Haberler

Türk ile Kürt böledir*

Ben, doğma büyüme Şereflikoçhisarlıyım bizim oralarda; *böle diye teyze oğluna derler. Böle kelimesi kök itibariyle bölmenin tam zıddı anne yarısı teyze evlatlarının birleşmesidir. Şimdi diyeceksiniz ki Türk ile Kürt nasıl böle olur. Önce bizim oraları bir anlatayım o mevzua da geleceğim.

Bizim oraları bilenler bilir, Ankara’dan çıktımı yola Şeker’de Nogaylara, Akin’de Tatar köylerine selam verirsin tam karşısında; Şanlıkışla, Şahlıkışla, Büyük ve Küçük Damlacık bir dizi Kürt köyleri vardır. Kızılırmak boyunda ise; Geçitli, Kıyıevi (Kiev de aynı anlamdadır), Cebirli, İnebeyli, Yusufuşağı, Solakuşağı… uzar gider bunlar da saf kan Türkmen köyleridir.  

Bize birisi köyünün adını söylediği zaman biliriz milletinin ne olduğunu ama bizim için hiçbir zaman muhatabımızın milleti değer ölçüsü olmamıştır. Allah katında üstünlük takva ile kul nezdinde dürüstlük iledir. Ortak noktamız ‘Müslümanlar din kardeşidir’ şiarı olmuştur.

Şereflikoçhisar pazarında hep birlikte ticaret yapar bir birimizden alır satarız. Ama maalesef köyler arasında canlı bir bağ kuramadık. Yeri geldi dil bariyeri yeri geldi büyüklerimizin; ‘Kürdü koyma kapıya’ yaklaşımı engel oldu bize.

Zamanla köyden şehre göçler başlayınca birçoğumuz aynı apartmanların katlarında komşu olduk. Birbirlerimizi yakından tanıma imkânı bulduk. Birbirimizin külüne muhtaç olduk. Acı tatlı günleri birlikte yaşadık. Birbirimize karşı saygı ve sevgide kusurumuz olmadı. Her zaman aşırılar oldu ama hep aklıselim galip geldi.

Çocukken beraber oynadık. Aynı sıralarda okuduk. Düğünlerde birlikte halay zincirinde bir halka olduk. Büyüklerimizin düşmanlık aşılayan sözlerine diğerini öcü gösteren ifadelerine kulak tıkadık.

Ülkemizin doğusunda yaşanan hadiseleri üzüntüyle izledik. Şehit cenazesinde iki ana-bacının da yüreği dağlandı.

Birilerinin oyuna gelen iki kardeş millet artık bu acılara dur demeliydi. Üzerimizde oynan oyunlar dün sağ-sol şeklindeydi yer yer Alevi-Sünni, ara sıra Laik-Antilaik sözlemlerle aldatmaya çalıştılar.

Şimdi dış mihraklar yıllardır kurgulayıp, para harcayıp kanlarımız üzerine inşa ettikleri Kürt-Türk kavgasına kanlı bir bitiş hazırlamak üzereler.

Hedef belli Türkiye’yi; Afganistan, Irak ve Suriye gibi kargaşa içine çekecekler daha sonra üzerimize çökecekler. Neyi paylaşamıyoruz? Bu oyunu bozalım kardeşlerim bizler akrabayız.

Nereden akraba oluyoruz diyenlere…  

Kürt ile Türk böledir. Anlatayım hak vereceksiniz.

1995 yılında 17 yaşında iken kader beni Türkmenistan’a götürdü. Gençliğimin en güzel heyecanlı 10 yıllık döneminde Türkmen ilinde kaldım.

Burada da Kürtler vardı. Özellikle ülkenin güneyinde İran sınırındaki dağ köyleri, Kürt’tü.

Kürtleri Aşkabat’ta gördüğümde çok şaşırmıştım. Türkiye’den mi geldiniz? diye sormuştum.

Türkmen diyarında ne işleri vardı ki… kafamdaki bu soruların cevabını Türkmen aksakallılar vermişti.

Kadim zamanlarda Harezmşahlar Devleti devri ve öncesinde Acem İran ile Türk beyleri sık sık kapışırmış.

İranlılar, Türkmen köylerini basar sadece koyun-kuzu almaz güzelliğiyle dillere destan Türkmen kızlarını da kaçırırlarmış.

Zaman içerisinde babası Farisi annesi Türkmen çocuklardan bir nesil dünyaya gelmiş. Baba Acem ana Türkmen olunca çocuğa Kürt derlermiş. 

Tıpkı Sovyetler dağıldıktan sonra benim gibi Türk-Rus evliliklerinden olma çocuklar gibi yeni bir nesil. Bizim çocuklar baba dilleri Türkçeyi nasıl biliyorsa Acem-Türkmen nesli de baba dili Farsça konuşmuş.

Dil canlıdır zaman içerisinde kendine has bir hal almış. Bugün biz nasıl daha 80 yıl önce aynı dilde konuştuğumuz Özbekleri, Kazakları anlamıyoruz o da öyle zaman içerisinde değişti. Yani bugün Kürt dediğimiz millet aslında Acem baba ile Türkmen analarının evlatlarıdır.

Zaten coğrafik olarak baktığımızda da Kürtlerin doğuda Horasan boylarında batıda Türkiye sınırında yerleşik olduğunu görürüz. Dileri de oldukça Farsçaya yakındır.      

Hal böyle olunca iki milletin çocukları bizler de böle oluyoruz. Gelin bölelerim memleketimizin bölünmesi için gaz verenlere inat ‘olmaz böyle’ diyelim.

Daha fazla kardeşkanı dökülmemesi için çalışalım.

Allah gül gibi bir devlet bize bir cumhuriyet bahşetmiş. Cumhuriyetin kıymetini bilelim. Bu cumhuriyette Kürt de Türk de cumhurbaşkanı oldu.

Demokratik bir ortamda barış ve huzur içinde birlikte hayatımızı sürdürelim.

Çünkü kan davası başlarsa devamı gelir. Kan kanla temizlenir ilkesi gereği geleceğimiz de kan kırmızı olur.


Böyle bir miras yerine aydınlık bir gelecek bırakalım çocuklarımıza.

Bölelerim sizlerden ricam iki milletin arasını açacak huzurumuzu bozacak bütün provokatörlere karşı duymazlıktan gelmek ve kalıcı barış için dua etmek.

Vesselam.

YUNUS ERDOĞDU | KİEV – yunuserdogdu@hotmail.com

Etiketler
Daha Fazla Göster

Ukrayna Haber

Ukrayna'nın, ilk Türkçe haber sitesi.

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu
Kapalı