Yazarlar

[YORUM] Flynn, Alptekin ve Doran sarmalında Washington’daki değişen rüzgârlar

İlhan Tanır - Ahval

ABD, koronavirüs ile mücadelede büyük bir başarısızlık örneği verdi ve veriyor. ABD’nin en tepe federal hükümetinden birçok eyalete kadar yöneticiler, Cumhuriyetçi ve Demokratik Partisi ile sınıfta kaldı. Hiç şüphesiz burada Başkan Trump’ın rolü en büyük ve ciddi olanı.

Trump mart ayının ilk haftasına kadar virüsü hafife aldı. ABD’nin önde gelen gazetelerin yazdığına göre gelen istihbarat uyarılarına kulak tıkadı. Zaten yüz yüze brifing verilmedikçe günlük istihbarat raporlarını okumadığı biliniyor.

Önce Detroit ve New York, sonra birçok eyaleti vurdu virüs. Beyaz Ev’de Başkan ve Başkan Yardımcısı’nın en yakınına kadar sokuldu. Trump ve Pence’in yakınına bunca sokulan virüs tehlikesinden sonra ABD basınında hem Başkan hem de Başkan Yardımcısı hasta olur, hayatını kaybederse ne olur tartışmaları da Bloomberg gibi ciddi haber sitelerinde de bir taraftan başladı.

Bloomberg’de yayınlanan analize göre Trump ve Pence birlikte hasta olup, hayatlarını kaybederlerse, bu kez muhalefet partisinden Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi başkan olacak – anayasaya göre böyle. Ne var ki, bu konuda neredeyse rehber olacak kanun maddesi bulunmuyor, ve aynı analize göre olanlar da çok muğlak.

Muhtemelen konunun yargıya gideceğini söyleyen uzmanlar, bu süre zarfında başkanın kim olduğu bilinmemesinin ülke için ciddi bir risk olduğunu da ekliyorlar. Benzer durumun Richard Nixon’ın başkanlıktan düşmesi ve Gerald Ford’un başkanlığa çıkması arasındaki sekiz haftada yaşandığını belirtiyorlar ama günümüzün o zamanlardan çok daha polarize olduğunu hatırlamak gerekiyor.

Trump’ın virüsü hafife almasının yanısıra, Beyaz Ev’de maske takmama inadı da uzun bir süre devam ettikten sonra sadece birkaç gün önce bu ABD’nin en güçlü malikanesindeki çalışanlara maske takılması zorunluluğu getirildi. Buna rağmen en üst düzey yetkililerin yaptıkları toplantılarda ne sosyal uzaklık ne de maske kurallarına uydukları gözleniyor.

Trump’ın virüse büyük bir ‘kin’ beslemesinin nedenleri var. Virüs ABD’yi vurmadan önce ekonomide işler yolunda giderken, işsizlik tarihin en düşük seviyelerinde idi. Rusya soruşturması Trump’ı ‘mağdur’ pozisyonuna sokarak sona ermiş, birkaç yıldır ”derin devlet” ile mücadele ettiğini anlatan Trump için bu soruşturmaların bitmesi ile seçim yılında intikam zamanı gelmişti.

Halbuki Trump’ın 2017 yılında başkanlık serüveni Rusya skandalları ile başlamış, bir çok üst düzey eski ve yeni yardımcıları teker teker görevlerinden alınırken bir süre sonra da ya Trump’ın ilk Ulusal Güvenlik Başdanışmanı Mike Flynn gibiler suçlarını kabul etmeye başlamış ya da kampanya menajerlerinden biri olan Paul Manafort gibi doğrudan mahkeme süreci sonrası hapse gitmişti. Birçokları, ben de dahil olmak üzere, olanlardan dolayı Trump’ın dört yıllık görev süresini bitiremeden soruşturmadan dolayı ineceği beklentisine girmişti.

2017’den 2019 sonuna kadar ABD’nin önde gelen gazeteleri, Robert Mueller soruşturması ile birlikte, Trump’ın Rusya ile olan ilişkilerine odaklandılar. O dönemde CNN, NBC ve diğer liberal medya, Trump ve Rusya ilişkilerinde bir ‘bit yeniği’ olduğu şeklinde haber yaptı. Her hafta bir başka skandalla, bir başka Trump-Rusya bağı ile karşı karşıya kalındı. Birçok ‘yorum’, haber olarak yansıtıldı ve Trump’ın Rusya ile ‘kirli’ bir ilişkisi olduğu yönündeki sonuçtan yola çıkıldı. Geldiğimiz noktada, Trump ile Rusya arasında gizli bir ilişki bulunamadı, her ne kadar Wikileaks gibi projeler, seçim döneminde Rus istihbaratı yönlendirmesiyle Trump lehine ve Hillary Clinton aleyhine sızıntılar yapıldığı ortaya çıksa da. Ve yine her ne kadar Trump kampanyası etrafındaki kişilerin birçok ilişkisi ve yaptıkları etik bulunmasa da, Mueller soruşturması, partizan politikayı aşarak, Trump’ı başkanlık indiremedi.

Flynn, 2017 yılında FBI’ya, Rusya’nın Washington Büyükelçisi Sergey Kislyak ile yaptığı telefon görüşmesi hakkında yalan söylediği için suçluluğunu kabul etti ve bu yalan beyanlarından dolayı kamuoyundan özür diledi. 2020 yılının Ocak ayı sonunda ise bu kez o telefon konuşmalarını hatırlamadığını ileri sürerek, suçluluğunu kabul pozisyonundan geri adım attı.

Mueller’in Rusya soruşturmasının bitmesi ve Washington’da dönen havanın etkisi ile Flynn’e karşı ABD Adalet Bakanlığı’nın getirdiği suçlamalar da geçen hafta düşürüldü. Ayrıca Obama dönemi yetkilileri şimdilerde FBI ile ilişkileri ve Flynn’in konuşmalarının basına sızdırılması konusundaki rolleri ile ilgili baskı altındalar. Trump’ın Adalet Bakanlığı adeta önceki dönem yetkililerin peşinden gitmeye başladı. Rusya soruşturmasının ikinci perdesi oynanıyor gibi. Davaya bakan yargıç, bugünlerde ABD Adalet Bakanlığı’nın teklifini kabul ederek, Flynn hakkındaki davanın düşmesine onay verip vermemeyi düşünüyor bu günlerde.

Flynn’in AKP’ye yakınlığı ile bilinen Ekim Alptekin de bu arada Washington’da son zamanlarda pro-AKP argümanların liderlerinden Mike Doran’ın youtube sohbetinde boy gösterdi. Üç bölümlük sohbette Doran, 2016’da meydana gelen Alptekin-Flynn lobicilik anlaşması sırasında neler döndüğü konusunda nüanslardan yoksun olarak sorulması gereken bir çok soruyu soramadı. Bir mülakattan ziyade sohbet tadında program yapmayı seçen Doran, Washington’da pro-Trump think-tankçi olarak biliniyor ve Flynn’e büyük bir haksızlık yapıldığını düşünüyor. Bu açıdan Alptekin ile aynı cephede buluşuyor.

Alptekin o dönemde önce Flynn ile olan lobicilik anlaşmasını belirtmeden, Trump’ın başkan olduğunun kesinleştiği gün olan 9 Kasım 2016′ akşamında çıktığı Ahmet Hakan’ın Tarafsız Bölge programında, seçim günü the Hill sitesinde yayınlanan Flynn’in makalesini ilk kez Türkiye kamuoyuna açıklamıştı. Oysa daha sonra o makalenin yayınlanmadan önce kendisinin elinden geçtiği ortaya çıkmıştı.

Alptekin yine 2016 yılının Ağustos ayından Kasım ayına kadar Flynn ile girdiği lobicilik anlaşması ile ilgili birçok ‘farklı’ ve birbirini tutmayan bilgileri Amerikalı gazeteciler ile paylaştığı için özellikle ABD basınında büyük eleştirilere muhatap olmuştu.

Alptekin, Doran ile yaptığı sohbette, o dönemde bu anlaşmayı kendilerinin sakladığını çünkü Gülencilerin bu anlaşmadan haberinin olmaması için gayret sarfettiklerini söyledi. Muhtemelen Flynn’e ödenen paranın kaynağı, miktarı ve nedeni ile ilgili olarak Amerikalı gazetecilere ve bazı Türkiyeli gazetecilere (ben de varım içlerinde) sürekli olarak verdiği farklı ve birbirini tutmayan bilgilerin nedeni olarak da yine Gülencilere ‘sır’ vermeme bahanesini ileri sürmesi şaşırtmayacaktır.

Yeri gelmişken, Mike Flynn’in Ekim Alptekin tarafından tutulduğunu bulan ilk gazeteci, Fox TV’de program da yapan ve Trump’a çok yakın olarak bilinen Tucker Carlson’ın sahip olduğu the Daily Caller sitesinin muhabiri Chuck Ross idi. Ross, o habere nasıl ulaştığını podcast mülakatında bana anlatmıştı. O haberin tamamen bir gazetecilik merakı ve araştırması ile gerçekleştiğini bütün ayrıntıları ile aktarırken, bundan dolayı uzun bir süre Cumhuriyetçilere yakın bir haber sitesinde bir Amerikalı muhabirin dahi FETÖ’cü suçlamasına maruz bırakıldığını gördük.

Ekim Alptekin kendisinin Flynn ile yaptığı anlaşma hakkında eleştirel yazı yazan herkesi FETÖ’cü çuvalına sokmakta ısrarlı. Ne yazık. Halbuki kendisinin hiç durmadan konuştuğu Kasım 2016 ile Mart 2017 arasında söylediği sözlerin birçoğunun doğru olmaması, başını en çok ağrıtan konulardan biri olmuştu.

Aynı şekilde 2017 yılında Amerikan-Türk Konseyi toplantısı için Washington’a gelen Alptekin, muhtemelen o sıralarda desteklediği bir Amerikalı başkanın seçimi kazanması sonrasında büyük bir mutlulukla nüanslara değer vermiyordu. Mueller soruşturmasına gönüllü olarak gidip, ifade vermiş ancak savcılar Alptekin’in beyanlarının doğru olmadığından hareketle yeniden ifade vermesi için davet etmişlerdi.

Alptekin, Doran ile yaptığı sohbette, Türk hükümetini Flynn’i lobici olarak tutmak konusunda ikna edemediğini gördüğünde onun yerine kendisinin araya girerek, bunu yaptığını ve kendisinin Türk hükümeti adına çalışmadığında bir kez daha ısrar etti. Amerikalı savcılar ve Türkiye’yi Mike Doran gibi yüzeysel ve kendi siyasi duruşuna göre değil, uzman seviyesinde değerlendirebilen bir çok uzman bu argümana büyük bir şüphe ile yaklaştı ve yaklaşmaya devam ediyor.

Doran, geçtiğimiz hafta Trump’a karşı girişilen soruşturmanın bir darbe girişimi olduğunu ileri sürerek Twitter’de büyük tartışmalar başlatmış bir isim. Şahin Hudson Enstitü isimli düşünce kuruluşunda ortadoğu uzmanı.

Ancak ismi son yıllarda pro-Trump olması ile öne çıkıyor. Trump’a verdiği destekten dolayı birçok arkadaşı ile arasının bozulduğunu geçmişte açıklayan ve Türkiye’nin özellikle Suriyeli Kürtler konusunda ABD tarafından aldatıldığını ileri süren ve bu tür pozisyonları ile de AKP medyasında büyük sükse toplayan bir isim de aynı zamanda.

Doran sıkça Türk hükümetinin propaganda makinesi olarak görülen TRT World’ün konuğu oluyor ve Türkiye’nin İran karşısında bölgede denge koruyucu olarak ABD’nin yardımına koşabileceğini ileri sürüyor.

Alptekin ile yaptığı sohbette Türk hükümeti ile herhangi bir parasal ilişkisi olmadığını, kendisi hakkındaki söylentilerin komik olduğunu belirtti. (Geçtiğimiz haftalarda Flynn’in makalesini yayınladığı the Hill gazetesinde Türk hükümetinin korona ile mücadelesi hakkında övücü bir makale yazan Sasha Toperich de aynı şekilde Türk hükümeti ile hiçbir parasal ilişki içinde olmadığını söylemişti.)

Doran aynı zamanda Suriye konusunda da Esad karşıtı olması rağmen, Trump’ın kuzeydoğudan asker çekmesini de desteklemişti. (Türkiye’nin İran’a karşı bir denge unsuru olamayacağını anlatan aynı düşünce kuruluşundaki Türkiye uzmanı Blaise Misztal’in bu konuda söyledikleri ciddiyetle dikkate alınmalı.)

Trump’a FBI ve diğer ABD kurumlarınca açılan soruşturmanın bir darbe girişimi olarak gören Doran, programda Alptekin’in Türk hükümeti adına hareket ettiği yönündeki soru işaretlerini de hafife alıyor ve bunun mümkün olmadığı yönünde sorular sorduğu görülüyor. Doran, programında Alptekin’in Türk hükümeti adına çalışabileceği yönündeki soru işaretlerini de komplo teorisi olarak gördüğü izlenimini veriyor, o sırada attığı kahkahalar ve sarkastik soruları ile.

Diğer taraftan bu konuyla ilgili diğer bir gelişmede, Trump’ın yeni Ulusal İstihbarat Kurumu Direktör Vekili Richard Grenell, Flynn’in Rus Büyükelçisi ile telefonda görüştüğü gizli bilgisinin Obama’nın baş müşaviri Denis McDonough’un verdiği bilgisini kamoyuna açıkladı. ABD’de gizli bilgileri basına sızdırmak ‘felony’ seviyesinde ciddi bir suç.

İşte Trump’ın ekibinin bir güçlü argümanı da buradan geliyor. Eğer Flynn’in Rus Büyükelçisi ile görüşmesi Logan Act gibi pek kullanılmayan, eskimiş bir kanuna aykırı görülüyorsa, Demokrat Obama’nın Beyaz Ev’i, böyle bir gizli bilgiyi sızdırmakla daha büyük bir suç işlediğini ileri sürmekteler.

Ama olanlar bu kadar berrak da değil ve bu konu daha çok su götürecek.

Mike Flynn daha önce Bijan Kian ve Ekim Alptekin’in sanık oldukları davada, Mueller soruşturması ile tam işbirliği yaptığından dolayı dahil edilmemişti. Ne var ki Kian, jürice suçlu bulunmasına rağmen, davanın yargıcı yeterli delil olmadığı gerekçesi ile jürinin kararına yok saymıştı. Davanın ana konusu, Kian ile Alptekin’in, yabancı bir ülkenin (Türkiye) dahlini belli etmeden Amerikan kamuoyunu yanıltarak, ABD’de yaşayan Fethullah Gülen’in aleyhinde kamuoyu oluşturmaktı.

Alptekin, Flynn’i tuttuğunu saklamadan bu işleri yapamaz mıydı sorusu bugüne kadar ciddi bir cevap bulmuş değil, yukarıda Alptekin’in verdiği Gülencilerden saklama amacı dışında.

Gel zaman git zaman, Flynn, tam iki yıl sonra suçluluğunun kabul ettiği pozisyonunu şimdilerde değiştirdi. Washington’da rüzgar değişti.

Washington’da virüsün etkisi olmasa, muhtemelen bu zamanlarda görülenden çok daha büyük bir karşı dalga ile Obama dönemi yetkililerinin hakkında yapılan suçlamaları ve iddiaları daha sık görüyor olacaktık. Seçim yılı zor bir yıl ABD için.

5.5 ay kadar sonra yapılacak ABD seçimleri sonucu kazanacak farklı partiler Türkiye için de oldukça büyük farklar getirecek.

Trump ve Biden zaferlerinin Erdoğan ile olan ilişkilere getirebileceği olası farklılıkları önümüzdeki hafta ve aylarda yazmaya devam edeceğiz.

İlhan Tanır – https://twitter.com/WashingtonPoint

Ukrayna Haber

Ukrayna'nın, ilk Türkçe haber sitesi.

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu