Haberler

75 milyonu nasıl aştık?

Dün açıklanan “Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi Sonuçları”na göre, Türkiye’nin nüfusu 2012 yılında 75 milyon 627 bin 384 kişi oldu.

Artış, bir önceki yıla göre 903 bin 115 kişi. Oran olarak da binde 12,01. Ve böylece, 2011 yılında binde 13,5 olan yıllık nüfus artış hızı biraz daha gerileyerek binde 12’ye düştü.

Nüfusumuza kabaca, “75 milyonu da aştık” diye bakmamak lazım. Üzerinde dikkatle durulması gereken detaylar, noktalar var. Doğum hızından boşanmalara kadar. Evet, 75 milyonu aştık ama nasıl aştık, gidişat nereye iyi okumak lazım.

Son verilerden hareketle ilginç ve dikkat çekici bulduğum bazı noktaları aktarmak istiyorum.

Öncelikle 75 milyon 627 bin 384 kişilik nüfusun 58 milyon 448 bin 431’i il ve ilçe merkezlerinde, geri kalanı ise belde ve köylerde yaşıyor. Yani nüfusun yüzde 77,3’ü kentli olmuş vaziyette.

İstanbul’da ikamet eden nüfus bir önceki yıla göre binde 17 arttı, nüfusu 13 milyon 855 bine çıktı. Nüfusun yüzde 18,3’ü burada yaşıyor.

2007 yılında yüzde 10,65 olan “yaşlı bağımlılık oranı” (65+yaş) düzenli bir şekilde artarak 2012’de yüzde 11,12’ye ulaştı. “Genç bağımlılık oranı (0-14 yaş)” ise aynı dönemde yüzde 39,71’den 36,91’e düştü. Nüfusun yaşlandığını gösteren en çarpıcı verilerden biri bu. Sosyal güvenlik sistemi için bir alarm.

Ülkemizde 90 ve üzeri yaşa sahip 22 bin 844 erkek, 66 bin 865 de kadın var.

Konuya bir bütün olarak bakabilmek için, dün açıklanan 2012 verilerine, daha önce açıklanmış nüfusla ilgili diğer bazı verileri de ilave etmek gerekiyor. Henüz 2012 verileri açıklanmadı ama gelişmelerden, eğilimin değişmeyeceğini söylemek mümkün.

Doğum hızındaki düşüş dikkat çekici. 2011’deki kaba doğum hızı (Bir yıl içinde her 100 nüfus başına düşen doğum sayısı) yüzde 1,67. Bu, gördüğümüz en düşük oran. 2001 yılında yüzde 2,03, 2005’te 1,81 ve 2010 yılında binde 1,72 oranlarını görmüştük.

Toplam doğurganlık hızı (Bir kadının doğurgan olduğu dönem boyunca (15-49 yaş) yaşayacağı varsayımı altında kadın başına çocuk sayısı) ise Türkiye geneli için 2011 yılında 2,02 oldu. Sayı 2010’da 2,05, 2009’da 2,08 seviyesindeydi.

Toplam doğurganlık hızı, bölgeler arasında büyük farklılıklar arz ediyor. İstatistiki bölgeler içinde doğurganlık hızı rekoru, her zaman olduğu gibi Güneydoğu Anadolu’da: 3,42 çocuk. Peşinden 2,84 ile Kuzeydoğu Anadolu, 2,80 ile Ortadoğu Anadolu geliyor. Batıda ise durum son derece düşük. İstanbul’da sayı 1,69. En kötü durumdaki bölge 1,55 çocuk ile Batı Marmara. Sayı, Güneydoğu’dakinin yarısı bile değil. Batı Marmara’yı 1,64’le Ege, 1,70’le Doğu Marmara izliyor.

2011 verilerine göre, 15 yaş ve üzerindeki 55 milyon 618 bin 439 kişi arasında 1 milyon 673 bin 661 boşanmış (dul) kişi bulunuyor. Yıllara göre boşanma sayısı da artmaya devam ediyor. 2011 yılındaki sayı 120 bin 117. Boşanma hızı da binde 1,62. Bir zamanlar nüfus artış hızının altında olan boşanma hızı, şimdi üstte seyrediyor. Bakalım 2012’de ne olacak.

Okuma-yazma bilmeyenlerin sayısı azalmaya devam ediyor, fakat halen 3 milyon 171 bin 270 kişi okur-yazar değil. Bu, nüfusun yüzde 4,87’si demek.

Açıklanan verilere sıradan bir istatistik olarak bakıp geçmemek lazım. Her bir oranın ve sayının bir anlamı var. İyi okuyup, iyi değerlendirmek gerekiyor.

Özetle nüfusumuz yaşlanıyor, doğurganlık hızı düşüyor. Bazı bölgelerdeki nüfus artış hızının çok düşük veya negatif oluşunu, devam eden göçler örtüyor. Özellikle eğitimli kesimde evlilik yaşının yükselmesi, artan çocuk yapmama eğilimi ve boşanmalar, mevcut ekonomik ve sosyal sorunlarımıza yenilerini ekleyebilir…

KADİR DİKBAŞ | ZAMAN – k.dikbas@zaman.com.tr

Ukrayna Haber

Ukrayna'nın, ilk Türkçe haber sitesi.

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu