Dünya

Gülen: Erdoğan, Hitler ya da Stalin’de olduğu gibi aynı sonu yaşayacak

Gülen, Alman basınına konuştu...

Hizmet Hareketi lideri Fethullah Gülen, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı Hitler ve Stalin’le benzeştirirken ”Tüm narsist tiranların sonu, Hitler ya da Stalin gibi kötü bitmiştir. Erdoğan da aynı kaderi çekecek” ifadesini kullanıyor.

Alman Die Welt gazetesinden Alain Jourdain’in sorularını yanıtlayan Gülen, Erdoğan’ın politikasını tanımlarken, ”Kıskançlık, nefret ve intikamdan kaynaklanıyor” görüşünü dile getiriyor ve ekliyor:

”Türk hükümetinin kararlarını yönlendiren şey, paranoya.”

“Erdoğan’ın en büyük düşmanı, kendisi” yorumunu yapan Gülen, Ankara’nın Orta Doğu politikalarına yönelik de ağır eleştiriler getiriyor.

Erdoğan için, ”O, Müslüman dünyasının yeni lideri olmaya hevesli” diyen Gülen, ”Ancak bu hevesinde çelişkili siyaseti yüzünden başarısız olacaktır. Örneğin Libya’da, Orta Doğu’da Sünni Müslümanlar arasında çatışmalar yaratan gelişmeleri destekledi” vurgusu yapıyor.

Söyleşinin Almanca tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

WELT’te çıkan röportajın tam çevirisi şöyle:

‘’Erdoğan’ın sonu Hitler veya Stalin gibi olacak’

WELT: Erdoğan sizden niçin bu kadar nefret ediyor? Siz bir zamanlar müttefiktiniz.

Fethullah Gülen: Hizmet Hareketi hiçbir zaman kendisiyle yakın bir ilişki içerisinde olmadı. Erdoğan bizim demokrasi anlayışımızı paylaşıyor gibi görünmüştü. Hepsi bu kadar. Aynı şeyler için mücadele veriyordu. Ancak gücü eline alınca bambaşka bir yüzünü gösterdi. Bizim okullarımız eğitim alanında öyle bir vizyonu takip ediyor ki, kendisinin içerisine düştüğü otoriterlikle bağdaşamaz. Örneğin biz Kürt vatandaşların dillerini Türkçe diliyle birlikte kullanma haklarınının korunmasını destekliyoruz. Kendisi beni düşmanı olarak görüyor, ben kendisini hiçbir zaman düşman olarak görmedim.

Ben kendisinden sadece verdiği sözleri tutmasını rica ettim. Kendisinin temel düşmanı kendisidir. Kendisini dünyanın en akıllı insanı olarak görüyor, ancak gerçekte duygular, kıskançlık, nefret ve intikam ile yönlendirilmekte. Hükümeti paranoya içerisine batmış durumda. Ablam kaçak yaşamak zorunda, benimle aynı soyismi taşıyan kişiler tutuklanıyor.

Welt: Eğer sizi doğru anladıysak, görüş farklarınızın temeli Kürt meselesinde yatıyor.

Gülen: Erdoğan benimle aynı dünya görüşünü paylaşmıyor. Eski Cumhurbaşkanı Turgut Özal başbakan olduğu dönemle bu sorunu, hükümetine Kürt, sosyal demokrat ve farklı siyasi kesimlerden bakanları dahil ederek kısmen çözmüştü. Ben daha çok özgürlüklerin sağlanması gerektiğini ve Kürtçenin okullarda serbest bırakılmasının doğru olduğunu düşünüyorum. Bunun için daha çok merkezden yönetilmeyen bir devlete ihtiyaç var. Eğer bir gün bir reform olacaksa vatandaşlara daha çok özgürlük sağlayan ABD Anayasası’nı baz almayı önerirdim.

Welt: Sizin özgürlükle alakalı karşı konsept tasarınız nedir? Erdoğan, kadınların yerinin mutfak olduğunu düşünüyor. Bu da sizin aranızın açılmasına sebep olan konulardan biri mi?

Gülen: (Gülüyor.) Ben şahsen ataerkil bir modelden yana değilim, zira bu İslamiyet’in tarihteki başlangıçlarına göre geri bir adımdır. Kadınlar toplumun her yerinde dahil olmalı. Bir kadın hakim veya pilot olmak istiyorsa, kendisini hiçbir şeyin tutmaması gerekir.

Welt: Erdoğan uluslararası ve coğrafi sahnede de yer almayı arzuluyor. 2019 yılının sonunda Suriye’de gerçekleştirmiş olduğu askeri müdaheleyi nasıl yorumluyorsunuz?

Gülen: O gündem değiştirme hareketiydi. İnsanların ilgilerini Türkiye’deki iç sorunlardan başka yöne çevirmek istedi. Ayrıca bu, kendini Müslüman dünyasında güçlü adam olarak lanse etmek için yeni bir fırsattı. Ancak Suriye’deki sonucu net şekilde görüyoruz. Gerçekçi olmayan bir kalkışmayı destekleyerek katil oldu. Kendisinin tüm olanlarda büyük sorumluluğu var. Binlerce ölü, milyonlarca mülteci… Eli büyük ölçüde kanlı. Eski bakanlarından biri Suriye krizindeki çıkış yolunun ne olduğunu bana sormuştu. Bende bir anlaşma sağlanması gerektiğini ve böylece adım adım demokrasiye ulaşmanın gerektiğini söylemiştim.

Suriye’de adım adım demokrasiye doğru giden bir süreci desteklemek gerektiğini, hatta ihtiyaç duyulursa Esad’a da bir veya iki dönem başkan olarak kalmasında destek sağlanabileceğini, ancak bu durumda her toplumsal kesimin, azınlık olsun, çoğunluk olsun, parlamentoda temsilcisinin olması gerektiğini söylemiştim. Ancak benim tavsiyemi duymazdan geldiler.

Welt: Erdoğan’ın Libya’daki duruma müdahale etmesi de bir hata mı?

Gülen: Libya’da her zaman çeşitli bölgeler arasında gerilimler vardı. Burada da Erdoğan belirli gruplara destek vermesi hasebiyle olumsuz bir rol üstlenmiş durumda. Erdoğan dünyada İslami topluluğun lideri olma teşebbüsünde, fakat sünniler arasında çatışmaya yol açan müdahalelerde bulunan bir kişi nasıl böyle bir konumu üstlenebilir ki? Gittikçe kendi çelişkilerinde daha da batıyor. Hitler ve Stalin örneklerinde olduğu gibi, tüm narsist tiranlar kötü bir son bulur. Hepsinin hükümdarlığı öfkede sonuçlanır. Onlarla aynı kaderi yaşayacak.

Welt: Erdoğan batıya NATO’dan ayrılmak tehditi ile baskı kurmaya devam ediyor. Bunu gerçekten yapacağını tahmin ediyor musunuz?

Gülen: Erdoğan, Rusya ve Şangay organizasyonuna işbirliği için yaklaşıyor gibi. Ama bu bir blöf. Bir nevi şantaj denemesi esasında. Batıdan vazgeçemez. Kendi güvencesi için ona ihtiyacı var. Bu üslubu kendi takipçilerini ikna etmek için kullanıyor. Benim şahsi fikrim, Türkiye’nin NATO ve Avrupa ile ilişkilerini ayakta tutması gerektiği yönünde.

Welt: Ne var ki Türkiye’nin AB üyeliği gündeminin iyice ortadan kalktığı görülmekte. Bundan dolayı üzgün müsünüz?

Gülen: Şu an, böyle totaliter bir hükümet ile nasıl AB üyesi olunur, bunu pek mümkün görmüyorum. Kendini şiddet, nefret ve intikam ile iktidarda tutan birilerinden bir şey beklenmez. Fransa ve Almanya gibi ülkeler zaviyesinde Türkiye tüm inandırıcılığını yitirdi. Bizim hareketimiz her zaman AB ile yakınlaşma yönünde mücadele gösterecektir, çünkü onlardan öğrenip istifade edebiliriz.

Welt: Erdoğan Müslüman Kardeşlere yakınlaşıyor gibi gözüküyor. Ne dersiniz?

Gülen: O bir makyavelist. Eğer Müslüman Kardeşlere yakınlık gösteriyorsa yalnızca bir hesaptan ötürüdür. Eğer onların etkisi azalırsa onları da terk edip bırakacaktır.

Welt: Hareketinizin ileriye yönelik rolünü nasıl görüyorsunuz?

Gülen: Hizmet gelecekte de insani bir vakıf olmaya devam edecek. Çünkü bu bizim öncelikli gayemiz. Maalesef bu durum bu olumsuz bağlamda zorlaştırılıyor. Biz çok küçük bir hareketiz, ama buna rağmen sosyal harmoni, karşılıklı saygı, hoşgörü ve çeşitlilik konseptimizi savunmaya devam edeceğiz. Benim inancım, insani evrensel değerler birbirimizi dini ayrışmaların ötesinde bir araya getirebilir. Yakın zamanda bir hastanede tedavi oldum. Orada bir Müslüman hastaya yüksek saygı ile muamele eden Hıristiyan ve Yahudi doktorlar ile karşılaştım. Allah insanlara amelleri üzere muamele eder, suretlerine göre değil.

Ukrayna Haber

Ukrayna'nın, ilk Türkçe haber sitesi.

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu