Yazarlar

YORUM | Kocaman bir peçe

Bakan Koca'da temsilini bulan işlevlere dair: Kocaman bir peçe

“Bir gün içinde iyileşen en yüksek hasta sayısına ulaştık. Temaslı sayısı ve temas ortamı azaldığı için, ihtiyaç duyulan test sayısında azalma bugün de devam etti. Yoğun bakım ve entübe hasta sayısında düşüş sürüyor. Bu başarıyı riske atmayalım.”

Ana haber bültenlerini izlemeyi bırakmış olanların dahi atlamamaya çalıştığı, günün koronavirüs bültenini sunan Sağlık Bakanı Koca, bu yazı yazılmadan önceki son Twitter mesajında böyle diyordu.

Beyaz hekim kıyafeti, maskesi, yüzündeki tebessümü ile arkasına kendisiyle birlikte alkış tutan bir sağlıkçı ordusunu almış olduğu Twitter sayfasındaki fon fotoğrafıyla bize ‘Birlikte başaracağız’ diyor.

Sosyal medyadan açıkladığı her veriyi, tablonun daha kötü olduğu günlerde dahi, ‘Biz bunu yeneriz’, ‘Her şey kontrolümüz altında’ iyimserliği ile çerçevelenmiş olarak sunan Koca, konusunun hayatiyetine ek olarak muhtemelen bu tarzıyla da her gün takipçi topluyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, bu yazı yazılırken 15.7 milyon olan takipçisi varken, onun da 5 milyon takipçisi var. Onu 4.4 milyon takipçi ile Erdoğan’ın istifasına izin vermediği İçişleri Bakanı Süleyman Soylu izliyor. Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın takipçi sayısı ise 1.6 milyon.

Canlı yayında günün koronavirüs verilerini açıkladığı akşamlar, gazetecilerden gelen sorular karşısında not alarak sakin ve ekrandakilerin ihtiyacı olan güven verici mesajlar düzleminde durmaya özen gösteren Koca, Hükümet açısından zorlayıcı kimi sorularla karşılaştığında ise, ya o soruyu bir çalımla atlıyor ya da başka bir sorunun içinde eriterek yine ‘Biz galibiz’ edasıyla topu çevirerek yanıtlıyor.

İnsanlara, kuşatıldıkları ölüm çemberinin ortasında en ihtiyaç duydukları yaşama dair, uyarılarla destekleyerek sunduğu veriler, zılgıtından geçilmeyen ‘baba/devlet baba’ imajı karşısında, kendisine, azımsanmayacak bir kesim nezdinde şefkatli ve babacan bir kimlik de kazandırıyor muhtemelen. Ve muhtemelen yine azımsanmayacak bir kesim, nasıl ödeyeceğini düşündüğü faturalar, tencerenin nasıl dolacağı telaşı arasında onu bir süre sonra ‘Hadi bize iyi bir şeyler söyle’ diyerek izlemeye başlamıştır. Bize kıstırıldığımız bu evden, travmanın orta yerinden nasıl çıkacağımızı göster!

Koca’nın ekranda gözüken eğriyi yorumlarken eliyle destekleyerek, “İki hafta içinde pik yapmayı umuyoruz ve sonra da bir plato çizmeye başlayacağız” sözleri, bir muayenehane odasındaki hasta-hekim ilişkisindeki rol dağılımına da cuk oturuyor.

Ve tüm bu özellikleriyle, pandemi sürecini dahi muhalefeti ezerek kendisini tahkim etmenin bir fırsatı olarak kullanan iktidarın, kutuplaştırıcı, ötekileştirici ve baskıcı diskurunun üzerine kocaman bir peçe de örtmüş oluyor.

Bu süreçte TTB, İTO ve SES’in paylaştıkları veriler, bize iktidarın erken bir başarı hikayesi çıkarmaya odaklandığını söylüyor. Bu açıklamalar her gün düzenli yapıldığı için, burada aynı verileri tekrar etmek gerekmiyor. Zaten bu yazının derdi o değil. Koca’nın sicilini dökmek de değil. Daha çok Koca’da temsilini bulan ‘peçe’ ile gerçek arasındaki ilişkisinin nasıl işlediği ve ne yöne doğru yürüdüğü.

Öyleyse devam edelim. Henri Lefebvre, Marx’ın yabancılaşma kavramının gündelik hayat içindeki izini sürdüğü 3 ciltlik Gündelik Hayatın Eleştirisi adlı kitabında, çöp tenekelerinin ve mezarlıkların bile bir toplumun ‘negatifini’, sadık bir şekilde yansıttığını söyler. Doğru bir gözle bakıldığında bir toplumun parçalı yapısı ve o yapının içindeki çelişkileri, özellikleri görmek bakımından bir çöp tenekesinin de, mezarlıkların da sosyolojisi yapılabilir.

Peki Koca’nın, verdiği bu pozitif mesajlar, seslendiği kitlelerin negatifinde neye karşılık geliyor? Mesela böyle bir peçe, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, muhalefete ait belediyelerin halka yardım dağıtmasını ya da bağış toplamasını bir terör faaliyeti olarak sunması karşısında, kitleleri ‘artık hayır’ dedikleri iktidarın arkasında toplayabilir mi? Katiller serbest bırakılırken, gazetecilerin, haksız hukuksuz yargılamalarla hapsedilmiş olan siyasetçilerin, hak savunucularının koronavirüs tehdidi altında cezaevlerinde tutulması üzerine kurulu bir infaz yasasının yarattığı tahribatı onarabilir mi? Açlık grevinde yaşamını yitirenleri gündem bile etmemesini affettirebilir mi?

Çalıştığı iş yerinde koronavirüsten ölmüş olan arkadaşları olduğu halde, aynı iş yerinde üretime zorlanan ve ücretli izin hakkı olmadığı için de buna mecbur kalan işçinin kaygılarını, korkularını giderebilir mi? İktidarın bir ideolojik mühendislik harikası olarak gördüğü ve tepe tepe kullandığı algı yönetimi, her dönemde, her konjonktürde aynı şekilde işler mi?

Peki işlememesi, o peçenin iktidarın yarattığı tahribatı örtmeye yetmemesi muhalefet açısından neyi ifade eder? Açık ki, insanlar genel olarak güven verici bir değişim umudu etrafında birleşmeye eğilim gösterirler. Bu gerçek, muhalefet açısından da kuşkusuz çok şey söylüyor.

Fatih Polat – Evrensel

Daha Fazla Göster

Ukrayna Haber

Ukrayna'nın, ilk Türkçe haber sitesi.

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu