Haberler

[VİDEO] Esed’in eli Kiev’e uzandı

Rutin bir gün rutin işler için Kiev caddelerindeyim. Büyükelçilik yakınında iş yeri olan bir arkadaşım beni aradı ve elçilik önünde Suriye yanlısı komünistlerin Türkiye karşıtı eylem yaptıklarını söyledi.

Açıkçası, çok şaşırmadım. Neticede Rusya’nın Suriye tutumu ortadaydı, Ukrayna Komünist Partisi de kendince vaziyetten vazife çıkartmıştı.

Çantamı toparladım yola koyuldum. Kısa zaman içerisinde elçilik önündeydim. Hemen kamera ve fotoğraf makinemi alıp her zamanki gibi işimi yapmaya koyuldum.

Adam elindeki basın bildirisini okurken, “adı üstünde basın bildirisi” ben de sessiz sedasız kayıttaydım.

Birden elindeki bildiri kâğıtlarıyla kameraya vurdu; “Provokatör çek git kapat kamerayı” dedi.

Ben mütemadiyen polislerin arkasına geçtim.

Çünkü Ukraynalı diğer basın mensupları hala çalışmaya devam ediyordu. Zaten, tepki anlaşılmaz biçimde sadece banaydı.

Daha sona kâğıtla kameraya vuran filmin esas oğlanı beraberindekilere; “Gidin kamerasını bayrakla kapatın.” dedi.

Yanındaki eski Sovyetler Birliği Albay üniforması giyen ihtiyar ve başka bir kişi daha objektifin önünü bayrakla kapattı.

Bir taraftan da hoparlörden konuşan başrol oyuncumuz; “Provokatörü durdurun” diye bağırıyor.

Bu esnada, Ukrayna polisi provokatörü durdurun diye milleti provoke eden şahsa benim görevimi yaptığı basın mensubu olduğumu anlatmaya çalışıyordu.

Ama nafile işi gücü kışkırtma olan üstelik herkesi kendisi gibi “provokatör” zanneden şahıs, benim gazeteci olduğuma aldırış etmeden işini yapıyordu.

DÖVENE ELSİZ, SÖVENE DİLSİZ
İhtiyar Albay bana ve dahi anneme ağır hakaretler etti. Sabrettim, işimi yapma hususunda kararlılığı gösterme adına çekime devam ettim.

Basın kanunu olduğu ve haber alma özgürlüğünden bahsettim. Kim dinledi bilmiyorum.

Gençlik yıllarındaki günlerini hatırlayan ve gaza gelen Sovyet Albayı kabadayı kameraya bir yumruk indirdi.

Polis araya girdi derken elindeki Beşşar Esed posteri tutan provokatör de kameraya tahta Esed portresiyle bir darbe indirdi.

Kimine göre ezikliğin varabileceği son nokta olsa da adım üstünde olan Yunus’un ifadesiyle, “dövene elsiz, sövene dilsiz” olmak mecburiyetindeyim.

Şahısları uzaklaştıran ve beni müdafaa eden Ukrayna polisine buradan teşekkür ediyorum.

Ortamın gerilmesi üzerine polis şahıslara dağılmalarını söyledi.

Göstericiler bana; “Türk ajanı” diye söylene söylene dağılırken de ben işime devam ettim.

NEYSE GELELİM SAADETE KİM BUNLAR?

Bu insanlar arasında bir tane bile, genç ve orta yaşlı kimse yoktu.

Bunlar benim mitinglerden yüzleri tanıdığım fotoğraf arşivimi dolduran paralı askerler.

Her mitingde bu ve benzeri yüzleri görürsünüz.

Sadece ellerindeki bayraklar ve şahısların resimleri değişir.

Bu bakıma o zaman bunun bir haber değeri yok diyebilirsiniz.

Evet, bence de yok. Üstelik, benim gibi bir vatanseverin; devletine, büyükelçiliğine, başbakanına, hakaret edilmesine tahammül etmesi kolay da değil.

Ama bizim işimiz tanık olduğumuz olayları tarafsız bir üslupla aktarmak. Keşke yaşanmasa, ben de keşke çekmesem ama bu keşkelerin habercilik adına bir faydası yok. Vakaları rapor ediyoruz açık kaynağız neticede.

Öte yandan eyleme gelenlerle konuştum.

Olup bitenlerden haberleri bile yok.

Orta doğuda neler oluyor bilmiyorlar.

Harita açsan Suriye’nin yerini göster desen bulamazlar.

Niye geldiniz diye sordum aynen şu cevabı verdiler; “Türk uçakları, tankları Suriye’yi bombalıyor” olayın aslını anlatana kadar dilimde tüy bitti.

Adamın yüzündeki utancı görecektiniz. Tüyleri diken diken oldu. Zalimi biliyorlardı ne de olsa Stalin görmüş insanlardı. Haksız kazancın hazzı, kullanılmanın hüznüyle ayrıldı.

Bizim işte sık sık, bana hangi tarafsın gibi saçma sorular sorarlar.

Bizim taraf olma lüksümüz yok.

Hele hele ortada masum çocukların cesetleri yatarken, üç kız babası birisi olarak masumların haricinde tarafım olamaz.

Çünkü Allah muhafaza iki taraf da kan dökerken siz taraftar olduğunuz anda elinize kan bulaşır.

Ne Esed Rejimi ne de Muhalifler…

Ortada bir soykırım var iki tarafta birbirini suçluyor.

Yırtıcı bir canavar olan esedden de (aslandan da) aşağı bazı insan görünümlü mahlûklar masum kanı akıtıyor.

Ben de; “Zalimler için yaşasın Cehennem!” der geçerim.

Nedeni şu ki; Suriye’de akan kanı, oluşan kan davalarını durdurmaya benim gücüm yetmez.

Sadece; kalbim sızlar, dua ederim, sessiz çığlıklar atarım…

EYLEMİN ARKA PLANI
Türkiye belli dönemlerde çeşitli güçler tarafından kıskaca alınıyor. Düşmanlarımız ellerinden gelse bize ne hayat hakkı, ne de hürriyet tanıyacak.

Ne var ki Türkiye, Allah’ın izniyle tarihi boyunca önüne çıkan bütün engelleri tek tek aşıp bugünlere kadar geldi.

Türkiye, Sovyetlerin yıkılmasıyla yeniden bölgesinde süper güç olma avantajı yakaladı.

Ancak, dünyada güç ve kuvveti elinde bulunduran devletler, Türkiye’nin bu avantajları değerlendirmesini istemediği için hem içeride hem de dışarıda Türkiye’nin başına dert açmakla meşguller.

Orta Doğu’da denge unsuru ve önemli bir konuma sahip olan Türkiye’nin, komşularıyla ilgiyi kesip kabuğuna çekilerek varlığını sürdürebilmesi de düşünülemez.

Etrafı düşman ağıyla çevrili ülkemizin, en başta yapması gereken şey, çevresinde bir güven halkası oluşturmak.

Bir kısım kişiler tarafından tasarlanan bölünmüş; Suriye, Mısır, Ürdün, İran, Irak ve dahi Güney Doğu’su PKK ile kurcalanan Türkiye haritaları internette kol geziyor.

Aslında, oynanan oyun çok basit; ilk olarak buradaki halkları demokrasi vaadi başlarındaki diktatörlere ayaklandırılacak. Daha sonra da etnik ve dini konularda halkları birbirine düşürecekler. Son perdede ise aynı herifler bu sefer de hakemlik ayağıyla gelip; Türk-Kürt’e, Şii-Sünni’ye, Arap-Acem’e, bedevi-kutup ayısına ne lan bu yediniz birbirinizi. Bize kaos değil huzur lazım.” diyip hepten araziye çökecek.

Neticede, Suriye’de bir iç savaş var arka plandaki aktörlere bakın; Amerika, Avrupa, Rusya, hatta Çin ve Hindistan bunların ne tür hesaplar içinde olduğunu nereden bileceğiz?

O zaman ötesini bilemediğin bir konuda daha fazla yazıp zamanınızı zayi etmenin bir manası yok. Allah’ım Sen bilirsin, Sen ne dilersen onu yap!

Bu bağlamda, Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri ne güzel demiş;

Hak şerleri hayr eyler
Ârif anı seyreyler
Zan etme ki gayreyler
Mevlâ görelim neyler.
Neylerse güzel eyler.
… … …
Hakkın olacak işler
Boştur gam u teşvirler (telâş)
Ol hikmetini işler
Mevlâ görelim neyler.
Neylerse güzel eyler.

YUNUS ERDOĞDU | WWW.UKRAYNAHABER.COM – yunuserdogdu@hotmail.com

Ukrayna Haber

Ukrayna'nın, ilk Türkçe haber sitesi.

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu