AnalizHaberler

[ANALİZ] Renkli devrimleri incelerken halkı unutmak

Birçok dilde aynı anlamdaki sıfatla “renkli” şeklinde nitelenen 21. yüzyıl devrimleri incelenirken yapılan genellemelerde halk ve mağduriyeti unutuluyor. Bunun sonucunda hem mazlum çektiği zulümle kalıyor hem de olması muhtemel bir başka renkli devrim ülkesinin adresinde (Türkiye’de böyle bir devrim beklentisi gibi) yanlışlığa neden oluyor.

20. yüzyıl kanlı, kurbanlı, kaba ve geride gadre uğramış insan yığınları bırakan devrimleriyle geride kaldı. Onlara “devrim, ihtilal, darbe” gibi kelimeler vererek, onları adlandırmada bile hala şaşkın olan Türkiye insanı bunlardan en az yarım düzinesinin de mağduru oldu. 21. yüzyıl, çoğu yine ülkemizin çevresinde “renkli devrimler” getirdi insanlığa. Siyahtan (eski Yugoslavya), kırmızıya (Gürcistan), turuncuya (Ukrayna), sarıya veya pembeye(Kırgızistan), yeşile (Lübnan) kadar türlü renklerde devrimler gerçekleşti 21. yüzyılın ilk on yılında. Ara sıra ana renkler yerine çiçek, bitki adları kullanıldı. Bunlardan bazıları kalıcı oldu bazıları tutmadı. Şimdi aynı sarsıntı Kuzey Afrika kıyılarında sürüyor.

Renkli devrimler dizisi başladığında dünyanın farklı köşelerinde olduğu gibi Türkiye’de de konuya meyilli, uzmanlar, gazeteciler çözümlemeler yaptılar. Olayların nedenlerini araştırdılar. Hatalı analizlerin yanında alıcılarına fayda sağlayan isabetler de oldu. Elbette renk tayfının izin verdiği ölçüde renkli devrimlerin ardı kesilmediğinden bunların ortak paydaları, genel geçer sebepleri çıkartılmaya çalışıldı.

Ancak olayları incelemekle meşgul genel anlamda devrim uzmanları, eskiden alışılmış, her zaman Bop Dinar’ınkiler kadar olmasa bile çoğu kolay anlaşılır primitif nitelikte şeması olan devrimlerden sonra, renklilerin membası ve şemasını netleştiremediler. Yine de şu ana genel geçer faktörler üzerinde karar kılındı:

Rusya yanlısı veya Doğu Bloğu parçası Soğuk Savaş döneminden kalma diktatörlükler,

Zayıf ekonomik duruma sahip halk,

Genellikle ABD Çeşitli enstitü ve “yumuşak güç” enstrümanları üzerinden yerel STK’ların, bazı medya organlarının desteklenmesi,

Pasif halk direniş aşaması,

Şiddetten uzak, son derece barışçıl ancak çok kalabalı (milyonları bulan) halk kitlelerinin meydanları, devlet yönetim binalarını bloke ederek, ulaşımın, yönetim faaliyetlerinin durması ve ülkenin adeta enfarktüs geçirmesi.

Çoğunlukla liderlerin tası tarağı toplayarak eski dostlarının bulunduğu bir başka ülkeye gidip unutulması (rövanşın gerçekleştiği Ukrayna hariç).

Ancak, belki insan zekâsının özelliğinden belki de konuyla ilgilenenlerin tembelliğinden renkli devrimlerin formülü oldukça basitleştirildi.

Formül:

ABD veya Global Sermaye hedef ülkeye kaynak şırıngalıyor, artı: bir bahaneyle ülkenin en büyük meydanında bir renk veya çiçek sembolüyle kalabalıklar toplanıyor, artı: daha düne kadar her şeyi kontrol eden diktatör yine eski düğmelere basıyor, artı: ancak önündeki kumanda masasının artık çalışmadığını görünce hiç olmazsa postu deldirmemek için bir dostunun ülkesine kaçıyor ve eşittir: yeni hükümet kuruluyor. Ancak ülke artık Global güçlerin elinde sık sık bağlandığı diyaliz cihazı yardımı ile hayatını idame ettiriyor.

Bu formül doğru olabilir ancak o ülke halklarının onlarca yıl çektiği sıkıntılardan “burasına gelmesi” o kadar ehemmiyet yok mu? Olmalı, hem de en az yüzde elli. Bu anlaşılırsa sırada Türkiye var mı yok mu belli olur.

Ukrayna’da olan neydi?

Renkli devrimden anatomisini en iyi bildiğimiz Ukrayna’daki “Turuncu Devrim”de 1 numaralı neden, on yıldır zamanın devlet başkanı Leonid Kuçma’nın (ailesi ve çok yakınları üzerinden) ülkedeki küçük büyük sosyoekonomik her kıpırtıya hâkim olmasıydı. Durum böyle olunca halk, başkanlarının bir dönem daha seçilmesi halinde, onun iktidarının artık geri dönülmez şekilde perçinleneceğini ve daha önemlisi herhangi bir vatandaşın artık çok çalışsa bile küçük işletme düzeyinde bile bir kapitale sahip olamayacağı tahminidir. Çünkü en küçük bir girişimcinin kazanımı, devlet kolluk güçleri (bu güçler Turuncu Devrim öncesi Ukrayna’sında vergi polisiydi) tarafından hemen el konulup devlet başkanına bağlı “ekonomik dikeye” bağlanıyordu. Bu durum bugünkü Mısır ve Tunus’u çok hatırlatmıyor mu?

Bu devrim esnasında STK’ların organizesi için elbette dışarıdan (sadece ABD’den değil Rusya’dan da) kaynak akmış olabilir. Ancak halkı riskli ve zor iklim şartlarında fedakârlık isteyen önemli adımı attıran, ülkenin başkentine gidip orada meydanda bekleten, her bir ferdin geleceğine dair ümidini hepten yitirmemek için son treni kaçırmama gayretidir.

O zaman:

Renkli devrimlerde asıl unsur olan mağdur halk, bu Mısır’da da aynı, her zaman birinci amildir, bu bir.
Türkiye de renkli devrim olur mu? Türkiye’de (en geç) her beş yılda bir adaletli seçimler olur, halk beğenmediği iktidardan desteğini çeker ve orta ve küçük işletmeciler çatır çatır çalışıp ülke ekonomisini ayakta tutarlar. Eski dönemlerden aklımızda kalan bazı yolsuzluk maceralarının dışında son zamanlarda devlet ricalinin dev şirketleriyle ülkenin parasını pulunu eline aldığı, bakkalın çakalın, tamircinin kapısına dayanıp adamın ekmeğini aldığı görülmez bu da iki.

Mısır’ın geleceğini tahmin ederken başa geçecek yeni yönetimin önümüzdeki bir maksimum iki yıl içinde halkın geleceğe ait ümitlerini geri verebilecek mi, buna bakmak gerekir. Aksi takdirde Mübarek taraftarları rövanşı alır almasına da daha kötüsü halk, ülkenin dertlerine küser, vurdumduymaz olur. Örneklerde görüldüğü gibi. Bu da üç.

Cem. O. Boyman

Ukrayna Haber

Ukrayna'nın, ilk Türkçe haber sitesi.

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu