Haberler

Yüreğimde bir yer var

Farklı dünyaları görmek, tanımak, bilmek çoğu insanın cesaret edemediği bir şeydir.

Korkarız yeniden, yenilikten…

Oysaki farklılık bizi canlı tutacak, daha diri, daha zinde kılacaktır.

Canlı olmak mı istemeyiz? Kimse bize dokunmasın, biz de kimseye, mi deriz? Gezmemek, görmemek, seyahat etmemek, farklı dünyalara açık olmamak… Okumamak, dinlememek, kulağımızı kapatmak… İçimizdekileri de bir zaman sonra yitirmemize sebebiyet verecektir.

Oysa insan her zaman yenileyebilmeli kendini… Ne kadar olacağını bilemesek de bir ömür var önümüzde… Tekdüze bir hayat,  monoton bir akış bu ömrü yoracaktır.

Kulaklarımızda yeni sesler, duymaya iştiyakımızı arttıracak; gözümüze ilişen yeni renkler görmenin kıymetini ziyadeleştirecek, yeni tatlar dilin önemini çoğaltacaksa yürek de öyle şevk duyacak, ziyadesiyle çarpacak yenilikler karşısında…

Bu canlılık, hayata karşı heyecanımızı arttıracak. İşimize daha da bir dört elle sarılacağız…

Yenilere, buyurun, diyebilmek…

“Gönlünüzde herkesin oturabileceği bir sandalye olmalı!” ne güzel ölçü!

Yenilik derken, farklılık derken her sahada… Yönetimde demokrasi, her an yeni açılardan bakabilmeyi, farklı renklere hürmeti gerektirir… Fikirde yenilenme farklı, hiç bilmediğimiz, öteki dediğimiz soluklara kulak vermeyi lüzumlu kılar…

Anne babamızla, eşimizle, çocuklarımızla, kardeşlerimizle ilişkilerimizde yeniliğe kucak açabilmek, dostluk, arkadaşlık adına her farklı eğilime tahammül gösterebilmek bu ilişkilerimizi kalıcı kılacaktır. Bir beklenmeyende yıkılan, kendinden başkasına tahammül edemeyen -akıl sır ermez ama- anne babasından bile kopabiliyorsa…

Bu kucaklayıcılık sevgiyle mayalanacaktır. Hayatın akıcılığı deyip kendi oluşturduğumuz karmaşada pek yer vermediğimiz, “kalem efendisi” gördüğümüz bir kelime sevgi…

Unuttuğumuz bir değer sevgi…

“Aç herkese açabildiğin kadar sineni, ummanlar gibi olsun! İnançla geril ve insana sevgi duy; kalmasın alaka duymadığın ve el uzatmadığın bir mahzun gönül!”

Evet, sevmek, karşıdakine el uzatmak, uzatılan eli tutmak…

Senin tanımadığın mahzun bir gönül olacak…

Sen de onun tarafından tanınmadıkça mahzunluğunu devam ettireceksin…

Hüznün sevgiye dönmesi, bilinmezliğin ilme dönmesi, cehaletin irfana dönmesi adına cesaret gerekli…

Tanıma, tanışma, görüşme, görme adına cesaret…

Uzağı yakın bilme adına cesaret… Evet, farklılıklar, yabancılar, yabancılıklar derken… Bazen en yakınımızı, çocuğumuzu tanımaz, bilmez oluruz ya… Kardeşimize yıllarca hiç kulak vermemiş oluruz ya… Ne ise o uzak, taa oraya varmadan yanı başımızda ne bilmediklerimiz vardır ya…

Bir bakmak şöyle etrafa…

Yakına, ırağa…

Yabancıya, candana…

Bir bakmak şöyle etrafa, sarıya dönen yapraklara…

Yeşilinde, baharında kıymetini bilemediklerimizi hiç olmazsa hazanında görmek adına…

İSMAİL BAHAR | UKRAYNAHABER.COM

Ukrayna Haber

Ukrayna'nın, ilk Türkçe haber sitesi.

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu