Röportaj

[RÖPORTAJ] Ukrayna’daki kriz, doğruyu yazan gazeteciler ile kara propaganda yapan gazetecileri ortaya çıkardı

Nabrusko’nun UkraynaHaber'den Yunus Erdoğdu'nun sorularına verdiği cevaplar şu şekilde...

İktidarın el değiştirdiği Ukranya’da medyanın durumunu, Ukrayna Milli Gazeteciler Birliği Sekreteri Viktor Nabrusko UkraynaHaber’e anlattı.

Karadeniz havzasının önemli ülkesi, Ukrayna, tarihinin kritik dönemlerinden birisini yaşıyor. Meydan ve sokak hadiseleri sonucunda iktidarın el değiştirdiği ülkede medyanın durumunu, Ukrayna Milli Gazeteciler Birliği Sekreteri Viktor Nabrusko ile görüştük. “Basın bir ülkenin aynasıdır.” diyen deneyimli gazeteci Viktor Nabrusko, “Ukrayna krizinde yaşanan süreçte, rüşvet almadan hak ve doğruyu ifade eden gazetecilerle, maddî imkân karşılığında kara propaganda aracına dönüşenler belli oldu.” ifadesini kullandı. Ukrayna’da eski Başbakan Nikolay Azarov döneminde açık toplum olmaktan çıkıp kapalı bir topluma dönüştüklerini belirten Nabrusko, “Ukrayna’nın bağımsızlığını kazandıktan sonra 2010 yılına kadar elde ettiği demokrasi adına kazanımları büyük ölçüde bu süreçte kaybedildi..” diye konuştu.

Nabrusko, “Neredeyse bütün gazeteler harfi harfine aynı manşetlerle çıkıyordu. Televizyon programlarında farklı kafalar hep aynı propagandayı seslendirdi….” eleştirisinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Yanukoviç’in oğlunun basın işine girmesi, medya holdingleri alması tam anlamıyla diktatörlük rejiminin başlangıcı olduğunu söyleyen Viktor Nabrusko,” Ülkede yasama ve yargı da tam anlamıyla yürütmenin kontrolüne geçti. Bütün erkler tek elde toplandı. Sadece erkler değil bütün ekonomi de sadece bir aileye hizmet eder hale geldi.” dedi.

Nabrusko’nun UkraynaHaber’den Yunus Erdoğdu’nun sorularına verdiği cevaplar şu şekilde:

Özgür medya Ukrayna için ne anlama geliyor?

Bağımsız medya, Ukrayna veya herhangi bir demokratik devlet için bir nevi pasaport gibidir, ya vardır ya da yoktur. Eğer devlet demokratik bir devlet ya da demokrasi yolunda ilerliyorsa bazı sorunlar çıkabiliyor. Medeni ve demokratik bir ülkenin aynası bağımsız medyasıdır. Ülkede şeffaflık varsa gazeteciler düşüncelerini özgürce ifade edebiliyorsa, ülke medeni ve demokratik ise orada özgür medyadan söz edilebilir. Ukrayna demokrasi yolunda olduğu için bizim medyamız da şimdilerde bir arada bir derede. Şu anda özgür bir medya olduğunu söylemek çok zor ama tıpkı ülkemiz gibi o yolun yolcusuyuz. Maalesef, Ukrayna’da son 10 yıldır medya sadece; ticari, siyasi, klanları koruma, parti yayın aracı gibi çıkar amaçlı kullanıldı. Özellikle son döneme bakacak olursak bağımsız bir medyamızın olmadığı açıkça görülecektir. Toplum normalleşmemişse, devlet demokratik değilse, medya nasıl hür olur? Gazeteciler olaylara objektif yaklaşmıyorsa, hak ve doğruluk prensipleri hiçe sayılıyorsa artık bu iş gazetecilikten çıkmış demektir. Bir devlet; iktidar, toplum ve medya üçlü sacayağı üzerinde durur. Basın ayağı olmadığında ise bu bütünlük yıkılır.

Ukranya’da basın ne kadar özgür, demokrasi ne seviyede?

Maalesef devletimizde; ne demokrasi var, ne özgür basın var, ne de açık bir ekonomi var. Az önce bahsettiğim gibi, bizde her şey bir taraflara bağımlı. Bu durumda da birçok farklılıklar ortaya çıkıyor. En azından tek siyah veya tek beyaz değil farklı görüşlerin basında yer aldığını görürsünüz. Biz ne Rusya gibiyiz ne de Belarus gibi. Allah’a şükür en azından dikta rejimi olan bir ülkede yaşamıyoruz. Nasıl mecliste muhalefet varsa iktidar varsa basında da öyle olmalı. Siyasi partiler bile belli klanlara oligarşilere dayanıyor. Demokrasi yolunda ilerliyoruz. Basın sırtını bir yerlere dayasa da bir çeşitlilik var. Ülkemizde 3 binden fazla gazete, bin 200’e yakın televizyon ve radyo var. Bizim medyamızın kendi maddi imkânları yok. Parayı kim verirse onun düdüğünü çalıyorlar. Bırakın ülke içindeki klanların, oligarşinin sahibi olduğu gazetelerin patronu, Rusya’da olan bir sürü basın yayın organı var; Komsomolskaya Pravda Ukrayna, Moskovskiy Komsomolets Ukrayna, Trud Ukrayna, İzvestiya Ukrayna bütün bunlar ise dış faktörler. Bu iş artık devletler seviyesindeki enformasyon savaşına döndü. Basın tamamen bağımsız olmalı şu anda devlet bunu sağlamak için bir dizi çalışma başlattı.

Ukranya medyası Kasım 2013’te başlayan kritik süreci nasıl gördü?

Biz ilk kez, ‘Turuncu Devrim’ döneminde bağımsız medyanın emareleriyle tanıştık. Şimdi yine o yönde gelişmeleri görüyoruz. Piyasada biraz hareketlenme var. Ülkemizde devlet tekelinde çok sayıda gazete, televizyon, radyo ve basın yayın grupları var. Bunların tamamının devletin direkt etki sahasından çıkartılarak orada çalışan gazetecilere devredilmesi, devlet desteğinin dışarıdan verilmesi gündemde. Şayet devlet, önümüzdeki süreçte demokratikleşme yolunda ilerlemeye devam ederse bunlar da peşinden gelir. Bu işler bir anda olacak şeyler değil. Adım adım gerçekleşecektir. Kasım 2013’te başlayan hadiselerde basın olup bitenleri açık ve net bir şekilde yazdı. (Eski Ukrayna Cumhurbaşkanı Viktor) Yanukoviç’in iktidarından rahatsızlık duyanlar açıkça muhalif tavırlarını sergiledi. Bu dönemde basın olaylara yön verdi. Birçok radyo, televizyon doğruluk ve basın yayın ilkelerine uygun olarak işlerini yaptı. Sahada hadiseleri aktarma için görev yapan birçok gazeteci yaralandı. Olayları olduğu gibi yansıtmak için birçok gazeteci olumsuz şartlarda çalıştı. Bu dönemde gazeteciler canları pahasına topluma yaşananlar hakkında bilgi verdi.

Ocak 2014’te olayların tırmandığı esnada basının tavrı nasıl oldu?

Ocak ayında Yanukoviç’in onayladığı torba yasasını biz “diktatörlük yasaları” olarak niteledik. Meslektaşlarımız da dünya kamuoyuna da bu şekilde verdi. Bu da açık toplumun bir göstergesidir. Her ne kadar ülkede bağımsız medya yok desek de halk ayaklanması sırasında gazeteciler büyük bir rol üstlenerek olayları olduğu gibi yansıttı. Olaylar esnasında hem yerli hem de yabancı gazeteciler sahada dayanışma içerisinde çalıştı. Bu dönemde özellikle yerli medyada sansür baskısı zirveye çıktı. Zarfla para alan, iktidarın borazanı olan gazeteciler işte kalırken birçok meslektaşımız yaşananları içine sindiremediği için işten çıktı ya da çıkartıldı. Biz bu hadiseler sayesinde aldığı para karşılığında sipariş haber yapan sübjektif gazeteciler ile olaylara tarafsız yaklaşan objektif gazetecileri tanıdık. Süreçte, rüşvet almadan hak ve doğruyu ifade eden gazetecilerle, maddi imkân karşılığında kara propaganda aracına dönüşenler belli oldu.

Ülkedeki muhalif gazetecilere ne tür baskılar yapıldı?

Az önce konuştuğumuz gibi gerçekleri ya da fikrini yazmak isteyen gazetecilere karşı ilk başta dergi yönetimi ve editörler baskı uyguluyordu. İş yerindeki baskıya katlanamayanlar kurumun yayın politikasını protesto ederek ya kendileri işten çıkıyordu ya da kurum işten çıkartıyordu. Son hadiselerde psikolojik baskıların yerini şiddet aldı. Eylemler esnasında kolluk kuvvetleri gazetecileri dövüyordu. Basın mensupları farklı yerlerde sıkıştırılıp tehdit edildi ve dövüldü. Tıpkı bağımsızlığın ilk yıllarındaki gibi muhalif gazeteciler kaçırıldı hatta öldürüldü. Failleri de bulunamadı.

Ukranya’da eski Başbakan Nikolay Azarov hükümeti döneminde iktidar ile medya ilişkisi nasıldı?

Özellikle Azarov döneminde görünüşte bir açıklık var gibi gözüküyordu. Şahsî Facebook hesabı vardı, güya şeffaf bir memur havası veriyordu. Gerçekte olan ise tam tersiydi. Azarov döneminde açık toplum olmaktan çıkıp kapalı bir topluma dönüştük. Yanukoviç ve Azarov döneminde enformasyon pazarı hızla tekelleşmeye başladı. Ukrayna’nın bağımsızlığını kazandıktan sonra 2010 yılına kadar elde ettiği demokrasi adına kazanımları büyük ölçüde bu süreçte kaybedildi. Neredeyse bütün gazeteler harfi harfine aynı manşetlerle çıkıyordu. Televizyon programlarında farklı kafalar hep aynı propagandayı seslendirdi. Bütün medya bir senaryoya göre hareket etti. Büyük medya şirketlerinin hisselerini aldı. Şirketlerdeki çoğunluk hisselerini ele geçirince bu sefer direk baskı yapma imkânı doğdu. Yanukoviç ve Azarov, demokrasi ve ifade özgülüğünden dem vurdu ama o yönde hiçbir şey yapmadı. Eğer bir devlet demokratik ise medyadan korkmamalı tam aksine medya demokratik devletin yardımcısıdır. Medya eleştirileri sayesinde iktidarlar doğru istikameti bulur. Basın özgür olduğu zaman ülkede muhalefet de iktidar da rahat olur. Son 4 yılı Ukrayna’da medyanın gerileme dönemi olarak değerlendirebiliriz.

Cumhurbaşkanı Yunukoviç’in oğlunun medya patronu olmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Oğlunun basın işine girmesi medya holdingleri alması tam anlamıyla diktatörlük rejiminin başlangıcı oldu. Yanukoviç’in oğlunun medya patronu olması bizi tamamen frenledi. Ülkede yasama ve yargı da tam anlamıyla yürütmenin kontrolüne geçti. Bütün erkler tek elde toplandı. Sadece erkler değil bütün ekonomi de sadece bir aileye hizmet eder hale geldi. Bir ideoloji hariç dikta rejiminde olması gereken her şey vardı. Rusya’da da aynı şekilde, Gazprom aracılığıyla ekonomi kontrol altında tutuluyor. Basın baskı altında orada, ‘Rusya’nın egemenliği’ ideolojisi mevcut. Biz de ise ideoloji yok ‘para’ arzusu var. Ülkemizde Yanukoviç’e kadar olan süreç tam demokrasi olmasa da demokrasi yolunda ilerleme süreciydi. Fakat Yanukoviç döneminde eldeki yarım demokrasi de kısıtlanınca halk sokağa döküldü. Yeni oluşan dünyada basın ana faktör. Çünkü insanlarda fikir bu şekilde teşekkül ediyor. Bundan dolayı hem Ukrayna’da hem de Türkiye’de bağımsız ve tarafsız bir gazetecilik anlayışının olmasını yürekten arzuluyoruz. Medya bağımsız olursa dikta rejimi olmaz, ekonomi açık olur, devlet demokratik olur. İnsanlar da kendini özgürce ifade edebilir. Bağımsız mahkemelerde kendini savunma imkânına sahip olur. Ve bütün güzellikler de peş peşe gelir. İnsanlar farklı olabilir ama insani değerler ayınıdır. Farklılıklar topluma renk katıyor, bu çeşitlilik birbirimizi tamamlamamıza yardımcı oluyor. Bütün dertlerin devası görüşmektir, meşveret ile çözülemeyecek gaile yok.

Şu an medyanın durumu nasıl?

Yanukoviç’in gidişi akabinde kurulan geçici hükümetle birlikte baskılar şimdilik bitti. Ancak kontrol amaçlı bazı uygulamalar var. Yasal akredite uygulamaları ve maliye kontrolleri yapılıyor. Yasal kontroller haricinde, fikre ve ifade özgürlüğüne yönelik bir sıkıştırma söz konusu değil. Muhalif gazeteciler kanunlar çerçevesinde çalıştığı sürece devlet tarafından herhangi bir baskı oluşturulmaz. Bir zamanlar ‘yakın gazeteciliğe’ engeller konuluyordu. Mesela özel hayatın gizliliğini ihlal ciddi bir suçtu. O kadar ki bir milletvekilinin aldığı maaşı bile yazamazdınız. Şimdi yasalarla bu engeller de kaldırılıyor. Gazetecilik mesleğinin önü açılıyor. Bir zamanlar ülkemizde dağıtım devletin tekelindeydi ve muhalif sesli yayınları dağıtmıyordu. Öyle bir zaman oldu ki mesela bir dergi basıyorsunuz ve devletin postanesine gidip benim dergimi dağıt diyorsun, beğenmediği için dağıtmıyordu. Bu da eskilerde kaldı.

Sosyal medya olaylarda nasıl bir rol üstlendi?

Sosyal medya ve paylaşım sitelerinin aslında gazetecilikle bir ilgisi yok. Ancak, halkın düşüncesini özgürce ifade edebildiği bir mecra olması hasebiyle bizim için önem arz ediyor. Sosyal ağlar bir iletişim aracı fakat gazetecilik değil. Demokratik bir ülkede bunların olması zaruret ama ne kadar gazetecilik mesleğinin görevini ifa eder bunu kestirmek güç. Gazetecilikte, radyoculukta ve televizyonculukta birçok standart ve yönetmelik var. Sosyal medyada net bir çerçeve yok. Gördün, çektin, paylaştın bu konu objektiflik ve sorumluluk yönünden eleştirilebilir. Olaylarda sosyal medya sadece iletişim aracı olarak kullanıldı. Toplumda sosyal medya üzerinden fikir oluşturuldu, etkileşim sağlanarak halk yönlendirildi. Bizim ülkemizde de, Türkiye’de de iktidarlar aldıkları kararlarla sosyal medyadan çekindiklerini gösterdi. Çünkü sosyal medya çok geniş bir kitleye hitap ediyor. Devlet müdahalesi de oldukça güç.

YUNUS ERDOĞDU | UKRAYNAHABER

Ukrayna Haber

Ukrayna'nın, ilk Türkçe haber sitesi.

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu