Türkiye

Montrö bildirisi: 103 emekli amiralin imzaladığı metne hükümetten sert tepki, savcılıktan soruşturma

Türkiye'de 103 emekli amiral, TBMM Başkanı Mustafa Şentop'un "Bir Cumhurbaşkanı Montrö'yü feshedebilir mi?" sorusuna "Teknik olarak evet" yanıtını vermesi ile Deniz İkmal Komutanı Tuğamiral Mehmet Sarı'nın gittiği bir tarikat evinde sarık ve cüppe ile fotoğraflarının ortaya çıkması üzerine başlayan tartışmalarla ilgili bir bildiri yayımladı. Hükümet temsilcileri ve Milli Savunma Bakanlığı (MSB) bildiriye tepki gösterdi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı bildiriyle ilgili soruşturma başlattı.

Soruşturmanın Türk Ceza Kanunu’nun 316. maddesinde yer alan “Devletin güvenliğine ve anayasal düzene karşı suç işlemek için anlaşma” şüphesiyle başlatıldığı bildirildi.

Soruşturma kapsamında 10 amiral gözaltına alınırken dört amiral de üç gün içinde ifade vermek için emniyet müdürlüklerine davet edildi.

Türk Ceza Kanunu’nun 316/1 maddesinde yazılı “Devletin güvenliğine ve anayasal düzene karşı suç işlemek için anlaşma” suçundan re’sen açılan soruşturmada Ergun Mengi, Atilla Kezek, Alaettin Sevim, Ramazan Cem Gürdeniz, Nadir Hakan Eraydın, Bülent Olcay, Kadir Sağdıç, Türker Ertürk, Turgay Erdağ ve Ali Sadi Ünsal gözaltına alındı.

Engin Baykal, Cemil Şükrü Bozoğlu, Mustafa Özbey ve Atilla Kıyat’a ise 3 gün içerisinde emniyete gelmeleri için tebligat yapıldı.

Cumhurbaşkanlığı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bugün 15.00’te bir değerlendirme toplantısı yapacağını açıkladı. Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Merkez Yürütme Kurulu (MYK) da 18.00’de bildiri nedeniyle olağanüstü toplanacak.

Bildiride neler var?

Türkiye’de 103 emekli amiral, TBMM Başkanı Mustafa Şentop’un “Bir Cumhurbaşkanı Montrö’yü feshedebilir mi?” sorusuna “Teknik olarak evet” yanıtını vermesi ile Deniz İkmal Komutanı Tuğamiral Mehmet Sarı’nın gittiği bir tarikat evinde sarık ve cüppe ile fotoğraflarının ortaya çıkması üzerine başlayan tartışmalarla ilgili bir bildiri yayımladı. (Bildiri metni ve imza atan amiralleri görmek için tıklayınız.)

MSB: TSK, hiçbir sorumluluğu olmayan kişilerin şahsi emellerine araç yapılamaz

MSB tarafından yapılan açıklamada, bildirinin “demokrasiye zarar vermekten ve askeri personelinin moral ve motivasyonunu olumsuz etkilemekten başka bir işe yaramayacağı” belirtildi.

Açıklamada ayrıca, “Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), hiçbir görev ve sorumluluğu olmayan kişi veya kişilerin hırs, ihtiras ve şahsi emellerine araç yapılamaz” denildi.

Bahçeli: Emekli maaşları kesilmeli

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli de bildiriye tepki gösterdi. Bahçeli, “Anti demokratik ve vesayetçi” olarak nitelendirdiği bildirinin partisi tarafından nefretle lanetlendiğini ve reddedildiğini söyledi.

Bildiride imzası bulunan amirallerin rütbelerinin sökülerek, emeklilik haklarının kaldırılması ve maaşlarının da kesilmesi gerektirdiğini söyleyen Bahçeli, “Bildirinin çok yönlü adli ve idari soruşturması yapılmalıdır” dedi.

Kılıçdaroğlu: Halkımızın tek gerçek gündemi sofrasıdır

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ise bildiriye ilişkin Twitter’da yaptığı paylaşımda, “Bu sahte gündemler tutmaz. Halkımızın tek gerçek gündemi sofrasıdır” dedi.

“Büyük ve ünlü Ekonomist” diyerek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı etiketleyen Kılıçdaroğlu, “Yarattığın ekonomik yıkım ile seni yüzleştireceğim. Geleceğini kararttığın gençlerimizin hikayelerini buradan paylaşacağım” dedi.

Akşener: Bu bir zevzekliktir

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ise yaptığı açıklamada, “Sabah bir uyandık, emekli amirallerin canı sıkılmış, bildiri yayınlamışlar” dedi. Akşener, bildiri için “Bu bir zevzekliktir” ifadesini kullandı, “ülkenin bu zevzekliklerden çok çektiğini” söyledi.

Dün Hakkâri’de, önceki gün ise Konya’da olduğunu söyleyen Akşener, ekonomik tabloyu işaret ederek sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ben dün Hakkari’de, Perşembe günü ise Konya’daydım. Biz bu ülkede işsiz gençlerin, tabletsiz çocukların derdini konuşmak zorundayız. Biz esnafın derdini konuşmak zorundayız. Biz bugün tencereye kaynatamayan 104 kadının derdini konuşmak zorundayız. 104 dakika, 104 saniye maalesef yayın organlarında yer buluyor.”

Gece yarısı bildirilerinin muhtıraları akıllara getirdiğini söyleyen Akşener, “Dolayısıyla iktidar partisinin üzerinde tepinme fırsatı doğmuştur” diye konuştu.

İYİ Parti Milletvekili Aytun Çıray ise bildiriye destek vererek, “Bir tabip teğmen olarak altına imzamı atıyorum” dedi.

Davutoğlu: Bildiri kötü niyetli bir sorumsuzluk örneği

Öte yandan, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu da bildiriye tepki gösterdi. Gelecek Partisi’nin milli iradenin, hukuk devletinin ve demokrasinin yanında olduğunu ifade eden Davutoğlu, “Bildiri ülkenin tarihsel hafızasını ve içinden geçtiği hassas süreci göz önüne almayan; kötü niyetli bir sorumsuzluk örneğidir” dedi.

HDP: İktidarın yazılı bir bildiriden darbe riski devşirmesi siyasi kurnazlık ve fırsatçılık

104 emekli amiralin bildirisiyle ilgili olarak Halkların Demokratik Partisi’nden yapılan açıklamada ise “Demokrasiyi ve özgürlükleri hedef alan darbeci yaklaşımlara ve tutumlara karşı tavrımız her zaman nettir. Ancak iktidarın yazılı bir bildiriden darbe riski devşirmesi de siyasi kurnazlık ve fırsatçılıktan öte bir anlam taşımamaktadır” denildi.

HDP Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan da, AKP’liler tarafından getirilen “darbecilik” yorumlarını işaret ederek, “Seçilmiş milletvekillerini, seçilmiş belediye başkanlarını hapse atıp milli irade ahkamı kesmek riyakarlıktır. Darbeci arıyorsanız aynaya bakın” paylaşımını yaptı.

Montrö Sözleşmesi nasıl gündeme geldi?

Montrö Sözleşmesi tartışması, Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden Cumhurbaşkanlığı kararıyla çıkılmasının ardından başladı. Kararın hukuki boyutu ve geçerliliği sorgulandı.

TBMM Başkanı Mustafa Şentop’un “Bir Cumhurbaşkanı Montrö’yü de feshedebilir mi?” sorusuna “Teknik olarak evet” yanıtını vermesi, Montrö Sözleşmesi’ni bir daha gündeme getirdi.

Şentop, 24 Mart Çarşamba günü Habertürk TV’de katıldığı bir programda İstanbul Sözleşmesi’nden Cumhurbaşkanlığı kararıyla çekilmenin mümkün olup olmadığıyla ilgili soruya “Teknik bir ifadeyle Meclis onaylama izni veriyor ama Cumhurbaşkanı onaylamayabilir veya onaylayabilir sonra geri çekebilir. Parlamento aşaması bir izin aşamasıdır sadece. Bu yeni değil, 1963’ten bu yana böyle oluyor bu. Bunun örnekleri var.” yanıtını verdi.

Şentop, yanıtın ardından daha önce Cumhurbaşkanı kararıyla Türkiye’nin çekildiği bazı uluslararası anlaşmaları sıralayarak örnekleri olduğunu söyledi.

Bunun üzerine gazeteci Muharrem Sarıkaya, “Bir gün bir Cumhurbaşkanı gelip ben Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nden çekildim derse veya Montrö’yü tanımıyorum feshettim derse…” diye sordu.

Şentop “Teknik olarak yapabilir” yanıtını verdi ve ekledi:

“Sadece bizim sistemde değil Almanya da Amerika da Fransa da bunu yapabilir. Ama mantıkta mümkün-muhtemel arasında bir fark vardır. Marmara Denizi’nden ayran yapmak mümkün müdür? Yeterli miktar yoğurt bulursanız, Marmara Denizi’ni de karıştırırsanız aklen mümkün olabilir. İhtimal ise gerçeklerden hareketle bir işin olabilirliği üzerine, bu muhtemel değildir.”

Şentop’un bu sözlerine CHP ve İYİ Parti tepki göstermişti.

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay “Cumhurbaşkanının bozacağı anlaşmalar Meclis onayına ihtiyaç duyulmayan anlaşmalardır. Almanya da Hitler’e böyle bir yetkiyi tam da 23 Mart’ta vermişti. Ülkenin başına ne belalar açtığı ortada. TBMM Başkanımızın yasama yetkisini tek adama altın tepside sunması beni incitiyor” demişti.

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Ünzile Yüksel de, Şentop’un sözlerine karşı “Montrö, Türkiye’nin boğazlardaki bağımsızlığıdır. Dünya’yı bıçak sırtında tutan bir anlaşma asla tek bir kişinin isteği ile kaldırılamaz” diye konuşmuştu.

Tartışmanın büyümesi ve birçok muhalif siyasetçi tarafından da dile getirilmesi üzerine Şentop, konuyla ilgili 29 Mart’ta bir açıklama daha yaparak, “Ben herhangi bir anlaşma, sözleşme ismi zikretmedim. İsim telaffuz etmeksizin Anayasa’nın 90. maddesinde ve ilgili mevzuatımızda uluslararası antlaşmalarla ilgili iç hukuktaki düzenlemelerden bahsettim” demişti.

Erdoğan daha önce ‘Montrö ne kazandırmıştır ne kaybettirmiştir, düşündünüz mü?’ demişti

Montrö Sözleşmesi, Aralık 2019’da Kanal İstanbul’un Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporunun onaylandığının açıklanması üzerine bir kez daha gündeme gelmişti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Bir İstanbul boğazımız var. Siz Independenta olayını unutuyor musunuz? Hepsinden öte Montrö Anlaşması Türkiye’ye ne kazandırmıştır ne kaybettirmiştir? Bunu hiç düşündünüz mü?” açıklaması yapmıştı.

30 Aralık’ta da Kanal İstanbul Projesi’ne yönelik itirazları değerlendirirken Erdoğan “Montrö Sözleşmesi’nin siyasi tehdidine” dikkat çekmiş; sonrasında ise katıldığı bir televizyon programında konuyla ilgili soruya “Montrö’yü kafaya takmayın” yanıtını vermişti.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, bu ifadeler üzerine “Kanal İstanbul, Montrö’yü baypasa dönüştürebilir ve sıkıntı yaratabilir. Kafada bu varsa, o zaman Çanakkale ile ilgili de bir müdahale gerektirir ki Allah korusun” yorumu yapmıştı.

Kaynak: BBC Türkçe

Ukrayna Haber

Ukrayna'nın, ilk Türkçe haber sitesi.

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu