Haberler

Korsan yayıncılık

Hayatta her şeyin gerçeği ve orijinali daha kıymetli ve değerlidir. Kıymetli ve değerli olduğu için elde edilmesi gayret ve zaman ister, elde edildikten sonrada bırakılması zordur. Orijinal el yazması bir kitap, matbaada kuşe kâğıda basılmışından daha kıymetlidir. Fakat insanlar bazen orijinale ulaşma konusunda gereken zaman, gayret ve maddi külfetten kurtulmak için ‘’Korsan’’ olana yönelebilmektedir.

Televizyonda veya gazetede şu ifadeleri sıkça duyarız.’’ Korsan kaset almayalım’’,’’Polis yaptığı operasyonda korsan kitap yakaladı’’ veya ‘’ Yılbaşı piyango bileti alırken dikkatli olun korsan veya sahte bilet almayın’’. Bu haberleri dinleriz o an üzülsek de kısa sure sonra unutur gideriz. Hatta bu haberleri dinlerken bilgisayarımıza orijinal olmayan Windows XP kurmakla meşgulde olabiliriz.

Korsan yayıncılık meselesine farklı bir açıdan baktığımız zaman durum biraz daha anlaşılır hale gelebilir. İnsanlar zulmeder, kader adalet eder diye güzel bir söz vardır. Bir şarkıcıyı ele alalım, kasetleri korsan satılıyor diye alttan üste kadar tüm makamların yetersiz tüm kanunların etkisiz olduğundan şikâyet eder. O şarkıcıya şu soruyu sormak isterim ‘’ siz başkasına ait söz veya müziği sahibinden habersiz alıp kullandınız mı’’?

Evet, muhtemelen bir zamanlar o şarkıcıda başkasına ait söz ve müziği izinsiz kullanmış ve bir nevi korsanlık yapmıştır. Bu durum her zaman aynıyla tekerrür etmez, bazen yolda giderken büyük bir insan hakkında olumsuz bir düşünce hayalimizden geçer, az sonra ayağımız bir taşa takılıp yere düşebiliriz.

Dolayısıyla olayların birbirinden bağımsız olduğunu düşünmemek lazım.

Her şey her şeyle bağlıdır. Gözlerimiz kör olmadığı halde zifiri karanlıkta göremeyiz. Görmek için göz yetmez, gün ışığına da ihtiyaç vardır.

Dolayısıyla olaylara mahruti (bütüncül) bakmak lazım, kaseti veya kitabı korsan satıldığı için şikâyetçi olan kişinin, internetten korsan anti-virüs programı indirmemesi lazım, elinde imkânı oluğunda bunu başkalarıyla paylaşabilmesi lazım, doktora gittiğinde sırasını beklemesi lazım, kitabının basımı için harcanan ağaç sayısı kadar yeni fidan dikebilmesi lazım, derisi kürk olarak kullanılan hayvanların neslinin devamı için en azından kendisi o kürkü almaması lazım.

Evet, her şey önce kişide başlar, biz bize düşeni yapmaya bakalım. Anlatılan bir hikâyede, denizde olan med cezir sonucunda çok miktarda denizyıldızı kumsalda kalır, denizyıldızı suyla buluşamayınca ölür. Bunu gören birisi sahildeki denizyıldızlarını tek tek alıp denize fırlatmaya başlar, bir başkası ise yanına gelerek sahilde binlerce denizyıldızı var bunların hepsini denize atamazsın ne değişecek diye sorar. Elindeki denizyıldızını göstererek “bunun için çok şey değişecek” der ve onu da denize atar.   

İnsanın yaşadığı hayatın gök kubbede hoş bir seda olarak yerini almasını istiyorsa ‘’Ateş düştüğü yeri yakar’’ düşüncesinden sıyrılıp ‘’Ateş nereye düşerse düşsün beni yakar’’  anlayışına yönelmesi gerekir.

 

Mustafa Korel – UkraynaHaber.com

Ukrayna Haber

Ukrayna'nın, ilk Türkçe haber sitesi.

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu