Haberler

[FOTO GALERİ] Karla imtihanım

Sabah kalktım pencereden dışarıya baktım durum vahim kar yağmaya devam ediyor. Dışarıda çalışanlara dua ettim ‘Allah yardımcıları olsun’ diye. Daha sonra 23 Mart’ta ki ilk haberim olan; ‘THY’nin 4 İstanbul- Kiev seferi iptal edildi’yi saat 09.17’de geçtim.

Ben haberle uğraşırken eşim ekmek almak için evden çıkmıştı. Geldiğinde panikle; “Markette ekmek yok raflar boş. Kekler bile bitmiş” dedi. Yumurta, süt ve un gibi bir takım gıda maddesi almış gelmiş bana; “Ne oturuyorsun dışarıda kıyamet kopuyor çıkıp haber yapsana diyip” kapıya attı beni.

Birden elimde kameralarımla az önce dua ettiğim dışarıdaki kişiler arasında buldum kendimi…

Saniyede 50 kilometre hızla esen rüzgâr göz açtırmıyordu. Aracıma baktım ümitsiz vaka iki metre kar altında kalmıştı. Alarmını da kapattım. Birisi çalmak isterse çevresini temizleyip yolu açsın diye bakıyorum ama kimsenin zahmete gireceği yok gibi.

Çekimlere başladım. Diz boyu karda bir oraya bir buraya objektif kardan kapanıyor… Yanımda temizleyecek bir şey yok… Ellerim eksi 8 derece soğukta metal tripoda (üçayak) yapıştı. Hissedilen sıcaklık eksi 20 dereceye varıyor. Hele bir de şiddetli rüzgâr yüzümü kavuruyor. Yollar bom boş kıyamet gibi. İnsanlar panikle geziyor sokaklarda.

Durumun vahametini ben anladım ama konuştuğum bazı insanlar hafta sonunda belediyenin yolları tertemiz edeceği konusunda son derece ümitliydi.

Bir çift daha gördüm yol kenarında bekliyordu. Onlarla da söyleşi yapmak için yanlarına gittim meğer bu çift beni izleyip fotoğrafımı çekiyormuş. Fırtına esnasında hem video hem fotoğraf hem de yazacağım haberi kafamda kurgularken bir Ukraynalının objektifiyle beni takip ettiğinin farkında değildim.

Röportaj yaptıktan sonra rutin olarak fotoğraflarını çektim o da beni çekti. Mail adresimi verdim işime gücüme döndüm.

Eve geldiğimde sokakta karşılaştığım kişinin Alexander Kulyk adlı eczacı olduğunu bana gönderdiği mailden öğrendim. Fotoğraflarımı göndermişti. Benim hiç âdetim olmayan bir şeydi bu hareket. Ben bir fotoğraf çektim miydi babam da olsa alamaz benden anında.

Ben sadece röportaj esnasında çektiğini zannediyordum. Meğer Alexsander habersiz epey fotoğrafımı çekmiş.

Evde bir taraftan fotoğraflarıma bakarken diğer taraftan da düşündüm. Beni başka kimler kaydediyor diye. Bir baktım çevreme üç kızımın altı gözü beni izliyor ve hareketlerimi kayıt ediyorlardı.

Başka? Dedim kendi kendime görmediklerim de vardı etrafta. Gizli açık insanlar haricinde kayıt melekleri de bizim bütün hareketlerimizi çekip kaydediyordu. Kimimiz bunu aklında tutuyor, kimi de benim gibi boş bulunup unutuyor.  

Yarın bir gün ilahi bir makamda silinmez hard disklerden (sabit disklerden) karşımıza çıktığında kim bilir ne kadar şaşıracağız. Şaşırmamak için hep düşünceli hareket etmekte fayda var. Çünkü meleklerin limitsiz çekim kapasiteli kameraları açık ‘off the record’ (mahrem, kayıt dışı veya gizli) olayı yok yani.

En başta yazan bir insan olarak söz ve davranışlarımda ahlaklı, dil ve klavyemde dürüst olmam gerektiğini bir kez daha hatırladım.

Maillerin açıldığı gibi kayıtların da açılacağı gün gelip çattığında hazır olmak lazım çünkü mezarlarda çürümeye terk edilen kemiklerin tap taze kayıtlarını beraberinde götürdüklerini biliyorum.

Bir gün gelecek arşivlere girmeyen, kayıt altına alınmayan hiç kimsenin ulaşamadığı nice görüntüler aşikâr olacak…

Türk atasözleri arasına girmiş Hayâlî’ye ait bir söz vardır: “O mâhiler (balıklar) ki deryada yaşar deryayı bilmezler.” Biz de kayıt dünyasında yaşıyor ama kayıtları bilmiyoruz.

Allah utandırmasın.

YUNUS ERDOĞDU | KİEV – yunuserdogdu@hotmail.com

Ukrayna Haber

Ukrayna'nın, ilk Türkçe haber sitesi.

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu