Haberler

AA ve TRT kapatılmalı!

Yazımın başlığına bakıp, “Haksızlık yapıyorsun, sabah akşam TRT konuşuluyor, eleştiriliyor.” diye düşünebilirsiniz.

Ancak, bence durum pek de öyle değil.

Evet, TRT’yi (Türkiye Radyo Televizyon Kurumu) çok konuşuyoruz, eleştiriyoruz ama bu tartışmalar işin özüne gelmiyor.

TRT’yi her eleştiren Anayasanın 133. maddesine ve TRT kanununa gönderme yaparak bu kurumun tarafsızlık ilkesini çiğnediğini iddia ediyor.

TRT kanunu da çok komik bir kanun. TRT yayın ilkeleri sayılırken doğru haber verme ilkesi bir dizi hamasi konunun en sonuna ancak konabilmiş.

Aşağıda, Anayasanın 133. maddesinin ilgili bölümü var:
“Devletçe kamu tüzel kişiliği olarak kurulan tek radyo ve televizyon kurumu ile kamu tüzel kişilerinden yardım gören haber ajanslarının özerkliği ve yayınlarının tarafsızlığı esastır.”

TRT’nin tarafsızlığı da biraz bizim Cumhurbaşkanımızın tarafsızlığı gibi bir şey.

İktidar partileri ve TRT yönetimleri daima TRT’nin tarafsızlık ilkesinden sapmadığını, muhalefet partileri ve muhalif basın ise yine daima TRT’nin tarafsızlık ilkeleri doğrultusunda yayın yapmadığını dile getirmişlerdir.

Bu tartışma hep sürer, TRT gibi bir kurum olduğu sürece de anlaşılan ileride de sürecek.

TRT’nin tarafsızlığı temel konu değildir, yöneticileri siyasi iktidar tarafından atanan bir kurumun tarafsızlığı zaten tanımsızdır.

Temel problem kamu yayıncılığı adı verilen anlamsız, tanımsız yayıncılık anlayışı ile bu anlayışa dayalı olmak üzere TRT giderlerinin bir bölümünün elektrik tüketicilerinden tahsil edilen katkı payları meselesidir.

Ortada çok açık bir rekabet ihlali meselesi vardır. TRT de diğer kanallar türü yayın yapmaktadır, reklam almaktadır. Üstelik siyasi gerekçelerle muhtemelen haksız rekabet bazında reklam da alabilmektedir. Ama ilaveten TRT’yi seyretsin, seyretmesin, elektrik tüketicileri, yani tüm yurttaşlar bu kuruma katkı payı ödemektedir.

Bilmem hatırlayanınız var mı, Türkiye’de Kamu Denetçiliği Kurumu adı verilen bir kurum var.

Bu kurumun başında ombudsman sıfatı ile, Yargıtay eski yargıcı Sayın Nihat Ömeroğlu bulunuyor.

Kimdir Sayın Nihat Ömeroğlu?

Hrant Dink davasında görev yapan, Anayasanın 90. Maddesini görmezden gelerek Dink’i TCK 301’den mahkum eden kararın altında imzası bulunan hakim.

Ombudsman görevine atanırken de kendisine bu hukuk garabeti konusunda yöneltilen sorulara “O zaman, o ortamda öyle gerekiyordu.” diyen yüksek bağımsız hâkimimiz.

Kamu Denetçiliği Kurumu’na (KDK) geçtiğimiz günlerde TRT ile ilgili, daha doğrusu bu haksız, adaletsiz, elektrik tüketicilerinden tahsil edilen TRT katkı payı hakkında bir başvuru geldi.

Kamu Denetçiliği Kurumu’nun kararı bizleri hiç şaşırtmadı. KDK kararında, ne anlama geldiği belirsiz kamu yayıncılığı ilkesine gönderme yaptı, bazı programlarda ticari amaç güdülmediğini belirterek hukuka aykırılık tespiti yapmadı.

Bu “kamu yayıncılığı” denen tuhaf kavram BBC’nin eski bir müdürü tarafından icat edilmiş bir kavram. Burada bu konunun tuhaflığına girmiyorum ama isteyen lütfen internetten Google’a “kamu yayıncılığı” yazsın ve meselenin detaylarının komikliği görsün.

TRT meselesi TRT’nin tarafsızlık meselesi değildir.

TRT meselesi içinde bulunduğumuz iletişim çağında bu kurumun hala bir kamu kurumu olmasındadır.

Aynı tuhaf durum hiç kuşkusuz Anadolu Ajansı (AA) için de geçerlidir.

Bu iki kurum, TRT ve AA, öncelikli olarak kapatılmadan ya da özelleştirilmeden Türkiye’de özgür yayıncılık ve demokrasiden bahsetmek olanaksızdır.

Yeni anayasa sürecinde başkanlık takıntısı nedeniyle bu konuları konuşamıyoruz.

ESER KARAKAŞ | YENİ HAYAT

Ukrayna Haber

Ukrayna'nın, ilk Türkçe haber sitesi.

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu