Haberler

Gurbetçinin yolunu Türk masalları açtı

Yücel Feyzioğlu, Türkçe konuşan 22 ülkeden derlediği masallarla Türk Dünyasına Hizmet Ödülü’ne layık bulundu.

Yücel Feyzioğlu bir modern zaman masalcısı; ama sonradan olanlardan değil, masalcı doğanlardan. Sözlü kültürün mümbit ovası Kars’ta, anasının dokuduğu bir güzel kilim üzerinde dünyaya gözünü açmış ne olsa. Ebesinden dedesine, babasından anasına, köyün Hanım Sultan nenesine herkesin masal anlattığı bir ortamda büyürse bir çocuk ne olur, bir dudağı yerde bir dudağı gökte dev anaları ensesinden tutup sihirli atlara bindirir, sonunda onu da bir masal prensine dönüştürür. Sözün özü, masalcı olmak kaderidir Yücel Feyzioğlu’nun, peri padişahının yeraltındaki köşkünden nasıl kaçılamazsa öyle kaçamaz o da masallardan. Hoş, kaçmak ne kelime, hayatını adamış bu işe ya! 30 yıllık bir uğraş sonucunda -ki bu uğraşa, Kril alfabesi öğrenmek, âşık kahvelerinde masalcıları dinlemek, Moskova ve Almanya kütüphanelerinde hatta Puşkin Müzesi’nin deposunda gizlice dolaşmak da dâhildir- Türkçe konuşan 22 ülkeden derlediği Türk Dünyası Masalları, onun adanmışlığına en güzel örnektir.

Sakarya’da, Trabzon’da ve Amasya’da valilerin desteğiyle bastırılıp okullara dağıtılan bu masalların pek tanındığı söylenemez yine de. Andersen masallarıyla büyüyen, Kırmızı Başlıklı Kız’ı ezbere anlatıveren çocuklar, Türk dünyasının masal kahramanları ‘Ayıkulak’ı, ‘Şirince Şeşen’i ya da ‘Şılk Burun ile Bılk Burun’ u nereden bilsin? Şimdi birileri diyebilir ki, ne fark eder, ha Kurbağa Prens okumuş çocuklar, ha Ayıkulak, ikisi de masal değil mi? Hayır efendim, hiç öyle değil. Geçtiğimiz hafta İstanbul Üniversitesi Avrasya Enstitüsü’nde konuşan Yücel Feyzioğlu’nu dinleseydiniz, masalın bir toplum inşa etmekteki rolü dudağınızı uçuklatırdı.

Uzun yıllardır Almanya ile İstanbul arasında mekik dokuyan Feyzioğlu, bugüne kadar pek dillendirilmemiş bir tespitte bulunuyor: “Almanya’nın Türkiye’den işçi talep etmesinin altında bir Alman hanımın hazırladığı iki ciltlik Türk masalları kitabı yatar. Bu hanım 1883’te, Osmanlı ordusunu düzenlemekle görevli babasıyla Türkiye’ye gelmiş, burada kırk yıl yaşamış, Türkçeyi iyi öğrenmiş, Türk masallarını derlemiş ve dönünce ‘Ocakbaşı Masalları’ adıyla Almanya’da yayımlamıştır. Masallar 1956-58 yılları arasında Almanya’da en çok satan kitaplar arasına girmiş ve o yıllarda oluşan olumlu atmosfer 1960’ta Türkiye’den işçi talep edilmesine zemin hazırlamıştır.” Masallar bu kadar etkili olabilir mi? “Elbette” diyor Feyzioğlu, “Dağılmış Almanya’nın birlik olabilmesinde Grimm Kardeşler’in masallarının rolü büyüktür. Alman ortak meclisini kuranlar işte o masallarla büyüyen çocuklardır.” Türk Dünyası masallarını derlemekteki asıl muradını da burada açık ediyor bizim ‘masalcı amca’; “Bugün Türk dünyası da bir zamanların Almanya’sı gibi parçalanmış durumda. Aramızdaki kültürel kopukluğu ancak ortak masallarla büyüyen çocuklar kapatabilir.”

Sadece Türk dünyasındaki kopukluk mu, Feyzioğlu’na göre aynı topraklarda; ama ayrı kutuplarda yaşayan insanları da ortak değerler üzerine kurulmuş masallar bir araya getirecek. Biz masalları çocuk uyutmaya yarar zannettiğimizden şaşkınız ki buna da itirazı var ‘masalcı amca’nın; “Çocuk uyutmak mı? Bilâkis, geleneğimizde masalın işlevlerinden biri kişiyi uyanık tutmaktır ve daha birçok işlevi vardır ki saymakla bitmez.” Almanya’dan birkaç örnek yine; Yücel Feyzioğlu bir ilkokulda Ayıkulak masalını anlatıyor. O sırada Türk çocuklarından biri, kendi kültürüne ait bir örnek duymanın gururuyla yanındaki Alman arkadaşına dönüp şöyle diyor; “Gördün mü, senin Kurbağa Prens’in varsa benim de Ayıkulak’ım var.” Başka bir gün, yine Türk masallarından etkilenen bir Alman çocuk berber koltuğuna oturup ‘Beni Keloğlan yap’ diyor. İşte böyle, Feyzioğlu buralarda pek bilinmiyor; ama onun Anadolu masallarından yola çıkarak yazdığı ‘Sihirli Limon’ Almanya’da çocukların zihninde fantastik bir dünya oluşturan yirmi kitaptan biri seçiliyor.

Kars’ta, anasının dokuduğu bir güzel kilim üzerinde dünyaya gelen ve ebesinden dedesinden dinlediği masallarla büyüyen bir çocuk değil miydi Yücel Feyzioğlu? Masallarının sadece Almanya’da değil Avrupa’da ve Türk cumhuriyetlerinde okunmasına şaşmamalı o zaman.

Yücel Feyzioğlu İstanbul Üniversitesi Avrasya Enstitüsü’nde Prof. Şeyma Güngör’ün yönettiği konferansta, orada bulunanların o güne kadar hiç duymadığı masallar da anlattı. Koltukların yarısı boştu, diğer yarısında da konuşmacıyı can kulağıyla dinleyen akademisyenler ve öğrenciler oturuyordu; ama doğrusu ‘masalcı amca’nın karşısında hepimiz biraz çocuktuk. Kosova’dan derlenen ‘Beyaz Güvercin, Kırmızı Güvercin’ masalını bize başka kim anlatırdı? Daha da güzeli, 3760 yıl önce Hammurabi yasalarıyla Mezopotamya’da yazıya geçen ilk masal ‘Adapa’yı başka nasıl dinleyebilirdik? O, kendi kültürümüze ne kadar da yabancı olduğumuzu sınarken çocuklar gibi bir ağızdan bağırmamıza ne demeli;

– ‘Er Tapıldı’ masalını bilen var mı?

– Hayıııır!

– Yartı Kulak’ı?

– Hayııır!

– Peki, Parmak Çocuk’u…

– Eveeet!

Hepimizi faka bastırmanın keyfiyle güldü Feyzioğlu: “Evet tabii ya, onu bilirsiniz elbet.”

Kendine güvenli çocuklar masalla yetişir

Masal üzerine pek şaşırtıcı bilgiler de edindik Yücel Feyzioğlu’ndan. İlk bilgi biraz sarsıcı; Fransa’da çocukların yüzde 24’ü, Almanya’da yüzde 25’i, Hollanda’da yüzde 26’sı yabancı edebiyattan beslenirken, bu oran Türkiye’de yüzde 83’e tekabül ediyor. Kendi kültürüne yabancılaşan toplum, masalların ilk defa bu topraklarda yazıya geçirildiğini bilmiyor, Batı masallarının kâğıda aktarılışından yaklaşık 3 bin yıl önce…

“Masalsız eğitim olmaz.” diyor Feyzioğlu, sıfırsız matematik olmayacağı gibi. (Peki, sıfırı bulan kimdir. Bir Türk bilgini olan Harezmi) Masal gerçek ile fanteziyi buluşturduğundan algılama kapasitesini artırır, hayal gücünü geliştirir, kuşak çatışmalarını çözer, dili geliştirir ve hep mutlu sonla bittiği için de iyimserlik aşılar. İnsanın iç çatışmalarını ve toplumsal uyumsuzlukları düzene sokar. Çocuğu bir mesleğe yönlendirir, çirkinin içinden güzeli buldurur ve kültürler arasında köprü kurar. Masallar çocuğun bağımsızlığını kazanmasına yardımcı olur, ona güven verir ve estetik beğenisini yükseltir. Bu büyükler için de geçerlidir. Masalla büyümek, öyküye, romana, bilimsel eserlere geçişi de kolaylaştırır.

ÜLKÜ ÖZEL AKAGÜNDÜZ

Daha Fazla Göster

Ukrayna Haber

Ukrayna'nın, ilk Türkçe haber sitesi.

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu
Kapalı