Haberler

Osmanlı yetimi Ahıskalılar

Göçler ve sürgünler dünya hayatının acı gerçekleridir. İnsanlık tarihinin her aşamasında bunlar olmuştur ve hâlâ olmaya devam ediyor.

Elinde güç bulunduran zalim insanlar ekonomik veya siyasi nedenlerle masum insanları doğup büyüdükleri yerlerden göçe zorlamışlardır. Vatanlarından uzaklaştırılan bu insanlar için hiçbir şey artık eskisi gibi olmamıştır. Bir taraftan vatan özlemi çekerlerken diğer taraftan da yeni hayatlarına alışmaya çalışmışlar ve çalışmaktadırlar.

Ahıskalılar, bu acı gerçekleri iliklerine kadar hissetmiş bir halktır. 70 yıl önce, 14 Kasım 1944 tarihinde bu masum halka Ahıska’dan sürgün edilerek yaşatılan zulmün acıları hâlâ giderilmiş değildir. Fergana olayları başka bir acı, Kırgızistan olayları başka bir acı. En tazesi bu sene yaşandı. Ukrayna’nın doğusunda hükümet güçleri ve Rusya yanlıları arasındaki şiddetli çatışmalar arasında kalan Ahıskalıların acısı. İki binden fazla Ahıskalı her şeylerini bırakarak kendi imkânları ile başka ülkelerdeki akrabalarının yanlarına sığınmak zorunda kaldılar.

Ahıskalılar yıllardır Ahıska’ya dönme mücadelesi veriyorlar ama maalesef bu konuda başarılı olamadılar. İkinci Dünya Savaşı’nın sona yaklaştığı o dönemde, Sovyetler Birliğinde öz vatanlarından sürgün edilen yedi milletten sadece Ahıskalılar geri dönememişlerdir. Vatana dönme yönündeki tüm girişimler başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Bu başarısızlığın sonuçları yeteri kadar irdelenmemiştir. Yapılan haksızlıklar dünyaya tam anlatılamamış, uluslararası kuruluşlarla işbirliği yapılamamıştır. Birkaç cumhuriyete dağılmış olan Ahıskalılar istenildiği gibi birlikte hareket kabiliyeti oluşturamamışlardır. Korkutma, sindirme, engellemelere rağmen vatana dönüş mücadelelerinden vazgeçmeyen Ahıskalılar her şeye rağmen amaçlarına halen ulaşmış değillerdir. Onlar için sürgün hayatı devam etmekte ve her gün tekrar tekrar yaşanmaktadır.

Bugünkü durum nedir?

1990 senesine kadar Ahıskalıların hem sürgün edildikleri hem de sürgüne gönderildikleri yerler, yani hem Ahıska hem de Orta Asya cumhuriyetleri aynı ülkenin yani, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin topraklarıydı, aynı kanunlarla, aynı yöneticiler tarafından yönetilmekteydi.

8 Aralık 1991’de Rusya, Ukrayna ve Beyaz Rusya, Sovyetler Birliği’nin varlığına hukukî açıdan son verdiler. Sovyetler birliği on beş bağımsız devlete bölündü. Bugün Ahıska bağımsız Gürcistan devleti toprakları sayılırken, Ahıskalılar da dokuz farklı bağımsız ülkenin vatandaşlarıdır. Ahıskalıların yaşadığı hiçbir ülke bu mazlum halkın vatanlarına dönme gibi haklı mücadelesinde onların arkasında gereği gibi durmamış, durmamaktadır.

Şimdi nasıl bir strateji gözetilmelidir?

Ahıskalıların problemlerini uluslararası kuruluşlar nezdinde yeteri kadar anlatabilecek, onların desteğini alabilecek sivil toplum kuruluşlarına ihtiyaç doğmuştur. Mevcut olan “vatan cemiyeti” dünyadaki Ahıskalıların tek ve güçlü sesi olma konusunda yetersiz kalmış, yeni bir arayışa girişilmiş ve Türkiye Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu kararı ile “Dünya Ahıska Türkleri Birliği” DATUB kurulmuştur. Başına da Kazakistan Halklar Assamblesi Başkan Yardımcısı, başarılı Ahıskalı işadamı Ziyatddin Kassanov getirilmiştir.

Gürcistan Avrupa Konseyi üyeliğine müracaat etmiş ve ülke 1999 yılında Avrupa Konseyi üyeliğine kabul edilirken Ahıskalıların vatana dönüşünü sağlama yükümlülüğü getirilmiştir. Gürcistan bu problemi 12 sene içerisinde çözeceğini taahhüt etmiştir. Gürcistan geride bıraktığımız bu süre içerisinde Ahıska’ya dönmek isteyen Ahıskalılardan toplanması zor olan onlarca evrak tanzimi istemiştir. Amaç “Ben bu problemin çözümü için gereken her şeyi yaptım ama Ahıskalılar Ahıska’ya dönmek istemiyorlar” algısı oluşturmaktı. Ahıskalıların problemlerinin çözümü için hem DATUB, hem “Rusya Vatan Cemiyeti” Strasbourg’daki Avrupa Konseyi’ne ziyaretlerde de bulunmuşlardır. Fakat istenilen sonuç alınamamıştır.

Ahıska’da doğmuş Ahıskalıların sayısı hızla azalmaktadır. Dolayısıyla Ahıska’ya dönmeyi en büyük hedefleri arasına koymuş insan sayısı da azalmaktadır. Unutmayalım ki, her şeyin çok hızlı değiştiği küreselleşen bir dünyada yaşamaktayız. Genç nesil ne pahasına olursa olsun babalarının doğup büyüdüğü topraklarda yaşamayı değil demokrasinin, huzurun, refahın, özgürlüklerin üst seviyede yaşandığı ülkelerde yaşamayı tercih etme eğilimindedirler. Hatta ABD’deki refah seviyesini gören Ahıskalılar daha fazla Ahıskalıyı Ame-rika’ya nasıl getiririz çalışmaları yapmaktadırlar.

Görünen o ki Ahıskalılar bulundukları ülkelerde yaşamaya devam edeceklerdir. Burada yaşam yeri seçmekle, 1944’te gasp edilmiş haklarının iadesini istemeyi, takip etmeyi birbirinden farklı konular olduğunun altını çizerek, Ahıskalıların geleceklerine ait hedefleri belirleyip bu hedefler doğrultusunda çalışmalar yapma zamanı geldiğini belirtmek gerekmektedir. Bu hedefler ne olmalıdır? Ahıskalıların bulundukları ülkelerde o ülkelerin kanunlarına saygılı ve güçlü bir toplum olarak kalabilecek, hayatın her kademesinde yer alabilmek ve bunların yapılabilmesi için gerekenler neler ise onları tespit etmek ve bu doğrultuda planlı programlı çalışmalar yapmaktır.

Bunun dışında yaşadıkları ülkelere yabancı kalmamak, o ülkelerde kaybolup gitmemek, kendi örf ve âdetlerini, kültürlerini korumak, yaşatmak ve gelecek nesillere aktarabilmek gibi birinci dereceden hedefleri olması gerekmektedir.

Türkiye’deki Ahıskalılar

Ahıska Türklerinin Türkiye’ye göçü, 1992 yılında, “Ahıska Türklerinin Kabulü ve İskânına Dair Kanun”la başladı. Türkiye’ye gelen ilk Ahıska Türkleri, Iğdır’a yerleştirilmişti. Ancak bu kanun, artık, yürürlükte olmasına rağmen uygulanmıyor. Çok çile çeken Ahıskalıların bir kısmı gittikçe kaybolan maneviyatlarını, dillerini, örf ve âdetlerini korumanın tek yolunun Türkiye’ye yerleşmek olduğunu düşünerek kendi kıt imkânları ile Türkiye’ye geliyorlar.

Müslüman Türk oldukları için çektirilen bunca sıkıntılara rağmen dinlerini, dillerini, kalplerindeki al bayrak sevgisini kaybetmemenin gururunu taşıyan Ahıskalılar, büyük ümitlerle geldikleri Türkiye’de Türk vatandaşlığına alınmaları, herhangi bir yabancının Türk vatandaşlığına alınması ile aynı kurallara tabi tutulmakta.

11 Nisan 2014 tarihinde yürürlüğe giren “Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu” ile birlikte maddî imkânı olmayan Ahıskalılara “insanî oturum” veriliyor. Ancak bu tip oturum izni alan Ahıskalılar ileride TC vatandaşı olamama riski ile karşı karşıya kalıyorlar.

Osmanlı, tarih sahnesindeki yerini alırken geride boynu bükük yetim topraklar ve insanlar bıraktı. Bu insanlar her zaman kan gördüler, aşağılanma gördüler, sürüldüler ama yüzleri hep Anadolu’ya çevrili yaşadılar. Bugün Osmanlı yetimi Ahıskalılar, Osmanlı mirasçısı Türkiye Cumhuriyeti’nden kendileri için pozitif ayrımcılık yapılmasını istiyorlar.

HABIBULLAH MÜRSEL- Ahıska Dernekler Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı

Ukrayna Haber

Ukrayna'nın, ilk Türkçe haber sitesi.

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu