Haberler

Böbrek hastalığına karşı 3 önlem

Uzmanlar uyarıyor: Kronik böbrek hastalıkları hiçbir şikayete yol açmadan sinsi bir şekilde seyredebileceği için düzenli olarak idrar tahlili yaptırmalı, kan basıncı ölçtürmeli ve kan şekeri tayini yaptırmalı.

Kronik böbrek hastalığı, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de salgın halini almış önemli bir halk sağlığı sorunu. Basit ve ucuz bazı idrar ve kan testleri kullanılarak erken saptandığında önlenebilir veya ilerlemesi geciktirilebilir. Ancak farkındalığı ve erken tanısı çok az.

2015’TE HASTA SAYISI 100 BİNİ BULABİLİR
Tüm dünyada diyaliz ve böbrek nakli tedavileri ile hayatını sürdüren 2 milyondan fazla hasta var. Yıllık yüzde 6-8’lik artış oranı ile gelecekteki 10 yıl içinde bu sayısının iki katına çıkması bekleniyor. Türkiye’de ise diyaliz uygulanan veya böbrek nakli yapılmış yaklaşık 60 bin hasta bulunuyor. Bu sayının, yıllık yüzde 10 artış oranı ile 2015’te 100 bini aşacağı tahmin ediliyor.

Türk Nefroloji Derneği düzenlediği toplantıda, Türkiye’de hastalıkla mücadelede daha çok tedavi edici hekimliğe ağırlık verildiğine dikkat çekti. Tedavi edici hekimliğin birebir hastanın acısını dindireceği, sorunu çözeceği belirtilirken, artan hasta sayısı kesilmediği takdirde önümüzdeki dönemde sorunun altından kalkılmasının çok daha zor olacağı vurgulandı.

BÖBREKLERİNİ KORU, KALBİNİ KURTAR
Toplantının bu yılki teması “Böbreklerini koru, kalbini kurtar”. Çünkü böbrek hastalarının büyük çoğunluğu hayatını böbrek yetmezliğinden değil kalp damar hastalıklarından ötürü hayatını kaybediyor. Dolayısıyla hastanın tedavi yapılırken kalp-damar sağlığının da çok sıkı bir şekilde takip edilmesi gerekiyor.

Türk Nefroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Gültekin Süleymanlar,  diyaliz hastasının yıllık ölüm oranının sağlıklı bir insanın ölüm oranından 30 kat daha fazla olduğuna dikkat çekiyor.

ÖLÜMLERİN YÜZDE 50’Sİ KALP YÜZÜNDEN
“Ölümlerin büyükçe bir kısmı kalpten. Kronik böbrek hastalığının kalp damar sisteminde yarattığı çok büyük değişiklikler dolayısıyla ani ölüm, kalp yetmezliği, inme ve felçler gibi kardiyovasküler nedenler ölümlere yol açıyor. Diyaliz vakalarında doğrudan kalp nedeniyle ölüm yüzde 50 seviyesinde, beyin damar tıkanıklığı yüzünden hayatını kaybedenlerin oranı ise yüzde 15.”

Hastalığın erken aşamalarında da risk bulunuyor. Böbrek süzme gücü düştüğü, idrarda protein çıkışı olduğu zaman sıkıntı başlıyor. Ancak bu durumu kişinin farketmesi mümkün değil. Ancak bu aşama bile kalp damar hastalığı açısından risk taşıyor.

“Diyaliz aşamasına geldiği zaman bu risk katlayarak artıyor. Bu hastalarda başarı kişinin yaşamasını sağlamak ve ölümünü geciktirmektir. O yüzden tedavide kalp damar sorunlarını da eşzamanlı değerlendirmek gerekiyor.”

Peki hasta bunu bilmiyor mu? Süleymanlar hastaların bildiklerini ancak içlerine sindiremediklerini söylüyor:

Hastalar durumlarını içine sindiremiyor ve tedavilerine dikkat etmiyor

“Sindiremiyor veya yaşamlarına bunu monte edemiyorlar. Yaşamlarına sokamadıkları zaman sıkıntı büyük oluyor. Diyaliz hastalarında da ciddi oranda sigara içenler var. Sigaranın bırakılması zaten başlı başına birşey. Tuzun azaltılması, şeker hastalarında şeker tedavisinin düzenli yapılması gerekiyor. Bunlar kronik hastalık olduğu için hastalar bir süre sonra yılıyorlar, tahammül güçleri kalmıyor. İpin ucunu bırakıyorlar. Diet, egzersiz çok önemli.”

BÖBREĞİ KORURKEN KALP DE KORUNMUŞ OLUYOR
Tuz alımının azaltılması, sigaranın bırakılması, kilo verilmesi, fiziksel aktivitenin arttırılması gerekli. Bunlara dikkat edildiği takdirde hipertansiyon, diyabet gelişimini ve böbrek, kalp damar hastalığı sıklığını azaltmak mümkün. Böbreği korumak için alınacak önlemlerle kalp sağlığı da korunmuş olacak.

KİMLER RİSK ALTINDA
Kronik böbrek hastalığı için en yüksek risk grupları şeker hastalığı, tansiyon yüksekliği, kalp-damar hastalığı ve ailesinde böbrek hastalığı olanlar ile yaşlılar. Derneğin yönetim kurulu üyelerinden Prof. Dr. Kenan Ateş, diğer risk faktörlerini şöyle özetledi:

“Obezite, sigara, böbrek taşı, tekrarlayan idrar yolu infeksiyonları, sık ağrı kesici kullanımı, bağ dokusu hastalıkları ve düşük doğum ağırlığı sayılabilir. Bunlar içinde şeker hastalığı, Türkiye dahil birçok ülkede kronik böbrek hastalığının en sık nedeni. Ülkemizde şeker hastalığı sıklığı son 10 yıl içinde yaklaşık 2 kat artış göstererek yüzde 13’e yükseldi. Bu oran, ülkemizde kronik böbrek hastalığı gelişimi için ciddi risk taşıyan 6 milyondan fazla şeker hastası bulunduğunu göstermekte ve sağlıklı yaşam biçimi değişiklikleri konusunda toplumun eğitilmesine her zamankinden daha fazla ihtiyaç olduğunu ortaya koyuyor.”

Kronik böbrek hastalıkları hiçbir şikayete yol açmadan sinsi bir şekilde ilerliyor. Eğer düzenli beslenmiyor ve spor yapmıyorsak aslında herkes risk altında. Bunun için de Türk Nefroloji Derneği’nin dikkatle vurguladığı gibi:

Düzenli olarak idrar tahlili yaptırmalı, kan basıncımızı ölçtürmeli ve kan şekeri tayini yaptırmalıyız.

Çiğdem İşler

Ukrayna Haber

Ukrayna'nın, ilk Türkçe haber sitesi.

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu