Haberler

Dijital medya gazeteleri öldüremeyecek

Gazetecilikte “kötü haber, iyi haberdir” kuralını bu seferlik ihlal edeceğim ve basılı medyanın çok ilgisini çekecek iyi bir haber vereceğim.

Sektörün uluslararası aktörleri nihayet basılı medyanın ölmeyeceği ve dijital medyanın oluşturduğu tüm tehdit ve rekabete rağmen ana medya aktörlerinden biri olarak kalacağı, üstelik de kendisini geliştireceği konusunda tamamen hemfikir oldu.

2-5 Eylül tarihleri arasında Ukrayna’nın başkenti Kiev’de yapılan WAN-IFRA ve WEF toplantılarında her yıl olduğu gibi bu yıl da ağırlıklı olarak dijital medya ve bunun gazeteler için oluşturduğu riskler ve fırsatlar ele alındı. 2007’den beri katıldığım toplantılarda genellikle gazetelerin geleceğine dair son derece moral bozucu bir hava hâkim olurken, bu konuda birbirinden karanlık senaryolar birbirini izlerdi. Bu son toplantıdaki gözlemlerim ise bu tablonun tam tersi oldu. Belli ki dünyanın 88 ülkesinden gelen ve sektöre yön veren 1000’i aşkın gazete patron ve üst düzey yöneticileri, korkularının üstesinden gelmişlerdi. Dijital medyanın yazılı basın için korkulduğu kadar yıkıcı bir tehdit oluşturmadığını görmenin artık rahatlığı içerisindeydiler. Yanlış anlaşılmasın medya patron ve yöneticilerindeki bu rahatlık daha önce yazılı basına korku salan dijital tehdidin tamamen ortadan kalkmasından kaynaklanmıyor. Tam tersine basın sektörünün dijital/mobil/sosyal mecralarla entegre bir şekilde yoluna devam etme esneklik ve becerisine kavuşmasından kaynaklanıyor. Hatta dijital, mobil, tablet ve sosyal medya ile iyi entegre olmuş, yaratılan sinerjiyi ana mecra olan yazılı basın için bir enerjiye dönüştürmeyi başaran markalar tirajlarını ve gelirlerini bile artırmışlar.

Elbette bu, boş boş oturularak kendiliğinden oluşması beklenmiş olan bir başarı değil. Tam tersine bu süreçte, trend yapıcı inovasyonlarla sürekli kendisini yenileyenler ve bilgi/data akışının hızlandığı, kullanıcının maruz kaldığı bilginin hacminin akıl almaz şekilde genişlediği ve bilgi kirliliğinin önemli bir sorun haline geldiği bir dönemde gazeteciliğini sağlıklı, güvenilir ve uygun bilgi/haber ve derinlikli analiz ihtiyacını karşılamak üzere yeniden gözden geçirenler başarılı oldu. Adeta sürekli bir kriz varmışçasına kendisini yenileyerek geliştirenler yeni dönemin kazananları olurken, yeni şartlara kendisini adapte etmekte güçlük çekenlerin herhangi bir başarısından söz etmek ise elbette mümkün değil. Sektörün önde gelenlerinin ortak kanaati, online/mobil/sosyal/dijital medya üzerinden aşırı miktarda akan amatör ya da profesyonel bilgi bombardımanının altında kalan okuyucuların gönül rahatlığıyla güvenebilecekleri kaynaklara (gazetelere) geri dönecekleri yönünde. Bu aşırı yoğun ve tasnif edilmemiş bilgi akışı ve kirliliği pek çokları için artık “enformasyon diyeti”ni zorunlu hale getirmiş durumda. Yoğun bilgi ve haber akışına karşı enformasyon diyetine yönelenler için bilgi/içerik hacminden ziyade edit edilmiş bilginin değeri ve bunun ihtiyaçlarına ne kadar cevap verebildiği önem kazanacak.

Gazete okuyucuları yeni dönemde işlerine yarayacak bir şeyler bulabilmek umuduyla okumaları gereken, ya da okuyamadıkları için doğrudan çöpe giden haddinden fazla malzemeye para ödemek yerine daha az okuyarak ihtiyaç duyduğu bilgileri edinme fırsatı sunan araçlara yönelecek. Yani yeni dönemde okuyucu “daha az okumak için daha fazla para ödemeyi” tercih edecek. Okuyucular için gazetenin ve içeriğinin hacmi (volume) değil, değeri (value) daha büyük bir anlam kazanacak. Bu yüzden belki de yakın gelecekte gazetelerin hacmi ve sayfa sayısının yanı sıra yayın frekansları da azalacak. Gazeteler okuyucularının ihtiyaç duyduğu nitelikli ve onların ihtiyaçlarına uygun haber ve bilgileri haftanın 7 günü yerine belki 5 gün kendilerine ulaştırmayı tercih edecek. Belki de gazetelerin bazıları haftada sadece bir gün yayınlanmaya yönelecek. Araştırmacı gazetecilik ürünü özel haberlerle ve başka hiçbir yerde bulunmayacak içerikleriyle yayın frekansı ve hacmi azaldığı halde gazeteler etkin olmayı sürdürecek ve hatta bu nitelikteki gazetelere yüksek fiyattan saygın okuyucular rağbet gösterecektir. Bu trend zaman içerisinde gazete (newspaper) ve dergi (magazine) karması yeni bir yayın türünü (newszine) de hayatımızın bir parçası haline getirecektir. “Newszine”, gazeteler kadar hayatın içinden ve hızlı, dergiler kadar analitik, özel ve derinlikli olacaktır.

GAZETELERİN GELİR KAYNAĞI

Yeni dönemde gazetelerin gelir kaynakları da şekil değiştirecek. Geçmişte gazetelerin gelirlerinin ortalama yüzde 75’i reklamlardan, yüzde 25’i ise gazete satışından kazanılırken, bugün başarılı işletilen gazetelerde bu oran yüzde 50’şer noktasına çoktan gelmiş durumda. Yakın gelecekte ise gazete satış gelirlerinin toplam gelirin yüzde 75’ine ulaşması genel beklenti halinde. Bu söylediklerimizin Türkiye medya sektörü için henüz çok erken beklentiler olduğunun farkındayım. Ama dünyadaki bu trendin er ya da geç Türkiye’ye de yansıyacağını bilerek hareket etmekte fayda var. Uzmanların yaptıkları analizler ise en pahalı gazetelerin bulunduğu Batılı ülkelerdeki gazetelerin fiyatlarının bile hak ettiğinin çok altında olduğu yönünde. Bunlara göre “okuyucu açısından kabul edilebilir gazete fiyatı” henüz çözümlenememiş bir muamma niteliğinde. Dolayısıyla yüz yıllık gazetelerin önünde bile henüz derinliği test edilmemiş bir fiyat potansiyeli ve kâr marjı bulunuyor görüşündeler. Zaten toplantıda sunulan araştırmaların sonuçları da genelde gazete fiyatına duyarlılığın beklendiği kadar yüksek olmadığı yönünde. Bu yüzden de gazete fiyatlarının optimum seviyeye çıkarılmasının korkulan tiraj kaybına yol açmayacağı kanaati hakim. Tabii burada müşterilerinin bağlılığını/sadakatini kazanmış gazetelerin satış gelirlerinin toplam gelirleri içerisindeki oranını artırmada daha şanslı olacakları öngörülebilir.

Tüm bu söylediklerimiz elbette ki yaşamının ilerleyen safhalarında dijital teknolojilerle tanışarak birer “dijital göçmen” haline gelen bizim neslimizin aksine, doğrudan dijital iletişim ortamına doğarak dijital araçlarla henüz bebekken tanıştıkları için “dijital yerli” olarak adlandırılan 20 yaş altı neslin eğilimlerini görmezlikten gelmemizi gerektirmez. “Dijital yerli” neslin hâkimiyeti arttıkça gazetelerin kendilerini yeni duruma adapte etmesini sağlayacak inovasyonlar gerçekleştirme ihtiyacı da artacaktır. Dijital çağın içinde yol alırken gazete satışını ana gelir kalemi haline getiren medya şirketleri içerik satışı odaklı bu finansal yönetim anlayışını dijital, sosyal ve mobil mecralara da kolayca transfer edebileceklerdir. Bu süreçte belki gazeteler kaybeden tarafta olacak, ama gazetecilik mecra değiştirip web, mobil ve tablet uygulamalarında içerik satışına yönelerek para kazanmaya devam edecektir. Burada asıl püf noktasını sanırım gazetelerin reklam bütçelerinin yüzde 85-90’ının gazetelere, sadece yüzde 10-15’inin dijital mecralara gittiği bir dönemde dahi gazetelerin gelirinin yüzde 50’den fazlasının gazete satışlarından gelmesini sağlamak oluşturuyor. Yani okuyucuyu gazete ya da web/tablet/mobil mecralar üzerinden sunulan içerik için hak ettiği ücreti ödemeye teşvik etmek ve onları buna alıştırmak gerekiyor.

Şüphesiz ki, dijital yerliler çağına geçiş yaptığımız şu kritik dönemde gazete, web, tablet ve mobil mecralar arasında entegrasyon ve sinerji kurmayı başaran medya organları kazanacaklar arasında yer alacak. Ana mecra olmayı sürdürecek olsa da gazeteyi kral ya da kraliçe kabul etmekte ve onun web/tablet/mobil mecraların yanından sadece bir mecra olduğunu kabul etmemekte inat edenler ise kaybedecekler. Yeni dönemde ister gazete, isterse dijital mecrada olsun içerik satışı ana gelir kapısı haline geleceği için özel (exclusive) habere önem vererek, araştırmacı (investigative) gazeteciliğe dönüş ve yatırım yapan gazeteler yine kazananlar safında yer alacak. Kaliteli gazetecilik ürünlerini tek üretim, çoklu yayın ilkesi ya da “tek mutfak, çok restaurant” mantığı doğrultusunda her bir mecraya o mecranın gerektirdiği hız ve kalitede taşımayı başaranlar yeni dönemin başarılı medya kuruluşları olacaklar. Daha fazla ve kaliteli özel içeriğin daha fazla satış, etki ve para demek olacağı bu yeni dönemde içeriklerini (content) başka medya organları ve gazetelerinkinden farklılaştırdıkları oranda gazeteler ve dijital uzantıları başarılı olacaklardır.

Yani özetle, aşırı bilgi akışının, vatandaş gazeteciliğinin ve kullanıcının ürettiği içeriğin (user generating content) niteliksiz hacim açısından alıp başını gittiği bir süreçte araştırmacılık ruhunu yeniden canlandıracak kaliteli/nitelikli gazeteciliğe, iyi editörler tarafından iyice rafine edilmiş bilgiye geri dönüş ve talep hız kazanacaktır. Diyebiliriz ki, 4-5 yıl önce basılı medyanın ölüm fermanı olarak görülen ve endişeli gözlerle bakılan dijital medya artık gerçek ve araştırmacı gazeteciliğe yeniden dönüşün zeminini hazırlamaktadır. Bu yeni gazeteciliğin ürettiği içerik ister kâğıda basılarak, isterse web/tablet/mobil mecralar üzerinden, tabii hak ettiği bedelle, okuyucuya ulaşmaya devam edecektir. İçerik satışına odaklanacak yeni dönem “internette ne varsa tamamen ve ebediyen bedavadır” efsanesinin de sonunu getirecektir.

BÜLENT KENEŞ | TODAY’S ZAMAN – GENEL YAYIN YÖNETMENI

Ukrayna Haber

Ukrayna'nın, ilk Türkçe haber sitesi.

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu