Gündem

Ukrayna’dan talebi yüzünden Trump azledildi!

ABD Temsilciler Meclisi’nde yapılan oylamada Donald Trump, gücün kötüye kullanılması ve kongre soruşturmasını engelleme gerekçeleriyle azledildi. Nihai kararı ise Senato verecek.

Ukrayna Krizi nedeniyle muhalefet tarafından “görevini kötüye kullanmakla” suçlanan , ABD Başkanı Donald Trump’ın görevden azledildi. ABD Temsilciler Meclisi’nde yapılan oylamada, Trump, gücün kötüye kullanılması ve kongre soruşturmasını engelleme maddeleri gerekçeleriyle sorumlu tutuluyordu. İki madde için ayrı ayrı yapılan oylamada Trump Temsilciler Meclisi tarafından azledildi. Böylece Donald Trump, ABD tarihi boyunca üçüncü azledilen başkan oldu.

“Görevi kötüye kullanma” suçuna ilişkin oylamada 230 evet, 197 hayır oyu kullanıldı; “kongreyi engelleme” suçuna ilişkin oylamada ise 229 evet, 198 hayır oyu kullanıldı.

Oylama sonucu genel olarak parti çizgisindeydi. İlk suçlamaya ilişkin yapılan oylamada 2 Demokrat Kongre üyesi, ikinci suçlamaya ilişkin oylamada da 3 Demokrat Kongre üyesi “hayır” oyu kullandı. Bu Demokrat Kongre üyeleri, 2016 seçiminde Cumhuriyetçi Başkan Trump’ın kazandığı eyaletlerde koltuklarını kaybetme endişesi yaşayan isimlerdi. Temsilciler Meclisi’ndeki oylamada bütün Cumhuriyetçi Kongre üyeleri “hayır” oyu kullandı.

Trump’ın azledilmesi süreci Cumhuriyetçiler’in çoğunlukta olduğu Senato’ya taşınacak.

Trump neden suçlanıyor?

Trump’a yönelik suçlamaların odağında Ukrayna Devlet Başkanı Volodımır Zelenskıy ile 25 Temmuz tarihinde yaptığı telefon görüşmesi bulunuyor. Trump’ın, Ukrayna’ya askeri yardım karşılığında 2020 yılında yapılacak başkanlık seçimlerinde olası rakibi Joe Biden ve oğlu hakkında soruşturma açılması için Selenski’ye baskı yaptığı iddia ediliyor. İsminin açıklanmasını istemeyen bir istihbarat görevlisinin şikayeti üzerine telefon görüşmesinin ayrıntıları ortaya çıkmış, Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi de 24 Eylül’de Trump’a yönelik azil soruşturmasının başlatıldığını duyurmuştu.

“Senato’ya azil gerekçeleri hemen gönderilmeyebilir”

Senato’da yargılama sürecinin Ocak ayında başlaması bekleniyor. Ancak Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’den sürecin gecikebileceğine ilişkin sinyal geldi.

Pelosi oylamanın ardından yaptığı açıklamada onaylanan azil gerekçelerinin Senato’ya hemen gönderilmeyebileceği mesajını verdi. Nancy Pelosi, önce yargılamanın yapılacağı Senato’da sürecin nasıl yürütüleceğinin netlik kazanması gerektiğini belirtti, “Şimdiye kadar bize adil görünen bir şey görmedik” dedi.

“Başkan Senato’da temize çıkacağından emin”

Beyaz Saray’dan oylamanın ardından ilk gelen açıklamada “Başkan Trump bir sonraki aşamaya hazır. Senato’daki yargılamada temize çıkacağından emin” ifadeleri kullanıldı.

Beyaz Saray Sözcüsü Stephanie Grisham yaptığı yazılı açıklamada “Bugün Temsilciler Meclis’nde yaşananlar ulusumuzun tarihinde en utanç verici siyasi dönemlerinden biri olarak kayda geçmiştir. Tek bir Cumhuriyetçi’nin oyunu almadan ve herhangi bir kanıt göstermeden, Demokratlar Başkan hakkında gayrımeşru azil gerekçelerini kabul etmiştir” dedi.

“Başkan Senato’nun Temsilciler Meclisi’nde görmezden gelinen düzen, hakkaniyet ve hukuki sürecin tesis edileceğinden emin” ifadelerini kullandı.

Trump: “Demokrat Parti siyasi intiharına yürüyor”

Başkan Donald Trump, Temsilciler Meclisi’nde oturum devam ederken sosyal medyadan sık sık mesaj ve Fox News’da görüşlerini dile getiren yorumcuların söylediklerini paylaştı. Trump, azil oylamasını ABD’ye yönelik bir saldırı olarak niteledi.

Temsilciler Meclisi’nde oylama oturumu sürerken, Trump Michigan’da mitingdeydi. Twitter’dan soğuk havaya rağmen kendisine destek vermeye gelen destekçilerinin görüntülerini paylaştı.

2016 yılındaki başkanlık seçiminde kendisini zafere götüren eyaletlerden biri olan Michigan eyaletindeki mitingde, Temsilciler Meclisi’ndeki oylamada hayır oyu kullanan Demokrat Kongre üyelerine atıfta bulundu, “3 Demokrat bizim tarafımıza geçti. Bu hukuksuz partizan azil Demokrat Parti’nin siyasi intiharına yürüyüşü” ifadelerini kullandı.

Temsilciler Meclisi’nin Demokrat lideri Nancy Pelosi için “çılgın” diyen Trump, Demokrat Parti’nin Başkan aday adaylarından Pete Buttigieg’in de ismiyle alay etti ve onu çizgi film karakteri Alfred E. Neuman’a benzetti.

Trump’tan ölen Demokrat Kongre üyesiyle ilgili tartışmalı yorum

Trump, Şubat ayında hayatını kaybeden eski Michigan Demokrat Kongre üyesi John Dingell’ın için cennete gitmemiş olabileceğini de ima etti. Trump, Demokrat Kongre üyesi Debbie Dingell’ın eski eşi John Dingell’in ölümünün ardından Başkan’ı arayarak eşinin gördüğü saygı dolu tavır nedeniyle teşekkür ettiğini hatırlattı. Başkan cenaze sırasında Debbie Dingell’ın “eşim burada olsaydı gördüğü saygıdan çok memnun olurdu” dediğini söyledi. Debbie Dingell’ın eşi için “Yukarıdan bize bakıyor” sözlerine istinaden Trump, “Belki de aşağıya bize değil de yukarıya bakıyordur” diyerek kongre üyesinin cehenneme gitmiş olabileceğini ima etti. Michigan, Trump’ın 2016 seçimlerinde kazandığı kritik eyaletlerdendi. Trump eyaleti yüzde 0,23 gibi az bir farkla kazanmıştı.

Kongre üyesi Debbie Dingell CNN’e yaptığı açıklamada Başkan Trump’ın kendisini telefonla aradığını belirtti ve eşinin cenazesindeki saygının hizmetlerinden ve İkinci Dünya Savaşı’na katılmasından kaynaklandığını belirtti.

John Dingell Amerikan Kongresi’nde 59 yılla en uzun süre hizmet eden kişiydi.

“Yenemeycekleri için azletmeye çalışıyorlar”

Başkan Yardımcısı Mike Pence de mitinge katıldı. Miting öncesinde konuşan Mike Pence, Trump’ın görevde olduğu dönemde ekonomide elde edilen başarıların altını çizdi, “Bu başkanı 2020’de yenemeyeceklerini bildikleri için azletmeye çalışıyorlar” dedi.

Temsilciler Meclisi’ndeki oylamanın ardından yargılama ayağının yürütleceği Senato’da Cumhuriyetçiler’in lideri Mitch McConnell, yargılama sürecinde başka tanıkların çağrılmasının beklenmediğini söyledi, sürecin mümkün olan en kısa sürede tamamlanacağını belirtti.

Trump’ın görevden alınabilmesi için Senato’nun üçte ikisinin oyu gerekiyor, bu da Cumhuriyetçiler’in 20 fire vermesi gerektiği anlamına geliyor. Ancak bugüne kadar Trump’ın görevden alınması yönünde oy kullanacağını belirten bir Cumhuriyetçi Senatör olmadı.

Pelosi: “Bize başka seçenek bırakmadı”

Oturumda Cumhuriyetçiler ve Demokratlar arasındaki derin görüş ayrılıkları daha da su yüzüne çıktı. Hararetli geçen oturumda Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi, ABD anayasasına bağılık yemininin metnini okudu.

Demokrat Partili Kongre üyelerinden yoğun alkış alan Pelosi, Başkan Trump’ı ABD demokrasisi ve ulusal güvenliğine yönelik bir tehdit olarak niteledi,“Demokrasiyi savunmak için buradayız. Başkan bize başka seçenek bırakmadı” dedi.

Azil sürecine Hz. İsa benzetmesi

Cumhuriyetçi Kongre üyeleri ise Başkan Trump’ın hiçbir suç işlemediğini savundu. Cumhuriyetçi Kongre üyesi Barry Loudermilk, azil sürecinin adil ve meşru olmadığını söylerken, Hz. İsa örneğini verdi, “İsa’yı çarmıha gerdiren Roma valisi Pontius Pilatus bile, Demokratlar’ın Trump’a tanıdığı hakların daha fazlasını İsa’ya tanıdı” dedi. Cumhuriyetçi temsilcinin bu yorumunun ardından “Trump to Jesus” etiketi Twitter’da en çok paylaşılan etiketler arasına girdi.

Bir başka Cumhuriyetçi Kongre üyesi Fred Keller da, İncil’de, Hz İsa’nın çarmıha gerildiğinde ölmeden önce söylediği belirtilen ifadelere gönderme yaparak, “Tanrım, onları affet. Ne yaptıklarını bilmiyorlar” dedi. Başkan Trump da süreci 1600’lerde Massachusettes’de cadılıkla suçlananların yargılanıp infaz edildiği Salem cadı mahkemelerine benzetmişti.

Cumhuriyetçi Kongre üyesi Mike Rogers da azil soruşturmasının temelinde Başkan Trump’a duyulan nefretin yattığını savundu, “Bu süreç bir cadı avı, uydurma ve ABD’nin seçilmiş başkanına karşı bir darbedir” ifadelerini kullandı.

Trump’ın 2020 seçim kampanyası Temsilciler Meclisi’nde oturum devam ederken internet üzerinden yoğun bir bağış kampanyası başlattı. Seçim kampanyası ekibinden yapılan açıklamaya göre, kampanyaya yapılan katkılarda artış gözlemlendi.

Gallup anketi: “Trump’a destek azil soruşturmasından bu yana arttı”

Temsilciler Meclisi’nde azil oylamasının yapılacağı günün sabahında yayınlanan Gallup anketinde ise dikkat çekici veriler yer aldı.

Ankete göre, Trump’ın başkan olarak performansına ve icraatlarına yönelik desteğin oranı azil sürecinin başlamasından bu yana yüzde 39’dan yüzde 45’e yükseldi. Aynı ankete göre, Trump’ın görevden alınmasına destekse azil soruşturmasının başlamasından bu yana yüzde 52’den yüzde 46’ya düştü.

ABD yine bir kavşakta

Bu ABD tarihindeki dördüncü azil süreci. Bu da öncekiler gibi, ülke açısından çok önemli bir tarihsel kavşakta gündeme geldi.

İlk azil süreci iç savaştan hemen sonra “yeniden yapılanma” olarak bilinen, “iç savaşın” son kalıntıları temizlenirken, köleciliğin kaldırılması ve kölelikten kurtulan Afrikalı Amerikalılara vatandaşlık ve oy hakkının tanınması döneminde (1865-1877) Başkan Andrew Jackson’a karşı gündeme gelmişti.

İkinci azil soruşturma süreci Vietnam Savaşı sırasında, savaş karşıtı muhalefetin, Afrikalı Amerikalıların sivil haklar mücadelesinin yükseldiği bir dönemde Watergate skandalıyla birlikte Richard Nixon’ı hedef alıyordu.

O sırada, II. Dünya Savaşı sonrası “hızlı ekonomik büyüme dönemi” kapanıyordu. Büyüme döneminin ekonomik modeli tükenmiş, dünya ekonomisi bir kriz ortamına girmişti. Bu ortamda ABD’nin dünya sistemi içindeki ekonomik ve siyasi konumu da değişmeye başlıyordu. Nixon, azil süreci sonuçlanmadan istifa etmişti.

Bill Clinton’ı hedef alan azil soruşturması bir başka dönüm noktasında gündeme geldi. ABD önderliğinde başlayan küreselleşme, Latin Amerika’dan Rusya’ya kadar ilerleyen bir “Asya finansal krizi” ile sarsılmıştı; gündemde 1999 ve 2000 yıllarında dünya ekonomisini sarsacak bir finansal krizler dalgası vardı.

O sırada, Avrupa II. Dünya Savaşı’ndan sonra ilk kez kendi topraklarında, Balkanlar’da bir savaş hatta bir “soykırım” yaşıyordu.

ABD dış politika kurumları ve entelijensiyası, ülkenin ekonomik üstünlük döneminin kapanmakta olduğu saptamasından hareketle, askeri üstünlüğe öncelik veren, “imparatorluk eğilimi” olarak tanımlanan yeni bir dış politikayı gündeme getiriyordu.

Bu dış politika, 11 Eylül 2001’de İkiz Kuleleri hedef alan El Kaide saldırısından sonra uygulanmaya konacaktı. Diğer taraftan bu azil süreci ABD siyasi yaşamında, etkileri giderek daha da güçlenerek bugüne kadar ulaşan bir siyasi kutuplaşma sürecini de başlatmıştı.

Üç azil süreci konjonktüründe de gözlemlenebilen, ekonomik, siyasi ve ideolojik dönüm noktasını bu kez Donald Trump’ı hedef alan azil soruşturmasının ortaya çıktığı konjonktürde de görmek olanaklıdır.

Sağ popülizmin yükselişi

Donald Trump’ın başkanlık seçimlerini kazanma koşulları ve yönetimdeyken izlediği politikalar, ABD toplumunun, aşırı sağcı, ırkçı, dinci bir popülizmin yükseldiği bir dönemde olduğunu gösteriyor.

Trump’ın başkanlık pratikleri de dünyada başka yerlerdeki diğer popülist liderliklerin, yerleşik kuralları, meşruluk ölçütlerini tanımama; güçler ayrılığı ilkelerini ısrarla zayıflatma; oy tabanını bir takım hayali düşmanlara karşı, ırkçı, milliyetçi söylemlerle kışkırtarak canlı tutma eğilimlerini yansıtıyor.

Bu gelişmeler, ABD siyasi düzeninin bir “yeniden tanımlanma” ya da “yeniden yapılanma” döneminin eşiğinde olduğu anlamına geliyor.

Trump dönemi uygulamaları, ABD yönetiminin, “ABD’yi yeniden büyük yapma”, “Önce Amerika” sloganlarıyla küreselleşmeciliği terk ederek ulusalcılığa dayanan ekonomik ve siyasi dış politikayı benimsemeye başladığını gösteriyordu.

ABD artık tek ve rakipsiz bir güç değildi; uluslararası alanda hızla yükselmekte olan Çin, Rusya, Hindistan gibi güçlerin karşısında kendi konumunu koruyabilmek için önceliklerini yeniden belirlemeye çalışıyordu.

Böyle kritik bir ortanda gündeme gelen azil süreci, Demokrat Parti’nin çoğunlukta olduğu Temsilciler Meclisi’nde onaylandı. Azil süreci şimdi Senato’ya gelecek. Cumhuriyetçi Parti’nin çoğunlukta olduğu Senato’da onaylanmasını kimse beklemiyor.

Kutuplaşma had safhada

Cumhuriyetçilerin tüm soruşturma sürecinde önlerine konan kanıtları yok sayan tutumlarından, Temsilciler Meclisi oylamasında hiç fire vermeden “Hayır” demelerinden, ABD toplumunda siyasi kutuplaşmanın had safhaya ulaştığı anlaşılıyor.

Cumhuriyetçi Parti artık geleneksel bir muhafazakâr parti değil.

Parti şimdi hızla Trump’ı, azil sürecini “çarmıha germe” olayına benzeterek, onu İsa Peygamber ile kıyaslayan, “gelmiş geçmiş en büyük başkan” olarak gören, “beyaz üstünlüğü” hareketleriyle ilişkileri olan temsilcileriyle birlikte, Trump’ın ırkçı, cinsiyetçi, popülist, otoriter, eğilimlerini tümüyle benimseyen işine gelmeyen olguları “sahte-yalan haber” olarak reddeden, Demokrat Parti’yi, “sosyalist”, “aşırı solcu”, “ABD’nin ulusal güvenliğine yönelik bir tehlike” olarak sunan bir partiye dönüşüyor.

Bu dönüşüm, ABD’nin liberal demokratik kurumlarının geleceği, hatta uluslararası ortamdaki yerinin üzerinde önemli soru işaretlerinin oluşmasına yol açıyor.

Yalnızca ABD toplumunun siyasi iklimini ve giderek bütünlüğünü tehlikeye atacak bir gelişme değil söz konusu dönüşüm. Uluslararası ilişkilerde çok riskli istikrarsızlıkların tohumlarını taşıyor.

Bu bağlamda 2020 başkanlık seçimlerinin sonuçları, ABD toplumunun bugün durduğu kavşakta çok kritik bir önem kazanıyor. Temsilciler Meclisi’ndeki azil oylamasının Trump’ın popülaritesini olumsuz yönde etkilemediği, hatta bir Gallup kamuoyu yoklamasının sonuçlarından, onun popülaritesini az da olsa artırdığı anlaşılıyor.

Trump’ın seçim kampanyası boyunca azil sürecinde uğradığı “haksızlıkları”, “cadı avı”, “sahte kanıtlar”, “dedikodudan öteye gitmeyen iddialar” gibi bir söylemle başarıyla kullanması durumunda, ikinci kez kazanma olasılığının giderek güçlenebileceğini söyleyebiliriz.

Demokrat Parti’nin Trump karşısında hala güvenilir ve seçmene heyecan verecek bir aday üzerinde anlaşamamış olması da bu olasılığın güçlenmesine katkıda bulunuyor.

Kaynaklar: BBC, VOA, Evrensel ve DW

Ukrayna Haber

Ukrayna'nın, ilk Türkçe haber sitesi.

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu