Haberler

Atatürk’ün bir dosta hediyesi [İZLENİM]

Lugansk Milli Taras Şevçenko Üniversitesi’nde 1 Mart 2011 günü tatlı bir telaşla başlar. O gün üniversitenin 90. yılı kutlanacaktır, fakat bu günün diğer bir önemi açılacak olan yeni Türk Merkezi sınıfı ve daha da önemlisi Türkiye Kiev Büyükelçisinin bu açılışa katılacak olmasıdır.

Merkez müdürü Uğur Tetik yanında bölüm başkanı Natalya Fediçiva ve Türkçe öğretmeni Melike Bahar Tike Tetik’le soğuğa aldırmadan üniversitenin önündeki caddenin kaldırımlarında büyükelçinin aracının yanaşmasını beklemektedirler.

Siyah, Porsche marka ciple yanaşan araçtan korumanın kapısını açmasıyla büyükelçi Ahmet Bülent Meriç çıkar. Soğukta hızlı selamlaşmanın ve hoş geldin sözlerinin ardından üniversitenin kapısından içeri girerler.

İçeride bir grup öğrenci üzerlerinde Türkiye tişörtleriyle büyükelçiyi Türkçe selamlar ve hoş geldin derler. Daha sonra konuşmasında büyükelçi bu sıcak karşılamadan duyduğu memnuniyeti ve kendini evinde gibi hissettiğini belirtir. Üniversite başkanı Kurila ve rektör Savçenko tarafından odalarında ağırlanan büyükelçiye hediyeler takdim edilir, buna karşılık büyükelçi de başkana Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliği’ne ait bir tebrik plaketini hediye olarak verir.

Bu sırada alt katta sabırsız bir kalabalık büyükelçiyi ve açılışın yapılmasını yakalarında yanıp sönen Türk bayraklı rozetleriyle beklemektedir. Merdivenlerden indiğinde büyükelçiyi büyük bir tezahüratla karşılar bu kalabalık.

Yanında sınıfa maddi destek veren Türk işadamları ve başkanla kurdeleyi keser büyükelçi ve sınıfa ilk adımını atar.

Sınıf, bölüm tarafından “Enteraktif Sınıf” olarak adlandırılmaktadır, Cambridge Üniversitesi’nde bulunan benzer bir sınıf örnek alınarak hazırlanmıştır. Projeyi Türkçe öğretmeni Melike Bahar Tike Tetik, eşi ve merkez müdürü Uğur Tetik ile bölüm başkanları Natalya Fediçiva hazırlarlar. Hazırlık aşaması üç ay sürer. Bir yıl önce açtıkları ve Lugansklı işadamı Mehmet Canlı’nın maddi desteklediği Türk Merkezi’ne nazaran bu sınıf daha lüks olmuştur, ancak temel olarak aynı sistem yer almaktadır.

Büyükelçi ve başkan sınıfın arkasında yer alan deri koltuklara yerleşir, yanlarına çeviri yapmak üzere bölüm başkanı oturur ve kalabalığın bakışları arasında kısa bir sohbet ederler. Sohbetin ardından Türkçe öğrenen öğrencilerin hazırladığı mini bir müzik dinletisi yapılır, büyükelçi ve başkan konuşur, işadamları ve Türkçe öğretmeni konuşur ve açılış şenlikli bir havada son bulur. Haftalarca hazırlanılan açılış sadece yarım saat içerisinde tamamlanır, muhabirlerin röportajları, kalabalığın alkışları arasında nihayete eder. Büyükelçi koridorda hazırlanan Ebru sergisini ve daha sonra da geçen yıl açılan Türk Merkezini gezer ve akşamüzeri Lugansk Müzesinde görüşmek üzere sözleşerek üniversiteden ayrılır.

Ertesi günkü gazete haberlerinde açılıştan bir kare fotoğraf ve büyükelçinin ziyaretine ilişkin haber yer alır. Akşam ve ertesi gün televizyonda ise tüm açılış tekrar tekrar röportajlarla birlikte gösterilir.

ATATÜRK’ÜN SAATİ UKRAYNA’DA HALEN ÇALIŞIYOR
Büyükelçinin ziyaret edeceği bildirilen Lugansk Şehri Tarih Müzesi’nde de gerekli hazırlıklar tamamlanmış ziyaret saati beklenmeye başlanmıştır. Müze müdürü Elena Yeroşkina, yardımcısına Atatürk’ün hediye ettiği saati kasadan çıkararak hazırlamasını çok önceden söylemiş, yardımcısı Helen da her şeyi eksiksiz yapmıştı. Bu tip önemli misafirleri ağırlamaya alışık müze yetkilileri ilk kez bir Türk Büyükelçisi tarafından ziyaret edileceklerinden heyecanlanmıştı. Saat kasadan sabah saatlerinde Helen ve ona refakat eden güvenlikçe çıkarıldı, parlatıldı, kuruldu ve en sonunda kutusuna yerleştirildi. Helen bir an olsun bile bu saati elinden bırakmadı. Yeterli güvenlik tertibi olmadığı için bu değerli saati arşivde bulunan bir kasada muhafaza etmekteydiler, ancak önemli misafirlere göstermek için zaman zaman çıkarıyorlardı. Geçen ay da kısa bir süre için sergilemek amacıyla çıkarmışlardı.

Saat üçe doğru Türkçe öğretmenleri tarafından müzeye yollanmışlardı Saşa, İgor ve Anna. Özellikle Saşa önceden konuyla ilgili bilgi toplamış, saatin hikâyesini büyükelçiye anlatmak üzere hazırlanmıştı. Hepsinin üzerinde takım elbise vardı ve heyecanlıydı.

Büyükelçinin aracı saat tam dörtte müzeye ulaştı, yolu bulamamalarına karşın öğretmenleri ve Lugansklı işadamı Mehmet Canlı aracı meydanda karşılayarak eskortluk yapmışlardı.

Müze şehrin merkezine yakın ancak bulunması karışık bir noktada yer alıyordu. Müzenin giriş kapısında yine öğrenciler tarafından karşılanan büyükelçiyi merdivende de müze müdürü beklemekteydi. İlk önce üst katta bulunan Ukrayna tarihi ile ilgili odalar gezildi ve heyete kısa bilgiler verildi.

En son oda Mareşal Voroşilof ve ailesine ayrılmıştı. Duvarlarda mareşalin ve ailesinin fotoğrafları asılmış, vitrin camlarına mareşalin üniformaları, madalyaları, özel eşyaları ve kitapları dizilmişti. Odanın sol tarafında Helen elinde beyaz eldivenleriyle küçük bir kutu tutmaktaydı. Yıllardır bu müzede çalışan Helen büyükelçiyi saygıyla selamladı ve hikâyeyi anlatmaya başladı. Büyükelçinin çevirmenliğini Mehmet Beyin oğlu Mehmet Ali yapmaktaydı ve bugün başladığı bu işten oldukça keyif aldığı aşikârdı. Tüm detaylarıyla Helen’ın anlattığı hikâyeyi çevirdi büyükelçiye. Ancak bu durumda Saşa’nın hazırlığını göstermesine lüzum kalmamıştı, Türkçe öğretmeni ısrar etse de hata yapabileceğini düşündüğünden ağzını bile açmadı Saşa, sadece dinledi.

Mareşal Kliment Efremoviç Voroşilov (Климе́нт Ефре́мович Вороши́лов),  4 Şubat 1881 yılında Ukrayna Lugansk’ta fakir bir demiryolu işçisi ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmişti. Maden işçiliği yaparak eğitimini zorlukla bitirdi. 1903’te Rus Sosyal Demokrat Partisi’ne girdi. 1906’da Bolşevik delegesi olarak Stockholm kongresine katıldı. Birkaç defa tutuklandı ve sürgüne gönderildi. 1917 Ekim Devrimi’nden sonra Petrograd Savunma Komitesi Başkanı oldu. 1918’de Ukrayna 5. Kızıl Ordusu’nu kurdu. 10. Ordu kumandanıyken Çariçin Savunması sırasında Stalin ile dost oldu. Stalin’in Çariçin’den ayrılmasının ardından Troçki tarafından 10. Ordu kumandanlığından azledildi. 1925-1940 arasında Halk Savunma Komiserliği yaptı. II. Dünya Savaşı’nda Leningrad Savunmasını yaparak Wehrmacht’ın kenti ele geçirmesini önledi. Savaş sonunda mareşalliğe yükseltildi ve 1947’de Politbüro üyesi oldu. 1953-1960 arasında Yüksek Sovyet Prezidyumu Başkanlığı (cumhurbaşkanlığı) yaptı. Atatürk ile aynı yıl doğan Voroşilof 1969’da Moskova’da öldü.

Maraşel Voroşilof’un Türkiye ile ilgisi ise Kurtuluş Savaşı’nın sürdüğü yıllarda askeri bilgisiyle savaşın taktik ve stratejisine katkıda bulunması amacıyla Ankara’ya gönderilmesi ile başladı. Voroşilov, Ankara’da askeri danışmanlık yaptı, Sovyet hükümeti ile yaptığı temaslarla TBMM Hükümeti’ne büyük yardımlar sağladı.

Kliment Yefremoviç Voroşilov, General Mihail Vasilyeviç Frunze ile Türkiye’ye gelmişti. General Mihail Vasilyeviç Frunze, Sovyetler Birliği tarihi içinde önemli bir yere sahipti. Lenin’in özel talimatıyla, olağanüstü elçi sıfatıyla 13 Aralık 1921′de Ankara’ya geldi. Onuruna düzenlenen mitingde yaptığı konuşma büyük etki meydana getirdi. Millet Meclisi’nde konuşma yaptı. Frunze, TBMM kürsüsünden Sovyet halkları adına yaptığı konuşma ile Sakarya zaferini kutladı. Frunze, Mustafa Kemal’le yakın ilişki kurdu. Sakarya cephesini gezdi. 5 Ocak 1922’de ülkesine döndü. Furunze ve Voroşilov’un maddi ve manevi destekleri her zaman devam etti. 1927’de Sovyetlerden gelen pek çok tank, top gibi ağır silahların Tophane Limanı’ndan Türkiye’ye giriş yapmış olması somut bir örnek olarak verilebilir. Özetle Cumhuriyet’in ilk dönemlerindeki Türk-Rus ilişkilerinin oldukça dostaneydi.

TAKİSİM’DEKİ GENERAL HEYKELİNİN SIRRI
Atatürk, Kurtuluş Savaşımızda bizi ilk tanıyan, bize yardım ellerini uzatan, Doğu Anadolu’daki Çarlık Rusya’sı işgalini kaldıran, Gümrü Anlaşması ile Ermenistan sınırını çizen, TBMM Hükümetine altın, para ve silah gönderen Sovyet Rusya’ya, Lenin Hükümeti’ne bir vefa borcu olarak dönem içerisinde yapılan ve İstanbul’un en önemli meydanlarından olan Taksim Meydanın’da yapılan Taksim Anıtında bu generallere yer vermişti.

8 Ağustos 1928′de 30 bin İstanbullunun iştiraki ile TBMM Başkanı Kâzım Özalp tarafından açılan anıtın çevre düzenlemesi ve anıt kaidesi İtalyan mimar Guilio Mongeri, heykeller ise İtalyan heykeltıraş Pietro Canonica tarafından yapıldı. Taksim Anıtı’nda, Atatürk’ün arasında Mareşal Kliment Yefremoviç Voroşilov ve General Mihail Vasilyeviç Frunze durmaktadır ve bu Atatürk tarafından istenmiştir. Atatürk Taksim Anıtı’nda Mareşal Kliment Yefremoviç Voroşilov, Mareşal Fevzi Çakmak’ın arkasındaki figür olarak yer almasını sağladı. Anıtta, Kızıl Ordu’nun kurucusu olarak bilinen General Mihail Vasilyeviç Frunze de İsmet İnönü’nün arkasında gösterildi.

Türkiye bağımsızlığını milli mücadele savaşının ardından 1923 yılında Cumhuriyeti’ni ilan etti. Yeni bir dönem başlamıştı, Mustafa Kemal Atatürk bu Cumhuriyetin ilk yıllarında yeni devrimleri ve reformlarıyla tarihte önemli bir yer aldı. Ayrıca bu süreçte Türkiye ve Rusya ilişkileri de önemli bir aşama kaydetti ve dostlukları çeşitli temaslarla pekişti.

Dışişleri Bakanı Dr. Tevfik Rüştü Bey Ekim 1930’da Moskova’ya gitti ve burada SSCB Dışişleri Halk Komiseri Litvinov ile görüşmelerde bulundu. Ekim 1931 yılında da Litvinov Türkiye’yi Moskova antlaşmasını kutlamak adına ziyaret etti. Litvinov’un bu ziyareti tüm dünyada büyük ilgi uyandırdı. Bu ziyarete iade-i ziyaret olarak Başbakan İsmet İnönü Mayıs 1932’de Moskova’yı bir heyetle ziyaret etti. Moskova’da törenlerle karşılanan heyet, en iyi şekilde ağırlandı, ekonomik ve kültürel pek çok alanda görüşmeler yaptı. Bu görüşmeler Türkiye’nin Milletler Cemiyeti’ne girmesi sürecinde destekleyici yönde oldu.

İsmet Paşanın bu Moskova ziyaretinin ardından iade-i ziyaret olarak SSCB Başkanı Vyaçeslov Mihayloviç Molotov’un Türkiye’nin 10.yıl kutlamalarına ziyareti kararlaştırıldı, ancak Molotov hastalandı ve doktorlar seyahatine izin vermeyince Molotov üzüntülerini ve özürlerini belirterek vekili olarak Kızıl Ordu Başkumandanı Mareşal Yefremoviç Voroşilov’u Türkiye’ye gönderdi.

Sivastopol Limanı’ndan İzmir Vapuruyla Voroşlikof yola çıktı ve 26 Ekim 1933 tarihinde İstanbul sahillerine ulaştı. İstanbul halkı Rus Heyetini büyük bir tezahüratla karşıladı, iki ülkenin marşları çalındı ve heyet Pera Palas otelinde ağırlandı. Vali, Belediye başkanı ve komutanlar tarafından ziyaret edilen heyet çeşitli temaslarda bulundu. Rus heyeti 27 Ekim sabahı Ankara’ya geçti. Heyet Atatürk tarafından kabul edildi ve hediyelerini takdim ettiler. Bu hediyeler arasında en dikkat çekici olanı Atatürk’e armağan edilen iki cins at oldu. Ayrıca heyet kültürel ve ekonomik pek çok görüşmelerde bulundu.

29 Ekim 1933 günü Cumhuriyetin 10. yıldönümü şerefine yapılan merasim ve şenliklere katılan heyette Voroşilof verdiği demeçlerde Türk ordusunun o günkü durumundan ne kadar etkilendiğini, şenliklerin ne denli gösterişli olduğunu belirtti. Kutlamalar sırasında Mareşal Voroşilof ve Mustafa Kemal Atatürk ayrıca görüştü ve sohbet etti.

Gece düzenlenen baloya da Mustafa Kemal’le birlikte katılan Voroşilof, burada Rus halk dansı yaptı, buna karşılık Atatürk’te jest olarak zeybek oynadı ve gece boyunca dünyanın alacağı şekil üzerinde görüşerek yeni bir savaşın eşiğinde oldukları üzerinde fikir birliğine vardılar. Hatta Voroşilof bu sırada Mustafa Kemal’e “Bu harbte Şark ordularının Başkumandanlık vazifesini siz göreceksiniz” dedi.

Heyet, bu kutlamaların ardından trenle İzmir’e geçerek orada da çeşitli temaslarda bulundu, şehri ve hatta Bergama tarihi anıtlarını gezdiler. Burada Atatürk’ün isteği ve şehrin Belediye Meclisi kararıyla büyük bir caddesine Voroşlof Caddesi adı verildi ve Mareşal şehrin Fahri Hemşerisi unvanını aldığı ilan edildi. İzmir ziyaretinin ardından Voroşilof ve heyeti İzmir Vapuru ile İstanbul’a gitti, burada da yine bir süre kaldı ve 13 günlük Türkiye ziyaretinin ardından 7 Kasım 1933’te ülkesine döndü. Dönmeden önce yaptığı açıklamalarda Voroşilof Türkiye’ye misafirperverliğinden dolayı teşekkür edip ve yeni cumhuriyetin o günkü durumundan övgüyle söz etmişti.

Ayrıca Cumhuriyetin 10. Yılı’nın kutlamalarında Mustafa Kemal Atatürk’ü ziyaret eden Mareşal Voroşilof’a Atatürk altın bir cep saati hediye ederek “Eğer bir daha ülkemize yolunuz düşerse bu saati göstermeniz yeter. Türkiye’nin bütün kapıları sizin için gece gündüz her an açılır” demişti. Ukrayna’nın Lugansk kentindeki Tarih Müzesi’nde Mareşal Voroşilov’un özel eşyaları arasında bulunan bu altın cep saati günümüzde bile zamanı net olarak göstermektedir.

Saat müzede özel kıymetli eşyalar arasında muhafaza edilmektedir ve Atatürk’ün saatin üzerine mareşalin isim ve soy isminin baş harfleri olan KV’yi kazıttırmıştı.

İşte bu önemli saati görmeye gelen büyükelçi ve yanındakiler müzede pek çok fotoğraf çekti, hatta müze müdürü Elena kendilerinin sergilemesi için de fotoğraf istedi. Müzeden ayrılırken büyükelçi yetkililere küçük birer hediye vermeyi de ihmal etmedi. Tüm ziyaretçiler büyük bir memnuniyetle bir saat önce girdikleri müzeden ayrıldılar.

Büyükelçi dışında hepsi ilk kez haberdar olmuşlardı bu saatin varlığından ve büyük bir şaşkınlık yaşamışlardı. Birazda yüzlerinde yaşadıkları bu şehre karşı duydukları bilgisizliğin mahcubiyetiyle ayrıldılar müzeden. Yeni öğrendikleri bu saatin hikâyesini tanıdıklarına anlatmayı ihmal etmeyeceklerdi daha sonraki dönemlerde.

Türkçe Öğretmeni Melike Bahar Tike Tetik – Türk Merkezi Müdürü Uğur Tetik / Lugansk

Ukrayna Haber

Ukrayna'nın, ilk Türkçe haber sitesi.

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu