Haberler

Matruşların gazabına uğramak!

Geçenlerde, “Oradaydım!” diye bir yazı yazdım. Yazıya da yeni bir fotoğrafımı ekledim. Top sakallı fotoğraf etik olmayacaktı, çünkü şimdiki tipim ile alakası yok. Okuru aldatmak da hoş değil. O yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirisiniz. Altındaki yorumlara baktıktan sonra aşağıdaki okuduklarınız daha anlamlı olacaktır.

Her neyse bu vesile ile nefret ettiğim kelimeleri de artık not etmenin zamanı geldiğini anladım.

Aslında bu fasla “bölücülük” kelimesi ile başlamak isterdim.

Gündem itibariyle “şekilciliği” ilk olarak yazıyorum. Diğerleri de artık sırası geldiğinde nasipse yazılır.

Şekilcilikle ilgili emirler ve dost tavsiyeleri beni çıldırtır.

Saçın uzamış!

Aaa, bugün sakal tıraşı olmamışın!

Sana bıyık gitmemiş be usta!

Bu sakal ne abi ya!

Elin lafı ile değiş babam değiş…

Şartlardan dolayı ve zaruret nedeniyle olanlara lafım yok.

Eşinin lafıyla değişemeyene de onların da mazereti var!

Yahu olmak istediğin gibi olmak olduğun gibi görünmek ne kadar zor…  

Bu dünya, insanlar seni ister istemez riyakârlaştırıyor…

Marketten aldığın beğenmediğin bir ürünü geri iade ederken beğenmedim diyebiliyorsun…

Ama istediğin kılık kıyafetle gezemiyorsun!

Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem): “Kim özenerek bir kavme benzerse, o onlardandır.” esprisine göre davranmıştı. Ben kendimim kardeşim. Nevi şahsına münhasır, insanlardan bir insanım.

İlle ideoloji mi yüklemek lazım!

Kardeşim sakallı gezmek istiyorum…

Tıraş olmak benim tabiatıma aykırı.  

Sakal tıraşına, kılla-tüyle uğraşmaya, araba yıkatmaya, jant temizleyeme ayıracak vaktim yok…

Ben de biliyorum sakalımız kestiğim zamanda filinta gibi oluyorum.  Hoşuma da gidiyor.

Gidip lazer epilasyon yaptırıp kökten kurtulabilirim ama bu sefer de eşcinsel derler!

Ben de biliyorum sakal yakışmıyor ama cildim hassas çok çabuk tahriş oluyor…

Kiev soğuk ben dışarıda çalışıyorum yüzüme yazık…

Bin tane sebep sayabilirim…

Gerekirse doktor raporu bile alabilirim; “Bu adam tıraş olamaz” şeklinde.

Doktor olmazsa psikolog da; “Matruş olursa toplumu, matruşka yapar.” raporu verebilir.

Ama siz de haklısınız. Her sakallıyı terörist sanan, sakala karşı iğrenti duyan bir kesim de var.

Bunlara bunu kim izah edecek?!

Bunlardan bir kısmı ellerine; irtica, mürteci, cemaatçi mührü olan bir kesim damgala yavrum damgala…

Devrimci, komünist, faşist mühürleri de bir tarafta hazır bekliyor…  

Saçımı neden makineye vuruyorum?

Peşin söyleyeyim uzun saç bana yakışıyor, sivri kafatasım ortaya çıksın ne kadar sivri bir adam olduğum anlaşılsın diye değil tabii ki…

Kronik sinüzitim var banyodan sonra kurutmak kolay olsun başım ağrımasın diye.

Yahudi, bıyığı kesmiş, Abraham Lincoln, Amish, sakal bırakmış; ördek, maymun vs. bilumum hayvanlara benzeten oldu ben kendimin ne olduğumu bildiğim için sıkıntı yok.

Bu matruşların ne bıyığı ne de sakalı var. Tükürüyor aşağı-yukarı tükürebildiği kadar. Biz en azından “Aşağı tükürsem sakalım var, yukarı tükürsem bıyığım” diyebiliyoruz. Ben bunu da dememek için bıyığı da kestim. Neticede gazeteciyim yeri geldiğinde tükürmemiz gerekiyor aşağıya tüküremiyorum. En azından yukarıya tüküreyim.

İkinci dünya savaşında, Rusların düzleyip ova haline getirdiği Almanya almış başını yürümüş…

Atom bombası yemiş Japon teknolojisinin dünyada girmediği ev kalmamış.

İkinci dünya savaşının yanından geçmemiş Türkiye hala 1. Dünya savaşı sonrasında kalmış bir arpa boyu ilerleyememiş.

Neredeyse 3. dünya savaşı çıkacak biz hala ikinci dünya savaşı seviyesine de gelemedik.  

Tekstil sektörümüz var diyoruz. Batılılara don-külot dikmeyle övünüyoruz.

2011 yılında yerli otomobil üretmekten bahsediyor… Bunu yapacak yiğit arıyoruz…

Asıl sorun; ilimde, fende, sanatta geri kamışlığımız değil de bacımın başörtüsü ve benim sakalım olduğu müddetçe de bu seviyede kalmaya mahkûmuz.

Hodri meydan! Ben beş dakikada sakalımı keserim siz de Almanya ve Japonya gibi muasır medeniyetler seviyesine çıkabilecek misiniz?

Türkiye dünyada süper güç olsun ben de bu sakalı keseyim!

Enerji Bakanı Taner Yıldız erken mesai yapalım dedi, CHP Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu aldı vurdu yere adamı. Neden erken mesai yapacakmışız ki?

Doğru ya geri kalmışlığımız göz kamaştırıyor tıpkı sizlerin parlak matruş yüzleriniz gibi.

Türkiye’de sakal eşittir siyaset. Bırakanını da bırakmayanını da, Allah’a havale ediyorum. Ne halleri varsa görsünler.

Ukrayna’da yaşıyorum ben. Burada sakal bırakanlara bir bakın. Hemen hepsi geniş tabiatlı, sokakta yaşayan evsiz barksızlar (bomj), rahat, biraz ağır mizaçlı, gereğinden fazla halim selim adamlar.

Ya da dünyadan kopmuş, sanatçı, bilim insanları.

Burada sakalın siyasi bir yanı yok…

Ben de dünyandan kopmuşum hayatımdan aynaları çıkartmışım…

Beğenmiyorsunuz beni itiraf ediyorum ben de beğenmiyorum kendimi…

Okurumun birisi yazmış, bu halimle ben Türklüğü temsil edemiyormuşum!

16 yılı aşan bir süredir eski Sovyetler coğrafyasında yaşıyorum, birinin namusuna halel getirmiş miyim?

Bir kere bu insanlardan birisi Yunus bize kazık attı, aldattı. Demiş mi?

Gece kulüplerinden çıkmayan buraya; yiyip-içmeye … gelen her haltı yiyip dönüp arkasına bakmadan gidenler, Türklüğü bihakkın temsil ediyor da ben edemiyorum peh!

Abi o zaman ben sizin bildiğiniz Türklerden de değilim…

Beni sekiz asır öncesinde bulabilirsiniz.

İmajımın esin kaynağına gelince 10 yıldan fazla Türkmenistan’da yaşadım… Oradaki akil adamların (yaşı ulular) hepsi bıyığını kazımış sakalını uzatmıştır bir bildikleri vardır diye böyle yapıyorum.  

Meselenin dini boyutuna gelince, sakal bırakmak sünnet (bırakmamak haram değil) bütün farz ve vacipleri yapmayan benim gibi bir adamın tutup da sakal sünnetine riayet etmesi de komik olur.

Keşke dört dörtlük mümin olsak da bir sakalımız eksik olsa!

İşin aslına ise şu anekdottan gelmek istiyorum;

Milli Eğitim Bakanlığı’ndan bir müfettiş, göreve yeni başlamış genç bir ilkokul öğretmenine soruyor:

– Sizi bu kutsal meslek için motive eden 3 nedeni lütfen açıklar mısınız?

Genç öğretmenin cevabı:

– Haziran, temmuz, ağustos…

Ben de gazeteci oldum ki; spor kıyafet giyebileyim, saç-sakal serbest olsun, mesaim olmasın gece gündüz çalışayım…  

Her sabah tıraş olacak olsaydım asker olurdum.

Sonuçta benim; saç-sakal, kılık-kıyâfet ve dış görünüşlerinden ziyade, gerçek niyetime ve sergilediğim tavra bakın.

Siz sabah evden çıkarken bir de akşam eve girdiğiniz hanımlarınız için tıraş olun. Tıraşın verdiği hazla; temiz, pratik, zinde ve genç kalın ben size karışıyor muyum?

Eskiden bir adamı aşağılamak için sakalını tıraş ederlerdi, şimdilerde ise haysiyetten düşürmek için sakallı diyorlar… de babam de… dilin kemiği yok!

Tuzsuz Bekir’e de demişler:

– Sana neden Tuzsuz diyorlar?

Tuzsuz Bekir de:

– Tatsız, diyemedikleri için, demiş.

Yani bir şey diyecek diyemiyor her şey güzel de eee sakalı var.

Nazar değmesin dikkatiniz dağılsın diye bırakıyorum o zaman!

Biliyorum bizim milletin kafa yapısı değişmedikçe, Nasrettin Hoca’nın başına gelenler şimdi de devam edecek.

Bilirsiniz, Nasrettin Hoca bir gün oğlunu okulundan almak için eşekle gitmiş.

Oğluyla birlikte eşeğin üzerinde evin yolunu tutmuşlar.

Aradan zaman geçmiş. Bir grup insan önlerine çıkmış içlerinden biri;

-Hoca ayıp değil mi? Yazık o eşeğe o kadar yükü nasıl taşısın? demiş.

Hoca da oğlunu eşekten indirip kendi eşekle yoluna devam etmiş.

Aradan zaman geçmiş bir insan;

-Ayıp ulan ayıp. Küçücük çocuk yürütülür mü? demiş.

Hoca çocuğu eşeğe oturtmuş. Kendi yoluna devam etmiş.

Aradan yine zaman geçmiş birisi;

-Hoca deli misin? Çocuğu oturtuyor, kendin yürüyorsun.

En sonunda hocayla oğlu eşeği taşımaya başlamışlar.

Hocayla oğlu tam köye gelince önüne birisi geçmiş

-Hoca salaksın herhalde. Eşek sizi taşıyacağına siz eşeği taşıyorsunuz derken

Hoca da dayanamamış ve yeter ulan deyip eşeği dereye atıvermiş…

Neyse bu tartışmayı bitirmek için sadece gözlerimin siyah-beyaz fotoğrafını koydum.

Adam olan, adamı gözünden tanır.

Böyle gereksiz bir konuda başınızı ağrıttığım, kıymetli zamanınızı çaldığım için lütfen hakkınızı helal ediniz.

Yunus Erdoğdu – yunuserdogdu@hotmail.com

Ukrayna Haber

Ukrayna'nın, ilk Türkçe haber sitesi.

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu