Haberler

Kişiye özel mesaj… “Sana yazıyorum!”

Yazıyı kendim muhatap bildim. Soğukların kendini hissettirdiği bu günlerde yüreğinde bir sıcaklık hissetmek isteyenler de buyursun. A.    Abdullahov

Sana yazıyorum…

Gülünce yüzünde güller açan sana…

Bulması zor, ayrı kalması güç ve unutulması imkânsız olan sana…

İyi ki varsın diye dostluğuna şükrettiğim sana…

Her şeyini paylaşan, her zaman her yerde arkadaşlarını düşünen sana…

İyiliğe ve güzelliğe dair ne varsa, hepsini yüreğine toplamış olan sana yazıyorum…

Bütün arkadaşlarımız yıldız gibi…

Hepsi de seçilmiş insanlar…

Hatırlıyor musun, ince eler sık dokur, ondan sonra arkadaşlık kurardık biz…

Arkadaşlık şartlarımız vardı…

Çağırdığımız zaman nereye, diye soranla arkadaşlık yapmazdık…

Bu benim, şu senin diyen insanlarla da…

Kardeş zorunlu arkadaş, arkadaş seçilmiş kardeştir…

Kardeşimizi belirleme imkânı yoktur ama arkadaş seçimi bize bağlı…

O arkadaş ki, fırtınalı havalarda kaybolmayan…

Açılan üzüntü yarasına gözyaşıyla merhem olan…

İhtiyacım var dediğinde, hatta demese bile orada yanında olan…

O arkadaş ki, zorluklara karşı yürüdüğünde önünde, desteğe ihtiyacın olduğunda tam arkanda, konuşacak bir dost arzuladığında yanı başında olan…

O arkadaş ki, nasılsın diye sorduktan sonra, cevabını bekleyen nadir insanlardan…

Bizim birbirimizle bağlanıp bütünleşmemizi sağlayan bir harç vardı aramızda biliyor musun…

Adı vefa…

Dost ikliminde yetişen güllerden hani…

Gülistanın en güzel güllerinden…

Düşmanlık atmosferinde yetişmesi mümkün olmayan güllerden…

Aynı duygu ve düşünce etrafında dolaşan insanların etrafında üfül üfül esen güllerden…

Adı vefa…

İnsanın değerli şeylerin kıymetini bilmesi…

Konuşurken doğru söz söylemesi…

Verdiği sözde durması…

Yani gönlüyle bütünleşmesi…

Adı vefa…

Arkadaşa kardeşe, yâre yarene, iyiye ve güzele bağlılık…

Sevgide sebat…

Bir aşığın maşukuna, her şeye rağmen sadık kalması…

Nimetlere karşı gösterilen saygı ve hürmetin adı…

O ki, özlenen değerlerden…

Seçkin insanların özelliklerinden…

İnsani değerlerin temel taşlarından…

Adı vefa…

Arkadaşlık sevgiyi, sevgi bağlılığı, bağlılık ta vefayı gerektirir…

Sevgi, annenin yavrusuna bakışı…

Vefa, evladın anne-babası için her şeyi göze alışı…

Sevgi, çöller aştıran dağlar yaran…

Vefa, dostluğa destan yazdıran…

Sevgi, varoluşu canın…

Vefa, hatırı bir fincanın…

Sevgi, bedene can katan…

Vefa, insanı insan yapan…

Dostluklarını vefayla perçinleyen insanların yürekleri aynı atar…
Aynı duygu ve düşünceyle çarpar…

Birbirlerinin sevinçlerine sevinir, dertlerine beraber ağlarlar…

Bir fincan kahvenin hatırını kırk yıl değil ömür boyu devam ettirirler…

Hatta ötelerde de…

Hayatta zor işler, kolay işler var…

Bunları ayıran insan olmak zor bilirsin..

Niyet etmek kolay, başlanan işi bitiren olmak zor…

Söz vermek kolay, sözünün eri olmak zor..

Eğri olmak kolay, doğru olmak zor…

Yuva kurmak kolay, yuvaya sadık kalmak zor.

Yaşamak kolay, insanca yaşamak zor, insan olmak zor…

Gülü sevmek kolay… Dikenini görmemek zor…

İşte öyle bir şeydir ki vefa, bin kusur olsa bile örter…

Hal böyleyken, iyi günde birlikte olup dar günde kaçmak, tarif ettiğimiz bir arkadaşlık değil…

Tehlike anında ayrılıp gitmek, zoru görünce bulunduğu yeri terk etmek…

Buna vefasızlık denir…

Her türlü işte beraberlik söz konusu olmazsa, arkadaşlık ötede devam etmez ki, burada da bir kıymeti olsun…

Demek ki dostluğun devamı, buradaki beraberliğe bağlıdır..

Arkadaşlık böyle olunca, arkadaşta görülen yanlış çekinmeden söylenir, ta ki düzeltsin diye…

Yollar ayrılmasın diye… Kaymasın, kaybolmasın diye…

Arkadaşın ayar düğmesi olmak ve hatalarını düzeltmesine mühlet tanımak…  

Dostlara vefanın en güzel yanlarından biridir bu…

Bir diğeri de onlara karşı kalbimize bir şüphe girmemesi için gökyüzüne avuç açmak…

O ki, O’na açılan elleri geri çevirmeyecek kadar cömert..

Güneş batarken birlikte içtiğimiz bir demlik çayın kokusundaki dost…

Yalnızlığın en karanlık anlarında ‘’Geleceğini biliyordum’’ dediğim dost…

‘’Sen bunu seversin bu senin için’’ diyerek gönül alan dost…

Kalbimizi paylaşmadığımız bir günü, tam anlamıyla bitmiş saymadığımız dost…

Bazen yollar dost kılar insanı, bazen dostluklar yola koyar…

Sen arkadaşlarını yolda koymayan, asker uğurlama tadında yola koyansın…

Bir yürek nelere yeterse, bir can bir canı nasıl severse, muhabbet fedaileri için hayat ölüme ne kadar değerse sen de o kadar değerlisin…

Senden uzaklardayım şimdi… Senden ayrı…

Ama bilesin dost, sensizlikte hasreti öğrendim kucak kucak…

Ve vuslatın saltanatını arıyorum köşe bucak…

Aşk ile dikilince bir dikiş kıyamete kadar sökülmez imiş…

Aşkla öyle bir diktin ki kalbimi kalbine…

Ve öyle bir bağladın ki beni kendine…

Ne zaman bir dostluk bakışı görsem ya da bir gülen dudak sen geliyorsun aklıma…

Sonra kendimi yollara vuruyorum…

Ellerim ceplerimde, caddelerde yürüyorum…  

Bir atasözünü güfte yaptım kendime, üzerine beste döküyorum:

Vefalı çıkarır dostluğun tadını, Vefasız alır dostunun ahını…

Soğuğa talimliyim ama arkadaşlardan ayrılığa tahammül yetmiyor…

Hele bu kişi senin gibi vefa gamzeli ise artık buna yürek dayanmıyor, bunu böyle bilesin…

Y.S.

Daha Fazla Göster

Ukrayna Haber

Ukrayna'nın, ilk Türkçe haber sitesi.

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu