Haberler

Yakıştı mı?

Özel savcıların işinin ehli olduğu “yetkin yok” itirazını dikkate almamalarından belliydi.

Zira tüm özel savcılar bilir ki;

CMK. 251. maddenin son fıkrası tereddütlere son verir:

“Bu suçlar görev sırasında veya görevden dolayı işlenmiş olsa bile cumhuriyet savcılarınca doğrudan soruşturma yapılır.”

Burada “görev sırasında veya görevden dolayı işlenmiş olsa bile” tabirindeki tek amaç, soruşturulan kişilerin kurumsal kanunlarındaki izin prosedürünün devre dışı kaldığını anlatmak içindir.

Erzincan’da Cihaner’le birlikte MİT’çiler gözaltına alınırken MİT Kanunu 26. madde işlemedi de şimdi neden işlesin?


“Ortada suç yok vazife var”
diyenler, Ergenekon soruşturmalarında generaller bir bir alınırken “ortada suç mu görev mi olduğunu” savcılara bırakıyordu.

Konu MİT olunca hukuk imparatoru kesildiler.

Bu mantaliteyle Ergenekon ve cuntalar bitmez.

Her Ergenekon iddianamesinde Ergenekon’un askeri ayağının tam olarak ortaya çıkarılamadığını söyleyen savcılar, haklı olarak iz sürmeye devam ediyordu.

Genelkurmay ve MİT arşivleri incelenmeden Ergenekon’un tam resminin görülemeyeceğini savcılık yıllarımdan beri söylüyorum.

Gladio savcısı Felice Casson, derin ahtapotun tam resmini nereden çıkarmıştı?

Başbakan Giulio Andreotti‘nin izniyle girdiği askeri istihbarat servisi arşivlerinden.

Casson istihbarat arşivlerini inceledi diye İtalya’nın ulusal güvenliği zaafa mı uğradı, ülke başka ülkelerce istila mı edildi, sömürge mi oldu?

Bunlar olmadı ama İtalyan halkı Gladio’nun tam resmini gördü.

Son MİT operasyonu, MİT’in derin kanadı ve KCK arasındaki köprü personeli bulma gayesini taşıyordu.

Ama konunun önemini anlamayanlar, benim de başarılı bulduğum Hakan Fidan ismine saplanıp kaldılar.

Mercek altına alınan dönemler itibariyle savcıların önünde Hakan Fidan’ın tanık olarak değil şüpheli olarak ifadesinin alınmasını zorunlu kılan deliller varsa ne yapacak savcı?

Hakan Fidan’la oturup espresso içerek hasbıhal mi etmeliydi?

Savcıların generallerle yapmadığı salon edebiyatını, MİT müsteşarıyla yapmasını neden bekliyoruz?

Böyle bir soruşturma usulünü duyan varsa beri gelsin.

Y. Büyükanıt
‘ın “tanırım iyi çocuktur” tavrı, neden tekrar dirildi?

Ergenekon soruşturması usulüne açıkça hukuki onay veren ve Ergenekon terör örgütünü kabul eden yeni AİHM’nin Tuncay Özkan kararını duydunuz.

Hal böyleyken, MİT mensuplarını himaye etmek için hazırlanan tek maddelik “terör suçlarında bile izin usulü”,

Ergenekon ve KCK’lılara kaybettikleri bir mevziyi tekrar kazandırıp bizi AİHM çizgisinden uzaklaştırmıyor mu?

Deliller süratle kaybolmuyor mu?

Milletvekillerinin dokunulmazlığı bile tartışılırken, bu zamana kadar hiçbir askeri darbeyi hükümete haber vermeyen bir istihbarat servisine kalın bir koruma zırhı getirilmesi açık bir geri adımdır.

Soruşturmanın Başbakan’a uzanacağı spekülasyonları yapanlar, hukukun belini kırma derdinde.

Çünkü MİT ve başbakan arasında, Genelkurmay’da olduğu gibi astlarının her fiilinden üste cezai sorumluluk gerektiren bir askeri emir-komuta silsilesi ve organik bütünlük yoktur.

Karanlıktan aydınlığa giden sisli vadide yolunuza generaller de çıkar, MİT’çiler, emniyetçiler, gazeteciler de.
Sorumlu görülen orgeneraller ifadeye giderken, MİT mensuplarını himaye etmeyi açıklayabilecek miyiz topluma ve

Ergenekon mahfillerine?

İşin tuhaf tarafı hükümet cenahıyla birlikte merkez medya ve CHP de MİT sempatizanı kesildi.

Hakan Fidan’ı koruma kaygısıyla engellenen KCK soruşturması, MİT’teki İsrail, Ergenekon ve KCK uzantılarına cesaret verecektir.

Herkes MİT’in bu 3 ismine takılıp kaldı. Daha önemli başka MİT unsurları var.

Sonuçta TSK gibi MİT de melekler şehri değil.

Ergenekon soruşturmalarında Ergenekon mahfillerinin “TSK hedef alınıyor” propagandası ne kadar provokatif ve gerçek dışıysa, MİT soruşturmasında “hükümetin terörle mücadele veya müzakere politikası soruşturuluyor” demek o kadar akıl dışıdır.

MİT’in kurumsal istihbarat faaliyeti değil, MİT içinde bazı unsurların KCK’yla istihbarat faaliyetini aşan çalışmaları soruşturuluyor.

Öcalan’ın terör stratejilerinin MİT kanalıyla PKK’ya ulaştırılmasından, bu iltisakla şehit verdiğimiz asker ve polislerimizden bahsediliyor.

MİT’in göz yumduğu PKK eylemlerinden bahsediliyor.

MİT soruşturmasında siyasal iktidarın bugüne kadarkinden farklı veya çifte standart denilebilecek reflekslerini pür dikkat gözetleyen sanık generalleri ve STK’ları unutmayın.

MİT soruşturmasını yürüten özel savcılığın başında kim var?

Ergenekon iddianamelerinde imzası olan Başsavcı Vekili Fikret Seçen.

Bu zamana kadar güvenmedik mi bu savcılara?

AK Parti’nin altını illegal şekilde oymaya çalışan türlü kirli odakları ve cuntaları bugüne kadar hayatları pahasına sorgulayan İstanbul özel yetkili savcılık teşkilatına, şimdi sırf Hakan Fidan şüpheli olarak çağrıldı diye İsrail savcılığı muamelesi yapanlar ellerini vicdanlarına koymalılar.


Ömer Çelik
‘in “yapılanlar kime yarıyor” sorusunun cevabıyla yol almak mümkün değil.


Hakan Fidan
soruşturulacak diye ülke, demokrasi ve iktidar elden gitmez.

Ama yargılanan Ergenekon ve Balyozcu üst düzey bürokratların gözü önünde MİT mensuplarına terör suçlarında
bile ekstra koruma zırhı getirirseniz, inandırıcılığınız ve tutarlılığınız kalmaz.

MİT’teki KCK ağıyla ilgili sorulara cevap veremezsiniz yıllarca.

Gerekirse Hakan Fidan’ı İsrail’e mumla aratacak onlarca müsteşar tayin etme inisiyatifi yine iktidardadır.

Kaldı ki Hakan Fidan cezalandırılacak diye bir katiyet de yok. Belki de savcı Hakan Fidan için ek takipsizlik kararı verip onu soruşturma dışı bırakacaktı.

Hepsi AK Parti’ye yönelik olan İrticayla Mücadele Eylem Planı’nı, Balyoz’u, Kafes’i, Ergenekon’u, Ayışığı’nı, Sarıkız’ı, Yakamoz’u, İnternet Andıçları’nı cesur ve net bir inisiyatifle mahkeme önüne diken özel savcılar, MİT’te KCK izi sürerken uğradıkları hışmı hak etmediler.

Adamlar yıllarca AK Parti’nin başına örülen ve arkasından oynanan kirli oyunları deşifre ettiler.

AK Parti’yi iktidardan düşürmek için sahnelenen türlü operasyonları engellediler.

Şimdiyse iktidara tezgâh yapan savcılar yaftasını yediler.

Yazıktır, günahtır, ayıptır…


Ozan Arif
12 Eylül için diyor ya: “Kızıl kızıl fırtınalar önledik, kazığı en sonunda yine biz yedik” diye.

Benzer serencam…

Ergenekon, KCK ve darbecilere karşı enerji ve mücadele kararlılığınız tükendiyse, çıkardığınız kanunları uygulayan savcılardan şikâyet etmeye ne hacet!

Kaldırın CMK. 250’yi, özel yetkiyi, terör suçunu.

Bağlayın tüm üst düzey bürokratları soruşturma iznine.

İndirin tutukluluk sürelerini çıksın Balyozcular, Ergenekoncular, KCK’lılar…

Mis gibi herkes kaldığı yerden işine devam etsin.

Darbeciler çalışmalarına devam etsinler, KCK’lılar koysunlar istediği eylemi, siyasiler de imkân bulursa siyaset
yapsın.

AİHM Ergenekon var demiş. Tuncay Özkan serbest bırakılırsa güvenlik güçlerinin işi zorlaşır demiş…

Sallayın gitsin. Siyaset var ya adalete ne hacet?

Siyaset kaybedildiği gün adaletin kıymeti anlaşılır.


Yola revan olan kervana yetişmek kabil değildir artık.

GÜLTEKİN AVCI | BUGÜN – gavci@bugun.com.tr

Ukrayna Haber

Ukrayna'nın, ilk Türkçe haber sitesi.

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu