Haberler

Korku ve cesaret dengesizliği

Bir milli maç arasından sonra daha puan kaybetti Fenerbahçe. Sahasında Osmanlı Spor ile golsüz berabere kalarak şampiyonluk şansını yüzde 30 seviyesine indirdi. Olumlu yönleri ve kazandırdıkları olsa da Pareira bir maçı daha kayıp hanesine ekleyen yanlışlıklarda başrol oynadı diyebiliriz aslında. Resme büyük olarak baktığımızda Pareira’nın kazandırdıklarından çok kazandıramadıkları çok daha fazla. Dün akşam puan kaybı ile noktalanan Osmanlı Spor maçı da bunun bir örneği niteliğindeydi.

Maç öncesi açıklamasında rakibin tehlikeli yönlerinden, yani çok hızlı kontra atağa çıkmasından ürktüğünü belli ediyordu Vitor Pareira. Yalnızca iki forvet özellikli oyuncu (Volkan Şen ve Persie) ile çıkarak korkak ve abartılı çekingenlikle başladı maça. Sezon başından beri bir türlü kazandıramadığı orta saha hücumlarını, Lawal, Musa ve Mehmet Güven üçlüsüne yapamayacağı zaten belliydi. Josef’ten hücum üretkenliği ve girişkenliği bekleyerek geçti bütün sezon zaten. Bir iki maç haricinde tuttuğuna da şahit olamadık ya neyse… Koskocaman ilk yarıda bir hücum, maç boyunca kaleyi bulan yalnızca iki şut… Merkez sorununu iyi tespit eden Osmanlı teknik kadrosuna karşı elinde iki kozu kalıyordu Pareira’nın. Bekleri ve kanat oyuncularının kenarlardan geliştireceği akınlar ya da bireysel beceriler. Bireysel beceriler kısmı verilen arada tatile gidip gününü gün eden oyunculardan beklenemezdi zaten! Kanat akınlarını da Gökhan ve Hasan’a Umar ve N’Diaye ile baskı kurarak bertaraf etti Osmanlı Spor takımı. Böyle olunca Fenerbahçe ilk yarıyı etkili olamadan tamamladı.

İLK KEZ DOĞRUYU BULDU DERKEN…
İkinci yarıda herkes Josef çıkar Diego girer temennisinde ise de, Pareira’nın Josef değişikliğine gideceğinden umutsuzdu. Bu sefer olumlu yönde herkesi yanılttı Pareira ve Molde maçından sonra ilk kez Ozan’ı ön liberoya doğru, bir geri pozisyona çekerek Diego’nun arkasına aldı. Sezon başından bu yana en doğru orta saha şablonuna bürünen takım baskıyı kurmayı başarmıştı ki, Pareira korkak başladığı maçta, doğru düzene dönmüşken inanılmaz gereksiz ve çabuk bir karar aldı. Nani ve Fernandao’yu oyuna dâhil edip Ozan’ı çıkararak maçın başında istemediğini belirterek altını çizdiği “git-gel” oyununa itti takımı. Bu gel-git oyununda dahi yanlış dizilişte karar kıldı. Persie ve Fernandao’yu ceza alanına yaklaştırıp 4-4-2 ile gol arayacağına, bu iki oyuncuyu birbirinden ve rakip kaleden uzaklaştırdı. Takım ne oynadığını bilmeyen karmakarışık bir hal aldı. Mehmet Topal’ın canla başla mücadele etmesi ile yalancı bir baskı kurdu fakat ne doğru düzgün pozisyona girdi, ne de umutlarını muhafaza edebilecek bir sonla maçı bitirebildi.

GÜZELLEMELERLE GELEN DAĞILMA SÜRECİ
Bir takımın pozizyon vermemesi olumlu bir özelliktir. Lakin sezon boyunca bununla avunmak Fenerbahçe gibi bir takım için yıkılışa gidişin göstergesidir. Taraftarın ve camianın çoğunluğu bu uyarıyı yaparak bu günlere geldi. Teknik kadro ve yönetim üç kulvarda gidiyoruz diyerek pozisyon vermeme güzellemeleri ile hem avundu hem avuttu. Ne taktik anlamda detaylarda teknik kadro, ne de genel anlamda yönetim gerekli hamleleri yapamadı. Aziz Yıldırım, Mahmut Uslu, İlhan Ekşioğlu önderliğindeki yönetim anlayışının maksimum çizgideki çözüm arayışı tabiri yerindeyse “Aziz Silin” ve Samandıra ziyaretleri. Sportif Direktör Terrameo ile yolların ayrılmasına sebep olan da bu eski usul yönetim anlayışı.

Evet, Braga ile başlayan “dağılma süreci” Osmanlı maçı ile “yıkılma sürecine” geçiş evresine dönüşmüştür. Konya Spor ve Galatasaray deplasmanlarını peş peşe oynayacak olan Fenerbahçe için yıkılma günleri çok yakındır. Bu iki maçı alarak tekrar havaya girebilirlerse ne ala… Fakat çok zor olan bu ihtimal gerçekleşmezse, Aziz Yıldırım ve yönetiminin “kürek, boks, amatör sporlar, son kale, sivil ihtilal, paralel vb.” gibi sözlerle camiayı avutacağı günler yakındır!

SERHAT KILIÇ | UKRAYNA HABERserhat_kilic_as@hotmail.com @serhat5407

Ukrayna Haber

Ukrayna'nın, ilk Türkçe haber sitesi.

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu