Haberler

“Sağlıklı toplumu, sağlıklı aileler oluşturur.”

Türk kültürü ve hayatını derinden etkileyen en faktör ailedir. Türk toplumunun tarihinden, kendi örf, adet ve geleneklerinden yola çıkarak Türk toplumunun insan ilişkilerine, akrabalık bağlarına ve toplumsal dayanışmaya çok önem verdiği çıkarımını rahatlıkla yapabiliriz.

Geçen yıl BBC Dünya Servisi ve Gallup’un bütün dünyadaki 68 ülkede 51 bin 417 kişiyle yaptığı anketin sonuçları, Türk halkının ailesine bağlılığının güçlü olduğunu ortaya koymuştur. Anket sonuçlarına göre, Türk halkının yüzde 77’si önemli kararlarını ailesiyle birlikte alırken, bu oran Avrupa ülkelerinde ortalama yüzde 61 olarak belirlendi. Türk halkının sadece yüzde 5’lik kesimi, önemli kararlarında arkadaşlarından etkilendiğini belirtti. Yani Türk toplumunu geçmişten günümüze taşıyan en sağlam değer ailedir.

Değerlerin hızla esnekleşmesi, ekonominin her alanda söz sahibi olması toplum bilincini günümüzde muhakkak etkilemektedir. Buna rağmen toplumda saygı kavramının devam etmesi, sevgi, bağlılık kavramlarının pekişmesi, geleneksel değerler, toplum ve aile yapısında halen belirleyici bir rol üstlenmektedir. Erdem, yararlılık ve eğitim değişmez değerler konumunda yerini sürdürmektedir.

Türk ailesinde etkin olan bir anlayış vardır ki aile üyeleri arasındaki ilişkiler ve aile ortamı, psikososyal yönden gelişen bireyin en çok etkileşime uğradığı yerdir.  Bu ilişkiler, bireyin kendine güvenmesini, kendine ve diğer bireylere sevgi duymasını, kimlik kazanmasını, kişilik gelişimini, sosyal beceriler geliştirmesini ve topluma adaptasyon sürecini olanaklı hale getirir.

Aile birliğinde, aileyi oluşturan bireyler birbirinden etkilenir. Bu durumu aynı vücutta bulunan organlara benzetebiliriz.  Her yönden etkileşim içerisinde, bir bütün olarak,   aileyi yaşayan bir organizma saymak yanlış olmaz. Organların birindeki arıza, diğer organların ritmini, işleyişini ve fonksiyonelliğini etkiler.  Ailenin kendi içerisinde etkileşen bir sistem oluşu, bu yapı içerisinde, bu yapıyı oluşturan üyelerin bazı kurallara uyması zorunluluğunu getirir. Bu yapı içerisindeki her birey kurallara uymak, karşılıklı olarak rolleri üstlenmek ve mevcut yetkileri paylaşmak durumundadır.

Günümüz Türk ailesini, özellikle de çocukları etkileyen en önemli etken medyadır. Medyanın iyi ve kötü yönde birçok etkisi bulunmaktadır. Medyanın zararlı etkilerinden ailenin ve aileyi oluşturan bireylerin korunması gerekir.  Bununla beraber anne babanın kişilik yapıları, eğitim durumları, meslekleri, zekâ düzeyleri, bedensel ve ruhsal hastalıkları, psikososyal durumları, sosyokültürel statüleri, yetişme tarzları ve kendi anne babalarından gördükleri muamele, çocuğa yaklaşım tarzları, çocuk için ayırdıkları vakit vb. durumlar, aileyi ve dolayısıyla orada yetişen çocukları birinci planda etkilemektedir.    

Birkaç noktadan istatistikî bilgilere bakarsak Türk aile yapısı hakkında daha net bilgi sahibi olabiliriz. Bu istatistiklere bakacak olursak (2) :

• Türk ailesinde 1960’larda doğurganlık hızı 6,3 iken şimdilerde 2,5 yani ortalama her ailenin 2 veya 3 çocuğu var.
• Dini nikâh vazgeçilmez bir prensip. Evlenen çiftlerin yüzde 85’i hem resmi hem de dini nikâh yapıyor.
• Evlendiğiniz güne yine geri dönseniz yine eşinizle evlenir misiniz? Sorusuna halkın yüzde 83’ünün cevabı “EVET”
• Evli ailelerin çoğu yüzde 98’i çocuğu evin neşesi, mutluluk kaynağı olarak görüyor.
• Aileyi menfi yönde etkileyen en önemli iki güç: medya ve internet

Türk aile yapısının diğer medeniyet aile yapılarına göre topluma kattıkları en büyük yararları şöyle sıralayabiliriz:

• Çocukların, gençlerin ve yaşlıların bakımı
• Çocukların ve gençlerin hayata hazırlanması
• Çocukların suça itilmesini önleme
• Çocuk ve gençleri kötü alışkanlıklardan koruma
• Uyuşturucu madde kullanımını önleme
• Özürlü nüfusun bakımı

Son yıllarda Türk aile yapısını tehdit eden, taşıdığı değerleri yıpratmak isteyen birtakım unsurlar ortaya çıkmıştır. Bunlar:

1.  Hızlı bir toplumsal değişme
2.  Kültürel değişim faktörleri
3.  Süratli bir şehirleşme
4.  Endüstrinin hızla gelişmesi
5.  İşsizliğin artması
6.  Köyden kente göç
7.  Küçük şehirden anakentlere göç
8.  İnsanların hayata bakış açısının değişmesi
9.  Toplumsal ve moral değerlerin erimeye başlaması (1)

İkinci Dünya Savaşı’ndan önce ailenin gelirini sadece erkekler sağlıyordu. Savaş sonrası siyasi, sosyal ve iktisadi alanlardaki hızlı değişimlerin bir sonucu olarak kadınlar da işgücüne katılmaya başladı. Son dönemde kadınların işgücüne katılım oranları hayli artmıştır. İşgücüne katılan kadın ailenin ekonomik durumuna ciddi katkılar sağlamaktadır. (3)

Son söz, Türklerin aileye verdiği önemin küçük bir göstergesi de dünyanın birçok ülkesindeki bakanlık yapısında olmayan ama Türkiye gibi bazı ülkelere has bir bakanlık vardır. “Kadın ve Aile Bakanlığı”

Kaynaklar:

1. Vahdi ÇOBAN (T.C. Başbakanlık Sosyal Hizmetler Uzmanı)
2. SEKAM  (Sosyal Ekonomik Araştırmalar Merkezi)
3. Prof. Dr. Günsel Terzioğlu (Hacettepe Üniversitesi Öğretim görevlisi)

 

Dr. Aleksandr Abdullahov’un Ukrayna Haber‘deki diğer yazıları için tıklayınız…

Daha Fazla Göster

Ukrayna Haber

Ukrayna'nın, ilk Türkçe haber sitesi.

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu