DünyaVideo

AKP’li Erdoğan ve Ergenekoncu Perinçek: “Uygurlar mutlu”

Çin devlet medyası, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Pekin’de Çin’in Sincan politikasına destek vererek “Sincan’da insanlar mutlu bir hayat sürüyor” dediğini aktardı.

Çin hükümeti Sincan bölgesinde yaşayan Müslüman azınlığa yönelik uygulamaları nedeniyle uluslararası alanda eleştirilirken, İngiliz yayın kuruluşu BBC kamplarda yaşananları dünyaya aktarırken Pekin’de Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile bir araya gelen TC Reisi Recep T. Erdoğan’ın bu bölgedeki insanların mutlu bir hayat sürdürdüğüne dair açıklamalarda bulunduğu bildirildi.

Çin devlet televizyonu Erdoğan’ın söylediklerini, “Çin’in Sincan bölgesindeki insanların Çin’in gelişimi ve refahı içinde mutlu bir yaşam sürdüğü bir gerçektir. Türkiye, Türk-Çin ilişkilerindeki uyumu kimsenin bozmasına izin vermez. Türkiye aşırılığa kesin bir şekilde karşıdır ve Çin ile karşılıklı siyasi güveni ve güvenlik işbirliğini güçlendirmeyi arzu etmektedir” diye aktardı.

Çin devlet televizyonundaki haberde Devlet Başkanı Şi’nin Erdoğan’a iki ülkenin terörizmle mücadele konusunda pratik adımlar atmasının önemine değindiği de aktarıldı. DW’nin haberine göre Şi’nin Erdoğan’ın açıklamalarından memnuniyet duyduğu bildirildi.

BM DE TEPKİLİ

Birleşmiş Milletler, (BM) bir milyona yakın Uygur ve diğer Müslüman azınlık grupların üyelerinin keyfi olarak kamplarda tutulduğunu tahmin ediyor. Çin’in Uygur Türkleri ile diğer Müslüman azınlıklara yönelik hak ihlallerinin ciddi endişe kaynağı olmaya devam ediyor. Ancak Türkiye, gerek kredi alabilmek, gerekse AKP’nin, Gülen Cemaatine karşı ortak mücadele ettiği Ergenekon ve Avrasyacı ekiple ittifakları bozulmasın diye Uygur Türklerine yapılan zulme destek oluyor.

“Erdoğan bizim çizgimizde” diyen Doğu Perinçek’in gazetesi Aydınlık da bugün “Uygular mutlu” manşeti attı.

BBC’nin kamp görüntüleri:

BBC’nin özel izinle girdiği bu tesislerden elde edilen görüntüler ve yapılan röportajlar, kurulan sistemin “cezaevine daha yakın olduğunu” gösteriyor. Pekin hükümeti bu kampların varlığını uzun süre reddediyordu.

Ancak bu kamplar “radikal ideolojilerle” mücadele iddiasıyla, “mesleki yeterlilik eğitim merkezleri” olarak resmi bir yapıya büründürüldü. Namaz kılmanın yasak olduğu kamplarda “öğrenciler”, 10’ar kişilik koğuşlarda kalıyor.

Tesis yetkilileri, yapılan eğitimle ilgili olarak ise, “Biz onların düşüncelerindeki aşırı eğilimleri ayıklıyoruz” iddiasının öne sürüyor.

Yaklaşık 1 milyar 385 milyon nüfuslu Çin’de Budistler nüfusun yaklaşık yüzde 18, Hristiyanlar yüzde 5’ini ve Müslümanlar da yüzde 1,8’ini oluşturuyor.

ERDOĞAN’IN MEDYASI: ATV MUHABİRİ İKNA OLMUŞTU: KAMP DEĞİL, MESLEK KURSU

Çin Medya Grubu tarafından geçtiğimiz ocak ayında organize edilen 7. İpek Yolu’nda Çin etkinliğine katılan iktidar yanlısı ATV muhabiri Erdal Kuruçay, kampları gezdikten sonra buraların eğitim kapı ulduğuna ikna olduğunu söylemişti. ATV muhabiri Kuruçay, sosyal medya hesabından şu şunları yazmıştı: “Yanlış algılarla küresel kapitalist ve emperyalist güçlerin bölgede yaşayan insan üzerinden terör propagandası yapmasını ve bunun İslam dinine ihale edilmesini önce Çin’in devlet kanalı cctv daha sonra 6 ayrı tv kanalında değerlendirdik.

Gittiğimizde o ön yargıların yıkıldığını gördük. Çünkü biz Batı medyasını okuyoruz. Batı medyasına göre hareket edip pozisyon alıyoruz. Ne kadar hata yaptığımızı gördük. Gerçekten suça meyil etmiş, suça bulaşmış iki kesim var orada. Orada bir terapi merkezini gördük. Kusuru insan yapar, sonra farkına varmak da hatadan dönmek de yine insana erdem yapan bir durumdur. Aldıkları eğitimler hem sanatsal faaliyetler hem de eğitim alanındaki birçok şey. Aynı zamanda da katma değere fayda sağlamak.

Kuruçay bir süre sonra hesabını askıya almıştı.

ÖZDABAK İRONİYİ RESMETTİ…

Yeni Asya Gazetesi karikatüristi İbrahim Özdabak, “Uygurlar Mutlu” söylemini karikatürize etti.

EURONEWS UYGUR KADINLARA TECAVÜZÜ HABERLEŞTİRDİ…

Çin’in Doğu Türkistan’da inşa ettiği Dabancheng Toplama Kampı’nda çalışan Kazak asıllı bir gardiyanın yazdığı iddia edilen mektup, kamplarda Uygurlara yönelik taciz ve tecavüzleri gündeme getirdi.

Torchlight Uyghur Group isimli aktivist grup tarafından Çinceden çevrilen mektupta Doğu Türkistanlı, takma adı Berik olan güvenlik görevlisinin şu ifadeleri yer aldı:

“Adım Berik, Dawanching’de (Çince Dabancheng) yeni inşa edilen toplama kampında gardiyan olarak çalıştım. Önceleri düğünlerde kameramanlık yapıyordum ama 2016’dan itibaren işim kötü gitmeye başladı. O sırada polis teşkilatında iş ilanı verilmişti. Maaşın nispeten iyi olması ve annemin de teşvikiyle bu işe başvurdum. Ancak kabul edildikten çok kısa süre sonra pişman oldum. Tatil imkanı olmadığı gibi maaşlarımız da sık sık kesiliyordu. Hatta zaman zaman birkaç ay üst üste maaş da alamıyorduk. 24 saat stresli bir ortamda çalışmak, uyku bozukluğu da dahil çok sayıda sağlık sorununu beraberinde getirdi.”

“Bedenime ne istiyorsan yap ama beni buradan kurtar”

Mektubunda 2018’in ikinci yarısında Dawanching’deki toplama kampına gönderildiğini belirten Berik, daha önceden kameramanlık deneyimi olduğu için de kamera kontrol odasında görevlendirildiğini ve kendisine gece vardiyası sorumluluğu verildiğini dile getiriyor. Berik, mektubunun devamında şu ifadeleri kullandı:

“Dawanching Toplama Kampı genişletildikten kısa süre sonra yaşları 18 civarında olan 3 binden fazla lise öğrencisi kız bu kampa transfer edildi. O anda en ön sırada duran kızlardan biri bana sessizce, ‘Kardeş, bedenime ne istersen yap ama beni buradan kurtar’ dedi. Gözlerine bakamadım ve o kızın sözleri o zamandan beri her gün kulaklarımda çınlıyor.”

“Güvenlik kamerasından kızı seçip sonra onu ‘konuşmaya’ çağırırlardı”

Mutfakta iki masa bulunduğunu dile getiren Berik, masalardan birinin yemek için diğerinin de memurların Uygur kızlara tecavüz için kullanıldığını öne sürüyor:

“Bazen üst düzey memurlar çalışmalarımızı incelemek için izleme odasını ziyaret ederlerdi. Asında oraya kız seçmeye geliyorlardı. Güvenlik kamerasını kızların yüzlerine doğru yakınlaştırmamı ve hatta onlar için en güzelini seçmemi istiyorlardı. Ben bunu reddettim. Kameralardan kızı belirledikten sonra alt kademe personelden ‘konuşmak’ için onu ‘ofise’ getirmesi istenirdi. Ofis denilen yer kameraların olmadığı personel mutfağı. ‘Konuşma’ gece değil gündüz olurdu ve oraya gelen kızların başına ne geleceğini herkes bilirdi.”

“Bazen rütbeliler, kendilerinden sonra astların da o kızlara tecavüz etmesine izin verirdi”

Berik, sözlerini şu cümlelerle devam ettiriyor:

“Memur çoğu zaman seçilen kıza sadece kendisi tecavüz ederdi. Bazen üst rütbeliler, kendilerinden sonra astların da o kızlara tecavüz etmesine izin verirdi. Onlar işini bitirdikten sonra, tecavüze uğrayan kızlar hücreye geri dönerdi. Kimseye bir şey söyleyemeseler de kameradan gözlerinden akan yaşları görebiliyordum. Hücreye döndüklerinde ağlamalarına, duygularını ifade etmelerine ve konuşmalarına izin verilmezdi. Tüm bu yasaklardan ötürü içinde bulundukları durum tüyler ürperticiydi ve ruh halleri de perişandı.”

Kampta alıkonulanların kendi kendilerine zarar vermesinin önüne geçilmesi amacıyla yemekhanede bulunan masaların plastik olduğunu belirten Berik, “Mahkumlardan biri bir gün bu masayı parçaladı ve keskin kısmını karnına batırıp kendine zarar vermeye çalıştı ama başaramadı. Bu şahıs daha sonra akıl hastanesine gönderildi.” diyor.

Dawanching Toplama Kampı’nda, genç ve orta yaşlı mahkumlara her ay iğne yapıldığını belirten Berik, yaşlılara ise toplama kampına girdiklerinde sadece tek bir defa iğne yapıldığını aktardı.

“Biz her ne kadar gardiyan olsak ve kontrol odasında çalışsak da bizim tüm hareketlerimizi izleyen kameralar vardı.” diyen Berik, “Pozisyonumuzu terk etmemize, uyumamıza, hatta hareket etmemize dahi izin yoktu. Ekrana konsantre olmak ve her durumu takip etmek zorundaydık. Eğer dikkatsizlikten kaynaklı bir hata olsa ceza alıyorduk. Cezanın en hafifi bir aylık maaş kesintisi idi ama daha ağır olan ceza, mahkumlarla birlikte kampın içerisinde o ağır işkenceye gönderilmekti. Kendimizi hep kontrol odasında değil hücrede gibi hissediyorduk.” ifadelerini kullandı.

Berik’in mektubunda yer alan ve Çin‘in toplama kampına aldığı Uygur mahkumlar için uyguladığı günlük program ise şöyle:

5:00 Sabah kalkış ve arazi koşusu

7:00 Kahvaltı

8:00 – 12:00 Çince eğitim, siyasi dersler (Komünist Parti propagandası)

12:00 – 14:00 Öğle yemeği ve mola

14:00 – 18:00 Komünist Parti propagandası (asimilasyon) ve Çince

19:00 Akşam Yemeği

20:00 – 22:00 Bireysel çalışma

23:00 Yatış

Takma adı Berik olan şahsın görevinden ayrılıp ülkeden kaçtığı belirtildi.

Çin’in on binlerce Uygur Türkünü tuttuğu Dabancheng Toplama KampıReuters

Euronews’e açıklama yapan Torchlight Uyghur Group’dan Erkin Azat, Berik’in şu anda güvenli bir yerde olduğunu ve BM ile diğer uluslararası bağımsız kuruluşlara bilgi vermeyi beklediğini dile getirdi.

Doğu Türkistan’ın başkenti Urumçi’nin güneybatısında yer alan Dabancheng’deki toplama kampında on binlerce Uygur Türkünün bulunduğu öngörülüyor.

Batılı kaynaklar, Çin yönetiminin Doğu Türkistan’da inşa ettiği toplama kamplarında 3 milyon civarında Uygur Türkünün tuttuğunu belirtiyor.

Öte yandan Pekin yönetimi, ne yabancı basının ne de BM ve diğer uluslararası bağımsız kuruluşların bölgede çalışma yapmasına izin vermiyor.

Doğu Türkistan’daki kamplarda işkence görenlerden biri olan 29 yaşındaki Mihrigül Tursun, yaşadıklarını anlattı. Tursun, İnsanların kamplarda fiziki ve psikolojik işkencelere maruz kaldığını anlattı, “Beni öldürün diye yalvardım” dedi.

Ancak, ittifak yapan AKP ve yargısının “olmadığını” iddia ettiği Ergenekon Terör Örgütü mensuplarına göre bu “işkence kampları Uygur Türklerine mutluluk saçıyor…”

Etiketler

Ukrayna Haber

Ukrayna'nın, ilk Türkçe haber sitesi.

Bir Cevap Yazın

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu