Hayat

Berat: af ve kader gecesi

Kapkara bir gecede dolunay gibi

Reklam

Dünyevî ve siyasî gündemin yoğun bir şekilde insanları meşgul ettiği şu günlerde Ramazan ayına giderek yaklaşıyoruz. Üç Ayların feyizli ve bereketli ikliminin son kandili olan Berat Gecesini önümüzdeki Pazartesi’yi Salı’ya bağlayan gece idrak ve ihya edeceğiz inşallah.

Umumî bir af ve mağfiret fırsatı olan bu gecenin kıymet ve ehemmiyetini hakkıyla fark edip günler öncesinden hazırlanmak, oruçlarla karşılamak, geceyi sabaha kadar ibadetle geçirmek ve oruç tutmak için plan ve programlar yapmak gerekiyor. Çünkü ülkemiz ve İslâm âlemi ciddi sıkıntılar içinde kıvranırken böylesi bire binler, on binler kazandıran faziletli geceler paha biçilmez bir fırsattır.

Bazılarına garip gelebilecek bir alışkanlığım var. Her yıl yeni takvimi incelediğimde ilk işim, “Acaba mübarek ve bereketli zaman dilimleri hangi tarihe ve güne rastlıyor?” diye bakarım. Eğer mübarek gecelerin ertesi günü tatil ise sevinirim. İşte Berat Gecesinin gündüzü de 1 Mayıs Emek ve Dayanışma gününe rastlıyor. Dolayısıyla sabaha kadar ihya etmek çok kolay.

Âdeta kader gecesi

Şaban ayının on beşinci gecesi olan Berat Kandili hakkında Rabbimiz şöyle buyurur:

“O apaçık kitaba and olsun ki, biz onu gerçekten mübarek bir gecede indirdik. Çünkü biz onunla insanları uyarmaktayız. Bütün hikmetli işler o gecede ayırt edilir.” (Duhan Suresi: 2-4).

Âlimlerin bazısı bu ayette kastedilen gecenin Kadir Gecesi olduğunu, bir kısmı ise Berat Gecesi olduğunu belirtmişlerdir. İki açıklamayı birleştiren diğer bir görüşe göre de, hikmetli işlerin ayrımının yapılmasına Berat Gecesinde başlanmakta ve bu işlem Kadir Gecesine kadar devam etmektedir.

İbni Abbas’tan (r.a.) rivayet edildiğine göre, hikmetli işlerin birbirinden ayırt edilmesi şu anlama gelmektedir:

Bu seneden gelecek seneye kadar meydana gelecek olayların hepsi ayrı ayrı melekler tarafından defterlere yazılır. Rızıklar, eceller, zenginlik, fakirlik, ölümler, doğumlar hep bu esnada kaydedilir. O yılki hacıların sayısı bile bu devrede takdir olunur. Herkesin ve her şeyin o sene içindeki mukadderatı kaydedilir. (Hülâsâtü’l-Beyân, 13:5251).

“İstiğfar eden yok mu?”

Müminlerin günah kirlerinden kurtulup Rabbimizin af ve mağfiretine nail olmaları ümit edildiği için bu geceye Berat Gecesi denmiştir.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir hadis-i şeriflerinde Berat Gecesinin feyiz ve bereketini çeşitli şekillerde nazara vermektedir:

“Şaban’ın on beşinci gecesi geldiğinde geceyi uyanık hâlde ibadetle, gündüzü de oruçlu olarak geçirin. O gece güneş battıktan sonra Allah rahmetiyle dünya semasına tecelli eder ve şöyle seslenir:

‘İstiğfar eden yok mu, affedeyim ve bağışlayayım. Rızık isteyen yok mu, hemen rızık vereyim. Başına bir musibet gelen yok mu, hemen sağlık ve afiyet vereyim.’ Böylece tan yerinin ağarmasına kadar bu şekilde devam eder.” (İbn-i Mâce, İkâme: 191).

Bir Berat Gecesinde uyanıp da Resûlullah’ı (s.a.v.) yanında bulamayan Hz. Âişe (r.a.) Validemiz kalkarak Efendimizi aramaya başladı. Sonunda Peygamberimizi Cennetü’l-Bakî mezarlığında başını semaya kaldırmış hâlde buldu.

Peygamberimiz (s.a.v.) mübarek hanımına Berat Gecesinin faziletini şöyle anlattı:

“Muhakkak ki, Allahü Teâlâ Şaban’ın on beşinci gecesinde dünya semasına rahmetiyle tecelli eder ve insanların Benî Kelb Kabilesi’nin koyunlarının kılları sayısınca günahını mağfiret eder.” (Tirmizî, Savm: 39).

Buradaki “koyunların kılları” ifadesi, çokluktan kinayedir. Yani Cenab-ı Hak, bu gece samimî bir şekilde af ve mağfiret dileyen bütün kullarını affeder. Yeter ki tevbe ve istiğfarın şartlarına uyup, hakkıyla yapsın.

Bu gece kimler affedilmez

Bu af ve berat gecesinde affedilmeyenler ise bazı hadislerde şöyle belirtilir:

“Muhakkak ki, Allah Azze ve Celle Şaban’ın on beşinci gecesinde rahmetiyle yetişip her şeyi kuşatır. Bütün mahlûkatına mağfiret eder. Yalnızca müşrikler ve kalpleri düşmanlık hissiyle dolu olup insanlarla zıtlaşmaktan başka bir şey düşünmeyenler müstesna.”

“Yüce Allah bu gece bütün Müslümanlara mağfiret buyurur, ancak kâhin, sihirbaz yahut müşahin (çok kin güden) veya içkiye düşkün olan veya ana babasını inciten yahut zinaya ısrarla devam eden müstesna.” (İbn-i Mâce, İkâme: 191).

“Berat, 50 senelik ibadet ömrünü kazandırabilir”

Üstad Bediüzzaman Hazretleri, talebelerine yazdığı bir mektupta Berat Gecesinin faziletini anlatırken şöyle der:

“Leyle-i Berat, bütün senede bir kudsî çekirdek hükmünde ve mukadderat-ı beşeriyenin programı nev’inden olması cihetiyle, Leyle-i Kadrin kudsiyetindedir. Her bir hasenenin Leyle-i Kadirde otuz bin olduğu gibi, bu Leyle-i Beratta her bir amel-i salihin ve her bir harf-i Kur’an’ın sevabı yirmi bine çıkar. Sair vakitte on ise, şuhûr-u selâsede yüze ve bine çıkar. Ve bu kudsî leyâli-i meşhurede on binler, yirmi bin veya otuz binlere çıkar. Bu geceler elli senelik bir ibadet hükmüne geçebilir. Onun için, elden geldiği kadar Kur’an’la ve istiğfar ve salâvatla meşgul olmak büyük bir kârdır. Leyle-i Berat, elli senelik bir ibadet ömrünü ehl-i imana kazandırabilir. (Şualar, 14. Şua).

Bu gece nasıl ihya edilir?

Mübarek gecelerde mümkün mertebe akşamdan sabah namazına kadar ibadet etmek güzel olur. Yalnız başına yapılan ihya gayreti esnasında nefis ve şeytan uykuya teşvik edebilir. Bu yüzden en güzeli, bir camide veya sohbet meclisinde dostlarla birlikte ihya etmektir. Böylece hem insanlar birbirini teşvik etmiş olur, hem de birbirinin duasına ortak olurlar.

Daha önceki bir yazımızda bahsettiğimiz gibi, bu gecelerde yapılacak beş mühim ibadet vardır:

Tevbe ve istiğfar etmek: Tevbe ve istiğfarın en kısası, “Estağfirullah ve etûbü ileyh” şeklindedir. Daha uzun ve çeşitli istiğfarlar da vardır.
Kur’an okumak: Bilhassa Yasin, Fetih, Rahman, Tebâreke, Amme gibi çok faziletli sureleri okumak.
Namaz kılmak: Beş vakit namazı cemaatle kılmakla beraber evvabin, teheccüd, tevbe, tesbih ve hacet namazlarını kılmak.
Peygamber Efendimize (s.a.v.) bol bol salâvat-ı şerife getirmek.
Dua etmek: Kur’an’da ve hadiste geçen duaları, Cevşen’i, büyük velilerin dualarını okumakla birlikte içimizden geldiği gibi Rabbimize niyazda bulunmak.
Gecenin gündüzünde ise oruç tutmak çok faziletlidir. Tutulacak orucun zamanı, kandil gecesinden önceki gündüz değil, sonraki gündüzdür.

CEMİL TOKPINAR/MANŞET/YAŞAM/TR24

Reklam
Etiketler
Reklam

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close