Haberler

Ne zaman bir mehter marşı duysak fethedecek İstanbul arıyoruz

Güzel bir arkadaşımın ağzından duymuştum bu sözü. Ona mı ait başkasına mı, bilemiyorum.

Evet, ne zaman bir mehter marşı duysak fethedecek İstanbul arıyoruz!

Öyle olunca da birileri devamlı ‘‘Ver mehteri, ver mehteri!’’ diye coşuyor, coşturuyor.

Mehteri duyanlardan, duyuranlardan biri de İlnur Çevik. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı.

Yazıda, mehter vurgusu için Erkan Tan’ın ‘‘Ver mehteri, ver mehteri!’’ sözünü aktarırken İlnur Çevik’in Amerika’ya bir iki roket sallanabileceği ifadelerinin Tan’a verilen röportajda olduğunu bilmiyordum. Metni bulmaya çalışırken karşıma çıktı. Üst üste geldi. Söz Tan ve Çevik’te:

“… ABD’ye ne diyorsunuz efendim? PKK’lı teröristlere koruma kalkanı oldular. Resmen biz saldırmayalım diye kalkan oldular” sorusuna Çevik; “Oraya gezmeleri (‘‘gelmeleri’’ olsa gerek. K. Aslan) bir şey ifade etmez. Eğer o PKK’lı teröristler Türkiye içindeki eylemlerine devam ederlerse, biliyorsunuz Kuzey Suriye’den sızıyorlar.

O BÖLGEDEN ÜLKEMİZE SIZIYORLAR

O bölgeden ülkemize sızıyorlar. IŞİD’e n’oldu? Bir gece ansızın gittik oraya ve kendimizi El Bab’ta bulduk. Aynı şey Kuzey Suriye için de geçerli. Eğer fazla ileri giderlerse bizimkiler öyle Amerikanları zırhlıları ordaymış… Bir bakarsın kazara birkaç roket de onlara isabet ederler.” cevabını verdi.

ÇOK AĞIR BİR DURUM

Öte yandan İlnur Çevik’in yanıtı karşısında şaşıran Tan “Çok ağır bir durum bu yalnız. Ağır konuştunuz” sözlerine Çevik “Onlar bunu yaparsa ne yapacaksınız?” diye karşılık verdi.’’(İnternetHaber 3 Mayıs 2017)

Ver ha ‘‘mehter ver’’diren Erkan Tan’a da “çok ağır bir durum bu yalnız. Ağır konuştunuz” dedirten bir coşkuyla Amerika’ya korku veriyoruz! Devletlerarası uslub nerede? Cumhurbaşkanının Sözcüsü, Başdanışmanı olmanın gerektirdiği itidal nerede?

Duyduk mu mehteri? Gidiyor muyuz gümbür gümbür?!

Biz bu tarza (!) çanak tuttukça, ‘büyüksün’ dedikçe,bu usluba (!) alkış tuttukça, -mehter de değil ya- mehter sandıklarımızla coştukça, mehter veren çok oluyor.

İlnur Bey dışarıyla alakalı mehteri vermeden (/almadan) içeriye de vermiş (/almış) mehteri.

8 Mart 2017 tarihli ‘‘17 Nisan’da İstikrarlı Bir Türkiye’de Uyanmak’’ başlıklı ‘‘baş makale’’sinde( isimlendirme, imla İ.Çevik’e ait) bizi uyarmış…

‘‘Bazıları bu referandumu yalnız sistem değişikliği için halk oylaması olarak görüyor ve esasında “hayır” oyu çıkarsa ülkede her şeyin normal akışında devam edeceğini hayal ediyor…

Yani bu seçimde cumhurbaşkanlığı el değiştirmeyeceğine göre ve Ak Parti iktidarı da olduğu yerde kalacağına göre mesele yok o zaman hayır olsa bile bir sıkıntı olmaz gibi bakanlar var…

Ama kazın ayağı böyle değil… “Hayır” oyu halkımızın tercihi ve saygı duyulacak bir netice ama böyle bir neticenin ülkeye ciddi bir istikrarsızlık getireceğini bilmek için siyaset bilimcisi olmaya gerek yok…

Sistem değişikliği referandumda ret edilirse Avrupa’da sipere yatmış bizi harcamaya hazır devletler el birliği ile “seçime gidin” diye baskı yapacaklar, bizi Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyi üyeliklerimizi askıya almakla tehdit edecekler ve bugün karşılaştığımız zorlamaların, haksızlıkların beterini yaşatacaklar.

Ülke içindeki muhalefet ise “hayır” oyunun hükümete güvensizlik oyu olduğunu iddia edip seçim diye zorlayacaklar hatta cumhurbaşkanımızın durumunu bile sorgulayacaklar…’’

Devam ediyor İlnur Çevik, anlamak için ‘‘siyaset bilimcisi’’ (doğru mu bu tamlama bilemiyorum,) olmayı gerektirmeyecek açıklıktaki hadiselerle alakalı kehanetlerine:

‘‘7 Haziran’da “kantarın topunu kaçırdık” diyenler bu sefer işi toparlayacak 1 Kasım’ı da bulamayacaklar. İşte size istikrarsızlık senaryosu… Pişmanlık fayda etmeyecek, çocuklarımızın geleceğini ipotek altına almış olacağız. Ülkemize yazık değil mi?’’

Ta o günlerden Türkiye’yi uyarmış. Okumamıştım. Hoş hala uyarısı dikkatimi çekmedi, eyvahlanmadım.

Tanımıyorum çok İlnur Çevik’i. Yıllar önce bir iki yazısını okuduysam o.

Bugün bu ‘mehter’iyle alakalı dikkatimi çekti, Amerika’yı uyarmak için vurdukça vuruyor davulu.

Tanımıyorum çok İlnur Çevik’i. Hele Emin Çölaşan’ın tanıdığı  kadar hiç!



13 Şubat 2016’da yazmış Çölaşan.



İşte o yazı tanımayan kalmasın!

KEREM ASLAN | UKRAYNAHABER.COM

Ukrayna Haber

Ukrayna'nın, ilk Türkçe haber sitesi.

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu