların zarar görmesine yol açacak provokasyonlara karşı lütfen dikkatli olalım. Medeniyetler ittifakını hayata geçirebilmek için bahsettiğim bu değerlere titizlikle sahip çıkmalıyız. Asla bu oyuna gelmemeliyiz. Dünya Müslümanlarına bir kez daha hatırlatıyorum. Bu çok ciddi bir provokasyondur. Çok ciddi bir tahriktir, bunun karşısında şiddete başvuranların da bilesiniz ki Müslümanlara bir provokasyonu vardır ve biz bunu da reddediyoruz. Asla kabul etmiyoruz” dedi.

Avrupa stratejilerinin konuşulduğu toplantıda konuşmasının büyük kısmını Ortadoğu ve gündemdeki gelişmelere ayıran Erdoğan; “İslam’ın yüce değerlerine ve Hz. Peygambere hakaret, fikir ve inanç hürriyeti içinde değerlendirilemez. Dinlere, peygamberlere insanların kutsal değerlerine yönelik hakaretler, fikir ya da eleştiri hürriyeti olarak görülemez. Hakaret içeren yaklaşımlar tam tersine düşünce, inanç ve eleştiri hürriyeti zeminini tahrip etmektir. Bu aynı zamanda bir sebep netice ilişkisidir. Bu bakımdan tahrik oluşturan akımlara karşı biz yöneticilerin gerekli tedbirleri de alması gerekir.” diye konuştu.

Terörün dininin ırkının olmadığına vurgu yapan Erdoğan; “Protesto hakkı hiçbir şiddetin, hiçbir terör eyleminin özellikle de masum insanlara zarar vermelerinin gerekçesi olamaz. Bu ne vicdanidir ne de İslami’dir. Tüm insanlığa barış ve insanlık mesajı veren İslam, masum insanlara zarar veren terör eylemlerini mahkûm etmiştir. Hiç kimse İslam adına hareket ettiğini söyleyerek, son örneğini Libya’da ABD diplomatik misyonuna saldırıda gördüğümüz şekilde terör ve şiddet eylemlerini asla meşrulaştıramaz. İslami söylem ve sembolleri istismar ederek bu tür eylemlere imza atanlar en büyük zararı Müslümanlara vermektedir. Dolayısıyla bu filmin arkasındaki zihniyet ve organizasyon da İslami sembol ve söylemleri istismar ederek terör eylemlerine imza atanlar da nefretle kınanmalıdır.” şeklinde konuştu.

DÜNYA MÜSLÜMANLARINA ÇAĞRI

Tüm dünya Müslümanlarına, ‘İslam’ın değerlerine ve yüce Peygamberin çizgisine ibretle, vakarla ve sağduyuyla sahip çıkalım’ çağrısı yapan Erdoğan, toplantıda sözlerini şu şekilde sürdürdü; “Özellikle uluslararası teröre birçok elçisini feda etmiş bir ülkeyiz. Şu anda da terörle mücadele eden bir ülkeyiz. Dünyanın neresinde olursa olsun, hangi dinin mensubu olursa olsun ortak bir mücadele platformu oluşturmak suretiyle mücadele edebiliriz. Eğer bu mücadeleyi birlikte yürütemezsek her zaman değişik ülkelerde değişik üzüntüyü hep birlikte yaşayacağız. Şu anda özellikle değerli dostum Sayın Obama’nın da bu hazırlanan filmle ilgili ona olumlu bakması gibi bir şeyi düşünmüyorum. Böyle bir şey söz konusu değil ama bu filmi hazırlayan düşünce maalesef o da tahrik unsuru taşıyan nitekim bunu da ifade eden bir aşırı uçtur. Bunun da tabii mahkûm edilmesi, bunun da cezalandırılması gerekir diye düşünüyorum. Bu tahrik maalesef bu tür neticeleri doğurmuştur ve biz Libya’daki bu eylemi şiddetle kınıyoruz, şiddetle karşısındayız ve bu konuda müşterek atmamız gereken adımlar neyse bunları atmaya hazır olduğumuzu da zaten taziye mesajımda da bildirdim.”

“SURİYE’DE SÜRECİN ÖNÜNÜ RUSYA VE ÇİN AÇABİLİR”

Konuşmasında Suriye’deki gelişmelere de geniş yer ayıran Başbakan Erdoğan, gelinen noktada artık uluslararası toplumun da bir bütün olarak, gözlerinin önünde cereyan eden bu insanlık dramına “dur” demesi gerektiğini vurguladı.

Bütün bölgenin bir yangın yerine dönüşmesine izin vermemesi gerektiğinin altını çizen Erdoğan, bu çerçevede Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne ve özellikle Rusya ve Çin gibi sürecin önünü açabilecek ülkelere büyük sorumluluk düştüğünü ifade etti.

Erdoğan; “Suriye’deki geçiş sürecinin bir an önce tamamlanarak yeni ve demokratik bir rejimin tesisine yönelik ilerlenebilmesinin, sadece Suriye halkına değil, tüm bölge insanına yönelik bir sorumluluğumuzdur. Türkiye olarak geçiş sürecinde bulunan diğer bölge ülkelerine olduğu gibi Suriye’ye de bu kritik süreçte tecrübe paylaşımı ve somut yardımlar dâhil her türlü desteği vereceğiz. Bu anlamda Suriye dâhil bölge ülkeleri için bir model değil, işbirliği yapabilecekleri ve her zaman görüş ve yardım alabilecekleri gerçek bir dost olmak istiyoruz” şeklinde konuştu.

Suriye’de on binlerce insan tankla, topla, uçaklarla bombalanarak öldürüldüğüne dikkat çeken Erdoğan şunları kaydetti; “Bunun içerisinde çocuklar var, kadınlar var. Kendi halkını bu şekilde öldüren bir rejim adil bir rejim olamaz ve bu rejimin demokrasi diye bir sorunu, derdi olamaz. Bu tamamen diktatör bir rejimdir. Bunlara insanlık olarak bizim de gerekli cevabı vermemiz gerekir. Bizim 910 kilometre sınırımız var ve hemen yanı başımızda cereyan eden, tüm bölgeyi etnik ve mezhepsel temelde tehlikeli bir sarmala sürükleyecek bu gelişmeler karşısında duyarsız bir politika izlememiz tabiatıyla mümkün değil. Bir yandan Esed rejiminin üzerindeki uluslararası baskı için çaba sarf ederken diğer yandan yeni Suriye’nin halkın tüm kesimlerini kucaklayan demokratik ve çoğulcu bir yapı üzerine inşa edilmesi için muhalif gruplarla yakın temas içinde bulunuyoruz. Suriye’den kaçanlara kapımızı açtık. Bu insani duruşumuz, sayıları 100 bine doğru giden sığınmacılar nedeniyle sınırlarımız içinde ortaya çıkan tüm güvenlik risklerine, oluşan maddi külfete rağmen tereddütsüz şekilde devam edecek.”

“50 YILDIR AB KAPISINDAYIZ”

Bölgenin bu kadar önemli olaylara şahit olduğu bir süreçte Avrupa Birliği’nin güçlü kalması ve olumlu anlamdaki dönüştürücü etkisini muhafaza etmesinin büyük önem taşıdığına işaret eden Erdoğan, sözlerine şu şekilde devam etti:

“50 yıldır kapıdayız. Hala Avrupa Birliği’ne üye değiliz, hala Avrupa Birliği’nin müzakereci bir ülkesiyiz. Böyle bir konumdayız, böyle bir konumdayken bu temennilerimi ileri sürüyorum. Aksi yöndeki bir senaryo Türkiye’ye ve Ukrayna dâhil çok geniş bir coğrafyada olumsuz bir etkilenme meydana getirecektir. Avrupa Birliği’nin derinleşen ekonomik krizin etkisiyle içine kapanması ve umutsuzluğa düşmesi halinde ekonomik sorunları istismar eden aşırı sağ çevrelerin bundan nemalanması ve İslamofobi dâhil dünya barışı için tehlikeli eğilimleri körüklemesi de güçlü bir ihtimal olarak karşımızda duruyor. Nitekim Norveç’teki ırkçı saldırı ve Almanya’daki Neonazi cinayetleri gibi yüksek profilli olaylar bunun işaretleridir. Avrupa genelinde aşırı sağcı hareketlerde büyük artış gözlemlendiği ve ırkçılığın bu defa Müslümanları hedefe koyacak şekilde yeniden Avrupa’da hortladığını endişeyle gözlemliyoruz. Irkçılıkla mücadele günümüz de Avrupa’nın temel önceliklerinden biri haline gelmiştir.”

VİCDANİ SORUMLULUĞA ÇAĞIRDI

Dünyada her iki çocuktan birinin fakirlik sınırının altında yaşadığını, 120 milyondan fazla çocuğun herhangi bir eğitim almadığını, her yıl 2,5 milyon çocuğun şu veya bu nedenle ama ağırlıklı olarak aşılanamadığı için hayatını kaybettiğini, dünya nüfusunun da yarısının günde 2,5 dolarla yaşamak zorunda olduğunu ifade eden Erdoğan, en zenginle en fakir arasındaki uçurumun büyüdüğünü, bütün bu sorunlara ortak vicdani sorumlulukla yaklaşıldığı takdirde cevap bulunabileceğini söyledi.

Suriye’de giderek derinleşen bir insanlık trajedisi yaşandığına dikkati çeken Başbakan Erdoğan: “Biz bu anlayışla Somali’de ölen çocukları bizden uzak Afrikalı olarak görmedik. Orada insanlığın vicdanı da ölmektedir. Burma’da, Arakan’da katliamlara uğrayanları görmezden gelmiyoruz. Arakan’da insanlığın ortak değerleri de katledilmektedir. Temel kaygımız dünyadaki gelişmelere sadece çıkar odaklı yaklaşımdan ziyade vicdani tepki geliştirebilmek, adalet olgusunun gereklerini yerine getirebilmektir” şeklinde konuştu.

YES’e onur konuğu olarak katılan Başbakan Erdoğan, konuşmasının akabinde, ikinci dünya savaşı akabinde dünyayı yeninden şekillendiren kararların alındığı Livadiya Sarayı’nın bahçesinde toplantıya katılanlarla birlikte aile fotoğrafı çektirdi.

YUNUS ERDOĞDU | KİEV – CİHAN

Ukrayna Haber

Ukrayna'nın, ilk Türkçe haber sitesi.

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu