Haberler

Show’un çakma Kanuni’si yatak odasından çıkamadı!

Show TV’nin yeni dizisi, “Muhteşem Yüzyıl” yayınlanmadan önce epey ses getirdi. Ben de duyduklarımdan etkilenip, Show’un çakma Kanuni’sini bir izleyeyim dedim ve de izledim. Millet şikâyet etmekte ne kadar da haklıymış kendi gözlerimle gördüm.

Hayalimdeki Osmanlı padişahı ve İslam halifesi olan Kanuni Sultan Süleyman’a atılmadık çamur, sürülmedik kir kalmadı. Neyse ki Show’un, bu yapımıyla tarihi değil de kendi karakterini aksettirdiğini biliyorum.

Batılı tarihçilerin; “Osmanlı saraya kadın kız doldurdu” safsatasına kulak asan, Show TV onların hayalindeki hani şu meşhur; haremden çıkmayan, sarayda âlem yapıp köçek oynatan o çakma Osmanlıyı kusursuz bir şekilde yansıtmış. Şahsım adında, Show TV’ye teşekkür ediyorum, Osmanlı’nın Muhteşem Yüzyılı’nı batı gözüyle, Türk seyircisine aktardığı için.

İşin açıkçası, iğrenç bir filmi izlemek sonra da oturup bir de üzerine yazı yazmaktan dolayı harcadığım zamana üzülüyorum. Ama Hürrem Sultan’ı da koca Kanuni’yi ayaklar altına alınmasına yüreğim elvermedi.

Türk dedin mi hemen; at, avrat silah derler. Yapımcılar işin ucuzuna kaçmış nedense sadece “avrat” kısmına el almış. Ne de olsa malzeme bol ve ucuz. Yiyorsa çek Akdeniz’i Türk gölü yapan Kanuni’yi?

Ortada ne at var… Ne üç kıtaya hüküm süren Osmanlı ordusu…  Ne de donanması…

Dizi de ne mi var, bir korsan gemisi, bir pazaryeri, bir hamam, iki yatak odası, ezilen hakaret edilen kadınlar (mankenler) arada bir de sırıtarak “Çok yaşa sultanım” sloganı atan halk.

Muhteşem Yüzyıl, bu mudur?

Show TV’nin çakma Kanuni’si dizi boyunca yatak odasından çıkacağa benzemiyor. Çünkü dünyada hiç millete nasip olmayan dünyanın en uzun ömürlü devleti Osmanlının muhteşemliğini çekmeye Show’un gücü yetmez. O ancak harem dairesi ve kadınlar hamamı çekebilir.

Nerede üç kıtadaki bir Sultan’ın yaşamını çekecek kapasite? Daha ileri gideceğim ama bir hükümdarın yatak odasına giren Show kadar haddimi aşamam üstelik bu sitenin okurlarının bir ahlak ölçüsü var.

DİZİDEKİ KIRIKLIKLAR…

Diziden kafamda kalanları anlatayım, biraz Halife Kanuni astığı astık kestiği kestiktir. Pederi, cennet mekân Yavuz’un sırdaşı Hasan Can’ı huzura kabul eder. Yüksek sesle ve kırıcı bir sesle hitap etti. Bir ana avrat demediği kaldı. İyi bir fırçaladı. Hasan Can kelle korkusuyla ikide birde yutkunuyor. Benim aklım almıyor. Hangi Müslüman evladı, merhum pederinin son dakikalarını yanında geçirdiği can dostunun yanında sesini yükseltir saygısızlık yapar yavvv? Üstelik Kanuni, köylü değil, Trabzon’un, Feodasiya’nın sancak beyi, eğitimli bir saraylı!

Hürrem Sultan hakkındaki tarihi yanlışlıklar için her halde oturup baştan ayağa bir kitap yazmam gerekir. Çünkü nereli olduğundan, adına kadar bin bir hikâye.  Zaten müstehcenlikte Hollywood filmlerini bile geride bıraktı. Dekolteler ve kıyafetler günümüzün kadınlarını bile utandıracak cinsten. Hatta o dönemde Paris’te bile böyle dekolte bulamazsınız. Gerisini siz düşünün. Yabancıların alınmadığı kimsenin bilmediği haremi Show TV nereden bilsin. Hayal etmiş çekmiş, iyi de etmiş demek isterdim ama eline yüzüne bulaştırmış.

Madem yapımcılar bir işe başlamış, emeklerine yazık olmasın. Bundan sonraki bölümde, “Bu film tarihten ilham alınarak kurgulanmıştır…” zırvası yerine: “Bu dizideki karakterlerin tarihi gerçeklerle hiç bir alakası yoktur. Bizim senaristimizin hayal ürünüdür” denilirse isabet olur.

Yok devam edeceklerse dizi süresince ekrana bir kırmızı nokta koysunlar ve mümkünse de gece 00.00’dan sonra yayınlasınlar. Ya değilse çoluk çocuğumuz Kanuni’yi bile elinde kadeh karı kız oynatan birisi olarak tanıyacak.

Ya da Show haremi, mahremi bıraksın en iyi yaptığı iş olan disko dizilerine yönelsin. İlle de birisinin yabancıyla ilişkisini eleştirecekse orada haremdekinden daha fazla canlı örnek var.

Dizi de en çok Venedik elçisine acıdım. Adamı padişahın elçiler odasına sürükleyerek getirdiler. Görenler atamı kötürüm zanneder. Padişahın huzurunda iki kişi devamlı omuzlarından tartakladı. Adamın yüzü renkten renge girdi. Bu elçiye yapılan atalarımızın binlerce yıllık diplomasi anlayışına da, hoşgörüsüne de, nezaketine de hiç yakışmadı. Wikileaks’ten alınan bilgilere göre söz konusu Venedik elçisi merkeze gönderdiği raporunda; “Kanuni, beni çok iyi karşıladı” diye rapor geçmiş. Ama Wikileaks yalandı değil mi, dizi gerçek.

Sen kendi çakma Kanuni çekmeye devam et Show! Bizler Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed sallallâhu aleyhi ve selemin; “Ölülerinizin kötü yanlarını anmayın. Onların hep iyi taraflarını anlatın.”  ikazına uyarız.

Geçmişlerimizin yorum hataları olsa da hep iyi taraflarını anar iyi taraflarını anlatırız. Neticede onlar, hata ve sevaplarıyla gidecekleri yere gitti zaten. Artık bundan sonra onların hep sevaplarını konuşmalı ve hatalarından da ders alınmalı.

Eğer Kanuni yaşasaydı bir kanun koyardı da TV, internet haydutlarına günü gösterirdi. Eğer, Kanuni’ye yapılanlar sizi de üzdüyse şikâyet hakkınızı kullanın. Belki, RTÜK bir kanun koyarda bu tarihi ayıba bir son verir. Bu arada dizideki oyunculara hiçbir sözüm yok onlar kendilerine verilen oyunu oynamış…

RTÜK’e öneri ve şikâyet için tıklayınız…

KISACA BENİM HÜLYALARIMDAKİ KANUNİ:

Osman Gazi ile Söğüt’de, başlayan bir devleti dünya devleti yaptı.
Kanuni döneminde Osmanlı dünyada yegâne güç oldu.
Bu millet, camisiz-cemaatsiz kalmasın diye Süleymaniye Camiini yaptırdı.
Namazını kılardı ve bugün dindarım diyenlerden daha dindardı.
14 milyon 893 bin metrekare vatan toprağını koruma adına binlerce sıkıntı çekti.
Viyana Seferi’nden dönüşte, içime az gurur geldi diye dehlizde yattı.
Bütün işlerini, Şeyhülislâm Ebussuûd Efendi’ye sorup yaptı.
Kendisine, Kanunî unvanı verilmesine sebep olacak kadar hukuk adamıydı.
46 senelik saltanatı hep at sırtında ve cepheden cepheye koşarak geçmişti.
Almanlar 10 yıl Kanuni’nin saraya soktuğu ajanı aramış bulamamıştı.

Sözlerime, Kanunî Sultan Süleyman’ın şahsından bir misali de ilave edeyim:

Devleti ihtişamın zirvesine çıkaran bu cihangir Padişah son seferine çıkmadan önce Şeyhülislâm Ebussud Efendi’yi yanına çağırmış ve ona bir çekmece vererek vefat ettiği zaman bu çekmece ile birlikte defnedilmek istediğini söylemişti.

Kanuni vefat ettiğinde devrin meşhur âlimleri bir araya gelerek padişahın yaptığı vasiyeti görüştü. İslâm’da eşya ile gömülmek caiz değildir. Ulema bu hükmü hatırlatıyor ve çekmecenin padişah ile birlikte gömülemeyeceğini söylüyorlardı. Sonunda çekmecenin açılmasına karar verildi. Meraklı bakışların altında çekmece açıldı. Bir de ne görsünler, Kanunî’nin idareyi devraldığı andan vefat ettiği ana kadar verdiği kararlara dair Şeyhülislâmdan aldığı fetvaların hepsi bu çekmecede durmuyor mu? Bu tablo karşısında Ebussud Efendi gözyaşlarını tutamamış ve “Ah Süleyman, sen kendini kurtardın, ya biz ne yapacağız?”demiştir.

Bir diziden yola çıkarak, kalemşor edasıyla yazdığım yazıdan dolayı affınıza sığınıyorum. Amacım, işte Show’un bir açığını yakaladım, mat edeyim, susturayım ve cehaletini millette göstereyim değildi. Ama dokundu bir kere sineme, sussam bir dert, susmasam başka bir dert. Biliyorum, Show TV çığ gibi büyüyen bu eleştirileri, dizinin promosyonu olarak kullanacak olayları daha da ileriye götürecek. Belki de insafa gelip bu işi realite çerçevesinde yapacak. Mesele “Biz” ve “onlar” meselesi değil, tarihimizi öğrenmeye ihtiyacımız var.

Her neyse, bu hamur çok su götürür. Allah inayetini ülkemizin ve milletimizin üzerinden eksik etmesin; ben de dâhil yanlış iş yapanlara akıl ve fikir ihsan eylesin.

yunuserdogdu@hotmail.com

Ukrayna Haber

Ukrayna'nın, ilk Türkçe haber sitesi.

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu