Haberler

Dil ve sekülerizm [YORUM]

Günümüzde,  toplumu etkilemede kelimelerin tesiri göz ardı edilemez. Tanımadığımız insanları,  kullandıkları kelimelere bakarak değerlendirebiliriz. Dil, kelimelerin örgüsü içinde bir milletin fikirlerini, hayallerini, duygularını daha geniş manasıyla ruhunu ve hayatını taşır. Bunları kelimelerin dış görünüşünün fikre hitap eden donmuş manasının ötesinde aramak gerekir.

Belli bir süredir devam eden ve özellikle Türk milletini belirli kalıplara sokmaya çalışan bir zihniyetin varlığını müşahede ediyoruz. Bu zihniyet eğitimden siyasete kültürden ekonomiye ve dahi pek çok unsuru kontrol altına alıp seküler bir hayat oluşturma gayretindedir. Bu gayretlerini genelde sessiz ve uzun zamana yayarak icra etmeye çalışıyorlar. Seküler yaşam tarzını sunmaya çalışırken özellikle dilin etkisini kullanarak cemiyeti tesir altına alma gayretleri son yıllarda giderek artmaya başlamıştır. Seküler kelimesi, dünyevi olanı belirtir ve sosyal hayattın  her türlü dini motiften bağımsız ele alınmasını gaye edinir. Türk Dil Kurumu sözlüğü sekülarizmi “Dünyacılık” olarak tanımlamakta ve Türkçeye, Fransızca “sécularisme” sözcüğünden türeyerek geçtiğini belirtmektedir.

Dilde yapılmaya çalışılan sekülerleşme çalışmalarının temelinde Arapça kelimeler yer almaktadır. Çünkü Arapça özellikle Kur’anı Kerim ve Hz. Muhammed’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) peygamberliği sayesinde varlığını koruduğu gibi, İslam medeniyetinin yükselişi ve yayılışına paralel olarak İslam dünyasının bir bakıma ortak medeniyet dili haline gelmiş, zamanla zenginleşerek etkinliğini artırmıştır. Orta Asya’dan İspanya’ya kadar yaşayan Müslüman kavimlerin dillerinde çok büyük izler bırakmıştır. Öyle ki yirminci yüzyılın ortalarına kadar sözünü ettiğimiz coğrafyanın hemen her bölgesinde bir Müslüman her bölgenin halkı ile temel bazı şeylerde meramını ifade edecek kadar ortak Arapça kelimelerle anlaşma sağlayabilirdi.

Örneğin; hayat, memât, emanet, hıyanet, ibadet, taharet, ahlak, şart vb. burada sayamayacağımız yüzlerce kelime Müslümanlar arasında ortak olarak kullanılır ve insanların temel birtakım şeylerde anlaşmalarını sağlardı.

Ancak sekülerizm,  Müslüman halkları dil, tarih, kültür, ekonomi gibi alanlarda bölüp parçaladığı gibi milliyetçilik akımlarını körükleyerek ve eğitim politikalarını uygulayarak kültürel hayatın dokusu olan dilde de birbirine yabancılaştırmıştır. Bugün de ortak inanç ve ortak tarih ürünü olan kelime ve kavramların birtakım çevreler tarafından öcü gibi görülmesi ve dışlanıp nesillere unutturulması için yoğun çabaların gösterilmesinin altında yatan sebep budur.

Günlük gazetelerde bazen ilginç haberlere rastlarız. Bir deprem sonrası yapılan haberlerin tamamına yakını olaya maddi gözle bakmakta ve olayı kırık faylara, doğa olaylarına bağlamakta veya doğa böyle istedi gibi seküler ifadelerle açıklamaya çalışmaktalar, çoğu bilim adamı da maalesef olayları değerlendirmede aynı yaklaşımı benimsemektedir. Bu tür haberler kasıtlı yapılmakta olup okuyucuların bilinçaltına belirli kelimeleri kullanarak bir şuuraltı müktesebatı oluşturulmaya gayret edilmekte ve insanların seküler yaşamasına ve düşünmesine imkân oluşturulmaya çalışılmaktadır. Bu tür yönlendirmelerden en az etkilenmenin yolu, kendi dünyamızı, kültürümüzü, hayat anlayışımızı yansıtan kitapları okumaktan geçmektedir.

Mustafa Korel

Daha Fazla Göster

Ukrayna Haber

Ukrayna'nın, ilk Türkçe haber sitesi.

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu