Haberler

Davulculara kızmayın!

Uzun zaman olmuştu terki diyar eyleyeli…

1995’te çıkmıştım hiç ayrılmam dediğim memleketimden.

İlk yıllarda dönerim söylemlerim ilerleyen yıllarda dönemem buralara dönmüştü.

Dün ilk teravih için mahallemin camisinde arka saflarda kalan çocukluğumu aradım…

Yeni nesil bizim gibi camiyi kaynatmıyordu.

Bizi cami dışı ederek yaramazlıklarımıza kapı arayan ihtiyar amcaların yerleri de tıpkı dedemin yeri gibi boştu…

Camiden dışarı atıldık mıydı şekeri elinden alınmış çocuk gibi hırçınlaşırdık.

Bu saatten sonra artık şeytan bağlanmış bağlanmamış fark etmezdi bizim için insi şeytan oluverirdik bir anda.

Ramazan’da nöbeti şeytandan devir alır neler yapardık neler…

Allah affetsin! Bizim çeteyle birlikte camiye gelen cemaatin boşta bırakılan arabalarını ite ite başka yerlere taşımak…

Hala küçük bedenlerimizle bu ağır işi neden yaptığımızı bilmiyorum.

Otomobilini taşıdığımız kişinin ne hissettiğini ise ilk kez yanlış yere parktan ötürü arabam çekildiğinde hissettim ‘men dakka dukka’ ‘eden bulur’ dedim yine af diledim…

Cemaatin ayakkabılarına çamur doldurmak sıradan işlerimizdi…

Hiç unutmuyorum bir keresinde minareye çıktık baktık zaman ayarlı kasetçalar var anladık ki imam sabah namazlarını saatli teyple okuyor, bastık çal düğmesine o da ne minarede oyun havası çalıyor…

Meğer kasette ezandan sonra oyun havası geliyormuş…

Millet teravi namazında…

Minarede oyun havası…

Mahallede ertesi gün gündemdi her faili meçhul hadisemiz…

Çünkü hiçbir anne oğluna yakıştıramıyordu yapılanları…

O zaman bahara denk geliyor olmalı ki bizim rutin işlerden birisi de bütün mahalle camideyken meyve ağaçlarını bozmaktı. Favorim badem çağlası ve kirazdı…

Çekirge sürüsü gibiydik bir şey bırakmazdık.

Eve sahur vaktinde girerdik.

Bu hayaller müezzinin ‘salât-ı vitre niyet’ ile dağıldı.

Yüksek sesle okunan salâvat kısmı hariç en sevdiğim kısımdı ‘salât-ı vitre niyet’ bu kısım uzun teravih maratonu bitti sadece üç rekât kaldı demekti.

Dağılma vakti gelmişti.

Camiden eve doğru yanımda lise arkadaşımla birlikte ayrılırken arkadaşım; “Sen geçmiş olsun diyorsun bak herkes Allah kabul etsin diyor” şeklindeki esprisi yüzümde bir tebessüm oluşturdu.  

Dağılan cemaat koyu bir sohbetle aheste aheste evlerinin yolunu tuttu.

Eve geldim çocuklar ‘baba davulcu nerede çalmıyor’ dedi.

Ben uyuyun gelince zaten uyanırsınız dedim.

Sahur vakti davul sesleri ile irkildiğimde oda da yalnızdım. Karanlık odada gözlerimi açtım nerede olduğumu anlamaya çalıştım. Ana ocağındaydım çocuklar balkonda davulcuyu izliyordu…

Adeta evde şenlik vardı…  

Davul sesi birden kesildi aşağıdaki komşu davulcuya çaldığı için kızmış tartışıyorlardı.
Davulcuyu uykudan uyandırdığı için azarlıyordu…

Davulcunun arkadaşı boş ver uğraşma dedi davulcu davula vurmadan yoluna devam etti.

İçeride sofra kurulmuştu…

Komşunun davulcuya kızmasına üzülmüştük…

Ben de dua ettim Allah’a komşumu davul çalınmayan bir memlekete gönderip uykusunu bozmaması için…

Uyku sersemliğiyle annem ve çocuklarımla birlikte sahur yaptık…

Ramazan’ı da memleketim kadar özlemişim hoş geldin ya Ramazan şeref getirdin.

YUNUS ERDOĞDU | UKRAYNA HABER

Ukrayna Haber

Ukrayna'nın, ilk Türkçe haber sitesi.

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu