Haberlerİş Dünyası

Kriz Türk inşaat işçilerini mağdur etti

Hepinizin malumu 2008 yılı sonlarında global bir mali kriz patlak verdi. Bu krizden en çok etkilenen ülkelerin başında Ukrayna geldi. Öyle etkilendi ki, askerine ekmek veremediği dönem oldu. Bu sene tünelin ışığı gözüküyor denilmesine rağmen parasızlıktan Bağımsızlık Bayramı’nı bile kutlayamadı.   Haliyle bu durumdan ülkede iş yapan Türkler de etkilendi.

Birçok inşaat şirketinin işi durdu. Bir zamanlar eski iktidar ile işini götürenler hükümetin değişmesi ile işiz kaldı. Yeni yönetimle iş yapacak olanlar da kriz ikliminde işbaşı yaptı.

Neticede çok sayıda Türk şirketi mağdur oldu. Bir şirketin mağdur olması ister istemez o şirkette çalışan insanımızı da etkiledi. Bunlar büyük çoğunluğu derdini bile dinleyecek kimse bulamamaktan yakınıyor.

Peki, zor zamanda işçi işveren münasebeti nasıl olmalı? Konuya İslamî perspektiften bakıldığında, emek ile sermayenin ruh ve ceset gibi bir bütün olduğu görülür. Ruh, yani emek asıldır; ceset, yani sermaye ise, ona bağlıdır. Sermayedeki düzen, sistem, âhenk, canlılık ve dinamizm, emekle yakından alâkalıdır.

EMEK-SERMAYE DENGESİ
Allah (celle celâlühü), “İnsan, emek ve gayretinin neticesinden başka şey elde edemez. Gayretinin semeresi ise ileride mutlaka ortaya çıkar; emeğinin karşılığı kendisine tam tamına ödenir.” (Necm, 53/39-41) buyurmaktadır. Görüldüğü gibi bu dünyada emek olmadan öte tarafta da sermaye yok.

Başkaları meseleyi ne şekilde ele alırsa alsın, İslam emek ile sermayeyi yan yana getirip, her hak sahibine hakkını hem de vakit kaybetmeden vermiştir. Zira, Allah Rasûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), “Bir işçi tutan kimse, daha işin başında ona vereceği ücretin miktarını bildirsin!” (Nesaî, Eymân ve’n-Nüzûr, 44) ve “Çalıştırdığınız kimsenin ücretini henüz teri kurumadan veriniz!” (Heysemî, Mecmau’z-zevâid, IV/97) buyurarak, bir yandan çalışmayı alkışlamış; diğer taraftan da sermaye sâhibini gözeterek, işverenin herhangi bir hakkının zimmete geçirilmesini ve iş hukukunun çiğnenmesini haram saymıştır.

Diğer taraftan, Rasûl-ü Ekrem Efendimiz ara sıra ümmetinin dikkatini çekmek üzere anlattığı kıssaların birinde, mü’min işverenleri işçinin emeğini nemalandırarak onu da sermaye sahibi yapmaya teşvik etmiştir. “Mağara hadisi” olarak da bilinen bu hadis-i şerifte şu hadise anlatılmaktadır:

Gecelemek için bir mağaraya sığınan üç kişi, dağdan kopan büyük bir kaya parçası yuvarlanıp çıkışı kapayınca bir türlü oradan çıkamazlar. Bunun üzerine, sırayla Hak katında makbul olduğuna inandıkları bir ameli vesile kılarak Cenâb-ı Hak’tan kayanın yuvarlanıp gitmesini dilerler. Onlardan birincisi, anne-babasına karşı ihsanla davranışını vesile edinerek onunla niyazda bulunur; ikincisi, tam harama girip, iffetini kirleteceği bir anda, sırf Allah korkusu sebebiyle böyle bir günaha girmekten vazgeçişini duasına mevzû yapar. Her iki duada da taş biraz kımıldar, ancak yine de çıkabilecekleri kadar bir boşluk meydana gelmez.

Üçüncü şahıs ise şöyle dua eder:

“Rabbim, yanımda bir işçi çalıştırdım. Diğer işçilerin ücretini verdiğim gibi, onun ücretini de ödemek istedim. Halbuki o, teklif ettiğim ücreti azımsadı ve ‘Ben bunu almam’ deyip gitti. Onunla bir koyuna anlaşmıştık. O gidince ben de koyunun ayrı üremesine zemin hazırladım. Seneler geçti ve bu bir tek koyun büyük bir sürü hâline geldi. Derken, bir gün bu adam kapımı çaldı ve benden hakkını istedi. Ben de o sürüyü göstererek, ‘İşte bunlar senin hakkındır’ dedim. ‘Ben fakir bir insanım, benimle alay etme’ deyince; ‘Vallâhi, alay etmiyorum, alıp da götürmediğin o koyun işte bu hale geldi. Şimdi al götür’ dedim. Sevine sevine bütün sürüyü alıp götürdü. Rabbim, bunu ben Senin için yaptım. Eğer bu amelimden razıysan mağaranın ağzını aç.”

Bu duadan sonra, o koca taş yuvarlanıp gider, mağaranın ağzı açılır ve hep beraber dışarıya çıkarlar. (Buhari, Buyû’ 98, İcâre 12; Ebû Dâvud, Buyû’ 29.)

İşte, Peygamber Efendimiz, bu hadiseyi anlatarak toplum hayatında huzur ve güvenin teminatı olabilecek üç önemli meseleyi nazara vermiş; yaşlılara hürmet edip anne-babanın hukukunu korumanın, hem iffetli yaşayıp hem de insanların iffetlerine dokunmama ahlakının ve bir de işçi haklarını gözetmenin, hatta işçiyi bir ortak gibi kabul edip onun da sermaye sahibi olması için gayret göstermenin önemine vurguda bulunmuştur.

Tarafıma ulaşan bir maili sizlerle paylaşıyorum.  Okurumuzun şirket ismi vermesini ayrıca takdir ettiğimi bildirmek isterim.

“Sayın Yunus Erdoğdu,

Ukrayna’da ben ve benim gibi birçok arkadaşın başına gelen bir olaydan sizlere bahsetmek istiyorum.
Bir inşaat firmasının Ukrayna’da devam eden inşaat projeleri için çeşitli branşlarda inşaat ustalarının aradığını öğrendim ve Ukrayna’ya o firma ile çalışmaya geldim.

6 ay o firma bünyesinde çalıştım. Küresel ekonomik krizin patlak vermesi yüzünden işlerin durduğunu bize verecek işlerinin olmadığını söyleyerek bizleri Türkiye’ye yolladılar.

Ödenmeyen 2-3 aylık maaşlarımızın en kısa surede yatacağını söylediler. Bizler Türkiye’ye döndükten sonra firma yetkililerini defalarca aramamıza rağmen maaşlarımızın ne zaman yatacağı konusunda hiçbir bilgi alamadık. Hep kriz bahane edildi. Bizler öyle büyük paralara çalışan insanlar değiliz. Birikimimiz de yok.

Zaten birikimimiz olsa ailemizden eşimizden çocuğumuzdan uzaklaşıp gurbete gelmezdik. Bizler parasal yönden güçlü değiliz ama güçlülerin karşısında ezilmekten başka çaremiz de yok.

Hangi firma ve kim olduğunu söylemeyeceğim. TUİD’i arkasına alıp bizlere gücünü göstermekten çekinmeyen o kişi vermiş olduğumuz emeğimizin karşılığını, alın terimizin karşılığını ödemedi.

Evet, biliyorum küresel kriz dünya çapında yaşandı. Bu yüzden ben de işsiz kaldım eve ekmek götüremedim. O firmadan paramı alsaydım her şey biraz daha farklı olabilirdi.

Eşimin bileziklerini bozdurdum ve evimi birkaç ay öyle geçindirdim. O firma sahibi mal varlığından hiçbir şey eksiltmedi, hiçbir şeyini satmadı. Şimdi soruyorum size kriz bizim gibi ekmek peşinde koşan insanlar için mi var?

Kime gittiysem kime danıştıysam onlar güçlüdür seni ezerler sesini çıkartma dedi. Ne yapacağımı bilmiyorum. İnsanların hakkını istemesi suç mu?

Ezilmek bizim kaderimiz…….

Saygılarımla.”

Ukrayna Haber

Ukrayna'nın, ilk Türkçe haber sitesi.

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu