Haberler

Yaz(ama)mak üzerine

Merhaba dostlar,

Çok değerli dostumun tatlı bir yazısıyla sizleri baş başa bırakıyorum. Selamlar, Aleksandr Abdullahov
Yaz(ama)mak üzerine

En büyük korkularımızdan bir tanesi yazmak. Hem çok istediğimiz hem de en çok kaçındığımız. Ve korkumuzda yalnız değiliz. Kime sorsanız türlü mazeretlerle neden yazmadığının savunmasını yapacaktır. Oysa dile getiremediği gerçek, korktuğudur. Beğenilmeme korkusu. Zordur bunu itiraf.
Kendimi değerlendirdiğimde ve çevremi dinlediğimde iki hususun engel olarak karşımıza çıktığı görülüyor: Birincisi “ya yazdığım beğenilmezse” korkusu.

Diğeri ise “bir gün öyle bir yazı yazacağım ki yer yerinden oynayacak” beklentisi. İkisi de yanlış ve aşılması kolay meseleler.

Yazma öğrenilen bir davranıştır. Elbette Allah vergisi yazma kabiliyetiyle doğan insanlar vardır. Ama yazarların kahir ekseriyeti yazmayı sonradan öğrenmişler ve temrinlerle geliştirmişlerdir. Yani yazdığınızdan utanmanıza insanlar beğenmeyecekler diye korkuya düşmenize gerek yok. Bir el sanatını öğrenen kişi gibi yazmayı sürekli hale getireceksiniz. Nasıl ki Efendimiz “az ama devamlı ibadeti” tavsiye etmiştir. Yazıya başlayacak olanın da bu tavsiye üzerine az ama devamlı yazması ona yazma kabiliyeti kazandıracak ve başkalarını imrendirecek bir gelişme gösterecektir. Bazıları yazmaya nasıl başladıklarını anlatırlar kitaplarında. Onları okumak yol gösterici ve cesaretlendirici olabilir.

İlk başlayanlara tavsiyem: Çok çok çekiniyorsanız ilk yazdıklarınızı kendinize saklayın. Biraz güven geldiğinde tavsiyesine değer verdiğiniz insanlardan yardım isteyin. Ve asla hemen beğenilsin beklentisine girmeyin. “Umma ki gücenmeyesin.” Bugün yere göğe sığdıramadığınız birçok yazarın ilk yazılarının sizinkilerden daha iyi olduğunu kimse iddia edemez. Onlar azimle çalışmaya devam etmenin meyvelerini yiyorlar.

Yazılan bir yazı ile taşları yerinden oynatmak gibi bir ham hayal de yazmaktan alıkoyar. Hiç kimsenin ilk yazısı böyle bir bahtiyarlık yaşatmamıştır. Bu hissiyata sahip olan kişiler ya nefislerinin esiri olmuş megaloman tiplerdir (ki yücelttikleri enaniyetleridir.) ya da yazmamaya mazeret üretmek için böyle bir bahanenin arkasına sığınanlardır. Ve asla her şeyi tersine çevirecek yazıyı yazacakları o bir gün gelmez. Bu sinek sıklet birinin hiçbir antrenman yapmadan Muhammed Ali Clay ile maça çıkması gibi bir şeydir. İlk yumrukta yere serileceği muhakkaktır.

Yazmak için uygun zaman ve zemini beklemek de hatadır. Hayat bizim arzumuzun dışında kendi seyrinde akıp gidiyor. Hiç bir zaman bizim beklediğimiz zaman ve zemin olmayabilir. Bulduğumuz her fırsatta bir iki satır da olsa bir şeyler karalamak lazım. Şiir için söylenen “eğer maksut eserse bir mısra-ı berceste kâfidir.” sözü yazı için de geçerlidir. Bazen bir satırla sayfalar dolusu duygu düşünce aktarılabilir.

Gönül ilhamullahın tecelligahıdır. Gönle gelenleri yazmayıp yok olup gitmesine sebep olmak bir kadir bilmezlik olmaz mı? Ya o ilham ihtiyacı olan birisine senin vesilenle ulaştırılmak istenmişse? Yani yazmamak insana mesuliyet de yüklüyor.

Dili güzel kullanmak okumakla mümkün. Kelime hazinemizin zenginliği hem kolay yazmamızı hem de derdimizi daha kolay anlatmamızı sağlar. Ama her cümlemizin hayranlık uyandıracak kadar güzel olmasını beklemek muhali taleptir. Sade ama düzgün cümle daha çok takdir edilecektir. Sürekli yazmak eksiklerimizi görmemize yarar. İnsanı en iyi yine kendisi düzeltir. Tevbe bunun için var.

Dolayısıyla yazmak için:
a- Korkularımızın ve beklentilerimizin esiri olmayalım. Hiç hürriyeti tatmama ihtimali var.
b- Uygun zaman ve zemini beklemeyelim. Hiç gelmeyebilir.
c- Bize bahşedilen ilhamları bad-ı heva zayi etmek kadirnaşinaslıktır. Kendine yakıştıran buyursun.
d- Hiç kimse ilk yazısı ile zirveye çıkmamıştır. Gayretsiz olmuyor.
e- Çok okumak lazım. Bazen bir satır kitaplar dolusu ilhamları gönle akıtabilir.
f- Az ama her gün yazmaya gayret etmeli. Gelişmeler çok şaşırtıcı olacaktır.
g- Geride bırakılan her eser hizmet etmeye matuf ise karz-ı hasen olacak ve amel defterinin kıyamete kadar açık kalmasına vesile olacaktır.
h- En kolay yazılanı hatıralardır. Neden kendinizi anlatarak başlamıyorsunuz?

Hemen şimdi !…
M. K.

Ukrayna Haber

Ukrayna'nın, ilk Türkçe haber sitesi.

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu