Haberler

Türkiye ile Ukrayna tekerine, Fransız çomağı

Uzun zamandır, Ukrayna’da yaşayan Türklerin hasretle beklediği üst düzey bir ziyaret, “Fransız oyununun” gündemi işgal etmesine kurban gitti.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan konuk, Cumhurbaşkanı Viktor Yanukoviç ile ortak basın toplantısını iki ülke arasında imzalanan onca anlaşmanın yanı sıra “vize muafiyetine” ayıracağı yerde Fransa’nın planlı girişimine ayırdı.

Başbakan bu konuda devletimizin alacağı tedbirleri, pekâlâ Misafir Yanukoviç’in olmadığı başka bir yerde uzun uzadıya anlatabilirdi.

Hâlbuki o gün Ukrayna ile vizelerin kaldırılmıştı, Türkiye-Ukrayna arasındaki Yüksek Düzeyli Stratejik Konseyinin ilk toplantısı yapılmıştı,  ilişkilerimizin derinleşmesi yönünde önemli adımlar atılmıştı. Bu büyük adımlar, 40-50 Ermeni ya da Fransız milletvekilinin aldığı kararla kaynadı gitti.

Asıl Fransız’ı delirten, Karadeniz havzasının iki büyük devletinin sınırları kaldırması olduğunu görememek üzücü.

Çünkü bu Fransız’lar yıllardır bizi; arkadan, içeriden ve dahi dışarıdan vuruyor.

Gaziantep’te, yerli Ermeni kardeşlerinin bütün desteğine rağmen Anadolu’ya girip Türkleri bir türlü temizleyemediklerine canları sıkılıyor.

Canları sıkılıyor, yeniden bölgede söz sahibi olmamıza/olacağımıza.

Canları sıkılıyor, Ukrayna ile Türkiye arasında malların ve insanların serbest dolaşacak olmasına ve ticaret hacmimizin 40 milyar dolara çıkacağına.

Fransız’ın derdi Ermeni değil, Türkiye’nin güçlenmesi.

O zaman ne duruyoruz iyice delirtelim Fransız’ı: Türkiye’yi en büyük 10 ekonomi arasına sokalım.

Fransız’ı değil sadece ekonomiyi konuşalım, işlerimize yoğunlaşalım.

Afrika’daki Fransız bölgelerinde birkaç “Türk Okulu” daha açalım. Aradaki farkı görünce Afrikalı der zaten “bu beyaz adamlar katil olamaz” diye.

THY birkaç Fransa sömürgesine daha uçak koysun. Bak o zaman nasıl batıyor kendi yaptıkları Airbus’ların koltukları Fransız yolcuya.

Şimdi, Fransız oyununa kaybedecek zamanımız yok.

Fransız’ın; Pejo’suna, Reno’suna kendi malımızmış gibi sahip çıkmayalım.

Zoru başaralım. Türk otomobilini üretelim. Biliyorum çok zor.

OYAK’ın Reno’ya, Sabancı’nın Toyota’ya, Koç’un Fiat’a ve Ford’a, Kibar’ın Hyundai’ye kendi malı gibi sahip çıktığı ortamda, Türk malı bir şey yapmak oldukça zor.

Eller sana ithal markaları itelerken sen yerli otomobil yapacağım dersen ağababalar seni alnından bir kurşunla öper. Bunun için de; “Fransız kurşunu geçmez adama” diyecek varlıklı bir Türk yiğidi aranıyor.

Çünkü bilirler ki Türk milleti vatanseverdir. Türk otosunu bir anda dünya markası yapmayı başarabilir.

Peki, sonra bizim “çakma yerliler” ürettikleri otoları kime satacak bir avuç Ermeni’ye mi?

Ne tuhaf ki, “matbaanın ve petrolün önemini Osmanlı kavrayamadı” şeklinde eleştirenler ile 21. yüzyılda hala “otomobil yapamayız” diyenler aynı kişiler.

Laf dönüp dolaşıp yine kendimizi anlatmaya geliyor…

Nasıl olacak o iş? Diyalogla olacak…

Fransa’daki “gurbetçi Türkler” bugüne kadar “ekmek” derdinden ne yönetime ne de birlikte yaşadığı 5-6 milyon Müslüman’a kendini yeterince anlatamadı.

Bizi biz yapan değerleri, anlatın artık. Suçluluk psikolojisini bırakın. Türkiye’den gidip oraya yerleşen Ermenileri de bağrınıza basın.

Vatandaş da haklı, ne anlatacak ki?

Ben gazeteci olduğum halde kulaktan dolma bir şeyler biliyorum.

Lafla “Dedelerimiz katil olamaz” diyoruz. Olabilir neden olmasın? Aç arşivleri vardır orada kimin dedeleri Ermeni sivilleri katletmiş… Kimin dedeleri Ermeni çetelerince şehit edilmiş.

Haaa… bu ifşadan bugün belli konumlara gelmiş “eli kanlıların” torunları biraz rahatsız olacak. Ama ne yapalım en azından bütün bir millet zan altında kalmaz. Zaten uluslararası soykırım yasasına göre artık bir millet değil yapanlar cezalandırılıyor.

Devlet tutturmuş iki de bir de Ermeniler gelsin arşivleri açalım. Aç kardeşim ne duruyorsun ne varsa orada aç, 1915 yılına bir spot ışığı tut. Önce kendi milletini bir aydınlat, milletin diğerlerini zaten aydınlatır.

Kur komisyon, içine Türkiye’deki Ermenileri de al. Aç arşivleri yap belgeleri bir site ve 3-5 dilde anlat derdini.

Batılılar sayılara itimat eder, sayılarla anlat.

Ermeni nüfusu şu belde de şu idi. Şu kadar Fransa’ya şu kadarı Suriye’ye, ABD’ye gönderildi. Şu kadarı da vatan müdafaası sırasında kıydıkları canlara karşılık öldürüldü.  

Gönderilenler kurtuldu. Ruslarla kalanlar ve günümüz Ermenistan’dakiler perişan zaten…

Gidenin tuzu kuru, kalanınki yaş. Neyse o kardeşim.

Biz Ermenilere milleti sadıka diye insaflı davrandık ama onlar Fransız’ın Rus’un oyununa geldi. İki tarafta eteğindeki taşı döksün. İnkârla varılmıyor bir yere. Dersim’i de inkâr edince yaraların üstü kapandı mı?

Lâfebeliği değil, beyler iş yapma zamanı. Bak iki aydır yazı yazmıyordum bu Fransızlar şimdiden bu hatalı hareketleriyle bana bile yazı yazdırdı.

Aziz, milletimiz neler yapacak hep birlikte göreceğiz.

Yunus Erdoğdu – www.UkraynaHaber.com

yunuserdogdu@hotmail.com

Ukrayna Haber

Ukrayna'nın, ilk Türkçe haber sitesi.

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu