Haberler

İki olay, iki ders…

Delikanlı her zaman ki gibi sabahın erken saatlerinde güneşin henüz doğmadığı vakitte sevdası ile görüşebilmek amacıyla köylerini ayıran ve her zaman coşkun akan Amuderya Nehri’ni yüzerek karşı kıyıya ulaşır ve alacakaranlıkta kendisini bekleyen sevdasına kavuşur, onunla görüşür ve yine gün ağarmadan nehri yüzerek geçip kendi köyüne döner. Bu durum uzun zaman devam eder.

Yine böyle bir günde sevdasına kavuşmak için nehri yüzerek karşı kıyıya geçer fakat biraz geç kaldığı için gün ağarmıştır artık, sevdasını ilk defa gündüz gözüyle görür ve o zamana kadar fark etmediği bir durumu fark eder, kızın gözünde şaşılık vardır. Delikanlının duyguları hemen değişmeye başlar ve kıza dönerek; “Sana olan sevgim azaldı, bundan sonra beni bekleme artık” der.

Kız üzülür fakat elinden bir şey gelmez. Delikanlıya dönerek; “Tamam dediğin gibi olsun, yalnız senden bir ricam var, bugün köyüne yüzerek gitme” der. Fakat delikanlı kızı dinlemez ve Amuderya’nın serin sularına atlayıp gözden kaybolur. Aradan birkaç saat geçmeden delikanlının nehirde boğulduğu haberi gelir.

Evet delikanlı aslında yüzme bilmemektedir. Her sabah o nehri yüzerek geçmesi ise içindeki ‘’Aşk’’ tan kaynaklanmıştır.

Sonuç: Hangi işi yapıyorsanız yapın, içinizdeki “Aşk” ölmüşse, sizde ölmüşsünüz demektir.

Osman Efendi Afyon’da yaşayan hali vakti yerinde bir insandır. Bir sabah  şiddetli bir başağrısıyla uyanır, hemen aile doktorunu çağırır. Doktor muayeden sonra ağrı kesici ilaçlar verip evden ayrılır. Fakat Osman Efendinin baş ağrısı, azalmaz aksine artarak devam eder. Doktor bu sefer hastaneye yatırır tetkikler yapılır uygun ilaçlar verilir ama nafile, Osman Efendinin baş ağrısı devam eder. Bunun üzerine İstanbul’da hastaneye yatırılır tetkikler yapılır ilaçlar verilir ama netice değişmez.

Osman Efendi artık uyuyamaz hale gelir baş ağrılarından dolayı ve soluğu İsviçre’de alır. Beyin filmleri çekilir, tomografi, MR vesaire her şey yapılır ama derde derman bulunamaz. Artık yapılacak bir şeyin kalmadığını doktorlar ailesine iletir.

Bunun üzerine memlekete getirirler Osman Efendiyi,  başağrılarıyla beraber. Osman Efendi bir gün aile berberini konağa çağırıp tıraş etmesini ister. Berber gelir ve tıraş etmeye başlar, az sonra burun kıllarını temizlerken bir kılın ters döndüğünü fark eder ve makasıyla kılı çeker bir de ne görsün 20 cm uzunluğunda bir kıl. Burnu kanayan Osman Efendinin kanını siler; “Efendim burun kılınız ters dönmüştü onu çektim” der.

Bu arada Osman Efendi başının ağrısının geçtiğini fark eder ve berbere teşekkür ederek onu ödüllendirir.

Nede olsa uzman doktorların bulamadığı çareyi berber bulmuştu. Osman Efendi son yıllardaki en rahat uykusunu almak için yatağına doğru yürürken berberde evinin yolunu tutmuştu.

Sonuç: Burnundan kıl aldırmayanların “Başı” çok ağrır.

Ukrayna Haber

Ukrayna'nın, ilk Türkçe haber sitesi.

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu